Kitapla ilgili herhangi bir inceleme yapılmamış ve ben de bir faydam olsun istedim. Zaten kitabı okuyan çok kişi olmamış çünkü insanlar genelde doğrudan İlyada ve Odysseia’yı okumaya girişiyor. Henüz kendi adıma bu şiirleri okumamın zamanının gelmediğini düşündüğüm için –konuyla ilgili kitaplar okurken karşıma çıkan pasajlar dışında- okumadım. Bir altyapı kurulmadan okunmasını da yöntemsel olarak doğru bulmuyorum. Tabii herkes benim gibi takık değil ve popüler olduğu için okumaya doğrudan girişiyorlar. Neyse, bu kitap da işte benim gibi takıklar için fena olmayan bir başlangıç kitabı.
Konu hakkında biraz bilgisi olan herkes Homeros hakkında birçok tartışmanın olduğunu bilir. Gerçekten yaşayıp yaşamadığı, eserlerin ona ait olup olmadığı, hangi dönemde yazıldıkları, anlatılanların ne kadarının gerçek olduğu gibi birçok tartışma var. Tabii tarihsel dönemlerde baskın fikirler değişiyor. Homeros Yunan toplumu için hem bir yaşam kılavuzu, hem geçmişleriyle övünmelerinin aracı, hem öykündükleri bir model, hem de kutsal bir kişilik. Kitapları da “kutsal kitap” gibi görülüyor neredeyse. Helenistik dönemde Kolophon ve Smyrna (İzmir) gibi bazı antik kentlerin paralarına Homeros’un portresini basması, bir anıt yazıda “Homeros bir tanrıysa, Ölümsüzler gibi onurlandırılsın; ama tanrı değilse, tanrı yerine konsun.” denmesi gibi örnekler bunu gösteriyor (Yazar buradaki materyallerin her birinin görselini veriyor ve açıklamasını yapıyor).
19. yüzyıl akademi dünyasında baskın görüş şiirlerde anlatılanları tamamıyla gerçek-dışı görüyor. Aslen bir tüccar olan ama arkeoloji meraklısı Heinrich Schliemann, şiirlerde anlatılanların gerçek olduğu inancıyla, 19. yüzyılda ülkemizde birçok kazı yapıyor ve işler biraz değişiyor. Ayrıca 20. yüzyıla gelindiğinde Milman Parry ve Albert Lord,