Ah gençlik! Daima saf, daima hülyalar içinde, daima kelebeklerin ve çiçeklerin peşinde koşuyor. Anavatanınızı İspanya'ya gülden çelenklerle bağlayasınız diye birleşiyorsunuz, fakat aslında elmastan sert zincirler dövmektesiniz! İstediğinizin ölüm, milliyetinizin yok edilmesi, anavatanı nızın yıkımı ve tiranlığın kutsanması olduğunu anlamaksızın haklarda eşit lik ve geleneklerinizin hispanikleştirilmesini talep ediyorsunuz! Gelecek te ne olacaksınız? Karaktersiz bir halk, tutsak bir millet; her şeyiniz ödünç alınmış olacak, kusurlarınız bile. Hispanikleştirilmeyi istiyorsunuz ve bu sizden esirgendiğinde utançtan yüzünüz kızarmıyor. Diyelim ki istediğiniz verildi, size ne getireceğini sanıyorsunuz? Ne kazanacaksınız? Şansınız varsa bir nutuklar ülkesi, bir iç savaşlar ülkesi, Güney Amerika'daki cum huriyetlerin kimileri gibi bir yağmacılar, doyumsuzlar cumhuriyeti! .. İs panyolca hiçbir zaman bu ülkenin ortak dili olmayacak, halk asla İspan yolca konuşmayacak, çünkü bu dil onların zihinlerindeki fikirleri ve yü reklerindeki hisleri ifade edebilecek sözcüklere sahip değil. Her halkın kendi hissetme biçimi olduğu gibi kendi dili de vardır. Pek azınızın konuş makta olduğu İspanyolcadan ne elde edeceksiniz? Özgünlüğünüzü öldür müş, düşüncelerinizi başka zihinlere tabi kılmış ve kendinizi özgürleştir mek yerine hııkiki köleler haline getirmiş olacaksınız! Kendini aydın sa nanlarınızın onda dokuzu dönektir. İspanyolca konuşanlarınız artık yaz madıkları ya da anlayamadıkları kendi dillerini unutuyor. Kendi dilinde bir kelime bilmiyormuş gibi yapan kaç kişi gördüm ben! Neyse ki budala lardan müteşekkil bir hükümetiniz var. Rusya Polonya'yı esaret altına al mak için onu Rusça konuşmaya zorlarken, Almanlar fethettikleri yerlerde Fransızcayı yasaklarken sizin