Fahri Parin

Fahri Parin

YazarDerleyenÇevirmen
7.3/10
68 Kişi
·
225
Okunma
·
0
Beğeni
·
714
Gösterim
Adı:
Fahri Parin
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Erzurum, 1944
1944 yılında Erzurum’un Aşkale ilçesi Ballıtaş köyünde doğdu. İlkokulun 3. sınıfını köyünde okuduktan sonra anneannesi, kendisini okutmak için Ankara’ya götürdü. Dayıları ve anneannesi tüm tahsil hayatını Ankara’da tamamlattılar. 1969 Yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini bitirdikten sonra Erzurum’a öğretmen olarak atanarak göreve başladı. 1969-1974 yılla¬rında hayatta bulunan gazilerimiz ve işgali yaşamış olan büyüklerimizin hatıralarını toplayarak kitap haline getirdi. Bu eser 1977 ve 1992 tarihlerinde iki ayrı yayınevi tarafından iki defa yayınlandı. Birincisinde “Meçhul Kahramanlarımızın Dilinden Zulüm” adıyla, diğerinde ise “Ermeni Zulmünün Canlı Tarihi” adı altında çıktı. Yazar bu eserinin ardından, İran’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammet Hatemi’nin “Şehrin Dünyasından Dünya Şehrine” adlı eserini Türkçe’ye çevirdi. Bundan sonra Pol Amir tarafından yazılan “Alamut’un Efendisi Hasan Sabbah” adlı eseri Türkçe’ye çevirdi. Bu eserde, o dönemin insan¬larının yaşantıları, birbirleri ile olan mezhep kavgaları ve siyasi mücadeleleri çok güzel bir üslupla ve roman türünde anlatılmıştır. Yazar ayrıca Muhammed Hicazi’nin “Arifin Gönlü” adlı eseri Farsça’dan Türkçe’ye çevirdi. Cemal Paşa’nın anılarını da eski Türkçe’den yeni Türkçe’ye çevirdi. Yazar Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli kademelerinde öğretmen ve idareci olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. Altı yıl özel kurumlarda idareci alarak çalıştıktan sonra tamamen bilim deryası¬na dalmak için görevini bıraktı.
Birinci kanal seferini yapmış olan Osmanlı kuvvetini teşkil eden subay ve erlerin gösterdiği çalışmalar ve fedakârlık gerçekten her türlü takdire lâyıktır. 300 km’lik kum deryası içerisinde her türlü zorluğa tahammül ederek ilerleyen bu kahramanları tazim ile yad etmek bizce en mukaddes bir vazifedir. Arap ve Türk unsurlardan mürekkep olan orduda en derin bir kardeşlik hissi hâkim oluyor ve herkes diğerinin yükünü hafifletmek için kendisini feda etmekten çekinmiyordu.
"Avrupa ülkeleri, ne zaman Türkiye’ye karşı bir saldırı olsa bunu iyi karşıladılar. Yunan, Sırp ve Bulgarlar, Balkanlarda çok vahşi bir şekilde 500 binden fazla Türkü boğazladılar ki bu katledilenlerin çoğunluğu kadın, ihtiyar ve çocuktu. Türklere yapılan bu soykırım Carnegie isimli araştırma komisyonunun raporu ile bütün tafsilatıyla belgelendikten sonra bile Avrupa ve Amerika gazetelerinde sinekler gibi katledilen bu Türklere dair bir kelime dahi yazılmadı."
Arapların büyük kısmının hilafet makamına en derin hislerle bağlı olduğuna 1.Kanal Seferi en ulvî bir örnektir. Tamamen Araplardan meydana gelen 25. fırka ile bütün menzil teşkilatı görevlerini cidden can siperane ifa ettiler. Bu his ve emel birliğini sonradan bozmuş olan Şerif Hüseyin hakkındaki gayz ve kinim hiçbir şekilde teskin olunamayacaktır.
Rus ve Ermeni savaşları bittiğinde (bu seferde) Yunan savaşı başladı. Köyün yeni yetişen gençlerini de bu savaş için topladılar. Bunu fırsat sayan Dersim'in Kürt çeteleri köyümüzü bastıklarında onlara karşı koymaya kuvvetimiz hiç yoktu. İşte, bizim köyde vahşet bu zaman başladı. Evlerimizi talan edip neyimiz varsa alıp götürdüler. Yine de vatanımız bu şartlar altında da kurtarılmıştır.
Fahri Parin
Sayfa 46 - Bilal Çilekçi Anlatıyor
... Ermeniler daha da baskın çıkıp halkı öldürmeye başladılar. Sudan bahanelerle devamlı hadise çıkarıyorlar ve sonunda da bunun suçunu zavallı müdafasız halka yükleyerek devamlı cinayetler işliyorlardı. Ruslar bile bunların acımasız hakaretlerine dayanamayıp bizleri koruyorlardı.
Fahri Parin
Sayfa 97 - Fazlı Demirci Anlatıyor
İstanbul’umuzun pek yerleşmiş bir âdedi vardır: Erkeklerin vapurda, köprüde, çarşıda, sokakta ve mesire yerlerinde
rastladıkları İslam kadınlarına edepsizce laf atmaları...
Buna bazı seçkin kadınlara ve biraz karakterine uygun şekilde giyinmiş hanımlarımıza kaba lisanla, hatta bazen elleri ile
tecavüz etmelerini de ilave edebiliriz. Bu iğrenç alışkanlık hak
kında ta çocukluğumdan beri nefret eder, hükümetin buna nasıl olur da çare bulamadığına aklım ermezdi. Bu durum hükümetin zaafı oranında artar ya da eksilir.

İstanbul muhafızı olduğum sıra tecavüze uğrayan birkaç
aile reisleri bunun engellenmesini benden rica etmişlerdi.
Ceza kanununun bu hususta pek zayıf olduğunu nazar-ı dikkate alarak yine Örf-i İdari Kararnamesinin Askeri Hükümete
verdiği yetkiye istinat etmek istedim. Kadınlara sarkıntılık
eden erkeklerin sürgün edileceklerini ilan ettim.Dört-beş sürgünden sonra, kadınlar sokaklarda tecavüze uğramaktan kurtuldular.
İşte o zamandan itibaren, İstanbul’da Türk kadınları gerçek özgürlüğüne doğru genel adım atmış oldular. Kadın özgürlüğünün, daha doğrusu kadının insan toplumunun bir yararlı parçası olduğu gerçeğinin artık memleketimizde de anlaşılarak memleketin genel hizmetinde iştiraki düşüncesinin en
ateşli savunucularından olduğumu gösterdim. İstanbul muhafızlığım sırasında başlayan hakaretin ölçüsü ilerledi. Bu genel
harp sırasında memlekete çok yararlı bayındır işleri temin ettiler. Memlekete, en seri ve yararlı ilerlemeler yapacak olan uygar kadınları esaret altında bulunan milletlerin felakete uğrayacakları
hakkındaki düşüncem geçerlidir.
400 syf.
·Puan vermedi
Birinci dünya savaşı dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğunda nelerin olup bittiğine yönelik Bahriye Nazırı olmuş birinin gözlerinden dönemin olayları...
512 syf.
·Puan vermedi
Şu ana kadar yazılmış bilinen ağızlarda dolaşan Hassan Sabbah algısını yıkan Türkleri fazlaca yeren ama tarafsız okuduğun zaman öğrenebilecek çok şeyin olduğunu anlatan kitaptır.
512 syf.
·6/10
kitap biraz taraflı yazılmış gibime geldi bu konuda bazı sıkıntılar var bence bir kitap yazılırken özellikle konusu tarih ise gerçeklikten saptırılmamalı.
512 syf.
·3/10
Kitaba başlamadan evvel, internette yorumları okurken pek olumlu bir yorum görmedim. Ama yazarın olaylara farklı yaklaşımı ilgimi çekti. Nasıl söylesem HasanSabbah hakkında hep bilinenlerin aksine şeyler yazmış.
Dedim benim bildiğimin aksine şeyler var, bir de bunu okuyayım bakayım...
Ama inanın kitabı okurken nefes alamadım. Yazarın sürekli araya girip bir şeyler söylemesi, beni bunalttı da bunalttı.
Eğer okumayı düşünecek olursanız, pek tavsiye etmiyorum.
560 syf.
·Beğendi·9/10
Hangi devletin tarihini okursak okuyalım ortak nokta zalimlik oluyor. Hükümdar ; Afşarlar, Kaçarlar, Özbekler ve diğer boyların mücadelelerini, yapılan zulümleri, saltanat için işlenen cinayetleri, yoksul insanlardan zorla ve tehditle alınan vergileri, İran'da her daim süren acımasızlığı ve vahşeti anlatıyor. Sıkıcılıktan uzak, akıcı, bir sonraki sayfayı merak ettiren, benzerlerinden bir adım ötede bir roman.. Lise zamanlarımdaki Tarih öğretmenimin anlatım sıcaklığında okudum kitabı.. Tavsiye ederim
Yarım bıraktığım şimdiye kadar belkide 2. Kitaptır.Aslında kitap kötü değil kesinlikle ilk başlarda keyif alarak başladım fakat bir ara verince geri elime aldığımda okuyamadım.kitabı bitiremediğim için başka kitapta bu süre içinde okuyamadım bu nedenle kitabı yarıda bırakmayı uygun gördüm belki de çok ilgimi çekmemeye başladı bir süre sonra sonuç olarak yarıda bıraktığım nadir kitaplar listeme girdi
512 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okuduğumda aylarca etkisinden kurtulamamiştim.
üzerine şiirler makaleler ve kitaplar yazmaya değer bir beynin hikayesiki
çikan kitaplarin sayisi hiç az deil kitaplar sadece araç ben o beyne hala hayranim
512 syf.
·9/10
Hassan Sabbah Okuduğum En Güzel Tarihi Roman Diyebilirim Bir Çok kişi Taraflı Diyor Ama Diğer Tarihi Kitaplara Göre Anlatım Şekli Olaylara Bakış Açısı Farklı Olduğu İçin Garip Gelebiliyor Okuduğunuz Her Dakika O Sokaklarda O Eski Zaman Diliminin İçindesiniz Elinizde Bırakmıyacağınız Hassan Sabahın Zekası Adaleti Hataları Olaylara Bakış Açısı Hayran Bırakıyor İnsana İyi Okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Fahri Parin
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Erzurum, 1944
1944 yılında Erzurum’un Aşkale ilçesi Ballıtaş köyünde doğdu. İlkokulun 3. sınıfını köyünde okuduktan sonra anneannesi, kendisini okutmak için Ankara’ya götürdü. Dayıları ve anneannesi tüm tahsil hayatını Ankara’da tamamlattılar. 1969 Yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini bitirdikten sonra Erzurum’a öğretmen olarak atanarak göreve başladı. 1969-1974 yılla¬rında hayatta bulunan gazilerimiz ve işgali yaşamış olan büyüklerimizin hatıralarını toplayarak kitap haline getirdi. Bu eser 1977 ve 1992 tarihlerinde iki ayrı yayınevi tarafından iki defa yayınlandı. Birincisinde “Meçhul Kahramanlarımızın Dilinden Zulüm” adıyla, diğerinde ise “Ermeni Zulmünün Canlı Tarihi” adı altında çıktı. Yazar bu eserinin ardından, İran’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammet Hatemi’nin “Şehrin Dünyasından Dünya Şehrine” adlı eserini Türkçe’ye çevirdi. Bundan sonra Pol Amir tarafından yazılan “Alamut’un Efendisi Hasan Sabbah” adlı eseri Türkçe’ye çevirdi. Bu eserde, o dönemin insan¬larının yaşantıları, birbirleri ile olan mezhep kavgaları ve siyasi mücadeleleri çok güzel bir üslupla ve roman türünde anlatılmıştır. Yazar ayrıca Muhammed Hicazi’nin “Arifin Gönlü” adlı eseri Farsça’dan Türkçe’ye çevirdi. Cemal Paşa’nın anılarını da eski Türkçe’den yeni Türkçe’ye çevirdi. Yazar Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli kademelerinde öğretmen ve idareci olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. Altı yıl özel kurumlarda idareci alarak çalıştıktan sonra tamamen bilim deryası¬na dalmak için görevini bıraktı.

Yazar istatistikleri

  • 225 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 84 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.