Andrew Wilson

Andrew Wilson

Yazar
8.3/10
4 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
565
Gösterim
Adı:
Andrew Wilson
Unvan:
Gazeteci
Gazeteci Andrew Wilson, aralarında Observer, Daily Telegraph, Guardian ve Independent da dahil olmak üzere Britanya'nın ulusal gazetelerinin çoğunda çalışmıştır. Patricia Highsmith: Güzel Gölge yazarın ilk kitabıdır.
bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni;
hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi.
bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
(sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)
"Hepimiz dibi görünmeyen bir uçurumun kıyısında yaşıyoruz," diye yazmıştı; insanın uçurumun kenarına doğru bir adım atabilmesi ve aşağıda nelerin olduğuna bakabilmesi büyük bir cesaret gerektiriyordu.
"Dünya döndü ve tekrar bir yana doğru yattı ve yörüngelerimiz birbirlerine paralel gitmemeye başladı."
Kendini içi boşalmış, değersiz ve amaçsız biri gibi hissediyordu. Kendi deyişiyle, gözlerinin arkasında çıplak ve ıssız bir mağaradan, "bir cehennem çukuru" ndan, başka bir şey yoktu.
"Yazı hür irademle kendi kendimden uzaklaştırdım / Ve benim için yaz bir daha hiç gelmeyecek."
Sylvia Plath, hayatıma gireli 11 sene olmuş. Arkadaşımın sayesinde tanıdım bir nevi, o zaman durmadan yazdığım bir bloğum vardı. Arkadaşım daha önce Sylvia Plath okudun mu, onun gibi yazıyorsun demişti ben ise merak edip araştırmıştım ve tabii ki onure olmuştum.. Yazılarımı benzettiği için. Böyle tanıdım ben bu güzel kadını ve okumaya başladım, araştırdım ve filmini izledim, bütünüyle tam olarak kim olduğunu öğrendim ve sevdim.

Sonraları kitaplarını okumaya başladım, daha fazla okumak, daha fazla bilmek istiyordum hayatındaki gerçekleri. "Deli Kızın Aşk Şarkısı" yani biyografisini ele alırsak, biraz fazla kızgınım çünkü hayatı yarım bir şekilde yazılmış bana göre.
Çocukluk evresinden, olgunlaşma dönemine kadar yazmış yazarımız ve dilini pek sevemedim. Andrew Wilson yazacağına keşke, Rauda Jamis yazsaydı dedim biyografi'yi, çok daha iyi yazardı eminim. Kızgınlığıma gelirsek eğer Ted Hughes'ın izin vermediğine eminim, nereden biliyorsun diyeceksiniz, biliyorum çünkü Sylvia Plath'ın yaşamına girdikten sonra kendini daha büyük bunalımlara atıyor Plath ve hakkında bir şeyler bilsemde, tam olarak ayrıntıyı bilmiyorum ve bilmek isterdim.

Çocukluğuyla başlıyor yazarımız anlatmaya ve o döneminide kısa tutuyor, çocukluğunda gayet sevecen, akıllı ve neşeli bir dönem geçiriyor Plath, ama babasını kaybettikten sonra annesine azılı bir düşman oluyor içten içe, çevresine karşı hep neşeli ve iyi gözüken Plath içinde kendini yiyip bitiriyor. Manik depresifliği ise o zamanlardan başlıyor. Hayatındaki iniş çıkışlara bir türlü ayak uyduramıyor ve haliye kendini derslerine ve en iyi olmak üzere telkin vermeye başlıyor. Mükemmeliyetçi bir yapısı var. Başarısı herkes tarafında takdir ediliyor, çevresinde plath'ı sevmeyen pek az insan var. Yazmaya çocukluğundan başlayan Plath, yazmasındaki başarıları gazete ve dergilerde yayınlanmaya başlıyor. Bir sürü başarı elde etmesine, en iyi okullarda burs kazanmasına rağmen, gittikçe hırslanıyor. Kendine olan takıntısı ve her şeyde en iyisi olabilmek ve çevresindeki herkezle flört eden, sonra bırakan bir kızımız. İnsanlara o dönemler hep yukardan bakan ve kendisi gibi her şeyi başarabilen, her konuda konuşabileceği insanlar arıyor. Yaşından çok olgun davranışlarıyla ise diikkatleri her zaman üstüne çeken ve kıskanılan bir kadın.

Ama gel gör ki bir takım büyük tranvalar diyeceğimiz olaylar yaşadıktan sonra daha kötü olmaya başlıyor.. Ne yaparsa yapsın, depresiflik denen illet yakasını bırakmıyor.
Yaşamının her döneminde para sıkıntısı çekmiş ve hayatı boyunca çalışmış, didinmiş bir kadından bahsediyorum. İçten içe her şeye, herkeze öfkeli olmak ne kadar yorucu olduğunu bir düşünün. Her şeye sahip olmuş ama kendi tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş olduğu yere, aynı zamanda olağanüstü güçlü bir insan. Kendi içinde yapayalnız ve kendini bir gün bile, sorgulamadan, düşünmeden alıkoymamış.

Kısaca yazılarında da göreceğiniz gibi babası onun kahramanı ama, yazılarında sevgisini çok farklı bir biçimde göstermiş. Annesine olan tavrı ise çıkmaz bir yolun labirenti gibi içten içe sevgisi acımasızlığa dönüşüyor. Bugüne kadar yazdığı bütün yazılar ve şiirler, hayatına giren insanlar ve yaşadığı olaylar hakkında. Kısacası çevresindeki insanlardan çok beslenmiş bugüne kadar. insanlar bu yüzden biraz kızgın ve kırgınlar ona karşı. Ama sonuçta o bir yazar, her yazar bunu yapar. Ted Hughes olan dönemi ise sarsıcı ama nedense, kitapta o bölüme iki sayfalık bi yer vermişler böyle bir saçmalık olamaz adı üstünde biyografi bu.
Ted bana kalırsa acımasız bir adam ve kendi hakkındaki gerçekleri tam olarak bilmesinler diye yazarla anlaşmış besbelli ve onu iyi göstermeye çalışmış. Ne olursa olsun, okumanız gereken bir kitap. Kimsenin okumamasına da şaşırıyorum, Frida Kahlo okuyorsanız bu kadını da okumalısınız, aynı ilgiyi Sylvia Plath de hak ediyor!
Ayrıca popüler kültürün kurbanı yapmayın kitapları, sonuçta bu durumda biraz ayrımcılığa giriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andrew Wilson
Unvan:
Gazeteci
Gazeteci Andrew Wilson, aralarında Observer, Daily Telegraph, Guardian ve Independent da dahil olmak üzere Britanya'nın ulusal gazetelerinin çoğunda çalışmıştır. Patricia Highsmith: Güzel Gölge yazarın ilk kitabıdır.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.