Dave Eggers

Dave Eggers

Yazar
7.0/10
72 Kişi
·
178
Okunma
·
6
Beğeni
·
1285
Gösterim
Adı:
Dave Eggers
Unvan:
Amerikalı yazar, editör ve yayıncı
Doğum:
Boston, Massachusetts, ABD, 12 Mart 1970
1970 doğumlu Amerikalı yazar Dave Eggers, bağımsız McSweeney’s yayınevinin kurucusu olduğu gibi, çağdaş edebiyatın en üretken isimlerinden biridir. Yazar, yayıncı ve editör kimliklerinin yanı sıra Eggers, Amerika’da her yıl yayımlanan Okumanız Gerekmeyenlerin En İyileri antolojilerinin arkasındaki isimdir. Hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser (Siren, 2009) ile tüm dünyada büyük ilgi gören ve Pulitzer’e aday olan Eggers, Ne Nedir(Siren, 2011) ile Fransa’da Médicis ödülünü almıştır. Hızımızı Tadacaksınız, Kerouac’ın başını çektiği çağdaş Amerikan yol anlatısı geleneğini izleyen ve bir bakıma alaşağı eden Eggers’ın ilk romanıdır. Süratli anlatımı, çağın temel meselelerinin insani boyutlarına ve varoluş sancılarına getirdiği mizahi, samimi ve eleştirel yaklaşımıylaHızımızı Tadacaksınız, Eggers’ın yazınındaki dinamizmi belki de en belirgin biçimde ortaya koyan eserdir.

Utne Reader’ın ‘Dünyayı Değiştiren 50 İleri Görüşlü Kişi’ listesinde yer alan, Time dergisince ‘Dünyanın En Etkin 100 Kişisi’nden biri olarak nitelenen Eggers, The Believer, McSweeney’s Quarterly Concern, The Wholpin dergilerini çıkartmakta ve The New Yorker ve Ocean Navigator gibi mecralarda yazmaktadır. Sam Mendes filmi Away We Go ve Spike Jonze projesi Where The Wild Things Are’ın senaryo yazarı da olan Eggers, 2008 yılında kurduğu 826 National adlı vakfın faaliyetlerinden ötürü TED ödülüne de layık görülmüştür.
"Bir paket cipsi yiyip bitirdikten sonra kendinden nasıl da nefret eder insan. Hiç de iyi bir şey yapmadığını bilirsin. Dijital aleme bir müddet takıldıktan sonra da aynı duygu oluşuyor, sen de fark etmişsindir. Kendini tükenmiş, için boşalmış, körelmiş gibi hissediyorsun."
Dave Eggers
Sayfa 145 - Siren Yayınevi
'İki arkadaş arasında bir sır varsa Mae, bir okyanus var demektir. Bu okyanus engin ve derindir,içinde kayboluruz.'
"Yani diyorsunuz ki dünyada hiç sır olmamalı."
"Buna yıllarca kafa yordum ve bir sırrın zarardan çok yarar sağladığı bir senaryoyu henüz tasavvur edemedim. Sırlar antisosyal, ahlaksız, yıkıcı davranışlara imkan tanır. Anlıyor musun?"
Dave Eggers
Sayfa 293 - Siren Yayınları
Tırmanmak istediğin bir merdivenin en alt basamağında olmak, tırmanmak istemediğin bir merdivenin ortalarında olmaktan yeğdir, öyle değil mi?
Artık öğrenmiştim: bu dünya, benim gibi bir çocuğun William K gibi bir çocuğu gömmesine göz yumacak kadar kötü bir dünyaydı.
Dave Eggers
Sayfa 239 - siren yayınları
''söz konusu davranışın gizli tutulmasına lüzum kalmayacak kadar yaygın ve zararsız olduğunu fark etmemizdir.Eğer gizliyi saklıyı bırakır,bunun hepimizin yaptığı bir şey olduğunu itiraf edersek,o zaman söz konusu davranış şaşırtıcılığını da kaybeder.Biz de böylece dürüstlüğe,yaklaşır,utançtan uzaklaşırız.''
''daha iyisi ise şu,bunun kaçınmayı tercih edeceğimiz bir davranış olduğunda karar kılmışsak,genel kanı bu yöndeyse,herkes söz konusu davranışı kimin gösterdiğini bilecek ya da bilmek gücüne sahip olacak ise,o zaman buna kalkışılması da gündeme gelemez.''
494 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Mü-kem-mel-di...! Fragmanını görüp, filmi izlemeden önce kitabını mutlaka okumalıyım listesindekilerden biriydi. Bu kadar beğenebileceğimi düşünememiştim.

Şuan etkisi altında kaldığımız Facebook, Twitter ve benzeri sosyal sitelerin ileriki zamanda önemini kaybedip daha ileri bir seviyeye taşınması işlenmiş kitap boyunca. Teknolojinin gelişmesinin insan hayatını nasıl etkilediğini, Çember adlı şirketin yavaş yavaş dünyanın en ileri teknoloji firmalarından biri haline gelirken,insanlara sağladığı faydayı ve zararları ele almış. Okuduktan sonra şu anda içinde bulunduğumuz zamana bile farklı gözle bakacağınıza eminim.
Kitabın kendi tanıtımında da yer alan Çember, yakın geleceğin ve uzak olmasını dileyeceğiniz ihtimallerin kitabı. Gerçekten okuduktan sonra uzak olmasını dileyeceğim bir geleceği, oldukça farklı bir sonla bitirmiş.

Okuyun, asla pişman olmayacaksınız. Beni gibi meraklılar için de fragmanı aşağıda yer almaktadır :)

https://www.youtube.com/watch?v=QCOXARv6J9k

https://www.youtube.com/watch?v=2C9tKfl8t0Y
494 syf.
·Puan vermedi
Ben bu kadar kötü bir çeviri görmedim. Keşke kendi dilinde okusaydım. Çevirmen kitaptaki kültürü bizim kültürümüze yansıtmaya çalışmış ki buna anlam verememekle birlikte kitabı okumak istemedim. Hikayenin ana konusu güzeldi Dave Eggers zaten beğendiğim bir yazar kitapları okunmaya değer çünkü insanı yaşadığı hayatı sorgulamaya itiyor. Bu kitapta da köklü bir şirket var; çember(circle) ve yöneticilerin amacı tüm insanları bu çembere dahil etmek tüm insanların bilgilerine sahip olmak. Şirketin bir mottosu var " hiçbir bilgi saklanmamalıdır" kitap bu konu üzerinden ilerliyor. Bir örnek anlatmak istiyorum şimdi yukarda kitabın ingilizcesini bilerek yazdım çünkü bu şirkette çalışan insanlar çemberin tamamlanması gerektiğini ve bunun için uğraştıklarını söylüyorlar. Çevirmen kitapta bu kısmı çevirirken tam olarak şöyle çevirmiş " çember tamamlanmaya başladı artık o altında küçük bir çengel olan tam bir çember" kitabın orjinalinde böyle birşey yok. İngilizceden türkçeye çevirirken kendi özünü yitirtmeye ne gerek var? Gerçekten çeviri iyi olsun aksın gitsin istiyorsanız başka bir çevirmen çevirisi okuyun derim. Bu konuda ben gibi takıntılıysanız asla beğenmezsiniz. İyi okumalar...
494 syf.
·72 günde·Puan vermedi
Enteresan bir kitap. Zaman zaman çok gereksiz görünen ayrıntılar var sanıyorsunuz ama sonra o küçücük gereksiz ayrıntıların birer yapboz parçası gibi ana fikri tamamlayan öğeler olduğunu anlıyorsunuz. Kitap, günümüzde hayatımıza sürekli yenileri eklenen dijital iletişim araçlarının gelebileceği belki de son noktayı tahmin ediyor ve ortaya çıkacak tüm sonuçları, o büyük senaryoyu anlatıyor. Dediğim gibi yer verdiği çok sayıda ufak ayrıntı zaman zaman sıkılmanıza olanak tanıyabilir ama mutlaka okunması gerekiyor. Ders çıkarılması gereken pek çok noktası var. Ve elbette bu kitabı okuduktan sonra akıllı telefonlarınızı daha dikkatli kullanmayı düşünebilirsiniz :)
494 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
"Çember"in barındırdığı konunun ve hikayenin başlangıcını yaşadığımız zamandan alabiliriz. Bunları arayacaksınız çünkü muhtemelen kitap tahmin ettiğiniz gibi ilerleyip yine tahmin ettiğiniz gibi bir sonuca ulaşmayacak. Kitabın varmak istediği sonucu yaşayarak göreceğimiz gerçeği, Dave Eggers'ın eserinin ne kadar ürkütücü bir alt metine sahip olduğunu kanıtlar nitelikte. Günümüze yakınlığı da onu klasik distopyalardan ayıran en büyük özelliklerden. Çünkü "Çember" korkutucu ve acımasız. Benimsediği yumuşak dilin arkasında en acımasız gerçekleri konu aldığını her satırında hissettiriyor.

"Çember", konusunun geçtiği zaman diliminin de günümüze yakınlığıyla, çok uzağımızda olmayan totalitarizmi nasıl benimsediğimizi anlatıyor bizlere. Çember'in sözünü ettiği totalitarizm, kendini çok başka bir şekilde gösteriyor. Düşünce özgürlüğünün sonuna kadar savunulduğu sosyal medya kavramının nasıl bir zorunluluk ve adeta elimizdeki kelepçe haline geldiği, teknolojinin üzerimizde ne derece kontrolü olduğunu söylüyor. Kimse, elimizdeki teknolojinin tam anlamıyla kurbanı olmaya adım adım ilerlediğimizi inkar edemez. İnsanoğlu belli bir evrimden geçiyor, sosyal medyanın üzerimizdeki etkisi hafife alınmayacak derece. Bir zamanlar bu tür icatların opsiyonel olduğunu hatırlatmak isterim. Şu an sosyal medyaya veya internete bulaşmazsanız belli işlerinizin aksayacağı net bir gerçek. Yavaş yavaş esir oluyoruz. Bunu fark etmek veya etmemek önemli değil. Yola girdik bir kere. Toplumun beğenisini kazanmak amacıyla kendimiz için yaptığımız faaliyetleri bile saniyesinde paylaşır olduk, her beğeniyi de takip ediyoruz. Hatta yakın zamanda bir arkadaşım Instagram'da paylaştığı hikayeyi normalden az kişi gördüğü için kısa süreli bir bunalıma girmişti. Birinci elden tanıklık edince her şey daha da netleşiyor.

Teknolojinin getirdiği yenilikleri kullanmak aptallık veya tam anlamıyla bağımlılık değil. Bizleri korkutuyor olması bize faydası olmadığı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda elbette güzel bir eğlence kaynağı. Fakat gerçek dünya olmadığı gibi yansıması bile olamaz. Aynı zamanda ihtiyaçları ve yenilikleri en üstten yöneten bir etken de olmamalı. Eskiden telefonlar her akşam şarja koyulmazdı. Bir süre sonra telefonlar her akşam elektriğe verilir oldu. Bir süre sonra yedek bataryalar devreye girdi. Ve şu an ise çoğumuz çantalarımızda "powerbank" dediğimiz taşınabilir yedek güç kaynağı bulunduruyoruz değil mi?

Günümüzün korkutucu yolunun son duraklarını bizlere gösteren "Çember"de her şey paylaşılmalı. Paylaşmak önemsemektir ve sır, çalmak demektir. Herkes, her şeyi bilirse hayatın daha kolay olacağı savunuluyor, kısacası. Çember, şu an dünyada bulunan süpergüç şirketlerle bir tutulabilir, bir adım ötesi olarak görülebilir. Daha da doğrusu kitapta anlatılan çoğu şey, günümüzün yalnızca birkaç adım ötesi. Sonuçta birkaç sene öncesinde bu durumda olacağımıza inanmazdık. İnsanlar, istemedikleri sürece geçmişi hatırlamazlar, bazen de ileri görüşlü olup gelecekten ders çıkarmak gerekir.
544 syf.
·Beğendi·9/10
Kitaba isminin ilgimi çok çekmesiyle başladım. (Orijinal adıyla A Heartbreaking Work of Staggering Genius) Kitap okumaya fazla vakit ayıramadığım bir dönemde beni kendine çok bağladı ve hikayesine hapsetti.
Kitabı elime almadan önce yazar Dave Eggers'ın adını hiç duymamış olan ben, yazarın sadece kalemini değil; sıkıntılı yaşantısını, ailesini, kişiliğini, başına gelen olayları, yaşadığı çevreyi hatta iç dünyasını bu kitapla beraber tanımıştım.
1 ay arayla iki ebeveynini de kaybedip küçük kardeşine ebeveyn olan 21 yaşındaki bir gencin yaşantısını kimi zaman esprili ve komik bir dille kimi zaman hüzünlü bir dille ama hep samimi bir şekilde anlatıyor. Kitaplaşmaya değecek bir hayatı başarılı betimleme ve ruh tahlilleriyle hakkını vererek aktarmış. Üslubu ise hiç sıkmıyor. Kesinlikle sıradan bir otobiyografik roman değil. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum!
Kitap bir romandı. Evvela "baya sardı" demiştim ama ilerledikçe konu dışı biraz fazla müstehcenlik ön plana çıkmaya başladı. Bir sayfa iki sayfa atla ama nereye kadar? Yazar abi bu rahatlık neden? Kitap ciddiyetini gözümde sırf bu sebepten kaybetti. Meraklandıran bir konusu vardı ama okumasam da bir şey kaybetmem. Sözün özü: okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz.
494 syf.
·7 günde·3/10
Şöyle bir geriye bakıyorum da neler yapmışız, neler görmüşüz? Âşık da olduk, bir kediye ister istemez bir taş da attık. Çocukluğumuz olsun, gençliğimiz olsun olumlu yanlarımızı hep bir içtenlikle anlatır dururuz, elden ele dilden dile yayılmasına hiç engel olmayız fakat kötü bir anımız varsa bunu hemencecik unutur, o konudan bir daha hiç bahsetmeyiz. Çünkü kimsenin duymasını istemeyiz. Birilerinin adına değil, insanlık adına söylüyorum: Biz buyuz. İnsanız.

Bir bilim-kurgu kitabı olarak, özellikle 'Çember' ismiyle çok güzel yerlere yelken açılacak zannettim ama yanılmışım. Evet konu, kurgu güzeldi fakat gerek anlatım tarzı gerek sıkça aynı olaylar bir yerden sonra tamamen sıkıcı geldi. Ve bitinceye kadar böyle gitti. Epey kötüydü kitap. Eğer bir bilim-kurgu kitabı okuyucuyu içine çekemiyorsa, onu yani okuyucu kendi dünyasından alıp başka gezegenlere başka diyarlara götüremiyorsa neydem ben o kitabı, neydem ben o yazarı?

Eserde girişimci Mae Holland'ın, ünü Dünya çapında yer edinmiş bir firma olan 'Çember' ile yaşadığı macerasına tanık oluyoruz. Her türlü veriyi, bilgiyi hazinesinde saklamaktan kıvanç duyan bir holding. Müşterilerinden hiçbir saklı gizlisi olmayan, şeffaflığı ilke edinmiş bir kuruluş. ''Mahremiyet hırsızlıktır.'' diyen bir toplum. Rakamlarla insanlığı eline almış, kafesindeki en güzel meyvelerle her türlü canlıyı içine çeken bir sistem: Çember. En güzel şekil. Ama bu çember an be an hepimizi gözetliyor. Düşünsenize? Odanızda, işyerinizde, parkta, yolda, lanet tuvalette bile bir gizli mercek. Neye bakıyorsun, ne görüyorsun?

Aslında sildiğimiz her veri, fotoğraf, video silindi zannetsek de bu iş öyle değil tabii. Günümüzde bile çoğu programla kaybettiğimiz dosyaları geri getirmek mümkün. Bilgisayarın veya telefonun başına oturduğumuz andan itibaren herşey belleğe giriyor ve yarın, belki 1 belki 50 sene sonra karşımıza çıkacak. Biz olmasak bile çocuğumuz görecek onu. Babam hırsız mıydı, annem aslında şu muydu diyecek? 300 sene sonra da 3., 5. kuşaktan torunlarımız, atalarımız beş para etmezmiş diyecek. Çember de bunu amaç ediniyor zaten: Herşey açığa çıkmalı!

Teknoloji çağımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu sürece kendimize bir karadelik yaratacağız. Ve bu karadelik sonsuza kadar sürecek şekilde bizleri içine çekecek. Tablet başındaki çocuklarımız günden güne erirken... solarken... biz yetişkinler de telefonlarımızla bir uzaylı gibi hüküm süreceğiz. Ufoyu, uzaylıyı uzakta aramaya gerek yok. 2-3 asır sonra bizler tamamen uzaylı olup çıkacağız. Çember bizi içine hapsedecek. Çıkamayacağız oradan. Belleklerimizde kalan bir parça insani kırıntılarımız varsa, belki bu bizlere yardımcı olacaktır. Beynimiz robotları mı yoksa ruhumuzu mu dinleyecekler?

Bir çiçek bir tuşdan daha kıymetli değilse sevgiyi boşa aramamalıyız.
494 syf.
·3 günde·8/10
Kitap güzeldi.Annienin zaman içerisinde zihninin nasıl yıkandığını onca kişinin onun gözünü açmaya çalışmasına sırt cevirisini okuduk.Normalde facebook harici sosyal hesabim yok onuda silmeye karar verdim kitap sayesinde :D
494 syf.
·Beğendi·9/10
Gelişen teknoloji ve yaşanan toplumsal değişimlerin özel hayat ve mahremiyet gibi kavramları nasıl değiştirdiğini farketmemizi sağlayan bir kitap.Kişisel hak ve hürriyetlerin tekrardan sorgulanmasını sağlayan distopik bir eser. Sürükleyici bir roman olarak mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.Ben Nihayet dergisinde kitabın bir incelemesini görüp okumaya karar verdim.iyi okumalar
544 syf.
·7 günde·8/10
Başka bir kalemde belki daha hüzünlü olabilecekken (yazarın) histerik ancak karikatürize edilmemiş ana karakterin iç sesine yoğun bir şekilde yer verilmesi, yan karakterler ile birlikte hayatımızdan bir parça hissi vermesi ile gülümseten, yalın dili ve akıcı anlatımı olan okunası kitaplardan.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dave Eggers
Unvan:
Amerikalı yazar, editör ve yayıncı
Doğum:
Boston, Massachusetts, ABD, 12 Mart 1970
1970 doğumlu Amerikalı yazar Dave Eggers, bağımsız McSweeney’s yayınevinin kurucusu olduğu gibi, çağdaş edebiyatın en üretken isimlerinden biridir. Yazar, yayıncı ve editör kimliklerinin yanı sıra Eggers, Amerika’da her yıl yayımlanan Okumanız Gerekmeyenlerin En İyileri antolojilerinin arkasındaki isimdir. Hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser (Siren, 2009) ile tüm dünyada büyük ilgi gören ve Pulitzer’e aday olan Eggers, Ne Nedir(Siren, 2011) ile Fransa’da Médicis ödülünü almıştır. Hızımızı Tadacaksınız, Kerouac’ın başını çektiği çağdaş Amerikan yol anlatısı geleneğini izleyen ve bir bakıma alaşağı eden Eggers’ın ilk romanıdır. Süratli anlatımı, çağın temel meselelerinin insani boyutlarına ve varoluş sancılarına getirdiği mizahi, samimi ve eleştirel yaklaşımıylaHızımızı Tadacaksınız, Eggers’ın yazınındaki dinamizmi belki de en belirgin biçimde ortaya koyan eserdir.

Utne Reader’ın ‘Dünyayı Değiştiren 50 İleri Görüşlü Kişi’ listesinde yer alan, Time dergisince ‘Dünyanın En Etkin 100 Kişisi’nden biri olarak nitelenen Eggers, The Believer, McSweeney’s Quarterly Concern, The Wholpin dergilerini çıkartmakta ve The New Yorker ve Ocean Navigator gibi mecralarda yazmaktadır. Sam Mendes filmi Away We Go ve Spike Jonze projesi Where The Wild Things Are’ın senaryo yazarı da olan Eggers, 2008 yılında kurduğu 826 National adlı vakfın faaliyetlerinden ötürü TED ödülüne de layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 178 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 154 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.