Enver Ercan

Enver Ercan

YazarDerleyenEditör
8.1/10
37 Kişi
·
84
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.980
Gösterim
Adı:
Enver Ercan
Unvan:
Editör,yazar
Doğum:
İstanbul, 21 Ocak 1958
21 Ocak 1958 tarihinde İstanbul'da doğdu. Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Çeşitli yayınevlerinde editör ve danışman olarak çalıştı, tv ve radyo programları hazırladı. Güneş, Sabah, Yeni Düşün, Varlık gibi gazete ve dergilerde edebiyat sayfaları hazırladı, yayın yönetmenliği yaptı. Varlık dergisine, Yaşar Nabi Nayır ve Kemal Özer'den sonra yayın yönetmeni oldu. Antolojiler hazırladı, çocuk kitapları yazdı. Komşu yayınlarını kurdu, çok sayıda şiir kitabını yayımladı. Halen Yasakmeyve dergisini çıkarmakta.

Şiirleri ve yazıları; Broy, Gösteri, Milliyet Sanat, Yeni Düşün, Yeni Olgu, Varlık gibi dergilerde yayımlandı. 1980 sonrası şiirimizde beliren özgün şiir adalarından; varolan sözcüklerle yeni ve şaşırtıcı imgeler oluşturuyor, söyleyişi akıcı ve rahat, tedirginlik barındırmıyor; yaşamla ve şiirle hesaplaşmasını sürdürüyor.

Yapıtları:
Eksik Yasam (1977)
Sürçüyor Zaman (1988)
Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman (1997)

Ödülleri:
1997 Cemal Süreya Şiir Ödülü
1997 Yunus Nadi Şiir Ödülü
1996 Abdi İpekçi Ödülünü (mektup dalında )
Sesin doğrultusunda gidiyorum. Bir çağrı değil, yaşamanın anlamı... Kısa bir inilti, bir ağıt. Bir neşe seremonisi, bir sevgi serenadı, bir neşide, terennüm... Ufalanmış hücrelerimin arasında o ses. O sesin emrindeyim artık. Frekansı bana ayarlıdır. Ritimlerini nabzından alır. Mahşer doğrultusunda bir haykırış, bir sığınıştır bu. Bir vakitsiz doğuş... Bir uyanış. Yerinden kalkış...
Gözü dönmüş bir kadının çöplüğe bıraktığı bir cenindi, yeni doğmuş bir yavruydu. Yani bir insanoğlu, bir insan kızıydı. Zehir artıklarının, kezzap şişelerinin arasından alıp da iyi niyetlerimle, sevgimle sarıp sarmalayıp ad vermeliydim ona. Gül masalları anlatmalıydım.
Dünyanın sargısı kanlı bir kağıttır. İçinde kin, zulüm, haksızlık, vahşet, haram... Dünya yaşanmışlığının belgesi bunlar mı olmalıydı? Kin tartıp, öfke biçerek geçen ömürlerle veyl!
Delilik sandığınız şeyin sadece duyuların fazla keskinleşmesi olduğunu söylememiş miydim ben size?
Enver Ercan
Edgar Allan Poe - Geveze Yürek
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İntihar eden şairlere karşı özel bir merakım vardır bu kitabı da şans eseri görünce hemen aldım. Osmanlı'nın son dönemlerinden günümüze kadar intihar etmiş şairleri, elinden geldiği kadar toplamış kitap. Ziya Gökalp ve Nilgün Marmara dışında çok tanıdık şairler yok ama içlerinden bazılarını görünce Türk Edebiyatı'nın önemli yerlere gelecek şairlerini genç yaşta yitirdiğini göreceksiniz. Şairlerin ruh halini ve öyküsünü yakınlarının yazması şairlerin iç dünyasını anlamanıza yardımcı oluyor ayrıca bir çoğunun kitabının bulmak mümkün değil bu yüzden hikayelerinin sonunda verilen 3-4 şiir tadımlık olsa da büyük önem taşıyor. Şiiri seven arkadaşların okumasını şiddetle öneririm. İncelemeyi kitaptan bir alıntıyla bitirelim:
''Dünyanın insanı kendinin katili haline getirmesi her zaman ihtimal dahilindedir.''
392 syf.
·Puan vermedi
Kendi isteklerinin dışındaki açılan parantezi kendi iradeleriyle kapatanlar (.. .. ....—.. .. ....)
Sanki bu olayla “bir basamak daha yükseldim” der gibi intihar eden bütün şairler.
Sanki kimseye veremedikleri, kimsenin de tutamadığı ellerini intihar eşliğinde kendileri tutuyorlar-mış gibi.

Yunus Emre için insan ruhu bir kuştur ve vakti geldiğinde uçup gider.
Mevlana için ölüm bir vuslattır, sevinilmesini ister çünkü ölüm yeniden doğmaktır.

Ölüm geldiğinde kaçınılmaz sona kimsenin itiraz etme şansı yoktur. Peki ama yaşamaya itiraz edenler! düşüncelerini şu koca dünyaya sığdıramayıp, ölümü arzulayıp, vuslata vaktinden önce varmak isteyenler...

İntiharın aslında bir yardım çağrısı olduğunu iddia ederler ama Beşir Fuad için bu söz konusu bile değildir. Çünkü onun tasarlamış olduğu ölüm ve ölüm esnasında kendi kanıyla yazmış olduğu son satırlar hafızalara kazınır ve sonrasında intihar salgınları başlar.

Gerçeğin ters yüz etmiş halidir Nilgün Marmara attığı kahkahaları yıllarca unutamaz arkadaşları ve hiçbiri bilmez on yıl boyunca şiirler yazdığını. Taa ki; Nilgün 13 Ekim akşamına pencereden kanatlanıp sessiz sedasız uçana kadar.

Kenan Özcan da cezaevinde intihar eden, ne ilk ne de son kişi olur. bu bir karşı çıkıştır esasında ama intihar edenin suçlusu aranmaz ki zaten.

“Hayatın neresinden dönülürse kardır” der hep Zafer Ekin Karabay belki de onun isteği o yardım çağrısıydı, yaramı sar der gibiydi son şiiri “yara bandı”nın satırlarında...
Kim bilir

Ne dersiniz: Gerçekten Özgür irade var mıdır?
Yoksa biz bir yanılsamayı mı yaşıyoruz?
392 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bu kitabı, gezdiğim kitap mağazasının rafları arasında en köşede gördüm ve direkt ilgiyle inceledim. Bunda Sylvia Plath ve Nilgün Marmara hayranlığımın etkisi çok büyüktü, kitabın içerisinde Nilgün Marmara'ya da yer verildiğini görünce daha da merak ettim çünkü haliyle Sylvia Plath'ten de bahsedilecekti,bu kaçınılmazdı. Bu yüzden büyük merakla aldığım kitabı çok beğenerek bıraktım elimden.
"İntihar, insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür." der Karl Marx. Doğrudur da. İntiharı seçmek, insanın yaşadığı dünyayı terk etme isteği, her şeyden önce saygı duyulması gereken bir eylemdir. İntihar eden şairlerin yaşam ve ölüm arasındaki mücadeleleri, bu süreçte de şiirleriyle kendilerini ifade etmeye, en azından çoktan seçmiş oldukları yolu dilin sanatsal işleviyle yansıtmaya çalışmaları gözler önüne serilmektedir. Bu kitabı okumasaydım Türk Edebiyatı'na katkı sağlayan birbirinden değerli sanatçıları ve bununla beraber okunmaya değer hayat hikayelerini şu an bilmiyor olacaktım.
İntihar, hayata karşı bir başkaldırıdır. Özgürlüğün en uç noktasıdır da. İntiharların herhangi bir nedeni olabileceği gibi genellikle nedeni olmayan bir tercihtir. Nilgün Marmara, " Yaşamın neresinden dönülse kardır. " diyerek intihar ettiğinde 29 yaşındadır. Belki bu cümlesi bile kendi varoluşu üzerine geçerli bir nedendir ya da Rasih Güran'ın kanser olmadığını öğrendiğinde sevinçten bulunduğu hastanenin dördüncü katından atlaması da yaşamı alaya alıp kendi tavrını ortaya koyabilmektir.
Burada yer alan sanatçıların iç dünyasına ulaşabilmemizde de şiirleri çok etkin bir rol oynuyor. Okuduğum hayat hikayelerinden de anladığım kadarıyla yaşam ile ölüm arasındaki mücadelesinden ölümü seçerek kurtulan insan, kendi benliğini de ortaya koyacaktır ve bu uğurda elinden geleni yapacaktır. Belki de bu insanlar, yaşamanın bir intihar olduğunu düşünmüş, intiharı bir kurtuluş saymışlardır.
İntihar Şairleri'nin okunması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum. Saygıyla okunmaya değer hayatlar, şiirler ve varolma mücadeleleri... Yazımı Nurettin Çalışkan'ın babasına ithafen yazdığı şiirin bir kesitiyle bitiriyorum: "Bir kuş hafifliğinde kurtulacağız acıların dünyasından." Keyifli okumalar.
392 syf.
·4 günde·8/10
Öncelikle bu kitabı bana tavsiye eden ve kitabı birlikte okuduğum Cansu'ya teşekkür ederim. Kütüphanemiz sayende güzel bir eser daha kazandı.

İntihar... Kim yaşamının bir anında aklından geçirmedi ki bu düşünceyi...

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir."
Böyle başlar Sisifos Söyleni'ne Camus.
Peki intihar acizlik mi yoksa yaşama yönelmiş bir başkaldırı mı? Bu konuda bir fikir birliğinin olmadığı aşikar.
Bana göre intiharı acizlik olarak görenler bu sorunun üzerinde düşünmeyenlerdir. Onlar kendilerince "büyük savaşçı" hayatı yenen insanlardır. Ve İntihar eden birini görünce küçük görürler. Onların korkak olduğunu yaşam karşısında direnemediğini söylerler. Kimi de hiçbir düşünce ortaya koymadan sadece "günah" deyip intihar edenleri acizlikle suçlarlar ki. Onlara değinmek istemiyorum bile.
Peki intihar bir korkaklık mı gerçekten?
İntiharın istatistiki verilerine baktığımızda refah düzeyi iyi olan ülkelerde bu oranın yüksek olduğunu görürüz. Gerçekten maddi bir sıkıntı çekmeyen bir eli yağda bir eli balda olan bu insanları korkak, aciz olarak nitelendirebilir miyiz? Neye dayanamadı bu insanlar? Hangi güçlüğün üstesinden gelemediler?
Hayatın neyinden korktular da bu yolu seçtiler?
Sadece zor şeyler yaşayanlar mı intihar eder? Hayatın her anlanında güzel bir yaşam geçirenler intihar edemez mi?
Camus'un belirttiği şekilde dünyanın bu uyumsuzluğunu görüp bu uyumsuzluğu ret eden kişileri aciz olarak mı görmeliyiz?
Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda yıllarca kafa yoran ve değmeyeceğini anlayıp intihar edenleri korkak olarak mı nitelendireceğiz?
Kitapta Can İren'in intiharı üzerine Rasih Güran'ın yazısı var. Rasih Güran bu yazısında yakınıyor Can İrene neden intihar etti diye.
Sonradan görüyoruz ki Rasih Güran da intihar ediyor. Kanser "olmadığına" sevindiği için kendini tedavi gördüğü hastanenin dördüncü katından atlıyor.
Ey cesur, savaşçı, hayatla baş edebilenler. Nasıl açıklayabilirsiniz Rasih Güran'ın intiharını? Çok mu aciz biriydi ya da çok mu korkaktı Rasih Güran?
Mutluluktan bile intihar edilebileceğini gösterir bize Rasih Güran. Kimse küçük göremez, aşağılayamaz onun intiharını. (Nur içinde yatsın...)
İntiharın bir de bir ülkü uğruna yapılması vardır ki o "çok güçlü" insanların bunu anlayabileceğini hiç sanmıyorum. Hapisteki zulme, işkenceye karşı bedenini ateşe veren insanları; hak, hukuk, adalet, insan hakları,özgürlük için açlık grevinde can verenleri nasıl anlatabilirim ki bunlara? Anlatsam anlarlar mı? Sanmıyorum...

Kitaba gelecek olursak.
Güzel bir inceleme kitabı olmuş. Türk edebiyat tarihine adını altın harflerle yazamayanların kitabı.
Çoğu genç yaşında intihar etmiş ve adını bile muhtemelen duymadığınız şairler. Kısa hayatlarına konuk olmak istiyorsanız kitap sizi bekliyor. Keyifli okumalar...
146 syf.
·Puan vermedi
İstanbul üzerine yazılmış tam 100 şiir. Milattan öncesinden başlıyor, milat sonrası ile devam ediyor, Cemal Süreya, Nazım Hikmet, Turgut Uyar ile zenginleşiyor ve Küçük İskender ile günümüze kadar geliyor İstanbul üzerine yazılan zengin şiir hazinesi.
Daha ismini sayamadığım 100 değerli şair kıyısından, köşesinden, göbeğinden sürünüyor İstanbul’a ve bizlere ulaşan bu eşsiz şiirleri kaleme alıyorlar.
Düşünüyorum da İstanbul üzerine şiir yazmak en zor olanlarından biri olmalı. Neler görmüş neler geçirmiş neler yaşamakta bu İstanbul.
Kambur bir şehir oldu artık bana göre. Tarihten gelen muazzam güzelliğine rağmen maalesef Kambur Şehir... “İstanbul dünyanın bütün şehirlerinin öz annesidir” dese de Küçük İskender bir şeyler yanlış bu şehirde. Öz yok, hissiyat yok, vefa hiç yok. Bitiyor, tükeniyor, azalıyor, küçülüyor, ufalıyor... Aidiyet hissedilmiyor... 3 maymunu oynayanları saymazsak :)
Mevcut görüşümün yanında bu şiir kitabını bitirdiğimde gördüm ki sana ait değilim İstanbul. Esen ilk rüzgarla birlikte yollar beni bekliyor. Haydi bakalım bir an önce bol rüzgarlı, fırtınalı günlere...
539 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Birbirinden farklı yazarlardan farklı öyküler dizini. Yer yer sevindiren, yer yer hüzünlendiren, yer yer düşündüren öyküler mevcuttu.
Yazarların yaşadıkları dönemin ve yerlerin etkileri yer yer seçiliyordu.Tabi psikolojik yapıda öyküler de mevcut. Anlaşılır, akıcı çevirilerdi.
%26 (100/388)
·Beğendi·10/10
Şair olmak deha ile deliyi ayıran ipin üzerinde elde şemsiye bir oyana bir bu yana gezinmektir. Kilidi bozuk kumbaralarınız vardır ve bir sürü keder biriktirirsiniz içinde ve ara sıra dökersiniz masanın üzerine, sayarsınız kaç kederiniz birikmiş, dökersiniz ve şiir olur o an. Şairseniz çok farketmeyebilir; ha intihar etmişsiniz, ha etmemiş her gün cenaze gibisiniz..
168 syf.
·Puan vermedi
Edebiyat ile psikiyatrinin giriftliğini çok güzel ortaya koyan bir öyküler derleme kitabı. İçinde Edgar Alan Poe, Giovanni Papini, Virginia Woolf, Halil Cibran, Ernest Hemingway, Gabriel Garcia Marquez, Woody Allen ve daha bir çok yazardan insan davranışları üzerine kesitler sunan öyküler barındırıyor. Tavsiye ederim.
56 syf.
·1 günde·8/10
Enver Ercan 8 farklı rüya görüyor veyahut kuruyor diyelim. Fazıl Hüsnü, Oktay Rifat, Sabahattin Kudret, Attilâ İlhan, Metin Eloğlu, Can Yücel, Cemal Süreya, Metin Altıok ve Ece Ayhan var bu rüyalarda. Belli ki hepsiyle tanışıklığı var. Dizelerden belli. Can Yücel'in şisesini, Ece Ayhan huysuzluğunu, Oktay Rifat'ın balıkçılığını, hepsini biliyor. Şiire dökülen anılar bunlar. Sonra da sitem ediyor tabi:

tanrım diyorum sağol
ruh ikizimi sonunda karşıma çıkardın
ama hâlâ yoksun ortada
gerçi sen de haklsın
böyle bir dünya yaratmış olsam
ben de saklanırdım
56 syf.
·Beğendi·9/10
Türkçeye yeni şairler yazarlar kattığı gibi yeni kelimeleri de özenle seçerek ekliyor.. Düzelmeyeceğiz belki ama "güzeleceğiz" der gibi bir hali var. Şairin kendinin imzalayıp hediye ettiği bir kitap olduğu için ayrı bir önem taşıması gerekirken şairden dinlediğim şiirler olması benim için daha önem arzediyor.. Umarım böyle günler artar hayatımızda

Yazarın biyografisi

Adı:
Enver Ercan
Unvan:
Editör,yazar
Doğum:
İstanbul, 21 Ocak 1958
21 Ocak 1958 tarihinde İstanbul'da doğdu. Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Çeşitli yayınevlerinde editör ve danışman olarak çalıştı, tv ve radyo programları hazırladı. Güneş, Sabah, Yeni Düşün, Varlık gibi gazete ve dergilerde edebiyat sayfaları hazırladı, yayın yönetmenliği yaptı. Varlık dergisine, Yaşar Nabi Nayır ve Kemal Özer'den sonra yayın yönetmeni oldu. Antolojiler hazırladı, çocuk kitapları yazdı. Komşu yayınlarını kurdu, çok sayıda şiir kitabını yayımladı. Halen Yasakmeyve dergisini çıkarmakta.

Şiirleri ve yazıları; Broy, Gösteri, Milliyet Sanat, Yeni Düşün, Yeni Olgu, Varlık gibi dergilerde yayımlandı. 1980 sonrası şiirimizde beliren özgün şiir adalarından; varolan sözcüklerle yeni ve şaşırtıcı imgeler oluşturuyor, söyleyişi akıcı ve rahat, tedirginlik barındırmıyor; yaşamla ve şiirle hesaplaşmasını sürdürüyor.

Yapıtları:
Eksik Yasam (1977)
Sürçüyor Zaman (1988)
Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman (1997)

Ödülleri:
1997 Cemal Süreya Şiir Ödülü
1997 Yunus Nadi Şiir Ödülü
1996 Abdi İpekçi Ödülünü (mektup dalında )

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 84 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.