Bülent Çaplı

Bülent Çaplı

YazarEditör
8.1/10
56 Kişi
·
155
Okunma
·
1
Beğeni
·
580
Gösterim
Adı:
Bülent Çaplı
Unvan:
Türk Yazar Gazeteci Akademisyen
Doğum:
1958, Ankara
1958, Ankara doğumlu. 1979'da A.İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1981 yılında, ABD'nin Utah Eyalet Üniversitesi'nden yüksek lisans diploması aldı. 1987-1988 öğretim yılında Fulbright Doktora Araştırma burslusu olarak ABD'nin Ohio Üniversitesi'nde doktora programına devam etti. 1991 yılında Can Dündar ile birlikte TRT 1'de yayınlanan 10 bölümlük "Demir Kırat" belgeselini ve yine Can Dündar'la Show Tv'de yayınlanan 10 bölümlük "12 Mart" belgeselini hazırladı. 1994'de Radyo-Televizyon Anabilim Dalında Doçentlik unvanını almaya hak kazandı. 1996 yılında İletişim Fakültesi'nden bir grup öğretim elemanı ve öğrenci ile birlikte hazırlanan "Çınarların Ruhu Ölümsüzdür" belgeselinin yönetmenliğini yaptı. Halen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
288 syf.
·10/10
Dönemin, ipten dönen Cumhurbaşkanı Celal Bayar ayrıca idam edilen başbakanı Adnan Menderes, Dış işleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye bakanı Hasan Polatkan. Yükselişleri ve kaybedişlerinin o döneme tanık olan insanların anlatımıyla destekli rehber bir kitap.

Yine üç idam cezası yine üç utanç. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın neden idam edildiklerini anlamamıştım. Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun da neden idam edildiklerini anlamadım. İdamı gerektirecek kadar büyük bir suç göremedim.

Süleyman Demirel'in üç idam bizden üç idam sizden diye nitelendirdiği Türkiye yakın tarihinin ve insanlığın altı sıfır kaybettiği olayların sağ cenahı kısmı. Sol cenahla ilgili fazlaca kitap okudum. Biraz da olaya sağdan bakmak istedim. Umarım hep kardeşçe yaşar ülkemiz.
288 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hayatımda en etkilenerek okuduğum kitaplar arasındadır.Soluksuz iki günde bitirdim..Siyasi gücün örümcek ağı kadar zayıf, siyasetin bir düzmece , halkın bir iradesiz kukla olduğunu hissettirmiştir bana.. Gözyaşlarına boğularak ve yüreğim sıkılarak okudum..Ve bence herkesin okuması gereken bir kitap.
237 syf.
·1 günde·10/10
1940'lı yılların ortaları Türk siyasi tarihinde hem dış hem de iç politikada önemli değişim rüzgarlarının estiği bir dönem olması nedeniyle bir dönüm noktası olma niteliğini taşır. 1945 yılında II. Dünya Savaşının bitmesi ve 1947 yılında Soğuk Savaşın başlamasıyla birlikte Türk dış politikası dünyadaki değişen dengelerden oldukça etkilendi. Öyle ki, Mustafa Kemal'in bağımsız devlet temelli dış politikası, bu dönemde Sovyet tehdidi nedeniyle Batı odaklı ve dışa bağımlı bir hal aldı. Elbette 1940'lı yılların ortalarında değişen tek şey dış politika değildi, zira iç politikada köklü değişim rüzgarları esiyordu ve tarih 1946 yılını gösterdiğinde, Türk siyasi tarihinde yeni bir perde aralanacak ve ilerleyen yıllarda siyaset sahnesinde Demirkırat şahlanacaktı!

Her şey 1945 yılının başlarında mecliste Çiftçiyi Topraklandırma Reform Tasarısı ile başladı ve haftalarca sürecek tartışmaların fitili böylelikle ateşlenmiş oldu. Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bazı mebuslar bu tasarıya şiddetle karşı çıkıyor ve bunu hem ekonomik, hem de anayasal olarak eleştiriyordu. Onlara göre şayet bu tasarı meclisten geçerse ekonomik olarak üretimi her yönden negatif etkileyecekti, öte yandan tasarı anayasadaki özel mülkiyet ilkesinin doğrudan ihlali demekti. Tarih Haziran 1945'i gösterdiğinde tasarı meclisten geçti ancak, parti içindeki dört mebus tarihe Dörtlü Takrir olarak geçecek önergeyi meclise sundu. İsmet Paşa'ya atıfta bulunan bu önergenin altında parti içindeki muhalif dört mebusun imzası vardı: Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü. Tarih 1945'li yılların sonuna geldiğinde Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü partiden ihraç edilirken, Aralık 1945'te Celal Bayar partiden istifa etti. Dörtler, Türk siyasi tarihinde köklü değişimlerin yaşanacağı partiyi Ocak 1946 yılında resmi olarak Türk siyasi hayatına kazandırdı: Demokrat Parti.
Şüphesiz ki, Demokrat Parti'yi Türk siyasi tarihinde böyle özel ve önemli kılan nokta cumhuriyetin erken yıllarında denenen iki çok partili hayata geçiş denemesinin aksine (1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası), resmi ve kalıcı olarak demokrasi ve çok partili hayata geçişin sembolü olmasında yatıyor. İsmet Paşa'nın her zaman dile getirdiği gibi, siyasette muhalif bir parti ihtiyacı ve beklentisi böylelikle hayata geçmiş oldu. 1946- 1950 yılları Türk siyasi tarihinde demokratik geçiş sürecini kapsamaktadır. Bu süreçte Demokrat parti hızlı bir şekilde yükselecek ve halkı yakalayacaktır. En nihayetinde tarih 1950 genel seçimlerine geldiğinde, Demokrat Parti, cumhuriyetin ilanından bu yana CHP'nin 27 yıllık tek parti saltanatını yıkarak 10 yıl boyunca sürecek altın çağına ilk adımı atacaktır atmasına ama, bu hızlı yükseliş aynı hızla şahlanan Demirkırat'ı 1960 darbesiyle alaşağı edecektir. Kendisini cumhuriyetin ve Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının koruyucusu olarak gören ordu, 1950'li yılların sonlarında DP'nin laiklik ilkesini tehdidi nedeniyle 27 Mayıs 1960'ta yönetime el koyacak ve Türk siyasi tarihinde yeni bir dönemin sembolü olan Demokrat Parti, Türk siyasi tarihinde yeni bir perde aralayacaktır: Darbe!

Mehmet Ali Birand, Can Dündar ve Bülent Çaplı'nın ortak çalışması belgesel anlatı türündeki Demirkırat, Türkiye'nin demokrasi ve çok partili hayata geçiş sürecini hem merkez sağ, hem de merkez soldan dönemi deneyimlemiş tanıkların ağzından tarafsız bir şekilde okuruna sunan nefis ve bir o kadar da sağlam bir çalışma diyebilirim. Demirkırat, Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip Demokrat Parti'nin oluşumunun, şahlanışının ve düşüşünün, darbenin ayak sesleriyle birlikte darbe ve infaz sürecinin öyküsünü içerirken, aynı zamanda partinin Türk siyasi tarihindeki dönüm noktası olma niteliğinin daha iyi kavrayabilmek adına 1930'lu yıllarda Serbest Cumhuriyet Fırkası'na da değinmeyi ihmal etmiyor; velhasıl 1930-1960 yılları arasındaki 30 yıllık süreci dolu dolu biçimde sayfalarında barındırıyor.
Her bir satırında bilgiye doyacağınız bu değerli çalışmayı siyaset ve dönem kitabı severlerin mutlaka kitaplıkları ile birlikte gönül kitaplıklarında da ağırlamalarını ve okuduktan sonra beraberindeki belgesel DVD'si ile Türk siyasi tarihinin 30 (hatta infaz sürecini de içermesi ve 1961 yılına da bir miktar değinmesi nedeniyle 31) yılını görsel olarak da taçlandırmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun
288 syf.
·7 günde·Beğendi
Tebriği fazlasıyla hakeden bir belgesel. Yayınlandığı tarihlerde (1991-TRT) ülkede 12 Eylül darbesinin vesayeti halen sürüyordu ve dolayısıyla belgeselin ortaya çıkmasında emeği geçen ekip, askerlerin tepkisine sebep olmuş ve haklarında bir çok dava açılmıştı.

Tarafsız bir belgesel olduğunu söyleyebiliriz. Yeri geldiğinde asker, yeri geldiğinde Menderes , yeri geldiğinde de İnönü tenkit edilmiş.Ancak yayınladığı dönemin hassasiyetinden olsa gerek demokrat Parti'nin sebep olduğu bazı konulara hiç değinilmemiş yada üstünkörü geçilmiş.( Halk evlerinin kapatılması,6-7 Eylül olayları , Yeşilhisar olayları vs)

Türkiye cumhuriyeti daha önce 3 kez çok partili demokratik rejime geçişi denemiş ancak başarılı olamamıştı. 1946'da Demokrat Parti'yle birlikte tek partili rejim Türkiye için tamamıyla tarih oldu diyebiliriz. Çok geçmeden 1950'de parti Milli Şefi açık ara geçerek iktidarı ele alıyor. Pek çok reformla birlikte zafer sarhoşluğunun vermiş olduğu etkiyle yasaklar , baskılar ve kısıtlamalar da baş göstermeye başlıyor bu yeni hükümette. Ve 10 yıllık iktidarlık, sonuçları aslında çok önceden öngörülen bir şekilde son buluyor. İhtilal..

Geriye dönüp bakalım.. Ülkemizde yaşanan her askeri müdahalenin sonunda , aslında bunun asla bir çözüm olmadığını hatta daha büyük sorunlar yarattığını rahatlıkla görebiliriz. Toplumun , siyasilerin ve askerlerin kendi vicdanlarıyla hesaplaşmasını gerektirecek bir çok talihsizlikler yaşanmıştır bu ülkede. Yıl 2019.. Ve hala değişmeyen , değiştirmeyi bir türlü beceremediğimiz birçok şey var.

Mehmet Ali Birand'ın da dediği gibi:
İnsan kendi kendine "Bu şekilde olmamalıydı , böyle bitmemeliydi " diyor. O zaman gerçek demokrasiye olan tutku daha da artıyor.
128 syf.
·1 günde
Blogumda su an yazmakta oldugum paylasimdan alıntıdır.Spoi içerir.

Her yönü ile İsmet Paşa anlatılıyor. Özel hayatı, siyaset yönü,aile hayatı ve birçok yönü ile anlatılan bu kitapta,İsmet Paşa'yine taktir ettiğim, yeniseyler öğrendiğim ve hayran olduğum bir kitaptı. Kimi zaman tekrar tekrar bazı yerlerini okuyup kendimle ilgili bir yom belirlememe ve strateji geliştirmeme yardımcı olan güzel bir kitaptı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bülent Çaplı
Unvan:
Türk Yazar Gazeteci Akademisyen
Doğum:
1958, Ankara
1958, Ankara doğumlu. 1979'da A.İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1981 yılında, ABD'nin Utah Eyalet Üniversitesi'nden yüksek lisans diploması aldı. 1987-1988 öğretim yılında Fulbright Doktora Araştırma burslusu olarak ABD'nin Ohio Üniversitesi'nde doktora programına devam etti. 1991 yılında Can Dündar ile birlikte TRT 1'de yayınlanan 10 bölümlük "Demir Kırat" belgeselini ve yine Can Dündar'la Show Tv'de yayınlanan 10 bölümlük "12 Mart" belgeselini hazırladı. 1994'de Radyo-Televizyon Anabilim Dalında Doçentlik unvanını almaya hak kazandı. 1996 yılında İletişim Fakültesi'nden bir grup öğretim elemanı ve öğrenci ile birlikte hazırlanan "Çınarların Ruhu Ölümsüzdür" belgeselinin yönetmenliğini yaptı. Halen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 155 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 102 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.