Bir Demokrasinin Doğuşu

Demirkırat

Mehmet Ali Birand
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
288
Basım Tarihi:
Haziran 2016
İlk Yayın Tarihi:
1991
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750731679
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2008 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2008 00:00
Hayatımda en etkilenerek okuduğum kitaplar arasındadır.Soluksuz iki günde bitirdim..Siyasi gücün örümcek ağı kadar zayıf, siyasetin bir düzmece , halkın bir iradesiz kukla olduğunu hissettirmiştir bana.. Gözyaşlarına boğularak ve yüreğim sıkılarak okudum..Ve bence herkesin okuması gereken bir kitap.
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2021 51. kitabı
Çok partili deneme için Cumhuriyet tarihinde 3 deneme yapıldı. İlki 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile yapıldı. Fakat Şeyh Sait İsyanı olayından sonra parti kapatıldı. İkinci Deneme 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası ile yapıldı. Atatürk bu partiye yoğun bir destek verdi hatta kız kardeşi Makbule Atadan'ı da bu partinin üyesi yaptırdı. Bu kez ülkede ne kadar eski İttihatçı gerici varsa bu partiye akın edince henüz bebek olan Cumhuriyet için tehlikeli bir maddeye dönüşen bu parti de kurulduktan 3 ay sonra kapatıldı. Son deneme 1946'da yapıldı ve 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti, halk dilindeki adıyla Demirkırat kuruldu. Partinin kurucu kadrosunun İsmet Paşa ile olan ayrılıklarını, sonrasında İsmet Paşa'nın parti içerisinde muhalefete karşı çıkmasını, muhalefet yapılacaksa siyaset meydanlarında yapmaları yani bir parti kurmalarını söylemesini, Cumhuriyet tarihinin 4. siyaset partisinin kurulmasını, Mayıs 1946'da ilk çok partili genel seçimin yapılmasını ama bu ilk çok partili genel seçimin fiyaskoyla sonuçlanmasını, içerisine hileler karıştırılmasını, 4 yıl sonra 14 Mayıs 1950'de Beyaz İhtilal'in olmasını, Ordunun İsmet İnönü'ye isterse seçimlere komünistlerin hile karıştırdığı bahanesiyle müdahale edebileceklerini söylemesi fakat İsmet İnönü' nün demokrasiyi ve çok partili rejimi desteklemesi, İsmet İnönü'nün ABD' de fizik okuyan oğlu Erdal İnönü'ye yazdığı mektupta iktidarı kaybettiklerini söylemesi, İktidarının ilk yıllarında DP'nin daha çok seçmen çekecek faaliyetlerde bulunmasını, ABD ile ekonomik ve askeri destek alışverişi yapılmasını, 1954 seçimlerinden bu yana Cumhuriyet tarihinde en yüksek oranını %58 ile DP'nin elinde tutmasını ve 1950 seçimlerinde milletvekili sayısı 118 olan CHP'nin sadece 4 yıl sonra 31 milletvekiline düşmesini, Daha 1954 yılında
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2019 66. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2019 20:49
Tebriği fazlasıyla hakeden bir belgesel. Yayınlandığı tarihlerde (1991-TRT) ülkede 12 Eylül darbesinin vesayeti halen sürüyordu ve dolayısıyla belgeselin ortaya çıkmasında emeği geçen ekip, askerlerin tepkisine sebep olmuş ve haklarında bir çok dava açılmıştı. Tarafsız bir belgesel olduğunu söyleyebiliriz. Yeri geldiğinde asker, yeri geldiğinde Menderes , yeri geldiğinde de İnönü tenkit edilmiş.Ancak yayınladığı dönemin hassasiyetinden olsa gerek demokrat Parti'nin sebep olduğu bazı konulara hiç değinilmemiş yada üstünkörü geçilmiş.( Halk evlerinin kapatılması,6-7 Eylül olayları , Yeşilhisar olayları vs) Türkiye cumhuriyeti daha önce 3 kez çok partili demokratik rejime geçişi denemiş ancak başarılı olamamıştı. 1946'da Demokrat Parti'yle birlikte tek partili rejim Türkiye için tamamıyla tarih oldu diyebiliriz. Çok geçmeden 1950'de parti Milli Şefi açık ara geçerek iktidarı ele alıyor. Pek çok reformla birlikte zafer sarhoşluğunun vermiş olduğu etkiyle yasaklar , baskılar ve kısıtlamalar da baş göstermeye başlıyor bu yeni hükümette. Ve 10 yıllık iktidarlık, sonuçları aslında çok önceden öngörülen bir şekilde son buluyor. İhtilal.. Geriye dönüp bakalım.. Ülkemizde yaşanan her askeri müdahalenin sonunda , aslında bunun asla bir çözüm olmadığını hatta daha büyük sorunlar yarattığını rahatlıkla görebiliriz. Toplumun , siyasilerin ve askerlerin kendi vicdanlarıyla hesaplaşmasını gerektirecek bir çok talihsizlikler yaşanmıştır bu ülkede. Yıl 2019.. Ve hala değişmeyen , değiştirmeyi bir türlü beceremediğimiz birçok şey var. Mehmet Ali Birand'ın da dediği gibi: İnsan kendi kendine "Bu şekilde olmamalıydı , böyle bitmemeliydi " diyor. O zaman gerçek demokrasiye olan tutku daha da artıyor.
Siyaset
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2020 01:03
Kitabın genel olarak konusu yakın tarih ve o dönemin siyasi olayları hakkındaydı. İsmet İnönü'nün iktidara çıktığı dönemden itibaren Adnan Menderes'in idamına kadarki zaman zarfında Türkiye'nin demokratikleşme sürecini, DP'nin kuruluşunu ve iktidara gelişini, 1960 darbesini anlatıyordu. Tarihi ve siyasi açıdan doyurucu bilgilerle yazılmış, geliştirici bir kitaptı. Kitabı okumadan önce son derece objektif bir şekilde yazıldığına dair çok yorum okumuştum. Bence de objektifti ama bana Adnan Menderes'in biraz üstüne gidilmiş gibi geldi. Kitap, bu alana ilgimin kaymasına sebep oldu ve Adnan Menderes'in özellikle şahsiyetini öğrenmek adına bir kaç kitap daha okumayı planlıyorum. DP hükumeti döneminde halkın Menderes'e bu kadar sevgi beslemesine rağmen kitapta biraz katı ve baskıcı bir başbakan olarak gösterilmiş gibi geldi bana. DP ilk iktidara geldiğinde halkın sevgisini kazanan, ülkeninin çiftçisine de politikacısına da aynı değeri veren bir partiyken askeriyenin hücumuna hedef olmasına sebep olan olayları farklı bakış açılarından da öğrenmek isterim doğrusu. Ve kitabın sonuna yani Menderes'in idamı kısmına gelecek olursam, son derece duygulandığım bir kısımdı. 1960 darbesi sonrasında Yassıada mahkemelerinde son derece baskıcı ve taraflı bir mahkeme tarafından yargılanan 15 DP'li mahkumdan biriydi Menderes. Bu süreçte darbeyi yapan ekip kontrolden çıkmış ve hatta birbirini yemeye başlamıştı. Bir kısmı olayı tamamen abartıp tüm DP'lileri asalım önerisini sunarak ipin ucunu kaçırmışken, darbenin bizzat başında olan Cemal Gürsel bile onları itaat altına alamıyordu. Ve idam meselesine de ne kadar karşı çıksa da engel olmamamıştı. 17 Eylül 1961'de Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi. Bu kısımda Adnan Menderes'in son sözleri çok duygulanmama ve gözlerim dolmasına sebep
Tarih
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
Türkiye’nin Yakın Tarihi
Puan vermedi·288 syf.··
2021 44. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2021 00:54
Arka kapaktan; Nihayet karar günü geldi. O gün Yassıada'da son sözü Salim Başol söyleyecekti. Ancak Menderes sözü ona bırakmadı. Çocukluğundan beri hep ölümden korkmuş, hep ölümle savaşmış, hep ölümden dönmüştü. Ama şimdi Marmara'daki bu uzak adada ölümün artık kapısını çaldığını duyuyordu. Ölüm bu kadar yaklaşınca, bu kez kendini onun kollarına atmak istedi. Daha bir yıl önce Meclis kürsüsünde, "Sizi ben bile kurtara mam," diyen İsmet Paşa acaba şimdi Menderes'i kurtarabilir miydi? İlk kez belgeselin DVD'sinin de olduğu bu kitapta, Türki ye'de demokrasiye geçişin ilk adımlarının atıldığı 1930'lar dan 1960'taki ilk askerî müdahaleye kadar olan dönemin öyküsünü bulacaksınız. Türkiye'nin bu en tartışmalı döne minde yaşanan siyasi kavgaları, Demokrat Parti'nin doğuş, yükseliş ve çöküşünü, 27 Mayıs müdahalesinin gelişme sürecini ve iç pazarlıklarını, ilk defa bu süreçte rol almış kişilerin ve tanıkların anlatımlarıyla okuyacaksınız. Kitabın #canyayınları baskısını okudum ve içerisinde DVD vardı, daha 32.Gün arşivlerinde olan belgeselini de izlemiş bunun üzerine kitaplığımda kitabı da olmalı diye almıştım. Belgeselin kağıda dökülmüş hali hiçbir farkı yok. Okumak değilde izlemek isterseniz YouTube da 32.Gün Arşivleri kanalında var, Demirkırat diye aratabilirsiniz. Siyasi bir kitap olmasına rağmen dili sade, akıcı ve anlaşılır. Ben okurken araya başka kitaplar, öyküler, romanlar aldım ki sıkmasın istedim ama sadece bu kitabı okusaydım yine sıkmazdı. Belgeselde de kitapta da adı geçen kişilerin direk kendi ağızlarından dökülen cümleler yer almakta. Belgesel kitap olarak ve Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutması bakımından başarılı buldum.
Siyaset
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
32. Gün Demirkırat belgeselinin kitaba aktarılmış hali olan yapıt ustaca kaleme alınmış Türkiye’nin 50’li ve 60’lı yıllarındaki demokrasi mücadelesini anlatan bir yakın tarih kitabıdır. Her Türk gencinin Türkiye’nin yakın tarihini iyi bilmesi düşünenlerdenim yakın tarihimizi bu kitapla öğrenmeye başlayabilirsiniz. Şimdiden iyi okumalar dilerim:)
Tarih
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Türkiye'nin en önemli olaylarından biri olan 60 Darbesi'ne giden yolu anlatıyor bu kitap. Dönemin tanıkları, yaşadıkları olayları anlatıyor. Oldukça akıcı kitap. Atatürk'ün vefatı ile başlıyor ve Menderes'in idamıyla bitiyor.
Tarih
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
Türkiye'de demokrasiye geçiş yılları ve demokrasi için ödenen bedeller
Puan vermedi·288 syf.··
2022 10. kitabı
Demirkırat belgeseli, Mehmet Ali Birand ve ekibi tarafından hazırlanan bir üçlemenin ilk halkası. İlk bölümü 14 Mayıs 1991'de televizyonda yayınlanan belgeselin gösterimi, 23 Temmuz 1991'deki son bölümüyle tamamlanmıştır. Aynı yıl belgeselin kitap versiyonu baskıya alınmış. Bilgi çağını yaşadığımız şu dönemde birçok dijital kaynaktan belgesele ulaşabiliyoruz ancak tıpkı belgeselde konu edinen yıllarda olduğu gibi bugünde yarınların bize nasıl bir dünya getireceğini bilemediğimizden, belgeselin kitap versiyonununda kitaplığımda yer alması gerektiğini düşündüm. Kitapta belgeseldeki tüm sunumlara, konuşmacıların anlatımlarına -hatta belgeselde yer almayan kısımlarda eklenerek- sadık kalınmış. Daha önce dinlediğim konular olduğu için kitap son derece akıcı bir hal alıyor. Türkiye 'nin 1930'lu yıllarından başlayan hikayemiz, bu dönemin kısa bir özetinden sonra, 1946'da Demokrat Parti' nin kurulması ve 1950-1960 Demokrat Parti iktidarını odağına alarak devam ediyor ve 1961'de Adnan Menderes'i idamıyla sona eriyor. Türkiye 'nin bu kritik 30 yılını net bir tarafsızlıkla anlatan muazzam bir çalışma, her zaman göz önünde tutulması gereken mükemmel bir kaynak.
Tarih
DemirkıratMehmet Ali Birand · Can Yayınları · 2016381 okunma
Demirkırat
Puan vermedi·204 syf.··
2020 12. kitabı
Demokrat Parti'nin iktidara gelişi ile başlayan ve 27 Mayıs 1960 darbesi ile son bulan bu kitap dönemin olaylarını çarpıcı bir gerçeklikle ortaya koymaktadır. Okurken düşünüp düşündükçe nasıl olur yaa? Diyeceğiniz bir eserdir... Belgeselleri ile bilinse de izlemek yerine kitabı okumak daha harikulade bir katkı sağlayacaktır... Mehmet Ali Birand Can Dündar Bülent Çaplı
Siyaset
DemirkıratMehmet Ali Birand · Doğan Kitap · 2007381 okunma
10/10
·204 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2024 15:37
Normalde ben incelemeleri söyleşi şeklinde yorumlarım fakat bu kitabı direkt olduğu gibi bütünüyle yorumlayacağım. Mehmet Ali Birand'ın liderliğiyle, Can Dündar ve Bülent Çaplı'nın yardımlarıyla hazırlanan müthiş bir başyapıt. Türkiye'nin 1940-1960 yıllarındaki siyasal ve içtimaî yaşamını bütünüyle bizlere sunuyor. Okurken aşırı keyiflendim, o röportajlar, anlatım şekli vesaire gerçekten başyapıt olduğunu tasdikler nitelikte. Baş editörlüğünü Rahmetli ustamız Mehmet Ali Birand üstlenmiş. Eh, haliyle bu eser objektif oğlu objektif. Hatta kitabın yarısına kadar okurken İnönü'nün Müstakil Grup'a eziyetinden, halka eziyetinden dem vurup "Paşa bırak koltuğu, evinde yat. Paşa, ismin lekeleniyor. Paşa artık diktatör olma, Atatürk'ün vasiyetini yerine getir. Paşa artık şu ülkeyi adam akıllı yönet!" şeklinde kendi kendime konuşuyordum. Kitap ilerledikçe, dolaysıyla da Demokrat Parti seçimi kazanınca işler kızılca değişmeye başladı. 1950 Seçimlerindeki Demokrat Parti'nin iktidarı değil de, güç zehrinin etkisini iyiden iyiye göstermeye başladığı 1954 seçimlerinden sonra izlenimim şuydu: "İsmet, gel el at. İsmet, halka in. İsmet, adam akıllı politikalar uygula da geliver. İsmet, sosyalizme kayma Allah aşkına!" şeklindeydi. CHP'nin 1959 senesindeki çıkarttığı o reform paketi, İlk Hedefler Beyannamesi'ni okuyunca o dönemde yaşasam 1957 seçimlerinde kesinlikle Demokrat Parti'nin karşısında CHP'ye oy verirdim diye düşünüyordum. DP'nin vaat ettiği özgürlük yerini otoriteye, CHP'nin otoriter tavrı ise yerini özgürlüğe bırakmıştı. Buraya kadar misal hak verdiğim siyasî oluşum kronolojisi şöyle: DP->DP->DP->CHP 1957 Seçimlerinden sonra zaten orduda bir hareketliliktir ki almış başını gidiyor. Ordu kaynayan bir kazan gibi fokur fokur kaynıyor. Netice belli, bu işin sonu darbe. Öyle de
İnceleme
DemirkıratMehmet Ali Birand · Doğan Kitap · 2007381 okunma

Yazar Hakkında

Mehmet Ali BirandYazar · 17 kitap
Mehmet Ali Birand (d. 9 Aralık 1941; Beyoğlu, İstanbul - ö. 17 Ocak 2013, İstanbul), Türk gazeteci, yazar, köşe yazarı, haber sunucusu, televizyon yapımcısı. İlk yılları Mürvet ve İzzet Birand'ın oğlu olan 9 Aralık 1941 gecesi Alman Hastanesi'nde dünyaya geldi. Birand'ın kökeni Elazığ'ın Palu ilçesine dayanmaktadır ve Kürt kökenlidir. Birand, iki yaşındayken babasını kalp krizi nedeniyle kaybetti. İlkokulu Erenköy Zihnipaşa'da tamamladı ve 1955'te Galatasaray Lisesi'nde okumaya başladı. Bu okula, Dışişleri Bakanlığında "küçük bir diplomat" olan dayısının maddi yardımlarıyla gitti. Liseyi 1962'te bitirdi. İstanbul Üniversitesi Filoloji Fakültesinde Fransızca bölümüne girerek eğitimini sürdürdü fakat maddi sorunlardan dolayı devam edemedi. Kariyeri Mesleğe 1964 yılının Temmuz ayında Abdi İpekçi'nin vasıtasıyla Milliyet gazetesinde başladı. 1971'de evlendikten sonra 500 dolar maaşla Brüksel'de Milliyet için çalışmaya başladı ve burada yirmi yıl çalıştı. 1974 Kıbrıs Harekatı'nın meydana gelmesiyle sürekli Washington, Atina, Strasbourg'a (Avrupa Konseyi için) gider oldu. Abdi İpekçi'den sonra kısa bir dönem Milliyet'in genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1985 yılında TRT 1'de 32. Gün adlı bir aylık haber programı yapmaya başladı. Programda uluslararası ilişkileri ele aldı ve yabancı devlet adamlarını konuk etti. Birand, programı, Avrupa televizyonlarında gördüklerini örnek alarak ve izlediklerinden esinlenerek yaptı. 32. Gün'ün beğenilmesiyle Birand, oldukça tanındı. Can Dündar, Mithat Bereket, Çiğdem Anat, Ali Kırca, Deniz Arman, Cüneyt Özdemir, Rıdvan Akar, Musa Çözen, Talip Korkmaz, Sacit Baydar başta olmak üzere birçok muhabir, kameraman ve teknisyen program için çalıştı. 1986 yılında Sovyetler Birliği yetkililerini ve Milliyet'i ikna edip, Moskova'da da büro açtı. 1988'de Lübnan'ın Beka vadisindeki PKK kampında Abdullah Öcalan ile röportaj yaptı. Bu röportaj, Türkiye'de Öcalan ile yapılan ilk röportajdı ve basılması sonrası Milliyet gazetesi toplatıldı ve yayımlanması yasaklandı. Daha sonraki yıllarda çeşitli belgeseller çekti. 1991 yılının Haziran ayında Birand, ailesiyle birlikte Türkiye'ye geri döndü. İstanbul'a yerleştikten sonra Milliyet'ten Sabah'a geçti ve 32. Gün programını TRT'den Show TV'ye taşıdı. Fakat 28 Şubat sonrası Sabah'tan kovuldu ve Show TV'deki programı da durduruldu. 1997'de Aydın Doğan, kendisine CNN Türk'ün kuruluşunda görev verdi ve bu dönem, Posta gazetesinde yazmaya başladı. CNN Türk'te Manşet adlı günlük siyasi bir talk show yaptı. 2005'te Kanal D Ana Haber Bülteni'nin Genel Yayın Yönetmeni ve bültenin anchor'u oldu. Ocak 2009 hem CNN Türk'ü, hem de Kanal D'nin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Tartışmalar Adı, 1996-1997 yıllarında 28 Şubat sürecinde "andıç" adlı belgede geçti. TRT için 32. Gün programını hazırladığı dönemde sahtecilik ve dolandırıcılık iddiası ile hakkında açılan kamu davasından yargılandı ve hüküm giydi. Olayı ortaya çıkaran TRT Teftiş Kurulu raporunda Birand'ın kurumu uğrattığı zarar: 2 milyon Belçika Frangı, 4 milyon 650 bin İtalyan Lireti, 104.100 Fransız Frangı, 34.600 ABD Doları, 28.400 İngiliz Sterlini, 35.360 Avusturya Şilini, 1.558 Alman Markı, 310 İsviçre Frangı olarak belirlenmiştir. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin Esas 1994/1315 sayılı kararıyla TRT`yi dolandırmaktan 11 ay 20 gün hapis cezası almıştır. Cezası Yargıtay tarafından da onanan Birand, TRT'nin zararını geri ödemiş ve aldığı hapis cezası paraya çevirilmiştir. Hakkında aynı suçtan açılan ikinci bir davada, mahkemece suçu sabit görülmekle birlikte zaman aşımı nedeniyle dava düşmüştür. Kişisel hayatı ve ölümü Milliyet'te çalışırken karşılaştığı Cemre ile evlendi ve evli çift, evlilik sonrası Brüksel'e giderek burada yirmi yıl yaşadı. Çiftin Umur Ali adında bir oğlu oldu. Birand ayrıca Fransızca ve İngilizce bilmekteydi ve aynı zamanda Belçika vatandaşıydı. Bir süre önce pankreas kanserine yakalanan Mehmet Ali Birand, hastalığı ile ilgili bir seri ameliyat geçirmiş ve kemoterapi görmüştü. Tedavisinin bir parçası olarak safra kesesindeki stentlerin değiştirilmesi için gittiği İstanbul Amerikan Hastanesi'nde yapılan ameliyat sonrasında 17 Ocak 2013 tarihinde yoğun bakımda hayatını yitirmiştir. Sabah saatlerinde medya tarafından verilen ölüm haberi, oğlu ve tedavi gördüğü hastane tarafından yalanlanmış ve Birand'ın yoğun bakım altında olduğu açıklanmıştır. Ancak oğlu Umur Birand saat 19.00'a doğru yaptığı basın açıklaması ile Birand'ın, 18.29 sıralarında vefat ettiğini açıklamıştır.