Ernst Bloch

Ernst Bloch

Yazar
8.5/10
15 Kişi
·
54
Okunma
·
19
Beğeni
·
1253
Gösterim
Adı:
Ernst Bloch
Unvan:
Alman Filozof, Yazar.
Doğum:
Ludwigshafen, 1885
Ölüm:
Tübingen, 1977
Çok genç yaşta sosyalizmi benimsedi. Berlin'de Georg Simmel'in ve Heidelberg'te Max Weber'in öğrencisi oldu. 1915 yılında İsviçre'ye gidip Walter Benjamin'le dostluk kurdu. Almanya'ya dönünce Geist der Utopie`i (Ütopyanın Ruhu - 1918), tez konusu olan Thomas Münzer; Theologe der Revolution`u (Devrimin Tanrıbilimcisi Olarak Thomas Münzer - 1922), ve daha sonra da Durch die Wüste`yi yayımladı. 1920'lerde Berlin'de serbest gazeteci olarak çalıştı. Siyasal mücadelesi tam bir nazi karşıtlığı niteliği taşıyan Bloch, tartışma yazılarını biraraya toplayan Erbschaft dieser Zeit (Bugünün Mirası -1935) adlı kitabı yayımlanınca ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. New York'ta Bertolt Brecht ve Thomas Mann ile birlikte "Aurora Verlag" yayınevini kurdu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1949'da Frankfurt'ta Goethe Enstitüsü'nde kendisine önerilen kürsüyü değil, Leipzig'deki Karl Marx Üniversitesi'nde bir felsefe kürsüsünü kabul etti. Burada en önemli yapıtı olan Das Prinzip Hofnung`u (Umut İlke, 3 cilt, 1954 - 1957) yayımladı ve hukuk tarihi konusundaki kitabı olan Abriss der sozialen Utopien` (Toplumsal Ütopya Taslağı) ikinci baskısını gerçekleştirdi.
Ernst Bloch, 1957 yılında revizyonizmle, 1959'da da gençliği kötü yola sürüklemekle suçlanarak görevinden alındı ve emekli edildi. Aynı süreçte bütün yapıtlarının yayımlanması sürüyordu. 1961 yılında bir ziyaret için gittiği Beyrut'tayken, Berlin duvarının inşasına başllanınca, Batı'da kalmaya karar vererek Tübingen'e yerleşti. Burada Tübingen Üniversitesi'nde görev alarak yazarlığı sürdürdü. 1968 öğrenci hareketine eleştirel ama güçlü bir destek verdi. 1972’den itibaren sayısız ödülle onurlandırıldı. Öldüğünde üç bine yakın öğrencinin meşaleli yürüyüşüyle uğurlandı.
Bloch, en çok inançlar sorunu üzerinde durdu. Marksist bir görüş açısından Stalinizm'e karşı çıkarak, "ütopyalar"ın her zaman varolduğunu ve varolması gerekliliğini savundu. Ernst Bloch'a göre toplumsal ütopya, yabancılaşmanın tersine insanın bilinçlenmesine yardımcı olan temellerden biridir ve ona bütünsel bir tarih görüşü kazandırır.
...insan elini soba­da güler yüzle ısıtırken, sadece biraz daha yaklaştığındaysa ya­nar. Bizzat elleri oradan uzak tutmak gerekir.
“düşünceler kurşun askerler gi­bidirler, istendiği şekilde dizilebilirler ama onlarla bir impara­torluk ele geçirilemez.”
Dünya acı doludur ve içerisindeki az buçuk mutluluk da dilsiz olup, onu dışa yay­mak pek mümkün olmadığı gibi, "yukarı"ya yaymak hiç müm­kün değildir. Bu nedenledir ki, içinde kaybolduğumuz mekan da, mutluluk Tanrıları yerine daha ziyade korkutucu imgelerin yerleşmesine müsaittir.
Mutluluk 'şimdi'de, 'şimdi'nin içine düştüğünde daha kolay soğur. Çoğunlukla da öncesi veya sonrasında, çıkageldiği andan daha mutludur.
Fel­sefe hiç kimseyi ilgilendirmez [hiçbir köpeği sobanın arkasın­dan çıkarmaz] denir. Ama Hegel'in bu konuda belirttiği gibi, bu onun vazifesi de değildir. Ve bu durumda felsefe bu vazife ol­madan da varlığını sürdürebilirdi, fakat felsefe olmadan bu so­runun kendisi dahi geçerliliğini koruyamaz.
Emirleri yerine getiren cennete gider el­bet, lakin sonsuz hazzı ve yanmayı tanımamış olduğundan, cen­netin hazzını ve yakıcılığını da hissetmez.
Gerçek erkek, cinselliğe doyumsuz olan kadın kar­şısında değil, doyumsuzca erotik olan kadın karşısında sınıfta kalır. Bu kadınların tabiatı sanatla çok yakın bir benzeşim için­de ise ancak, erkek başarılı olur.
“Bilgeliğe sahip olup da insan sevgisinden yoksun olan kişi, tıpkı en içteki odanın anahtarına sahip olup da, dıştakininki­ni kaybetmiş bir adama benzer."
bir hayat ne kadar sefil yahut ne kadar da hareketli ve parlak geçmiş olursa olsun, ölüm onu aynı oranda siler (...)
20. yüzyıl başında avrupada ortaya çıkmış modernizm ve realizm tartışması, dönemin estetik anlayışının da yol göstericisi olmuştur. bu tartışmaya frankfurt okulu düşünürleri de katılmış, Bertolt Brecht dahi sanatın toplum karşısındaki vasfı ve niteliği üzerine yazdığı makalelerle bu tartışmaya katılmıştır. bu tartışma süreçlerinin kilit metinleri bu özel kitaptadır. bu eser aydınlanmanın estetik ile olan ilişkisi üzerine değerli bir kaynak. hem içerik açısından hem elitizm, hem popüler kültür, hem etik, hem form açısından oldukça iyi kaynakçadır.

20 yüzyılın başında çıkmış olsa da geçerliliğini devam ettiriyor çünkü sanat artık endüstrileşmiş, finansal bir alana geçmiş yani ileri realizm sancıları yaşıyor. ve ciddi şekilde şehirli toplumun yaşayışını belirleyen modernizm ise realizmle çatışmaya devam ediyor. dolayısyla yol gösterici olamaya devam ediyoru bu eser.

günümüzü anlamak için birer bir.
811 syf.
·8/10
Umut İlkesi için Bloch'un magnum opusu diyebiliriz.Bu eserde Eski ve Yeni Ahit teki hikayelerin ve mitolojik karakterlerin kelt yunan ve roma mitolojisine kadar uzanan bağlantılarının Blochçu yorumunu okuması gerçekten yorucu ve bir o kadar da zevkliydi.Kendisi de bir sosyalist olan Bloch İsa'nın öğretilerinde sıkça karşımıza çıkan ''Tanrısal krallık'' imgesi ve kilise babalarının ütopistlerin hayalini süsleyen sosyal ütopya algılarını didik inceliyor ve bunların üzerine kendi umut ütopyasını inşa ediyor. Ortaçağ köylü savaşlarının öncüleri olan john Ball John Wycliffe Müntzer vb. reformcuların mücadelelerini de Marx'ın sosyalizmiyle karşılaştırarak anlatıyor.Ayrıca psikolojik tahliller yaparak da sizi Freud'un oedipusundan dan gerici dediği jung un arketiplerine oradan da Adlerin bireysel psikolojisine kadar keyifli bir geziye çıkartıyor.Okuması gerçekten keyifliydi herkese okumasını tavsiye ediyorum.
811 syf.
·Beğendi·9/10
bu serinin 1. kitabı da harika eserler sınıfındadır.bakmayın siz site'nin eksik iş yaptığına.okurken, tanıl bora'ya olan saygınlığım bir kat daha artmıştı :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Ernst Bloch
Unvan:
Alman Filozof, Yazar.
Doğum:
Ludwigshafen, 1885
Ölüm:
Tübingen, 1977
Çok genç yaşta sosyalizmi benimsedi. Berlin'de Georg Simmel'in ve Heidelberg'te Max Weber'in öğrencisi oldu. 1915 yılında İsviçre'ye gidip Walter Benjamin'le dostluk kurdu. Almanya'ya dönünce Geist der Utopie`i (Ütopyanın Ruhu - 1918), tez konusu olan Thomas Münzer; Theologe der Revolution`u (Devrimin Tanrıbilimcisi Olarak Thomas Münzer - 1922), ve daha sonra da Durch die Wüste`yi yayımladı. 1920'lerde Berlin'de serbest gazeteci olarak çalıştı. Siyasal mücadelesi tam bir nazi karşıtlığı niteliği taşıyan Bloch, tartışma yazılarını biraraya toplayan Erbschaft dieser Zeit (Bugünün Mirası -1935) adlı kitabı yayımlanınca ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. New York'ta Bertolt Brecht ve Thomas Mann ile birlikte "Aurora Verlag" yayınevini kurdu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1949'da Frankfurt'ta Goethe Enstitüsü'nde kendisine önerilen kürsüyü değil, Leipzig'deki Karl Marx Üniversitesi'nde bir felsefe kürsüsünü kabul etti. Burada en önemli yapıtı olan Das Prinzip Hofnung`u (Umut İlke, 3 cilt, 1954 - 1957) yayımladı ve hukuk tarihi konusundaki kitabı olan Abriss der sozialen Utopien` (Toplumsal Ütopya Taslağı) ikinci baskısını gerçekleştirdi.
Ernst Bloch, 1957 yılında revizyonizmle, 1959'da da gençliği kötü yola sürüklemekle suçlanarak görevinden alındı ve emekli edildi. Aynı süreçte bütün yapıtlarının yayımlanması sürüyordu. 1961 yılında bir ziyaret için gittiği Beyrut'tayken, Berlin duvarının inşasına başllanınca, Batı'da kalmaya karar vererek Tübingen'e yerleşti. Burada Tübingen Üniversitesi'nde görev alarak yazarlığı sürdürdü. 1968 öğrenci hareketine eleştirel ama güçlü bir destek verdi. 1972’den itibaren sayısız ödülle onurlandırıldı. Öldüğünde üç bine yakın öğrencinin meşaleli yürüyüşüyle uğurlandı.
Bloch, en çok inançlar sorunu üzerinde durdu. Marksist bir görüş açısından Stalinizm'e karşı çıkarak, "ütopyalar"ın her zaman varolduğunu ve varolması gerekliliğini savundu. Ernst Bloch'a göre toplumsal ütopya, yabancılaşmanın tersine insanın bilinçlenmesine yardımcı olan temellerden biridir ve ona bütünsel bir tarih görüşü kazandırır.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 54 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 150 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.