İlhan Selçuk

İlhan Selçuk

Yazar
8.6/10
110 Kişi
·
349
Okunma
·
39
Beğeni
·
3692
Gösterim
Adı:
İlhan Selçuk
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 11 Mart 1925
Ölüm:
İstanbul, 21 Haziran 2010
İlhan Selçuk, (d. 11 Mart 1925, İstanbul – ö. 21 Haziran 2010, İstanbul) Türk gazeteci, yazar. Düzenli gazetecilik kariyerine 1961'de Akşam'da başladı; aynı yıl Tanin'e oradan Vatan'a geçti; ertesi yıl Nadir Nadi'nin çağrısı üzerine Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı.

İlhan Selçuk, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra "9 Mart Cuntası" içerisinde yer almak savıyla tutuklandı ve Ziverbey Köşkü'nde işkence gördü.
21 Mart 2008 tarihinde saat sabah 04:30 sıralarında Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı ve iki gün sorgulandıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 21 Haziran 2010 tarihinde ölen yazar, Hacıbektaş ilçesindeki "Yıldızlar Mezarlığı"na defnedildi.
Ama Afrika anakarasında beş milyon çocuk ölürken kılını kıpırdatmayan şu dünyada insanin tam anlamında insanlaştığını söyleyecek kabadayı var mı?
"__Geç kalıyorum ..
"__Vakit kalmadı ...
"__Zamanım yok ...

Niçin ? Neye yetişmek için ?
Sen durdukça duran .. sen yürüdükçe yürüyen, sen koştukça koşan.... "hem senin dışında, hem senin içinde yaşayan " zamana karşı çaresiz değilmisin ???
735 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yüzbaşı Selăhattin'in Romanı yalnız kendisinin değil, bir kuşağın romanıdır. Bu romanda değer yargılarıyla birlikte çöken Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir imparatorluk kurmak isteyenlerin dramı ve Devletin çöküşünü durdurmak isteyen bir asker kuşağının fedakarlık destanı yer alır. Bu roman yakın tarihimizin gerçeklerini dile getirmekte, pek çok yönü aydınlatılmamış bir devreye ışık tutmaktadır. (arka kapak yazısından)
162 syf.
·12 günde·Beğendi
128 sayfalık bu minik kitap, rahmetli gazeteci yazarımız İlhan Selçuk'un hayatının bir döneminde yaşadıklarından derlediği bir anlatı mahiyetinde.

İsmine aldanıp da Ziverbey semtinde sanmayın bu köşkü. Mevzubahis köşk, İstanbul Kozyatağı'nda bulunan, ve 2.Abdülhamid'in Maliye ve Evkaf nazırlıklarını yapmış olan Mustafa Zihni Paşa tarafından inşaa ettirilmiş, asıl adı Zihni Paşa Köşkü olan ancak tarihe yaptığı tanıklıklar neticesinde yıktırılmış ve şu an yerinde 124 dairelik Ateşpare Sitesi' nin arz-ı endam ettiği köşktür.

Ne yazık ki bu tarihi köşk, 12 Mart 1971 askeri darbesi sırasında, dönemin paşası Faik Türün ve tümgeneral Memduh Ünlütürk'ün emirleriyle gözaltına alınan kişiler için bir işkence merkezine dönüştürülmüştür. Müştemilatlarından mutfaklarına, kilerlerinden tuvaletlerine, çatılarından banyolarına kadar köşkün her metrekaresi, gözleri bağlı bir şekilde getirilen insanlarla doluydu. İşte yazarımız İlhan Selçuk da bu işkencelerden nasibini alan ve köşke Ziverbey adını veren görgü tanıklarından biridir.
İşkencelere yıllardır oldukça alıştırılmış bir toplumuz amma velakin İlhan Selçuk 'un bir söylemi var ki akıllara zarar. Cuntacılar, gelen her sanığı "Burası Genelkurmay' a bağlı kontrgerilla örgütü dür, artık bizim esirimizsin" diyerek karşılıyorlarmış.

"Gözlerim bağlı olduğundan bir şey göremiyordum, beni yere yatırmışlar, çoraplarımı çıkarmışlardı. Ayak bileklerime bir alet geçirilmişti. Bir manivelanın yada vidanın sıkıştırıldığını duyumsuyordum. Bir yağ mı, sıvı mı sürüyorlardı tabanlarıma, sonra sopa inip kalkmaya başladı. Kendimi acıya katlanabilir sanırdım. Ancak falakanın verdiği acı hiçbir acıyla kıyaslanamaz. Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum ama sonra kendimi bıraktım"

İlhan Selçuk, Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Harp İdaresine mensup cuntacıların yaptığı sorgu sırasında verdiği ifadesinde, her cümlesinin son iki kelimesinin başharfleri aracılığıyla bir akrostiş yaratmış ve bu vesile ile kamuoyuna işkenceye tabi tutulduklarını ifşa etmiştir. İşte o ifade:

"12 Mart’a doğru Türkiye (İ)flasa gidiyordu. Demirel iktidari giderek yoğunlaşan (Ş)aibe altındaydı. Üniversiteli gençler sokaklarda, meydanlarda hatta Üniversite binalarının çatıları altında (K)atlediliyorlardı. Devletin güçleri, aydınları, askerleri, yargıçları, sorumluları, sağduyu sahipleri (E)ndişe içindeydiler. Gidiş (N)ormal değildi. Anayasa çerçevesi ve yonelislerine gore davranmak isteyen devlet memurlari ve sorumlularına, siyasi iktidar adeta (C)eza tertipliyordu. Siyasi iktidar aydın yazarları (E)zmek amacındaydı. Toplum yaşamında (A)nayasa uygulanmıyordu. Bazı çevrelerde bir ordu müdahalesi (L)üzumlu görülüyordu. Politikaci (T)opluluğu şuursuzdu. Memleketseverler (I)stırap çekiyorlardı. Bu durumda (N)e yapmalıydı? Önce bir fikir (D)ağınıklığı vardı. Tek çıkar yolu (A)tatürkçülük’te görüyorduk. Ancak Atatürkçülüğü günün koşullarına göre derinliğine ve genişliğine bütün boyutlarıyla (Y)orumlamak gerekiyordu. İşte devrim dergisi bir (İ)htiyaçtan doğdu. Ancak dergi çıkarmaya yetecek para bulmak gerçekten (M)esele idi.”
176 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine uzun yillar boyunca kitapligimda bekletip, okumayi sürekli erteledigim bir kitap daha. Keşke daha önce okusaydım.
Daha önce İlhan Selçuk okumamıştım. Ama daha ilk kitapta çok sevdim kendisini. Çunku kitap 1986 yılında yayınlamış olsa da 32 yıl boyunca bu ülkede bir gram değişme ve gelişme ve ilerleme olmadığını, sürekli yerimizde saydığımızı göstermis oldu bana.
Baskı hataları ve yanlışları vardı, yazı puntoları da küçük olduğu icin oldukça zorlanip sıkıldm, ama içerik açısında okumama değdi.
735 syf.
·Puan vermedi
Anılardan oluşmuş güzel bir eser.Eser sadece Yüzbaşı Selahattin'in hayatını değil Balkan Savaşına ve o günün şartlarınıda ortaya seriyor.
162 syf.
·Beğendi·10/10
12 mart faşizmi - dönemi ülkemiz tarihinde 12 eylül faşizmiyle birlikte lanetle anılacak bir dönemdir ülke aydınlarının 9 mart sol darbe provakasoyunu ile gözaltına alındığı ağır işkencelerden gectiği bir döneme işık tutmaktadır yarbay talat turhanın bomba davası kitabı da bu karanlık döneme ışık tutan önemli kitaplardandır ilhan selçuk tüm olumsuz koşullara rağmen akrostiş yöntemi ile dışarıya kendisi ile ilgili haber uçurmuştur faşizm egemenler tarafından istendiği kadar uygulansada çok fazla süremez İlhan Selçuğun şahsiyetinde aydınlarımız bu zor kara günlerde işkencelerden baskılardan yılmamış yollarına devam etmiştir ..
735 syf.
·11 günde·8/10
Yüzbaşı Selahattin, koskoca bir imparatorluğun yıkılışını ve cumhuriyetin kuruluşunu yaşamıştı. Ateş çemberinde geçirmişti yıllarını. İtalyan harbi, Balkan harbi, 1. Dünya savaşı, Kurtuluş savaşını kapsayan dönemde iç ve dış çatışmaların, devrimlerin, isyanların, kahramanlıkların, cinayetlerin tanığı olmuştu onsozuyle başlıyor kitaba İlhan Selçuk.
Aslında bu önsöz kitapla ilgili herşeyi anlatıyor. yüzbaşı Selahattin ta çocukluğundan başlıyor anlatmaya. Bazen anlattıklarına çok kızıyor, nefret ediyorsunuz olup bitenden. Bazen de gulumsetiyor sizi anlatıcı.
Son söz, bu ülkenin ne kadar zor şartlarda kurulduğunu , ülke kan içinde iken kan emicilerin kendi keselerini büyüttüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
İyi okumalar...
206 syf.
·14 günde·7/10
Kitabın ismini ilk gördüğümde beynimden vurulmuş gibi olmuştum. Nasıl benim aklıma gelmez diye isyan ettim. Sonrasında satın almak için internete baktım ama 200₺ olduğunu gördüm. (imzalı yedinci baskısıymış yeni baskısı on lira civarıymış sonradan öğrendim) Haliyle almaktan vazgeçmiş, zamanla da kitabı unutmuştum. Geçenlerde okul çıkışı sahaflara bi' göz gezdireyim derken "Tanesi üç lira" kısmında göz göze geldik. İşte böyle aldım kitabı. Sağ olun.

Kitap İlhan Selçuk'un denemelerinden ibaret. Ne yalan söyleyeyim iyi deneme. Arada sıksa bile sırf satır aralarındaki tespitler için noktasını virgülünü atlamadan okursunuz.
Adından da anlaşılacağı üzere düşünce özgürlüğü teması ağır basıyor kitapta. Düşünmeye itiyor, her kitap gibi inceden değil de direkt "düşünce"ye yöneliyorsunuz.

Okumasanız da olur mu? Olur. Ama okusanız iyi olur.
180 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Yazar yazılarında kendi zamanında ki gündeme ışık tutuyor.
Kitabın adı diyor zaten durumumuzu.
Şimdi bu yazılarda ki durumlara ağlamalı mı yoksa gülmeli mi?
162 syf.
·Beğendi·8/10
1970 li yıllarda 68 kuşağı üzerinden silindir gibi geçen gladyo destekli faşist güçlerin aydınlar üzerinde uyguladığı baskının resmedilmesi.
Bu ülkede bir çok genç asıldı kurşuna dizildi katledildi.Aydın geçinen bir kesim yanlızca seyretti bunları.Daha sonra bu kıyamdan payına düşeni alanların öyküsü.

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Selçuk
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 11 Mart 1925
Ölüm:
İstanbul, 21 Haziran 2010
İlhan Selçuk, (d. 11 Mart 1925, İstanbul – ö. 21 Haziran 2010, İstanbul) Türk gazeteci, yazar. Düzenli gazetecilik kariyerine 1961'de Akşam'da başladı; aynı yıl Tanin'e oradan Vatan'a geçti; ertesi yıl Nadir Nadi'nin çağrısı üzerine Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı.

İlhan Selçuk, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra "9 Mart Cuntası" içerisinde yer almak savıyla tutuklandı ve Ziverbey Köşkü'nde işkence gördü.
21 Mart 2008 tarihinde saat sabah 04:30 sıralarında Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı ve iki gün sorgulandıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 21 Haziran 2010 tarihinde ölen yazar, Hacıbektaş ilçesindeki "Yıldızlar Mezarlığı"na defnedildi.

Yazar istatistikleri

  • 39 okur beğendi.
  • 349 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 177 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.