J. R. R. Tolkien

J. R. R. Tolkien

Yazar
9.2/10
10,5bin Kişi
·
28bin
Okunma
·
2.842
Beğeni
·
44,6bin
Gösterim
Adı:
J. R. R. Tolkien
Tam adı:
John Ronald Reuel Tolkien
Unvan:
İngiliz Yazar, Şair, Filolog ve Profesör Unvanlı Akademisyen
Doğum:
Güney Afrika, 3 Ocak 1892
Ölüm:
Dorset, İngiltere,, 2 Eylül 1973
John Ronald Reuel Tolkien (3 Ocak 1892 - 2 Eylül 1973), İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Saxon Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır.

Hayatı
İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika'nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald'ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İngiltere Birminghamlı olan aile kendilerine yeni bir hayat kurmak amacıyla Güney Afrika'ya yerleşmişti. Fakat iklimin getirdiği olmusuzluklar kısa zamanda anne Mabel'i Ronald'i ve küçük kardeş Hilary'i de alıp İngiltere'ye dönmeye itti. Aile bir süre sonra baba Arthur'un da dönmesi ile eski günlerine kavuşmayı umuyordu. Fakat 15 Şubat 1896'da Güney Afrika'dan Arthur'un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alıp küçük bir köy olan Sarehole'a yerleşti. Bu köy Ronald'da derin etkiler bırakacak, ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Shire ile defalarca Sarehole'u ziyaret edecekti. Sarehole'da Tolkien'i etkileyen sadece yemyeşil doğa değildi. Köy yakınındaki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için "Beyaz Ogr" adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı.

Ronald, Birmingham'daki King Edward's Okulu'na başlayınca aile bir kez daha taşınmak zorunda kaldı. Ronald yeni taşındıkları Olver Road'a yakın olan St. Philips okuluna verildi. Bir yıl sonra burs kazanınca tekrar King Edward's Okulu'na dönen Ronald birkaç yıl sonra (1904 yılında) da şeker hastalığı yüzünden annesi Mabel'i kaybetti. Bunun üzerine çocuklar teyzeleri Beatrice'in yanına gitti ve Peder Francis Morgan'ın gözetimine verildi. King Edward's Okulu'nda iken Ronald'ın dillere büyük yatkınlığı olduğu ortaya çıktı ve bu dönemde Ronald kendine ait bir dil tasarlamaya başladı. Böylece Elf dillerinin temelleri atıldı.

Çocukluktan delikanlılık yıllarına geçerken oturdukları Birmingham kentinde Ronald'ı etkileyen iki büyük yapı vardı. 29 metrelik Perrott's Folly kulesi o yıllara göre olağanüstü büyüklüğü ile Ronald'ın beynine kazınmıştı. 1758 yılında John Perrott tarafından yapılan bu kule tuhaf mimarisi ile "Perrott'un divaneliği" ismini almıştı. Hemen bu kulenin yanında ise bir başka kule vardı. Ve bu iki kule daha sonra yazacağı Yüzüklerin Efendisi için esin kaynağı oldu. Ronald'ın gençlik yıllarına dair bir diğer önemli not ise Gamgee ismi ile o yıllarda tanışmış olmasıdır. Bu yerel pamuk markası Gamgee, Ronald'ı etkilemiş olmalı ki Frodo'nun sadık dostu Sam'e bu soyadını vermiştir.

16 yaşındayken hayatını değiştirecek bir olay oldu ve hayattaki tek gerçek aşkı olan Edith ile tanıştı. Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı. 1911 yılında Tolkien klasik diller eğitimi almak için Exeter Koleji'ne gitti ve 21 yaşını doldurduğunda hiçbir zaman unutamadığı Edith'i buldu (Söylenir ki Edith ormanda dolaştıkları bir gün onun için dans etmiş ve bu dans genç Tolkien'i çok etkilemiştir). Gençler 22 Mart 1916'da evlendiler. Üstelik Tolkien onu ikinci kez bulduğunda Edith bir başkası ile nişanlıydı.
Bu arada I. Dünya Savaşı başlamıştır. Kısa bir süre sonra Tolkien de orduya katıldı ve Fransa cephesinde savaştı. İki yakın dostunu bu savaşta kaybeden Tolkien çok yakınında patlayan bir bomba yüzünden İngiltere'ye geri döndü. Fakat savaş bu genç insan üzerinde unutulmaz etkiler bırakmıştır. Savaş bittiğinde Oxford English Dictionary'de iş bulan Tolkien, savaştan döndükten sonra hayatının büyük bir kısmını Oxford'da geçirdi. 1945 yılında Oxford'da profesör olmasına kadar geçen zaman içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Bu süre içerisinde devasa hayal dünyası Orta Dünya'yı oluşturmaya devam edti. Bir çeviri olan ilk kitabı Sir Gawain and The Green Knight yayınlandı. Entelektüel bir topluluk olan "Inklings"i yakın dostu C.S. Lewis ile kurdu ve 1937 yılında Hobbit'i yayınldı. Roman hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bazıları, Oxford'da profesör olan Tolkien'den nasıl olup da bir masal kitabı çıktığını sorduyordu. Ama olumsuz eleştiriler bir işe yaramadı ve Hobbit kısa zamanda popüler oldu.

Hobbit, aslında, Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcıdır. Orta Dünya ilk kez bu kitapta okuyucuların karşısına çıkar. Bundan sonra Tolkien Yüzüklerin Efendisi (The Lord Of The Rings) için çalışmaya başlar.
29 Kasım 1971'de karısı Edith vefat eder. Tolkien bunun üzerine sadece iki yıl yaşayabilir ve 2 Eylül 1973'de Kraliçe'den krallığın en önemli nişanlarından biri olan Commander of the Order of the British Empire (CBE) ünvanını almasından kısa bir süre sonra 81 yaşında İngiltere'nin Bournemouth şehrinde ölür.
"Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme; çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez."
" Biraz ışığa ne dersiniz?" dedi Bilbo özür dilercesine. "Biz karanlıktan hoşlanırız," dedi cücelerin hepsi. "Karanlık işlere karanlık gerekir!.."
J. R. R. Tolkien
İthaki yayınları
"On dakikan kaldı. Koşman gerekecek," dedi Gandalf.
"Ama-" dedi Bilbo.
"Ona zaman yok," dedi büyücü,
"Ama-" dedi Bilbo yine.
"Ona da zaman yok! Koş bakalım!"
Nedense her güzel şey kısa ömürlü oluyor ve sanırım geriye, onları yaparken yaşadığımız güzel anların hatırası kalıyor sadece.
“... ben etrafımızdaki dünyanın bir daha eskisi gibi olacağını ve gün ışığının önceki zamanlardaki gibi parlayacağını zannetmiyorum.”
496 syf.
·Beğendi·10/10
Kısmi olarak gezi-gözlem ve "anılardan" oluşacak olan o sevdiğiniz tanıtımlardan biriyle daha beraberiz bebişler.. Kasıtlı olarak bu yolu seçmiş değilim ..Bu yolu seçtim çünkü bu kitabın bizim alemde sayısız anısı ve emeği mevcut .. O yüzden başka türlü sizlere anlatmam imkansız .. Zaten istemem de ..Baştan anlaşalım ..İnceleme uzun .. Uyarmadı deme !

Herşeye en baştan başlamak lazım .. Henüz Metallica üstüne Slayer ve Manowar ile şiddet + zulüm yollarına yeni yeni saptığımız sıralar.. Kamuflajın keşfi , sonrasında eve girişi , ev halkının haklı korkusu ve siyahlar giyen bir çocuğun kötülüğü tam anlamıyla anlayıp kucaklaması... Yeni çağın kapanıp karanlık çağın başlaması =))) Evet biz de doz arttırımıyla beraber Black Metal denen o aleme girizgah yapmıştık o dönemlerde .. O dönemler dediysek sene '95 ila '96.. Sonrasında Metis Yayınları LOTR serisini bastı ve bildiğimiz dünya, sonrasında bizler için bir daha asla eskisi gibi olmadı .. Daha doğrusu bizler, var olduğumuz o eski dünyaya bir daha hiç adapte olamadık .. Metis, o dönemlerde de şimdi olduğu gibi kan emiyordu .. Dolayısıyla o zamanlarda da küçük metalci maddi olanaksızlıklardan kelli arşivine katamadı bu kitabı .. Hoş , o dönemlerde kitap değil cd ve LP topluyorduk .. İnternet bugünki gibi henüz evlere girmemişti .. Tübitak üyeliği ile haftada 8 saat internet kullanarak ve sayfa başına beşi bir yerde paraları vererek LOTR alemi üzerine ne varsa çıktı alıp "wat iz diz ? Dize diz - 2 kilo domadiz" kıvamındaki ingiliccemizle çözümlemeye çalışıyorduk bu alemi .. Nice gözlerin feri söndü o günlerde.. Niceleri miyopla , astigmatla tanıştı o dönemlerde .. Ondan kelli kitabı okumadan öncesinde , şimdilerde cirlop gibi t- shirtleri çekip, titreyen bıngıldaklarıyla arzı endam eden youtuber jenerasyonunun vidolar çekip anlattığı LOTR aleminin ilk safhalarını bilmeksizin hatmettik .. Bkz: güneşin ilk çağı , lambalar çağı , Melkor ve Ungoliath ortaklığı falan fistan .. Sonradan , 3 sene sonra kitabı alıp okuduğumuzda nevrimiz döndü tabii.. Zaten Star Wars cuyuz ezelden, gönlüm geçmez güzelden aromalı ortamların hastası olan bizler için bambaşka kapılar açılmış oldu ardına kadar .. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki bu alemi ve sonrasında gençlik yıllarımızla beraber Türkiye'de yeşeren FRP ortamlarını hatmettim .. Çocukluktan Star Wars ( HASTASIYIZ !!!!) , üstüne metal ( metal müzik diye bir şey yoktur.. Metal vardır ! ) , sonrasında LOTR ile şaha kalkan FRP ortamları ve DIABLO !!!! Bu saydıklarım bugün beni ben yapan oluşumlardır .. Dedim ya FRP alemlerini hatmettik diye .. Dragonlance 'ler okundu 1. ve 2. nesle kadar .. Spin off ları da dahil ..Yetmez ama evet dedik RAVENLOFT ile .. Bu arada anmazsak olmaz! Büyüksün Lord Strahd !!!Forgotten Realms , ve Artemis Entreri ile Örümcek Kraliçe !!! Uzun lafın kısası ... Bugün 39 yaşımda yeni yeni rus klasikleri falan okuyorsam sebebi, mevcut mana ve healing potionları FRP alemleri ve siyasi tarih kitaplarına basmış olmam , sağ elimizi mouse 'a , sol elimizi de ALT tuşuna basmak suretiyle DIABLO alemlerine kurban vermiş olmamdan kaynaklıdır ..

O günlerde kötülük ve getirdikleri ile haşır neşir olduğumuz zamanlardı =))) Dolayısıyla alkol ve sigara kullanımı son derece normaldi bizler için .. Hala da öyle .. Sene '99 'u gösterdiğinde bizim için paramız varsa toplanma bölgesi Kocatepe 'nin dibindeki Orta Dünya Cafe ve Sakarya Caddesindeki Keyif Bar idi .. Buralar kolcuların toplanma güzergahları idi .. Pek tabii çoğunlukla mekanda içecek paramız olmadığı için bizler dışardan alkol alıp Meclis Parkına gidenlerden idik .. Meclis parkı Gondor krallığı idi .. Karanlık ve aydınlık güçler burada sürekli bir savaş halindeydi ..Çünkü alkol içenlere rahat verilmezdi orada o günlerde.. Türk polisinin o günlerdeki sözlük karşılığı bizler için Orklar idi .. GBT sorgulaması yapan ve ortama sürekli baskınla hücum eden piyade kuvvetlerdi bunlar .. Bir de bunların motorize olmuş versiyonları ve bizim URUK HAI dediğimiz Yunuslar vardı .. Bu tayfanın hiç geri vitesi yoktu .. Asla aman vermezlerdi .. Durum böyle olunca bizler için Mordor olarak adlandırılan bölge Çankaya'daki Kavaklıdere Karakolu idi .. HİÇ KAPANMAYAN VE SÜREKLİ BİZİ GÖZLEYEN KAPAKSIZ BİR GÖZ!! Rivendell , sizlerin de bildiği ismi ile Ayrık Vadi ise Seymenler Parkı idi .. Çankayalı elit insanların yani elflerin çimenlerde seyrü sefa yaptığı muhteşem bir mekandı ama dağın başında olduğu için bizler tarafından pek kullanılamazdı .. Ulaşamazdık oralara taksi parasını tümleyemediğimiz için..Evden gelen Lembasların içinde domates ve ekürisi peynir ile tüketilen yollukların üstüne hane hanımı olan anneler anılır, biralar tokuşturulurdu .. Kod adı Miruvor olan KIRMIZI TUBORG büyük lüks idi .. Çok unique bir içecekti.. Olursa 2 kişi beraber içilirdi. Damlası dahi ziyan edilmez , israf edene iyi gözle bakılmazdı .. Enerji barını fuller, zihin açardı .. Olur da Mordor zindanlarına düşülürse ,telefon hakkı kullanılarak ve pek tabii sağlam işkencelerden geçip bir güzel tartaklanarak Gwaihir 'e mesaj gönderilir , şafak sayılırdı ..

Bunları niçin anlattım en başta açıkladım ... Bu kitap ve inşaa ettiği alternatif dünyayı o gün bugündür biz hiç terk etmedik .. Star Wars alemi ile beraber - ki Star Wars 'un yanında sadece "bir" saniye olabilir burda anlatılan time-line - gençliğimizi yedi bitirdi .. Star Wars 'ta nasıl ki Sithlerden yana olduysak her daim , burada da kötülükten yani EVIL FORCES 'dan yana olduk .. O yüzden yeni başlayan incelemeyi o güruh üzerinden aktaracağım size .. Bir kişi dahi katsak bizim cenaba kardır !

Efenim Orta dünya yaratıldığı vakit dünyaya inen kuvvetlerden yani Maiar'dan (tekili MAIA) biri de Sauron idi .. Karanlık tarafa çekildikten sonrasında da alemi kana ve karanlığa boğdu .. Sauron esasen bu kitapta anlatıldığı kadar büyük ve kudretli bir güç değildi ilk zamanlarda.. Efendisi olacak Melkor , namı diğer Morgoth tarafından hızlıca karanlık tarafa çekildi.. Melkor Utumno adlı kalesinde ve kahramanımız olan Sauron Angband 'da arzı endam etmekteydi o günlerde .. Valar ve Melkor arasında geçen savaştan öncesinde , Gandalf 'ın Khazad - Dum köprüsünde cenk ettiği Balrogları ve kanı kara akan Orkları çoğalttığı kalesinde Sauron'un keyfi yerindeydi o zamanlarda .. Ama Melkor, Valar'dan haşmetli bir tokat yediği vakit o da kaçıp saklanmakta buldu çareyi .. Melkor uzun bir süre sonra elindeki Silmariller ile orta dünyaya tekrar geri döndüğünde Sauron da saklandığı yerden çıktı ve Angband' ın başına geçtiler .. Nihai düşmanları hiç bir zaman değişmedi .. ELFLER ... Uzun süre Melkor 'un baş komutanı olan Sauron , bu savaşlarda en sonunda ordusundaki ejderhalar , balroglar ve orklar ile Elflere ilk yenilgilerini tattırdı .. Beren ve Finrod kısmını uzatmamak adına buraya aktarmayacağım .. Burada bir savaş daha oldu ve Melkor, Valar tarafından bir kez daha mağlup edildi .. Sauron artık nihai olarak mağlup olan komutanı Melkor 'dan dolayı bir kez daha kaçmak zorunda kaldı Orta Dünyaya...Zira Manwe'nin huzurunda gelecek olan mutlak cezayı kabullenememişti. Yüzyıllarca saklandı .. Valar' ın dikkatini başka taraflara vermesiyle karanlıklar diyarı olarak bilinen Mordor'a girip Barad-Dur 'ü inşaa etmeye başladı.. Bu dönem sonunda - yüzyıllar sonra- kaba kuvvetin kapıları açamayacağını geç de olsa anlayan Sauron kendisine Anatar yani hediyeler veren ismini vererek Noldor elflerinin içine sızdı ve Celebrimbor 'un bilgeliği ile beraber güç yüzükleri dövülmeye başlandı .. Bu güç yüzüklerinin içinde hepimizin bildiği bir tanesi vardı ki o yüzük hepsini kontrol edebilliyor ve takanları himayesi altına alabiliyordu.. Velhasıl kelam yüzükler dövülüp parmaklara takıldıktan sonra Elfler yedikleri kazığa uyandılar ve Sauron ile Elfler arasında geçecek olan ezeli savaş start almış oldu .. Burda bir noktayı belirtmek ve altını cizmek gerekiyor ki Elfler çok ama çok güçlü düşmanlardı ve nefisleri cidden çok kuvvetliydi .. Dolayısıyla Sauron , onları kontrol edebilmek için kendi gücünün yarıdan fazlasını bu TEK yüzüğe empoze etmek durumunda kalmıştı .. Savaş start alınca nihai kalesi Barad Dur 'e çekilen Sauron , elfler haricinde yüzük dağattığı tüm halkları kendisine bağladı ve kölesi haline getirdi .. Cüceler açgözlülükleri ile Sauron'un himayesine girdiler .. İnsanlar zaten tümden fade out verip solarak yüzük tayfları yani Nazgul haline geldiler .. Bu dönem sonrasında eski güçlerinin yakınından dahi geçemeyen Elfleri direkt ekarte eden Sauron'un yeryüzünde çekindiği tek halk Numenorlular yani kedilerine çok ama çok uzun bir yaşam bahşedilen insanlardı ..Zaten sonrasında bu soydan gelen Aragorn ile umudun fitili de tekrar ateşlendi .. Pek tabii Numenorlular sonrasında Sauron 'un gazlaması sonrası Valar' a kafa tutup yok oluşu yaşadılar (tüm insanlar değil) ... İnsanların yok oluşundan sonra kendilerine Sadık Olanlar ismini veren diğer cenap yani Elendil ve İsildur , Gondor ve Arnor ' u kurdular.. Bu arada Barad Dur 'a kapılanan Sauron, Gondor ' a yani İsildur ' a saldırdı ve Elfler arasında son bir ittifak kuruldu ve Sauron'un üzerine yüründü.. Bunun sonucunda henüz soyu diğer insanlarla karışmamış Numenor'un büyük gücü ile savaşan Sauron, kulesi Barad Dur 'dan çıkıp bizzat savaş meydanına teşrif etmek zorunda kaldı ve Gilgalad 'la Elendil 'i orada imamın kayığına bindirerek hakkın rahmetine kavuşturdu .. İsildur ise babasının kesik kılıcı ile Sauron'un parmağı kesip öcünü aldı .. İsildur Sauron'u musalla taşına yatırıp ölü .ötüne pamuk tıkadığını sanmıştı ama hem elflerin hem de insanların billmediği bir şey vardı ki o da bu tek yüzüğün sadece bir yüzük olmadığı , aynı zamanda Sauron'un ruhundan çok ama çoooook büyük bir parçayı barındırdığıydı .. Nitekim kıyamet çatlaklarında görülecek ve yarım kalan son hesaptan sonra Elfler ve İnsanlar birbirlerini Twitter'dan dahi takip etmediler ...

Şimdi öyle çok istiyorum ki Balrogları ve Orkları sizlere anlatmayı .. Lakin inceleme cidden çok uzayacak .. Sadece şunu bilesiniz .. Khazad Dum köprüsü üzerinde Mithrandir yani namı diğer Gandalf ile karşılaşan Balrog cidden ama cidden çok büyük bir düşmandır .. Şimdilerde ve film çekildikten sonra ortalarda dolanan zırtapoz "you cannot pass" tayfasının bilmediği ise ,zamanında Sauron'un efendisi olan Melkor 'un - BAKINIZ MELKOR YANİ MORGOTH diyorum - bunlardan 8 - 10 tanesini yanına alarak Shelob'un da anası olan Ungoliath 'ı ağlaya zırlaya zar zor durdurabilmiş olmasıdır .. Ki o Balrogların arasında Gothmog da var idi .. Bir diss daha atayım .. Sanıldığının aksine Orta dünyayı en iyi anlatan grup müzikal bağlamda Blind Guardian ( BÜLENT GARDİYAN) ve iğrenç parçaları Bard's Song falan da değildir .. Benim nazarımda olayın kralı SUMMONING'dir .. Şu parca bu kitabın özetidir ..

"ÜMİDİN VE GÜN IŞIĞININ ÖLDÜĞÜ YERDE ..."

https://www.youtube.com/watch?v=CjCNjOWIeMs

METAL DEĞİL .. KORKMA !!!
432 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle kitabı ve yazarı bilmeyenler yazdıklarımda çok abarttığımı düşünebilirler. Fakat kesinlikle belirtmek isterim: Burda paylaşmış olduğum fikirlerim tamamen macera, distopya, savaş tarzı roman okurları içindir. Aksine bu tarz kitap okumayan arkadaşlar için bu yazdıklarım hiçbir anlam ifade etmez.

Bu kitap hakkında inceleme yapmayı çok düşündüm. Hakkında düşüncelerimi paylaşmak istedim ama kitap kusursuz ve beni çok aştığı için önce vazgeçtim. Sonra bir denemekte fayda var dedim kendime. Böylesine muhteşem kitaba en azından anı olsun diye bir kaç kelime etmekte kendimce fayda var.

Tolkien'in "Yüzüklerin Efendisi" serisini tek bir kitap halinde bitirdim. Filmlerini defalarca izlememişimdir. Aynı şekilde "hobbit" kitabını okumadan önce de filmlerini izledim ve diyeceğim şudur ki: (Çok kitap okuma tecrübem var diyemem ama) Sevgili "Tolkien" benim favori yazarımdır. Yazarın hayal gücüne, dehasına, kalemine, kurguladığı dünyaya diyecek tek kelime yok. Öyle ki elfçe bir yazı dahi geliştirmiş. Ayrıca kurguladığı dünyaya bir de harita yapmış. Ve yazarımız bir kitap yazmış ki (Yüzüklerin Efendisi) şu zamana kadar bir çok oyun, kitap, film vs. bu kitabın çocukları olmuş.

Ömrü yetmediği için yarım kalan kitaplarını, notlarını, oğlu düzenleyerek basım yaptırmış
fakat hangileri tam olarak bilmiyorum. Ama yazarımızın ömrü keşke daha uzun olsaydı yada daha önce yazmaya başlasaydı daha ne kadar ileri gidebilirdi tahmin edemiyorum.

Ve gelgelelim böyle bir yazarın, bırakın "hobbit" kitabını, kenar notları dahi okunmalıdır.
Macera, distopya, savaş, romanları severler ve bu kitabı okumayanlar hemen alıp okumalı. Ve tabi diğer kitaplarını da.

Kitabın içeriği, yazımı, hikayenin gidişi hakkında hiçbir şey demek istemiyorum çünkü tek kelimeyle yorumsuz. Kusursuz bir kitap kendisi. Sadece şiddetle tavsiye ediyorum.

Ben bir "Yüzüklerin Efendisi" hayranı oldum herhalde.
Teşekkürler Tolkien...
496 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Fantastik edebiyat denildiğinde akla gelen ilk isim hiç şüphesiz J. R. R. Tolkien. Yazdığı birçok kitap ve yarattığı kocaman evrenle o dönemden bu döneme birçok yazarı etkileyen Tolkien için söylenecek tüm beğeni sözleri eksik kalacaktır. Kitaplarda gerçeklikten ziyade fantastik öğelere yer vermek bana göre çok daha zor. Özellikle Tolkien gibi birçok halk, varlık, mekan, olay ortaya koymuşsanız. Bunun nedeni ise olağanüstü öğeler barındırmayan bir romanda yazılabilecek şeyler bellidir, konular bellidir, iş yazarın yazma yeteneğine, duyguları okuyucuya geçirebilmesine kalmıştır; ancak fantastik bir kitap yazacaksınız olayları, karakterleri, hayal gücünüzle ortaya çıkardığınız her şeyi, tek bir mantık hatası olmadan yazıya dökebilmeniz gereklidir. Bunları söylüyorum çünkü Tolkien bunu en iyi yapan yazar, bakın bunu en iyi yapan fantastik kitap yazarı demiyorum, genel itibariyle bunu en iyi yapan yazar, daha iyisi yok. Evet, kendisinin dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar olduğunu düşünüyorum. Dostoyevskiciler, Tolstoycular, Kafkacılar buna itiraz edebilirler, açıkçası bu hiçbir şeyi değiştirmez. Tolkien'i ciddi bir şekilde okuyan, anlayan, o büyük evreni araştıran herkes bu sonuca rahatlıkla ulaşabilir.

Gelelim Yüzüklerin Efendisi'nin konusuna: Karanlık Lord Sauron diğer tüm güç yüzüklerine hükmedecek Tek Yüzük'ü yapmış, ancak yüzük Son İttifak Savaşı sırasında Gondor Kralı Elendil'in oğlu İsildur tarafından Sauron'dan alınmıştır. Sauron yenilgiye uğramıştır ancak ruhu hala karanlığın içinde bir yerdedir. Yüzüklerin Efendisi, yüzüğü son bulan kişi olan hobbit Bilbo Baggins'in doğum gününün kutlanması ile başlıyor. Bilbo doğum gününün ardından yüzüğü yeğeni Frodo'ya bırakıyor. Bilbo'nun davranışları ve Orta Dünya'da o anda yaşanan gelişmeler nedeniyle şüpheye düşen Büyücü Gandalf, yaptığı uzun araştırmalar sonucunda bu yüzüğün Sauron tarafından dövülen Tek Yüzük olduğunu anlıyor. Ve böylece yüzüğün yok edilmesi için upuzun, zorlu bir macera başlıyor. Yüzük ancak tek bir şekilde yok edilebilir, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın derinliklerine atılarak. Dokuz yüzük kardeşi Karanlıklar Efendisi'nin diyarına, Mordor'a doğru yola çıkıyor. Hobbitler Frodo, Sam, Pippin, Merry, Büyücü Gandalf, Kolcu Aragorn, Elf Legolas, Cüce Gimli ve Gondorlu Boromir. Yolları ise Sauron'un uşakları ile dolu, orklar, nazgüller, troller ve daha birçok karanlık yaratık...

Çoğumuz Yüzüklerin Efendisi'nin önce filmlerini izlemişizdir, en azından benim için öyle. Kitapları ise birkaç yıl önce okudum ve erkek arkadaşım ile birlikte yeniden okumaya karar verdik. Çünkü Tolkien ve Orta Dünya'ya çok büyük bir hayranlık duyuyoruz. Bu nedenle bu okumaların yeri benim için çok ayrı. Yüzüklerin Efendisi sinema uyarlaması ile tek kelimeyle muazzam; kitapları için ise söylenebilecek iyi şeylerin sayısı sınırsız. (Bu arada kitaplar ile filmler arasında çeşitli farklar olduğunu söylemeliyim, hatta bazı kısımlarda gerçekten önemli farklar. Kitapları okumak bu açıdan da ayrı bir önem arzediyor bana göre.) Kitabın ilk bölümleri kişi ve mekan tasvirleri ile dolu, ancak hiç sıkmıyor bu tasvirler, büyük bir keyifle okuyorsunuz. O kadar ustalıkla yazılmış cümleler, o kadar iyi şekilde yapılmış benzetmeler, kişileştirmeler var ki... Bu ilk bölümlerin ardından Frodo'nun yolculuğa çıkması ile asıl macera da başlıyor. Özellikle "Yolgezer" isimli bölümden itibaren kitap çok, çok fazla içine alıyor okuru ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki Yüzüklerin Efendisi serisindeki olaylar Tolkien'in Orta Dünya'sının %20'sini, %30'unu bile oluşturmuyordur. Bu kadar fazla olayın yaşandığı bir kitap Orta Dünya'da Yüzük Savaşları olarak geçiyor ve Orta Dünya, Yüzük Savaşları dışında daha nice olaya ev sahipliği yapıyor. Whitetree.com isimli bir site var, bu sitenin Orta Dünya başlığına tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Tolkien öyle bir dünya oluşturmuş ki onlarca adı bilinen elf, cüce, insan, hobbit var, onlarca mekan, onlarca olay, çok uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi bir kronoloji, diğer birçok çeşitli varlık var. Ancak tüm bunlara dair tek bir mantık hatası yok, bu kısım şura ile uyuşmuyor dediğimiz tek bir cümle yok. Bu hayal gücüne, zekaya hayranlık ve saygı duymamak elde değil.

Böylesine iyi bir yazarın belki de en çok bilinen serisi olan Yüzüklerin Efendisi, mutlaka okunmalı dediğim seriler arasında. Frodo, Aragorn, Gandalf ve diğerleri ile mükemmel bir macera sunuluyor bizlere. Tolkien okumak ise tek kelimeyle harika bir eylem.
%26 (264/1016)
·Beğendi·10/10
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar.
Bence inceleme için bu söz yeterli olması lazım.

Sene 2003. 8 yaşındayım. Babamla film almak için cd'ciye gittik. O zaman internet ne gezer bizim evde. Babamla bakkalımızda film izlemek en büyük eğlencem. Babam aldı kendi istediği filmleri ben ise filmleri incelerken bir şey takıldı gözüme. Beyaz at üzerinde bir adam ak şehire doğru gidiyor. Filmin ismi Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü. Babama yalvar yakar aldırdım filmi.
Seriyle, tanışmam bu sayede oldu. Sonra harçlıklarımla 1. ve 2. filmleri aldım. Lise yıllarında filmlerin kitaplardan yapılma olduğunu öğrendim. O gün direk kütüphaneye koştum. Ne tesadüf ki yine kitabın 3. sü vardı kütüphanede. Hemen aldım. Yeniden aşık oldum. Sonra yıllar geçtikçe 1. ve 2. kitapları da okudum.
Şimdi yeniden okumayı düşünüyorum tek basım olarak. Zaten filmleri izleye izleye replikleri bile ezberledim artık. Tekrar aşkımı canlandırma ihtiyacım var. Tekrar o harika evrene girmem lazım.
Tolkien bu eseriyle fantastik edebiyata öncü olmuştur. Yarattığı elfçe dili yanlış hatırlamıyorsam 3.000 kelimeden oluşuyordu. Bir sürü yazarda etki bırakmıştır.

Tek diyeceğim kitabı okuyun. Filmleri izleyin. Tarzlarına uymayanlara diyecek bir şeyim yok. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ama fantastik severler bu kitabı okumamışsa çok şey kaybetmiş olabilirler...
691 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
İlk Çağ Öncesi, Birinci Çağ, İkinci Çağ, Üçüncü Çağ, Dördüncü Çağ. Bu çağlar boyunca yaşanmış birçok inanılmaz olay, muhteşem karakterler, heyecan dolu savaşlar, iyiliğin ve kötülüğün bambaşka bir boyuttaki mücadelesi ve inanılmaz bir hayal gücü. J. R. R. Tolkien. Bize fantastik edebiyatın kapılarını açan adam; bulunduğu dönemde ortaya koyduğu tarzla ilgili eleştiri oklarına hedef olsa da bunlara karşı duracak kadar cesur, hikayesinde ömrünü adadığı eşine ithafen bir karakter ortaya koyacak kadar aşk dolu... Eş, baba, dilbilimci ve görüp görebileceğiniz en mükemmel yazar. Fantastik edebiyatın babası, bizlere Orta Dünya evreninin kapılarını açan, kalemine ve zekasına ve özellikle hayal gücüne sonsuz saygı duyduğum, bize Sauron'u, Aragorn'u Gimli'yi, Fingolfin'i, Beren'i, Galadriel'i, Melkor'u ve daha sayamadığım nice olağanüstü karakteri veren; bizleri Elflerle, Hobbitlerle, Valarla, Cücelerle vb. tanıştıran; üzerinde birçok ülke, şehir, orman, dağ, nehir vb. adının bulunduğu bir Orta Dünya haritasını bize sunan Tolkien... Ve belki de onun hayal gücünü, zekasını, yazı yazma yeteneğini ortaya en iyi biçimde koyan eseri Silmarillion. Oğlu Christopher Tolkien'in babasının ölümü ardından notlarını bir araya getirerek oluşturduğu bu eser tam bir başyapıt.

Tolkien denildiğinde akla ilk olarak Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit kitapları gelse de Silmarillion hiç kuşkusuz yazarın ortaya koyduğu eserler arasında okunmazsa olmazlardan. Neden mi? Yüzüklerin Efendisi ile Hobbit kitaplarında gördüğümüz karakterler ve olaylar Tolkien'in oluşturduğu evrenin küçük bir kısmını oluşturuyorlar. Bu evrenin tam olarak anlaşılabilmesi için Silmarillion mutlaka okunmalı. Ayrıca yine yukarıda bahsettiğim kitaplardaki karakterler ve olayların nasıl ortaya çıktığını; örneğin Elflerin nasıl yaratıldığını, Cücelerin nasıl meydana geldiğini, Sauron'un ortaya çıkışını ve seriye adını veren ve Orta Dünya'da çok önemli bir yere sahip olan Güç Yüzükleri'nin aslolarak nasıl oluşturulduğunu görmek istiyorsak Silmarillion'u kesinlikle okumalıyız. Silmarillion'da İlk Çağ Öncesi, Birinci Çağ, İkinci ve Üçüncü Çağ'larda yaşanan olaylara yer veriliyor. Yani anlayacağınız Silmarillion aslında bir Orta Dünya tarihçesi, ansiklopedisi. Kitapta Orta Dünya'yı da içine alan Arda'nın yanı dünyanın yaratılışından başlayıp birçok başlık altında birçok olay okuyor, onlarca karakterle tanışıyoruz. Yeri gelmişken söyleyeyim Orta Dünya ile henüz tanışmamışsanız, daha önceki olayları anlatmasına rağmen Tolkien okumaya Silmarillon ile başlamak bana göre hiç doğru değil. Eğer yazara Tolkien ile başlarsanız yazarın ölümünün ardından başka bir kişi tarafından derlenmiş bir tarih kitabı okumuş olursunuz. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'i önce okursanız bu iki eserdeki olayları tam olarak anlamışsanız işte o zaman Silmarillion'u okuyacak kıvama gelmişsiniz demektir. Birçok kişi olayların yaşanma sırası nedeniyle Silmarillion-Hobbit-Yüzüklerin Efendisi gibi bir sıralama yapsa da ben bu düşünceye kesinlikle katılmıyorum. Bana göre Orta Dünya okumaları en iyi şekilde Yüzüklerin Efendisi-Hobbit-Silmarillion şeklinde olacaktır. Bu şekilde okuduktan sonra tabii ki kronolojik sıralamaya bağlı olarak da okuyabilirsiniz tekrardan. Tabii yine Silmarillion okumadan önce Yüzüklerin Efendisi, Hobbit filmlerini izlemenizi de tavsiye ederim. Bu sayede burada gördüğünüz yerleri, ırkları Silmarillion'u okurken gözünüzde çok daha rahat canlandırabilirsiniz. Anlayacağınız ben Silmarillion'un pat diye değil de hazırlık yaparak okunması gerektiğini düşünmekteyim.

Silmarillion'da yaşanan olayların pek çoğunu ben Orta Dünya ile ilgili makaleler okurken öğrenmiş olsam da, yani Silmarillion'da yaşanan olaylara aşina olmama rağmen bu durum kitabı okurken duyduğum heyecanı bir gram dahi eksiltmedi. Aksine bu durum benim için çok daha iyi oldu. Tanıdığım, bildiğim karakterlerle ilgili olayları okumak çok güzeldi. Tolkien'in inanılmaz güzel bir üslubu var ve kitabı okurken buna saygı duymamak elimde değildi. Duyguların yansıtılışı, yazılan onlarca mükemmel kişileştirme ve benzetme, harika betimlemeler... Silmarillion o kadar epik ve de o kadar duygusal bir kitap ki, o kadar fantastik ve de o kadar gerçekçi... Yaklaşık yedi yüz sayfa olan bu kitap beni bir tek sayfasında dahi sıkmadı; aksine her sayfadan, her paragraftan, her cümleden ve her kelimeden çok fazla zevk aldım. Okuduğum her sayfayla Tolkien'e olan saygım da biraz daha arttı ve her sayfada bu yazarla ve Orta Dünya'yla tanışmış olduğum için ne kadar şanslı olduğumu hissettim. İnce ince işlenmiş cümlelerin
damağımda bıraktığı o tadı anlatabilmemin mümkün olmadığını düşünüyorum. Sadece tanışın bu evrenle, mutlaka tanışın Tolkien'le. Bir adamın kendince diller meydana getirmesi, bir evrenin tarihini bu denli kusursuzca ve mantık çerçevesine oturtmuş olarak yazıya döküp bizlere sunması hayran olunası. Bunun için Tolkien'e minnettarım.

Son olarak benim için yaşamış, yaşayacak hiçbir yazar Tolkien'in yerini alamayacak; Tolkien benim için en fazla saygı duyulması gereken yazar ve bana göre dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar. Silmarillion ise bu yazarın ortaya koyduğu kusursuz bir eser. Belki de hayatımda şu ana kadar okuduğum en iyi kitap. Yeri kitaplığımda her zaman çok çok farklı olacak ve daima açıp bakacağım bir kitap Silmarillion. Orta Dünya'nın İkinci Çağ'ının anlatılacağı dizi de 2020'de bizlerle buluşacağına göre bu evrenle ilgili okunacak, izlenecek, araştırılacak daha çok şey var. Ne mutlu bana!
366 syf.
·Beğendi·9/10
İNSANl ALlR, KENDİ DÜNYASlNA ÖYLE ÇEKER Kİ, GERİ DÖNMEK İSTEMEZSİNİZ.
Anlatım dili, kurgu mükemmeliği ve içerik zenginliği ile en üst düzey kitaplardan biri daha. Kitapdaki zorluklar ve onların aşılması öyle canlı şekilde ve aşama-aşama verilmiş ki, kendinzi bir anda ya kahramanımızın yanında, ya da daha da ileri gidip kahramanın kendisi olursunuz. Ve sözünü etdiğim zorluklar, aşamalar bir-birile çok sıkı ve etkili şekilde bağlanmıştır.
Kitabın ilk 20-25 sayfası biraz karışık gelebilir (özellikle, filmini izlemediyseniz. Ben de bu kitabı daha filmini izlemeden okuduğum için biraz karışık gelmişti). Ama biraz sıkın dişinizi, emin olun sonraki okuyacağınız kısım buna fazlasıyla değecektir. Zaman-zaman komik, zaman-zaman da heyecanlı yerlerin olması size de o duyguyu fazlasıyla yaşatacaktır. Bu kitapda zeka, güç ve şans üçlüsünün bir kombinesini göreceksizin (ki bence başarının %90-dan fazlası bu 3 etkene bağlı).
Hikayeye gelicek olursan, fazla spoiler vermeden kısaca anlatmaya çalışayım. Bizim kahraman-Hobbit sakin ve monoton hayatını sürdürürken meşhur büyücümüz Handalf'la karşılaşır (daha doğrusu evinin bahçesinde otururken handalf onu bulur). Ve ona büyük bir görev için ihtiyacı olduğunu anlatır-üstü kapalı şekilde ve tabii ki, Hobbit'imiz bundan pek bir şey anlamıyor ta ki akşam 12 cüce sırayla evine gelene kadar. Bu arada bu kısım bence en komik yerlerden biri. Evet, akşam yemeğinden sonraki konuşmalarda her şey anlaşılır. Bizim 12 cüce ve tayfaları Smoug adlı bir ejder tarafından topraklarından kovulmuş ve hazineleri çalınmış (bu kısmı biras unuttum, hazinenin onların mı, yoksa ejderin mi olması). Ve onlar Handalfın yardımıyla kaybettiklerini geri almaya çalışırlar. Bu yolculukta onlara bir de hırsız lazım (hazine için). Evet, tahmin edebileceğiniz üzere bu hırsız bizim Hobbit. Çünki, Handalfa göre onun fiziği de bu iş için ideal. Hobbit il başta onaylamasa da, sonunda bir şekilde bu yolculuğa katılmaya ikna oluyor ve macera başlıyor...
Bu arada bu yolculukta, yanlız düşmanların olduğunu düşünmeyin, onların müttefikleri de, arkadaşları da, onlara kendi çıkarları için yardım edecekler de olucak.
Bundan fazlası spoilere girecek, bu yüzden bence artık kitabı kendiniz okumaya başlamalısınız. Yazdıklarımla ilk 20-25 sayfadakı karmaşıklığı aradan kaldırmaya çalıştım.
Bu zorlu ve heyecanlı yolculuğa çıkacak olan her kese BOL ŞANS
(P.S. Filmini yeni izledim, BENCE kitapdaki heyecenı ve akıcılığı yakalayamamış)
412 syf.
·Beğendi·10/10
Herkeşlere merhabalar bir kez daha .. Normalde bu incelemeyi pek yapma taraftarı değildim .. Sağdan soldan niçin işsizlikle harmanlayıp bir inceleme yazmıyorsun tekliflerine ve serzenişlerine kulak verip kaleme alayım dedim .. Bu zatlardan biri de sevgili https://1000kitap.com/lwoH idi .. Ondan kelli işbu tanıtım yazısı benim kendisine bir armağanım olsun .. İşsizlikle yoğrulacak olan bu tanıtım yazısı süresince , kantarın topuzunu kaçırmaksızın yine KÖTÜLÜKLE harmanlayarak olayların öncesini aktaracağım sizlere .. Öncesini diyorum çünkü birkaç büyük fark haricinde filmle kitaplar arasında öyle çok da büyük bir fark yok.. Bizim milletimiz biliyorsunuz ki kitabın, varsa filmini izleyip , yoksa özetini okuduğu için bu yolu seçiyorum .. Okumak isteyenler için bir arka plan , bir geri besleme ünitesi olsun burada yazanlar .. Bu arada Star Wars için de istek geliyor .. Bilesiniz ki o iş bu seride olduğu kadar kolay değil .. Alkol duvarını aştığımız ve keyfimizin de çakır olduğu bir gün diyelim .. Evet hazırsanız yavaştan kontağı çevirip beyaz şahinimiz ile akalım ortamlara ...

Sevgili bebişler .. Bundan önceki tanıtım yazımda kötülüğün yolundan gitmek suretiyle olayı Sauron ekseninde anlatmıştım sizlere .. Herkeşler okuma bildiği için görüyorsunuz ki bu kitabımızın adı İki Kule .. Niçin İki Kule ? Efenim burada Türk siyasi tarihini az buz takip edenlerin bildiği bir olgu tekrar etmekte çünküm..
Nedir o ?
Koalisyon !!
"Sincanlı Elektro Sazcılar ve Beyaz Şahine Binen Kaşıkçılar Konsülü" ile "Hıdırlıktepe Ankaralı Turgut Sevenler ve Sevmeyenlerin Kökünü Kazıma Vakfı" kıvamında iki büyük güç bir araya gelmek suretiyle bir kötülükler kumkumasına can vermişler .. İlk tanıtımda sizlere bahsettiğim Sauron tek başına iktidara gelemediği ve mecliste sandalye sayısı bazında üstünlüğü ele geçiremediği içün yanına bu kez Saruman' ı çekmiş ... İşte ben sizlere bu emmimizi anlatarak ilerleme yolunu seçtim .. Saruman' ı anlatabilmek için İstarileri bilmemiz gerekiyor pek tabii..
Şimdi efenim...Rivayet odur ki ; daha önceki incelememde anlattığım ( ahanda burada : #61373665 ) Sauron 'un ve efendisi Melkor' un Orta Dünya'yı kasıp kavurmasından sonra illallah diyen Valar' ın başındaki Manwe , oturduğu çilingir sofrasında dişinin arasına kaçırdığı kavurma partiküllerini rakı ile dezenfekte etmeye çalışırken ne olacak bu memleketin hali diyip , kendileri ile beraber yaşayan Maiar arasından bir ekip toparlamaya karar veriyor .. Şimdi ilk kez duyuyormuşcasına reaksiyon gösterdiğiniz 5 şahıstan oluşan bu elit birliğin amacı , Orta Dünya' ya giderek, olası bir Sauron krizine karşılık , elf ve insan ırkını örgütlemek..Milis kuvvet kurmak .. Bu bağlamda , Kurmay sınıfında yer alan bu emmiler için Orta Dünya'nın Bordo Berelileri der isek pek tabii ki yanılmış olmayız .. Yani 90'lara kadar çift kutuplu Dünya' da at koşturan Rusya ve Amerika' nın yer aldığı Soğuk Savaş günlerinde Nato ülkeleri içerisinde örgütlenen Gladyovari oluşumların kılıç-kalkan ve büyü ile cenk ettikleri bir versiyonu size anlattıklarım .. Seçilen bu birlik God Mode : On kıvamında takılan zatlar fekat Orta Dünya' ya gittiklerinde ete kemiğe bürünecekleri ve en önemlisi ölebilecekleri için bir miktar Yusuf moduna da girmiş durumdalar o günlerde.. Nitekim Gandalf sonrasında Balrog ile kapışmasından sonra direkten dönüp , öldükten sonra tekrar gönderiliyor Orta Dünya'ya ... Neyse efenim konu dağılmasın .. Zaten yeterince uzun .. Daha da uzamasın .. Kimler var bu şampiyon kadroda dersen...

Forvette kaptanlık pazu bandıyla arz- ı endam eden Curunir yani hepimizin bildiği ismiyle Saruman..
Orta sahada ,Orta Dünya moda dünyasına griyi sevdiren , yeşil sahaların olmazsa olmaz ismi Olorin yani Gandalf ..
Defansta , Frp alemlerine Druid kavramını armağan eden , parklar-bahçeler ve börtü böcük müdürlüğünün medarı iftiharı Radagast!
Sağ ve Sol açıkta maviler olarak adlandırılan Alatar ve Pallando.. ( Bunlar açılıyım derken "into the unknown" sendromunun sözlük karşılığı oluyorlar.. Haber alınamıyor sonrasında kendilerinden .. Alınıyorsa da ben alamadım kusra bakmayasınız.. ) Şimdi yedek kulübesinde rahmetli başkan Kennedy , taçsız kral Pele , Beckenbauer, kaleci Mayer ve unutulan fekat Ebru Ince tarafından eklenen NADIA KOMENAÇİ falan diye devam etmek var ama neyse =))

Herşey güllük gülistanlık gibi anlatıyoruz lakin o günlerde bir araya getirilen bu beşli arasında henüz Gri Limanlar' dan Orta Dünya' ya girizgah yapılmadan öncesinde ayrılık rüzgarları esmeye başlamıştı.. Seçmeler esnasında Manwe' nin eşi Varda' nın , ismi üçüncü olarak açıklanan Gandalf'tan için " Hayır üçüncü değil." diyerek araya girmesi ile Saruman' ın kibrine eklenecek olan ilk harç karılmış oldu.. Sonrasında Gri limanların efendisi Cirdan 'ın - ki kendisi Elflere verilen üç yüzükten birinin taşıyıcısı ve ikinci çağda yaşayan en yaşlı elftir- elindeki güç yüzüğü olan Narya' yı Gandalf' a vermesi ile Saruman' ın kibri ve Gandalf ' a yönelik kıskançlığı da yavaş yavaş şekillenmeye başladı .. Bundan sonrasında neler oldu?

Orta Dünya ' ya giriş yapan tüm istariler uzun ama çok uzun bir müddet gönüllerince gezdiler .. Çünkü henüz Sauron yeterince güçlü değildi ve yüzünü onlara göstermemişti .. Saruman , bu dönemde doğuya giderek orada kaldı ve sonrasında Galadriel , Elrond ,Gandalf ve Cirdan' ın da içinde bulunduğu Ak Divan kuruldu.. Kaburga dolmaları ,cüce usulü közde kokoreçler, rakılar , güğüm güğüm kırmızı tuborglar , fındıh fıstıh jelibon , hatta ve hatta bonibonlar su gibi akıyordu vur patlasın çal oynasınlı alemlerde.. Galadriel bu oluşumun başına Gandalf' ı önerse de , Saruman yüzükler hakkında çok daha ileri düzeyde bilgi sahibiydi ve mevzu yüzük olduğu için konseyin başına geçmesi oy birliği ile kabul edildi .. Yüzükler için yapılan uzun araştırmalar sonucunda hepimizin bildiği o tek yüzüğü gittikçe daha saplantılı bir şekilde ister hale gelen Saruman' ın karanlık tarafa düşmesi uzun sürmedi .. Sauron' a karşı gibi görünse de , apaçık bir şekilde tek yüzüğü ve gücünü kendisi için istiyordu.. Pek tabii Ak Divan' ın diğer üyelerinin bu ihanetten çok sonraları haberi olacaktı .. Sonrasında Gondor krallığı adına yönetmesi için kendisine anahtar teslim ile devredilen Isengard'daki Ortanc kulesine yerleşen ve uzun bir müddet burada yüzükler üzerine araştırmalar yapan Saruman en sonunda görme küresi diye de adlandırılan dokuz Palantirden birini bularak tamamen karanlığa saplandı.. Bu arada bizim Gri hacı emmimiz Gandalf , Dol Guldur 'da ikamet eden Necromancer yani Ölüm Büyücüsünün Sauron' un ta kendisi olduğunu keşfetti ve Ak Divan'ı bir araya topladı .. Yalnız ihaneti akıllarının ucundan dahi geçmeyen Saruman , Ak Divan'ı olası bir müdehale ve savaş senaryosundan vazgeçirerek olayı farklı yönlere kanalize etti .. Çünkü Mordor'a yerleşecek ve gücünün zirvesinde olacak bir Sauron kendisinin işine gelmiyordu .. Fakat aradan geçen yüzyıl sonunda artık tüm işaretler inkar edilemez bir biçimde Morgul'u gösterdiğinde ,Saruman daha fazla dayanamayarak Ak Divan ile Morgul' a taarruz etti .. Sonrasında Sauron açığa çıktı ve Morgul'da bulduğu Palantir ile Mordor' a çekilmek zorunda kaldı .. Muhtemeldir ki , İKİ KULE ittifakının temelleri de bu dönemlerde ve bu iki Palantir ile atıldı .. Hem Ak Divan' a , hem de Sauron ' a karşı ikili oynayan Saruman' ın zamanı sınırlıydı ve ilerde, yanıbaşında kendisi için "ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE" nidaları ile uğraşmak zorunda kalacağı güçlü bir Rohan istemiyordu .. Bu yüzden açığa çıkmadan , göndermiş olduğu Grima Solucandil ile Rohan 'da PARALEL DEVLET YAPILANMASI yoluna gitti..Nasıl güzel di mi ?!? =)) Gandalf'ın sonrasında gelerek, "Rohan laiktir , laik kalacak!" diyerek kendisini kovalamasına kadar geçen süre içerisinde de buradaki etkisini hep korudu .. Derler ki : paralel devlet yapılanması ve öncesinde Gandalf'ı da Ortanc' da hapis tutması ile maskesi düşen Saruman için o sıralarda Polis Radyosunda bol miktarda Musa Eroğlu ' nun Yolun Sonu Görünüyor isimli parçası istenmiştir Mordor'da vatani görevini yapmakta olan orklar tarafından. Yine tesadüf budur ya , Saruman' ın Rohan'dan kovularak tekrar Ortanc' a gitmekte olan elçisi Grima 'nın , yolda bir adet Nazgul ile karşılaşması ile Ören Bayan logosundaki teyzemizin elindeki tığın Narsil misali kırılarak işlenen oyanın iplik söküğü gibi ele gelmesi kaçınılmaz bir hal aldı .. Sauron , Saruman'ın ihanetini tam olarak öğrenince , Saruman'ın tüm taraflara tellallar göndererek davullu zurnalı savaş ilan etmekten başka çaresi kalmadı .. Bayadır yapmıyorum : VER MEHTERİ !!! =)) Bizim iki zirzop hobitimizi kaçıracak olan Urukhaileri bu yüzden seferber etti ama Urukhailerin elinden kaçan bu ikili Fangorn Ormanı'na girerek Entler olarak bilinen Ağaç adamları Saruman' a karşı örgütlemeyi başardılar .. Sonrasında biliyorsunuz, Ağaçsakal önderliğinde Isengard' a giden Entler , siyanürle altın arayan Saruman'ın biletini keserek onu da kulesine hapsettiler .. İşte hepimizin Greenpeace adı ile bildiği o örgütün temelleri de o gün atılmıştır .. Bakınız genel kültürünüze de neler neler kattım =))) BEN DAHA NE EDEM ?!?

Sonrasını zaten biliyorsunuz canikolar .. Ortaçağın da TANKLARI olarak bildiğimiz süvariler, üçüncü günün şafağında Varşova'yı inleten ALMAN PANZERLERİ kıvamında yırtıp atmak suretiyle bertaraf etmiştir Miğfer Dibi kuşatmasını .. Bu arada herşey iyi hoş da , şu savaşın ismini niçin "BORU"kent Savaşı diye çevirirsiniz yauw!?!?! HORNBURG o savaşın adı !! Hornburg !!! Boyunuz bosunuz devrile sizin !!

Neyse şekerpareler .. Bir işsiz incelemenin sonuna da böylece gelmiş olduk .. Eti-Cin'iniz bol , Sırtınız Pek Olsun !!
336 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
"Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı." diye başlıyor yazarımız J. R. R. Tolkien ve böylece Shire'dan Yalnız Dağ'a uzanan macera başlıyor. Yüzüklerin Efendisi serisinde yüzük taşıyıcısı olarak tanıştığımız Frodo Baggins yerine bu kitapta onunla aynı hobbit kovuğunu paylaşan, akrabası Bilbo Baggins ana karakterlerimizden. Ve kitabımız Bilbo'nun o sıcacık, şirin mi şirin oyuğunda on üç cüce ve büyücü Gandalf'ın bir araya gelmesiyle başlıyor. Thorin Meşekalkan önderliğindeki bu cüce grubunun tek bir amacı var o da, Erebor'a yani atalarının krallığına ulaşarak yurtlarını ve zenginliklerini ele geçirmek ancak tabii bu öyle kolayca olacak bir şey değil, neden mi? Çünkü bunun için Yalnız Dağ'da yıllardır ikamet eden ve ağzı hala cüce kanı kokan bir düşmanı alt etmeleri gerekiyor, Ejderha Smaug'u.

Hobbit'in birkaç yıl önce resimli baskısını satın almış ve okuyup bitirmiştim, yani bu kitabı ikinci okuyuşum oldu. Serinin filmlerini birkaç hafta önce yeniden izlemişken kitabını da bir kez daha ve bu sefer daha özverili okumak istedim. Öncelikle şundan bahsetmek isterim, bence Hobbit'İ okumayı düşünüyorsanız kesinlikle İthaki'nin resimli baskısından okuyun çünkü bu kitabı daha dikkat çekici bir hale getiriyor, açıkçası Alan Lee elinden çıkan bu çizimleri çok beğendim. Genelde kitaplar sinemaya uyarlandığında herkes kitapların filmlerden çok daha iyi olduğu konusunu açar ve farkları, kesilen veya eklenen bölümleri tartışır. Tabii herkesin fikri kendine ancak benim şunu söylemem gerekir, tüm eleştirilere, yönetmen Peter Jackson'un bu kitabı iyi bir şekilde sinemaya aktaramadığı yönündeki tüm düşüncelere rağmen ben Hobbit filmlerini kitabından daha çok seviyorum. Neden mi? Yüzüklerin Efendisi serisindeki o yoğunluk, olağanüstü betimlemeler ve karmaşık olay kurgusu Hobbit'te yok, ki zaten çocuk kitabı da deniliyor Hobbit için. (Ben öyle olduğunu düşünmüyorum, dili basit olan, masalsı öğelere sahip her kitaba çocuk kitabı diyemeyiz) Kitaplarda yazarın kitabın herhangi bir bölümünde kendi düşüncesini araya katmasını sevmiyorum, bu bana okurla sohbet etmekmiş gibi geliyor ve romanlarda özellikle bu türdeki romanlarda bu durum gözüme, kulağıma hoş gelmiyor. Örnek verecek olursam, bir olay yaşanırken yazarın "Yine de Bay Baggins'in yerinde olmayı hiç istemezdim." veya kitabın sonunda olacak bir şey için kitabın ortasında "Ama buna öykünün sonunda sıra gelecek ve bu konuda henüz bir şey söylemeyeceğiz."demesi gibi.

Kitaplar sinemaya uyarlandığında kitap-film tartışmaları kaçınılmaz oluyor açıkçası ben bazı yerlerde keşke Thorin'in sonu filmdeki gibi olsaydı, keşke Legolas gerçekten de kitapta olsaydı diye düşünüp durdum. Yukarda da belirttiğim gibi birçok Tolkien severin aksine ben bu serinin filmlerini kitabından daha çok seviyorum, filmler daha fazla keyif veriyor bana. Filmleri bir kenara bırakacak olursam Hobbit kitabını genel itibariyle seviyorum, hikayesini ve karakterlerini gerçekten çok seviyorum ancak Yüzüklerin Efendisi'ni ortaya koymuş bir yazarın kitabı gözüyle bakıldığında bazı yerler gerçekten yavan gelebiliyor okura, en azından bana öyle geldi, bazı kısımlarda sıkıldım tabii bu genel olarak alınan hazzın ötesine geçmese de olumsuz bir düşünce oluşturabiliyor kitapla ilgili. Yüzüklerin Efendisi'nde tüm yüzüklere hükmedecek Tek Yüzük'ün Bilbo Baggins'in eline nasıl geçtiğini de Hobbit ile öğrenmiş oluyoruz.

Hobbit mükemmel miydi, hayır bana göre mükemmel değildi; güzel miydi, evet güzeldi, sıkıldım mı, evet bazı kısımlarda sıkıldım; eğlendim mi genel itibariyle evet, tavsiye eder miyim, tabii ki ederim yahu neticede Tolkien! Okuyun, izleyin ve Orta Dünya ile mutlaka bir bağ kurun...
1015 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır, bir kez okursun, ne kadar seversen sev bitirdiğinde rafa kaldırırsın ve ikinci defa okumak içinden gelmez... Ama bazı kitaplar vardır, sana yeni bir dünya yaratır, öyle bir dünyadır ki bu içinde dostuk, nefret, güç savaşı, ihtiras, saf iyilik, aşk vardır ve okuduğun kitap, bu dünyaya açılan bir kapıdır. O kapıdan bir defa geçmiş olmak sana yetmez, ara ara o dünyanın davetini kalbinin derinliklerinde taşırsın.
Yüzüklerin Efendisi de efsanevi bir dünyaya açılan bir kapı, 15-20 yıl evvel geçmiştim ilk defa o kapıdan, zaman zaman izlediğim (en az ellişer defa) filmlerine rağmen özlemimi gidermeye çalıştım ama gün geldi, Yüzük'ün bana seslenişine daha fazla kayıtsız kalamayıp ikinci defa bu yolculuğa çıktım.
Bu yolculuğu benim için farklı kılan bir diğer özellik ise, bu kitapla birlikte kitap okumanın yalnız yapılan bir aktivite olduğuna dair inancımın kırılmış olmasıdır. 1000K'nın değerli kütüphanecilerinden Uğur Bey ile eş zamanlı çıktk yolculuğa ve maceraları eş zamanlı geçerek yüzüğü hüküm dağına eş zamanlı olarak attık:) Çok eğlendiğim bir süreç olduğunu itiraf etmem gerek. (Hatta dayanamayıp yeni kitaplarda da benzer bir yaklaşım uyguladık ve uygulamaya devam etmeyi diliyorum)
Ve gelelim içeriğine... Kötü bir büyücü kendisine 1 güç yüzüğü yapar gizlice, ve bu yüzük ile her ırkı yönetebilecektir. Büyük savaşlar sonunda yüzük kaybolur, büyücü de ölür... Yüzlerce yıl sonra büyücünün yeniden orta dünyaya gelmesi ile yüzük arayışı başlar. Nitekim yüzük de büyük bir şans eseri, yüzüğün bile en ummadığı bir ırk tarafından bulunmuştur.. Hobbitler... Ve hikayemiz de böyle başlar... Devamı için kitabı okumanız şiddetle tavsiye edilir.
Ancak küçük bir tavsiye, okumak için kesinlikle 3 kitaplık tek cilt özel basımı değil 3 kitap ayrı ayrı basılmış halini tercih edin. Çünkü:
1. Kitap çok ağır, kitabı okumak için taşırken bileğim çok ağrıdı
2. Kitap çok ağır ve çantamın sapını koparttı, ek masraf:)
3. 2000 küsür sayfayı 1000e indirmek için puntolar 6 ya da 7'ye düşürülmüş. Okurken kör olmaktan korktum
4. kalın kapak kısmı bez değildi, çok kalitesiz bir kartondu, 2-3 sefer açıp kapanınca kitap aşındı :(

Not: Kitap biter bitmez 3 filmi yeniden izledim:) Bir kaç yıl sonra kitapları yeniden okumayı düşünüyorum :)
365 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın bende yarattığı hislerin ne elf, ne ent ne de insan dilinde bir karşılığı var.
Kitap Orta Dünya'nın yaratılış efsanesi ile başlar ve Yüzüklerin Efendisi kitabına kadar anlatır.
Kitabı Mariner Book basımıyla okudum. Tercümesi nasıl bilmiyorum ama Tolkien'in şiirsel dili gerçekten efsanelere yaraşır türdendi. Zaten kitabın başında. Tolkien'in yazmış olduğu bir mektupta her şeye İngiltere'nin güzel bir efsane eksiklikliğinden başladığını söyler. sadece İngiletere değil, dünya edebiyatına mükemmel bir efsane bırakmış Tolkien.
Elimdeki kitap üç bölümden oluşuyordu ve bu üç bölümde Yüzüklerin Efendisi sevdalılarının aklına gelmiş, gelecek ya da asla düşünemeyecekleri pek çok soruya cevap var.
İlk bölüm Silmariller hakkındaydı. Tanrının (Illuvatar) Ainur'lar ile Dünya'yı yaratması, Melkor'un ilk isyanı ve kötülüğe yelken açısı, Valinor ve Aman, Illuvatar'ın çocukları elfler ve insanlar, çocukların günahları, lanetleri, Dünya'nın ışığından yapılmış Silmariller, onlarca aile ve soyları ile hepsinin hikayeleri... Yüzüklerin Efendisi'nde Galadriel'in Frodo'yla vedalaşması esnasında hediyesini verirken kullandığı sözlerin 'Sevgili yıldızımız Erendil'in ne anlama geldiği... Her cümlesini aşkla okudum. Ancak burada küçük bir eleştirim olacak. Kitabın arkasında Beleriand'ın haritası mevcuttu ki bu harita çok yetersizdi. Özellikle yaklaşık ilk 100 sayfa tamamen Aman'da geçiyorken ve yüzlerce dağ nehir bayır isimleri havada uçuşurken bir harita konulmamasını şahsen ayıpladım. Ama neyse ki internet çağındayız ve güzel haritalar mevcuttu.
İkinci bölüm Numenor'un Cöküşü idi. Numenor, Aragorn'un da aralarında bulunduğu Elros soyundan gelen ve Dunedain'in gücü olan uzun ömürle kutsanmış insanların yaşadığı krallıktı. Bu kısımda, insanların zayıflığı, saflığı (salaklığı da denebilir) ve oradan Gondor'a uzanan yolculuk anlatılır.
Son bölüm ise güç yüzüklerine dairdir. Sauron'un güç yüzüklerini herkesi kandırarak nasıl bir güzel yaptırdığını, Isıldur'la olan savaşını, Gondor'un kralsız kalıp yonetiminin vekilharca geçişini anlatır. Ayrıca Hobbıt filminde olup kitabında olmayan Dol Guldur hikayesini, Saruman'ın Sauron'la olan ilişkisini anlatır ve yaklaşık iki sayfalık Yüzüklerin Efendisi özetiyle sonlandırır.
Düşününce, 1000 küsür sayfalık bir eser, bu kitabın yalnızca 2 sayfasında yer alabilmişti, Tolkien bu kitabında milyonlarca yıllık Orta Dünya Tarihini yalnızca 300 sayfaya sığdırmış.
Ve son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, son zamanlarda bir Wonder Woman furyası var her yerde, tamam süper kahraman, tamam harika biri ama... Ama herhangi bir kitapta ya da filmde, ister kadın olsun ister erkek, ister insan olsun ister elf, Luthien kadar cesur ve harika bir kişi daha görmedim!
Bu vesile ile de buradaki kullanıcı adımı Mithril'den Luthien'e çevirmeyi borç bilirim:)

Yazarın biyografisi

Adı:
J. R. R. Tolkien
Tam adı:
John Ronald Reuel Tolkien
Unvan:
İngiliz Yazar, Şair, Filolog ve Profesör Unvanlı Akademisyen
Doğum:
Güney Afrika, 3 Ocak 1892
Ölüm:
Dorset, İngiltere,, 2 Eylül 1973
John Ronald Reuel Tolkien (3 Ocak 1892 - 2 Eylül 1973), İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Saxon Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır.

Hayatı
İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika'nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald'ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İngiltere Birminghamlı olan aile kendilerine yeni bir hayat kurmak amacıyla Güney Afrika'ya yerleşmişti. Fakat iklimin getirdiği olmusuzluklar kısa zamanda anne Mabel'i Ronald'i ve küçük kardeş Hilary'i de alıp İngiltere'ye dönmeye itti. Aile bir süre sonra baba Arthur'un da dönmesi ile eski günlerine kavuşmayı umuyordu. Fakat 15 Şubat 1896'da Güney Afrika'dan Arthur'un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alıp küçük bir köy olan Sarehole'a yerleşti. Bu köy Ronald'da derin etkiler bırakacak, ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Shire ile defalarca Sarehole'u ziyaret edecekti. Sarehole'da Tolkien'i etkileyen sadece yemyeşil doğa değildi. Köy yakınındaki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için "Beyaz Ogr" adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı.

Ronald, Birmingham'daki King Edward's Okulu'na başlayınca aile bir kez daha taşınmak zorunda kaldı. Ronald yeni taşındıkları Olver Road'a yakın olan St. Philips okuluna verildi. Bir yıl sonra burs kazanınca tekrar King Edward's Okulu'na dönen Ronald birkaç yıl sonra (1904 yılında) da şeker hastalığı yüzünden annesi Mabel'i kaybetti. Bunun üzerine çocuklar teyzeleri Beatrice'in yanına gitti ve Peder Francis Morgan'ın gözetimine verildi. King Edward's Okulu'nda iken Ronald'ın dillere büyük yatkınlığı olduğu ortaya çıktı ve bu dönemde Ronald kendine ait bir dil tasarlamaya başladı. Böylece Elf dillerinin temelleri atıldı.

Çocukluktan delikanlılık yıllarına geçerken oturdukları Birmingham kentinde Ronald'ı etkileyen iki büyük yapı vardı. 29 metrelik Perrott's Folly kulesi o yıllara göre olağanüstü büyüklüğü ile Ronald'ın beynine kazınmıştı. 1758 yılında John Perrott tarafından yapılan bu kule tuhaf mimarisi ile "Perrott'un divaneliği" ismini almıştı. Hemen bu kulenin yanında ise bir başka kule vardı. Ve bu iki kule daha sonra yazacağı Yüzüklerin Efendisi için esin kaynağı oldu. Ronald'ın gençlik yıllarına dair bir diğer önemli not ise Gamgee ismi ile o yıllarda tanışmış olmasıdır. Bu yerel pamuk markası Gamgee, Ronald'ı etkilemiş olmalı ki Frodo'nun sadık dostu Sam'e bu soyadını vermiştir.

16 yaşındayken hayatını değiştirecek bir olay oldu ve hayattaki tek gerçek aşkı olan Edith ile tanıştı. Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı. 1911 yılında Tolkien klasik diller eğitimi almak için Exeter Koleji'ne gitti ve 21 yaşını doldurduğunda hiçbir zaman unutamadığı Edith'i buldu (Söylenir ki Edith ormanda dolaştıkları bir gün onun için dans etmiş ve bu dans genç Tolkien'i çok etkilemiştir). Gençler 22 Mart 1916'da evlendiler. Üstelik Tolkien onu ikinci kez bulduğunda Edith bir başkası ile nişanlıydı.
Bu arada I. Dünya Savaşı başlamıştır. Kısa bir süre sonra Tolkien de orduya katıldı ve Fransa cephesinde savaştı. İki yakın dostunu bu savaşta kaybeden Tolkien çok yakınında patlayan bir bomba yüzünden İngiltere'ye geri döndü. Fakat savaş bu genç insan üzerinde unutulmaz etkiler bırakmıştır. Savaş bittiğinde Oxford English Dictionary'de iş bulan Tolkien, savaştan döndükten sonra hayatının büyük bir kısmını Oxford'da geçirdi. 1945 yılında Oxford'da profesör olmasına kadar geçen zaman içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Bu süre içerisinde devasa hayal dünyası Orta Dünya'yı oluşturmaya devam edti. Bir çeviri olan ilk kitabı Sir Gawain and The Green Knight yayınlandı. Entelektüel bir topluluk olan "Inklings"i yakın dostu C.S. Lewis ile kurdu ve 1937 yılında Hobbit'i yayınldı. Roman hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bazıları, Oxford'da profesör olan Tolkien'den nasıl olup da bir masal kitabı çıktığını sorduyordu. Ama olumsuz eleştiriler bir işe yaramadı ve Hobbit kısa zamanda popüler oldu.

Hobbit, aslında, Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcıdır. Orta Dünya ilk kez bu kitapta okuyucuların karşısına çıkar. Bundan sonra Tolkien Yüzüklerin Efendisi (The Lord Of The Rings) için çalışmaya başlar.
29 Kasım 1971'de karısı Edith vefat eder. Tolkien bunun üzerine sadece iki yıl yaşayabilir ve 2 Eylül 1973'de Kraliçe'den krallığın en önemli nişanlarından biri olan Commander of the Order of the British Empire (CBE) ünvanını almasından kısa bir süre sonra 81 yaşında İngiltere'nin Bournemouth şehrinde ölür.

Yazar istatistikleri

  • 2.842 okur beğendi.
  • 28bin okur okudu.
  • 996 okur okuyor.
  • 13,3bin okur okuyacak.
  • 547 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları