Erol Çelik

Erol Çelik

Yazar
8.4/10
42 Kişi
·
67
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.667
Gösterim
Adı:
Erol Çelik
Unvan:
Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Kısa film yönetmeni.
Doğum:
Artvin, 1973
1973 Artvin'de doğdu. Tahsilini, Bakırköy Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümünün ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Sistemleri Bölümünü tamamladı.

Dokuz yıla yakın, ülke genelinde yayın yapan Süper Fm, Joy Fm gibi birçok yerel ve ulusal radyoda programlar hazırladı ve sundu. Halihazırda; NTV isimli ulusal bir kanalda ses operatörü olarak çalışmaktadır.

Toplumun genel konularından yola çıkarak kurguladığı gerilim öyküleri, aldığı teknik eğitim ve çalıştığı mesleğin önüne geçmiştir. İlk kitabının yayınlanmasının ardından, kısa metraj film senaryoları yazmaya başladı. Konularını; yayınladığı öykülerden aldığı, yönetmenliğini de üstlendiği kısa filmleri, birçok festivalde gösterilmiştir.

Evli ve bir çocuk babasıdır.

Kitapları


Heyula (Avrupa Yakası Yayınları - 2007)
Satranç Ve Şövalye (Avrupa Yakası Yayınları - 2009)
19 Numaralı Koltuk (Avrupa Yakası Yayınları - 2011)
Ağlatan (Avrupa Yakası Yayınları - 2014)
Ama tarih insanlara en büyük savaşların meydanlarda değil, insanlar​ın beyninde yaşandığını öğretmişti.
400 syf.
·4 günde·9/10
Kitap pek bilinmiyor zaten hep pek değer görmeyen şeyler güzeldir ya.
Yine burda küçük mütevazı kütüphanemizden aldığım mükemmel bir eser

İçine gelmekgerekirse içinde 6 tane birbirinden bağımsız hikayeyi barındırıyor
6'sından da bahsetmeye kalksak bütün günümüzü alabilir.

Gerilimi doruklarına yaşabileceğiniz ve merak uyandırıcı hikayeler var

Harfiyen ben 2. hikaye olan Karanlık Pencereyi aşırı beğendim mükemmel derece ters köşe yaptı

Puanım 10/9
380 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Akıcı bir kitap lakin korkutan, geren bir kitap değil. Bir kitabın içinde ruh hastası olması, üç harflilerden bahsediyor olması o kitabın gerilim olmasını sağlamıyor. Korku gerilim denince benim anladığım;film yada kitap bittiğinde mutfağa su almak için ayaklanacak cesareti düşünmek. Öyküler güzel ama germiyor.
380 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Çok amatörce yazılmış bir kitaptı bence...!
İnsan ismine veya kapağına bakınca biraz gerilim veya korku ümit ediyor ama çocukça yazılmış birkaç hikayeyle karşılaşıyor. Bütünüyle eleştirel yaklaşamam elbette , hikayelerin akıcılığı iyiydi ama dediğim gibi fazla çocukça olmuş bence . . .
380 syf.
·Beğendi·8/10
Güzel bir korku gerilim romanı. İçerisinde 3 adet hikaye barındırıyor. İmza, Hoşt ve Heyula. İlkinde imza takıntısı olan zengin bir adamın sağ eli kırıldıktan sonra yaşadıkları, ikincisinde evliliğinin 21. yılında çıldıran karısı yüzünden bütün yaşlı kadınlardan nefret eden Hasan Çavuş'un öyküsü, en sonunda da Şavşat'ta yer alan bir gömüyü bir cami hocası ile bulmaya çalışan Ömer ve Recep'in topal cin ile olan mücadelesi yer alıyor. Keyifle okunan bir roman.
393 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Osmanlı ile ilgili çok fazla bilgimiz yok. Var ama sadece padişahlar hakkında ve sarayın içindeki entrikalar hakkında bilgimiz var. Elin adamı kendi tarihinin en ince ayrıntısına kadar her detayı öyküleştiriyor ama biz sadece padişahlar ve karıları hakkında şeyler okuyoruz.

Cellatlar Kahvesi tam da yukarıdaki serzenişime cevaben yazılmış gibi. Kitabı okurken şunu farkettim ki, bizim hamurumuzdan çıkan öyküler bizi büyülüyor. ben eli kanlı bir celladın hayatını bu kadar merak edeceğim,i zannetmezdim. bıravo. herkese tavsiye ederim.
352 syf.
·Beğendi·8/10
Güzel bir korku ve gerilim romanı. İçerisinde kendi eşinden ilham aldığı bir doğum hikayesi, kedilerin musallat olduğu ve Ekrem Göktepe'den kurban istediği bir hikaye ve eşi Esra'ya kavuşmak için dünyanın en garip yolculuğunu bir ebru teknesi ile yapan adamın bulunduğu güzel hikayeler mevcut. Keyifle okunan bir roman.
393 syf.
·33 günde·Beğendi·10/10
Cellatlar Kahvesi, dramatik yapıya sahip, tarihi bir gerilim romanıdır.

Öykü, oğullarının gözü önünde, Onur Savaşı'nda birbirlerini öldürmek için dövüşen iki cellatbaşının mücadelesiyle başlar. Onur Savaşı, her cellat için kutsaldır. Makamlarını onurlarıyla tohumlarına bırakabilmenin tek yoludur.
Oğulları, babalarının ölümünü seyretmelidirler ki, Cellatlar Kahvesi'nin kurallarını hamurlarına ekleyebilsinler. Bilsinler ki, bir cellatbaşını ancak başka bir cellatbaşı öldürebilir.

Kurgu, üç farklı zamanda işler.
Birincisi; oğullarının gözü önünde savaşan cellatbaşlarının, bu savaşa gelinceye kadar yaşadıkları süreç.
İkincisi; babalarının ölümünü izleyen oğulların, küçük yaştan itibaren cellat olma mücadeleleri.
Üçüncüsü; cellat atalarının ahlaki serüveni.

Cellatlar Kahvesi; sarayın dışında yaşayan zenginlere, soylulara ve komutanlara hizmet eden, bostancıbaşı himayesindeki cellatların toplandığı, saraydan bağımsız, tamamen kurmaca bir kahvehanedir.

Kan ve günahla yıkanmış gururları için ölmeye hazır cellatların yaşadığı bu mekanın, ağır kuralları vardır. Bu kurallara ne bostancıbaşı, ne de padişah karışabilir. Onlar öldürmeyi meslek edinmiş, kendi ahlak değerlerine sahip günahkârlardır.

Bu kurallara biri dokunacak olursa, vay haline!

Cellatlar Kahvesi'nde yaşananların dışında, ucu cellatlara dayanan yan öyküler vardır.
Oğlunun kanatlarında uçan, Mavi Gözlü Cellatbaşı Çatal Ağa.
Babası Kızıl Ağa gibi olmak istemeyen Cellatbaşı Asır Ağa.
Başkasının suyunu kirleten, Aslan Ağa.
Babasının kaderine boyun eğen, Kara Ağa.
Dünyalar güzeli Afife. Boyu devrilesi Bostancıbaşı Ali Paşa. Sokullu Mehmet Paşa. Günahsız Devşirme Karısını öldüren Kör. Uğrunda adam öldürülen, Ermeni Dansöz. Taş meyhanenin sahibi, Arap'ın kızı Efsun.
Günahkar bedenleriyle dereyi kirletenleri cezalandıran Çay Ninesi.
Keke Murat. Ölmek için celladına yalvaran Yusuf.

"Oysa baban sana anlatmıştı bu saatte suya girmemen ve suyu kirletmemen gerektiğini lakin sen onu dinlemedin, o pis kanla, tertemiz suyumuzu kirlettin."

"Kim, celladını karşılarken bu kadar mutlu olurdu ki?"
393 syf.
·20 günde·Puan vermedi
"O bir cellat oğluydu ve oğlu bir cellat olacaktı."
Kitabı elime aldığımda konusu ilginç gelmişti. Fakat içine girdikçe, anlatılan olayların zaman dilimi de değişiyor. Bir bakıyorsunuz çocuklarının hayatını anlatırken, babalarının çocukluğu, hemen ardına gençlikleri derken arada da asıl zamana gelinmiş. Kimileri için bu zamanlar arası geçişler ilgi çekici olabilir, fakat anlatılan 4 - 5 farklı zaman bende bıkkınlığa sebep oldu.
Emeğe saygı diyerek, yazarımızın kalemine sağlık diyebilirim.
380 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
Okuduğumda ilk önce çok kötü hatalar farkettim. kitapla ilgili böyle yorumlar var. ama öyküler çok iyi. bence yeniden iyi bir editörün elinden geçerek yayınlanırsa çok başarılı bi,r kitap olur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erol Çelik
Unvan:
Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Kısa film yönetmeni.
Doğum:
Artvin, 1973
1973 Artvin'de doğdu. Tahsilini, Bakırköy Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümünün ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Sistemleri Bölümünü tamamladı.

Dokuz yıla yakın, ülke genelinde yayın yapan Süper Fm, Joy Fm gibi birçok yerel ve ulusal radyoda programlar hazırladı ve sundu. Halihazırda; NTV isimli ulusal bir kanalda ses operatörü olarak çalışmaktadır.

Toplumun genel konularından yola çıkarak kurguladığı gerilim öyküleri, aldığı teknik eğitim ve çalıştığı mesleğin önüne geçmiştir. İlk kitabının yayınlanmasının ardından, kısa metraj film senaryoları yazmaya başladı. Konularını; yayınladığı öykülerden aldığı, yönetmenliğini de üstlendiği kısa filmleri, birçok festivalde gösterilmiştir.

Evli ve bir çocuk babasıdır.

Kitapları


Heyula (Avrupa Yakası Yayınları - 2007)
Satranç Ve Şövalye (Avrupa Yakası Yayınları - 2009)
19 Numaralı Koltuk (Avrupa Yakası Yayınları - 2011)
Ağlatan (Avrupa Yakası Yayınları - 2014)

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 67 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.