Ali Demirel

Ali Demirel

Yazar
8.2/10
40 Kişi
·
167
Okunma
·
5
Beğeni
·
3.271
Gösterim
Adı:
Ali Demirel
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 11 Eylül 1973
11.09.1973 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1985’de ilkokul, 1992’de ise lise eğitimini tamamladı. 1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı.
Yazı hayatına fakülte yıllarında çıkardığı dergiyle başladı. Zaman Gazetesi’nde Ailem dergisinde yazılar yazdı. Ayrıca gazetenin Akademi sayfasının editörlüğünü yaptı. Değişik gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Kaynak Kültür Yayın Grubu’nda yayın editörlüğü görevini sürdüren yazar, yazı hayatına Bugün Gazetesi’nde Cuma yazılarıyla devam etmektedir.
Basılmış kitapları
Mukaddes Göç Hicret
Akşam Çayı
Ben İnanıyorum (Numan Seyhan müstearıyla)
Gençliğin Cinsellik İmtihanı (M. Ali Seyhan müstearıyla)
İnfak Kahramanları
İffet Ya Hu
Hayırda Yarışanlar
Ebu Cehiller fark edememişti: bu öyle bir dava idi ki dünden bu tarafa nice Nemrut ve nice Tiran bozuntusu Şeddadlar, zulümleriyle köpürüp durmuş ama bu davanın erlerini yolundan çevirememişti. Bugün de çeviremeyeceklerdi! İnanan insan, yeri geldiğinde ağaç kabuğu da yerdi ama Tiran bozuntusu Ebu Cehiller istedi diye davasına ihanet etmezdi ve etmediler!
Ebu Cehillere inat ashab-ı kiramda müthiş bir kenetlenme söz konusuydu!
Allah'ın gönderdiği vahyi harfiyyen tatbik eden Allah Resulü(sav), işte en temel noktadan, "insan" dan başladı. Zira her türlü problemi üreten, insanın bizzat kendisiydi ki bu durumda insanı çözmeden hiçbir problem çözülemezdi.
Düşünce müflisi Mekkelilerin, kaba kuvvetten başka çareleri yoktu; mevzi kaybettikçe daha çok sertleşiyor, sertleştikçe insanlıktan çıkıyorlardı! Attıkları her adımın akim kalması karşısında açık bir paranoya yaşıyorlardı; ne yaptılarsa netice alamıyor, imana koşuşun önünü kesemiyorlardı!
Sınır ve kural tanımaz zulümlerinin zirve yaptığı bir günün akşamında, dengeleri değiştiren insan Hz.Hamza da(ra) onları terk etmiş, düşman bildikleri saftaki yerini almıştı.
Farkında bile değillerdi; zulüm haddini aşınca ehl-i insaf saf değiştiriyordu!
İddia makul olmayınca, istedikleri kadar reklam yapsalar, istedikleri gücü sonuna kadar kullansalar da tutmuyor, hatta geri tepiyordu!
Bir darbe de Habeşistan'dan almışlardı! Elçiler göndermiş, dünyaları ayaklarının altına sermişlerdi ama masumiyet duvarını aşamamış, samimiyetin zırhını delememiş ve gözünü boyayamadıklarını Habeşistan'ın selim vicdanına takılmışlardı.
Halbuki işi bilen birileri olarak Abdullah İbn-i Ebi Rebia ve Amr İbn-i As'ı oraya ne ümitlerle göndermişlerdi. Ne siyasi taktikler netice vermiş ne de pahalı hediyeler işe yaramıştı; Ebu Cehil'in kardeşi Abdullah ile tuttuğunu koparan Mekke'nin siyasi dehası Amr, Habeşistan'dan eli boş dönmüşlerdi!
Problem çözmede zamanlama çok önemlidir; kime, neyi,ne zaman ve ne kadar vereceğinizi bilemez ve önceliklerinizi iyi ayarlayamazsanız mualecelerinizde neticeye gidemezsiniz. Zira problem, bir yönüyle vücutta kendini gösteren çıbana benzer; erken mualace onun vücudun diğer tarafına sıçramasına sebebiyet verirken geç kalmak ise vücudu kaybetmek anlamına gelir. İşin burasında zamanlama çok öne çıkmaktadır ve öyle bir zamanda müdahale edilmelidir ki tereyağından kıl çekercesine mesele çözülsün, problem olmaktan çıksın!
Hakkı olmadığı halde başkasının elindekini gasp etmenin bile "fazilet" gibi telakki edildiği, üstelik buna bir de "kahramanlık" süsü verilerek methiyeler dizildiği bir dönemde, alın teriyle hak ettiğini talep etmekten haya eden bir iffet abidesi ile karşı karşıyaydı ! Her yönüyle pul pul dökülen bu toplumdan böyle bir fazilet, ancak Kabe'nin Rabbi'nin inayetiyle çıkardı! O günden sonra bu fazilet ile teması olmuş, her defasında şaşkınlık ve hayranlığını arttıracak yeni şeylere şahit olmuştu. Bütün bunlar onda, O'na karşı "saygı" hissini geliştirmiş, fazilet peşinde birisi olarak bulduğu bu değeri daha yakından tanıyabilmek için yolunu kesiştirecek vesileler arar olmuştu.
Allah Resulü'nün sözleri biter bitmez Varaka'nın dili çözüldü; titeyen bir ses tonuyla Resulullah'a(sav) dönmüş şunları söylüyordu:
-Keşke ben o gün genç ve yaşıyor olsaydım da kavminin seni çıkarıp yurdundan kovacakları güne yetişebilse ve o gün sana destek verebilseydim!
Her şey güzeldi ama Varaka'nın bu son sözü, Hazreti Hadice'yi tedirgin ettiği gibi Allah Resulü'nde de bir merak ve endişe meydana getirmişti. Onun için hemen sordu:
-Kavmim beni çıkaracaklar mı?
Başını sallıyordu ihtiyar Varaka! Dünden bu yana farklı olmamıştı ki bugün karşı konulmasın, ötekileştirilmesin, itibarsızlaştırma adına yalan ve iftiralarla karşısına çıkılmasın ve nihayet, alanını daraltmak suretiyle O'nu da memleketinden kovmasınlar!
-Evet,dedi. "Seni de çıkaracaklar; zira senin getirdiğin hakikatle gelen hiçbir insan yoktur ki yurdundan çıkarılmış, vatanından mahrum bırakılmış olmasın!
Gerçekten çok güzel bir kitap. Özellikle günümüz sorunlarına güzel hikayelerle mesaj vermeye çalışmış yazar. Elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz bir kitap. Herkese tavsiye ederim. :)
Hz. Yusuf'u okurken kendisini himaye eden vezire karşı ihanet edemeyen bir genç gördüm. Aklıma aşk ı memnu geldi. Oradada Behlül amcasına daha fazla ihanet edemeyeceğini söyleyip kaçmıştı ve Bihter intihar etmişti. Sonuç olarak biz tv den bunu izlerken Bihter' e acımış aşkına sahip çıkmış bir kadın olarak izlemiştik. Sanırım şimdi daha iyi anlıyorum birbirine benzer hikayelerin aldığımız algıda nasıl değişebileceğini
İlk çıktığında alıp okuduğum sonrasında yayınevinin FETÖ bağlantılı olduğunu öğrenince çöpe bastığım bir kitaptı. Genel olarak bol bol ayrıntıya yer verilen, daha önce belki de bilmediğimiz şahıslardan da bahseden bir kitap.
Islamiyet döneminden günümüze kadar yaşanan, iffetsizlikleri, işlenen günahları ve bu günahlardan nasıl geri dönmemizi anlatan kitap bize güzel öğütlerde de bulunuyor. Yalın ve akıcı anlatımı ile de sürükleyici bir hale geliyor. Tavsiye ederim.
Severek takip ettiğim, her bulduğum fırsatta da okumaya çalıştığım bir kitaptı. Özellikle Peygamber Efendimizin eşleri ve çocukları hakkında daha önce hiç bilmediğim bir çok ayrıntıyı okumuş oldum. Gerek hadisler gerekse rivayetler olsun her birinin alıntılandığı eserler ve açıklamaları dip not olarak verilmiş. Çok geniş ve detaylı bir çalışma sonucu bu eserin ortaya çıktığı belli.
Tomris Temür yani demir hatun tarihteki ilk kadın hükümdar ve kendisi Türk kitabı okurken sanki, o tarihin içine daldım ve hiç sıkılmadım gerek tomris hatunun kişiliği gerek eşinin gerekse babasının kişiliği beni kendilerine hayran bıraktı işte dedim Türk her yerde Türk insanların birbirlerine gösterdikleri saygı o kadar mükemmel ki keşke bu değerlere sahip çıkabilseydik kitapta tomris hatunun ve kurusun doğumundan hükümdar olmalarına ve en son başında bulundukları iki ülkenin karşı karşıya gelmesine kadar baştan sona tüm hikaye akıcı bir şekilde çok güzel anlatılmış en kısa zamanda bu tarz kitaplardan daha fazla bulup okumaya devam etmeyi düşünüyorum

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Demirel
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 11 Eylül 1973
11.09.1973 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1985’de ilkokul, 1992’de ise lise eğitimini tamamladı. 1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı.
Yazı hayatına fakülte yıllarında çıkardığı dergiyle başladı. Zaman Gazetesi’nde Ailem dergisinde yazılar yazdı. Ayrıca gazetenin Akademi sayfasının editörlüğünü yaptı. Değişik gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Kaynak Kültür Yayın Grubu’nda yayın editörlüğü görevini sürdüren yazar, yazı hayatına Bugün Gazetesi’nde Cuma yazılarıyla devam etmektedir.
Basılmış kitapları
Mukaddes Göç Hicret
Akşam Çayı
Ben İnanıyorum (Numan Seyhan müstearıyla)
Gençliğin Cinsellik İmtihanı (M. Ali Seyhan müstearıyla)
İnfak Kahramanları
İffet Ya Hu
Hayırda Yarışanlar

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 167 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.