John Grisham

John Grisham

8.2/10
130 Kişi
·
446
Okunma
·
44
Beğeni
·
3.553
Gösterim
Adı:
John Grisham
Unvan:
Amerikalı Avukat, Politikacı ve Yazar
Doğum:
Jonesboro , Arkansas , Amerika Birleşik Devletleri, 8 Şubat 1955
John Grisham, 8 Şubat 1955 tarihinde Jonosboro, Arkansas'ta doğdu. Babasının işi nedeniyle sıkça taşınmak zorunda kalan Grisham bir süre Mississippi'de de yaşamıştır. 1981 yılında Mississippi State Üniversitesi'ndeki eğitimini tamamlar ve aynı yıl içinde Renee Johnes ile evlenir. Siyasi açıdan girişimler yapan ve aynı zamanda avukat olarak çalışan Grisham, 1983 yılında Mississippi House of Representatives'e seçilir. Aynı dönemde hiç bir zaman bitmeyecek iki kitap yazmaya başlar. Bir yıl sonra üçüncü bir kitabı yazmaya başlar, ancak onu 1986 yılında bitirir. Kitabın adı "Jüri" idi. Zorlu bir yayınevi arayışından sonra Nisan ayında Wynwood Press kitabı yayınlamaya kabul eder. Bir yılda sadece 5000 adedi satan kitap, yazmayı bırakmak için yine de bir sebep oluşturmuyordu. 1988 yılında piyasaya çıkan "Şirket" adlı kitabı ise büyük bir başarıydı. Paramount Pictures kitabı senaryolaştırmak için $ 600.000 ödedi. Bu romandan sonra her kitabı başarı kazanacaktı. Yılın yarısını yazmakla geçiren Grisham, diğer yarısını da oğulunun basketbol takımı ile ilgilenmekle geçirir. Medyadan fazla hoşlanmıyor, sakin yaşamayı tercih ediyor ve inançlı bir baptist'tir.
Yağmurcu Kızılderililerde büyüyle yağmur yağdırdığına inanılan sihirbaz. Deyim olarak da özellikle hukuk firmaları için çalışan ve müşterileri ile firmasına ''bereket '' getiren başarılı eleman.
Çabuk gelin, kadında kamyonla para varmış. Birkaç kuruşu var sanıyorduk ama meğer moruk iyice yüklüymüş. Bütün aile birbirini aramış olmalı. Ve vasiyetnameyi değiştirmeyi düşünüyor. Babaannenizi sevme zamanı geldi.
Ayrıcalıklı insanlar sokaklarda yürümez ve protestolarda bulunmazlar; onların dünyası güvenli ve temizdir, onları mutlu edecek şekilde çıkarılmış yasalar tarafından yönetilirler.
Zor şartlarda Hukuk Fakültesini bitirip avukatlık ruhsatı alan Rudy Baylor sınırlı imkanlarını kullanarak küçük bir büro açmayı başarır. Aldığı ilk dava ülkenin en büyük Sigorta Şirketlerinden birine karşı olur. Açıkçası duruşmaların yer aldığı bölümler sıkıcı olabilir diye düşünmüştüm ama hiç te öyle olmadı. Aradaki küçük mizahi unsurlar kitabı eğlenceli hale getirip kolay okunmasını sağlamış. Güzel bir kitap. Madem güzel de neden okunması bu kadar uzun sürdü? Diye düşünebilirsiniz. Şu an yeni bir kitap yazıyorum. Yazarken fazla okuyamadığımdan, bitirmem biraz zaman aldı. Ben keyifle okudum, tavsiye ederim.
Milyarder Troy PHELAN hayattan bıkmıştır ve ölüm arifesindedir. Kendisini bulunduğu binanın 13. kattan aşağı bırakmadan önce, kendi iradesiyle tarafından kaleme aldığı vasiyeti ile bugüne kadar kimse tarafından bilinmeyen, gayrimeşru kızı Rachel’e tüm mal varlığını miras bırakır. Kalan aile fertleri mevtanın bu iradesine itiraz ederken, genç avukat Nate O'RILEY bahse konu gizemli varisi bulmaya çalışmaktadır. Fakat bu gizemli varisimiz Brezilya yağmur ormanları bölgesinde bir misyoner olarak çalışmaktadır ve izini bulmak hiçte kolay olmayacaktır. Nate O'RILEY’nin tüm çabaları sonuç verir ve Rachel bulunur. Fakat ortada bir sorun vardır ve O'RILEY’nin tüm çabaları çabaları boşa çıkacak görünüyor çünkü Rachel babasının mirası ile zerre ilgi duymamaktadır. Ama O'RILEY hızlı bir şekilde, zamanında Rachel’in fikrini değiştirmesi gerekmektedir. Yoksa bütün miras mevtanın açgözlü ailesi olan PHELAN klanına kalacaktır.

John Grisham tarafından yayınlanmış çoğu romanı okudum. John Grisham eserlerinde bizi baştan nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri benzer düzen üzerine inşa edilmiştir. Konular genellikle sürükleyici bir şekilde yasal ve hukuki zeminde geçmektedir. Genellikle genç bilinmeyen bir avukat, görünüşte umutsuz bir vakayı kabul eder. Birçok aksiliklere ve sert geçen kavgalara rağmen en nihayetinde davayı kazanır. Bu kulağa çok klişe geliyor değil mi? Tabii ki, klişeler Grisham’im en iyi becerisidir. Ancak yine de onun kitapları hep bir yenilik, hep bir heyecan ve sürekli gerilim içerikli devam etmektedir.

Vasiyetname adlı bu eserimizin odak noktasının, gene birkaç avuç avukatların ve Amerikan hukuk sistemi etrafında döndüğüne şahit olacağız.

Milyarder Troy Phelan çok ağır ölümcül hasta olduğunu bilmektedir. Yakın ailesinin - üç eski eşi ve altı çocuğu nu – endişesi kendisinin hastalığından ve yaklaşan ölümünden çok mirasının ne olacağıydı. Bu sebepten dolayı, mirasçılarında hazır olacağı ve vasiyetini imzalayacağı için bir gün belirlendi. Üç psikoloğunda aynı gün hazır bulunacağı ve vasiyetini imzaladığı esnada, kendisinin deli olmadığına dair rapor tutulacağı ortam hazırlığı da tamamlanmıştı. Troy Phelan, avukatı huzurunda aslında geniş Ahit (Vasiyetname) gibi görünen bir belgeyi imzaladı. Ama Phelan’ın herkese bir sürpriz yapıp, asıl mirası kime bırakacağını burada olanlar içerisinde kimse tahmin bile edemezdi. Vasiyetnameyi imzaladıktan kısa bir süre sonra asıl isteğinin yerine getirilmesini istediği çok daha küçük bir belge ortaya çıkarır, avukatına uzatır ve pencereden kendini 13. kattan dışarı aşağı bırakır.

Orada bulunan tüm aile bireyleri, büyük bir miras beklentisiyle Troy Phelan’ın tamda düşündüğü ve öngördüğü gibi davranırlar. Büyük sükseli alışverişler günlük rutin işlerdir. Ama vasiyetnamenin imzalandığı bu özel günde, ailenin gerçekler ile tanışma vakti gelmiştir. Bu miras ile meşru çocuklarının öldüğü güne kadar olan tüm borçları ödenecekti. Ölüm gününde ya da sonrasında alınan krediler/borçlar çocukların kendi borçları sayılacaktı. Şayet mirasçılar iradeye (vasiyete) itiraz ederlerse, o zaman vaat edilen tüm şartlardan mahrum bırakılacaklardı. Ana varis olan gayrimeşru kızı Rachel Lane’in varlığı daha önce aileden hiçbiri tarafından bilinmiyordu. Kendisi Brezilya yağmur ormanlarında yerliler arasında misyonerlik yaparak hayatını idame ediyordu.

Şimdi romanın ikinci bölümüne Grisham oldukça atipik giriş yaparak başlar. Alkol bağımlısı olan Nate O'Riley dördüncü rehabilitasyonunu yapmıştır ve şimdi bu gizemli varisi bulmakla mükelleftir.

Bir yağmur ormanında geçen maceralı bu bölüm benim için kitabın en iyi parçasıdır. Ancak, bence yazar tamda burada daha da gelişmiş bir hikâye çıkarabilirdi.

İçerik hakkında daha çok fazla ayrıntı vermeyeceğim. Sadece şunu ifade edebilirim ki: Elbette, Nate varisi bulacaktır. Ama varis bu duruma nasıl tepki verecek?

Bu romanın konusunda her zaman olduğu gibi para, hatta macera ve din vardır. Yine de, kitabı daha önceki eserlerine nazaran o kadar heyecan verici değil ama gene de sizi sürüklüyor.

Romanda Nate O'Riley’e için sempatik ve kademeli rol düşer. Rachel Lane gizemli karakter olmasına rağmen çok aşırı göz önüne gelmemektedir ama temelde bütün kitabın saf olumlu çağrışımlar yapan karakterdir. Kitabın kalan diğer üyeleri ve avukatların neredeyse tamamı büyük negatif bir grup karakterleri ile eseri dengeliyorlar.

Jonh Grisham ile henüz tanışmayanlar için, bu eserini okuyarak başlamamalarını ve daha çok ilk eserlerinden başlayarak yola çıkmalarını tavsiye ederim.

Tüm Grisham eserlerinde olduğu gibi bu eseri de akıcı olarak iki üç gün içerisinde okuyup bitirebileceğinizi düşünmekteyim.

Keyifli okumalar.
Öncelikle hepinize güzel bir akşam diliyorum. Bugün sizlere çok sevdiğim bir yazarın, John Grisham’in 1988 yılında ilk kaleme aldığı ve yaşanmış gerçek bir olaya dayanan Adalete Susayanlar (orj. A Time To Kill) eserini ayrıca tanıtmak istiyorum.

Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddütte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının Ku Klux Klan’a üye ırkçı iki kişi tarafından tecavüz edilmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde var olan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...

Kitap özeti;
John Grisham'ın 1988 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı, ancak Firma adlı eserinin yayınlanmasına kadar dikkatleri hiç üzerine çekmedi. Kitap, Grisham’in tanık olduğu fiili bir tecavüz olayına dayanarak şu soruyu gündeme getiriyor: Bir babanın, küçük kızına tecavüz edenleri öldürmesi meşru mudur? Bununla birlikte Ford İlçesi'ndeki Clanton kasabasında, tecavüzcülerin iki beyaz adam olduğu ve kurbanın on yaşındaki bir siyah kız olduğu düşünüldüğünde, olayların akışı başka bir soruya işaret ediyor. Bugüne kadar siyah bir adamın Beyaz bir adamı öldürmek için gerekçesinde ne kadar haklı olduğudur? Asıl hikâyemiz Carl Lee Hailey’nin küçük kızının tecavüzcülerini öldürmesinden ve onu savunmak için genç avukat Jake Brigance’ı tutmasından sonra başlıyor. Süreç içerisinde gelişen mahkeme salonu stresi, NAACP'nin desteklediği yerel siyahi vatandaşların Ku Klux Klan'la bu zorlu dava sürecinde yaşayacakları mücadeleye kadar varıyor. Hailey’nin bu yargılanma sürecinde jüri üyelerinin tamamen beyaz olduğu göz önüne alındığında, adil bir yargılamaya varılabilir mi? Bütün bu yaşananlar, bu davayı kabul etmesinin önündeki engeller, genç avukat Jake Brigance'ın geleceğini hatta kariyerini etkileyecek derecede önemlidir.

1980'lerin başında kuzey Mississippi'de güzel bir Mayıs günü, iki beyaz şahıs kaçırdıkları 10 yaşında genç siyah kız çocuğuna tecavüz ediyor. Feci bir şekilde dövülmüş ve kanlar içinde olan küçük kız, yaşadığı bu utanç verici durumdan babasının onu kurtarmaya geleceğini düşünmektedir. Onunla işleri biten adamlar, onu sığ ve ıssız bir vadiye atarlar. Tonya hastaneye kaldırıldıktan sonra, siyahi şerif tarafından yapılan kısa bir tahkikat neticesinde aranan iki değersiz cani beyaz zanlı adam gözaltına alınırlar; küçük Tonya Hailey ise ameliyat sonrasında almış olduğu ağır iç ve dış zedelenmelere rağmen hala hayatta kalma mücadelesini sürdürmektedir.

Karısı ve bir kızı olan genç "sokak avukatı" Jake Brigance, tarihi Wilbanks binasında yalnız çalışmaktadır. Kariyerine bir ucube olan Lucien Wilbanks'in ortak bir üyesi olarak başlamıştır. Serbest bırakıldıktan sonra Wilbanks tüm yasal uygulamalarını yoksul mavi yakalı işçileri temsil eden liberal Jake'e devreder.

Tonya'nın babası Carl Lee Hailey, Jake'e kızına tecavüz eden iki adamı öldürmeye kararlı olduğunu açıkça ifade eder. Carl Lee'nin kardeşi Lester Chicago'dan geldiğinde, iki adam intikam arayışı içerisine girerler. Lester, Jake Brigance tarafından savunulduğu davada, birkaç yıl önce cinayetten beraat ettiği adliye sarayının içini iyi biliyordu. Bu durumu değerlendiren Carl Lee kapanışta adliye sarayında saklanır ve intikam için saldırısını planlar.

Eski bir Vietnam Savaşı yoldaşı, zengin bir yer üstü ustası ve dostu olan "Cat" Bruster, Carl Lee için bir M-16 makineli tüfek temin eder. Pazartesi sabahının ilk saatlerinde Cobb ve Willard mahkeme salonuna arka merdivenlerden aşağı doğru getirilirken, Carl Lee Hailey saklandığı dolaptan çıkarak onlara M-16 ile yaylım ateşi açar ve bu esnada kazara bir memurun yaralanmasına da sebep olur. Sonra sakince silahını yere indirir, aracına doğru yürür ve eve döner. Caddenin karşısındaki ofisinde, Jake gürültüyü duyar ve araştırmak üzere üzerine adliyeye koşar. Birkaç dakika sonra Carl Lee, evinde hiçbir zorluk çıkarmadan teslim olur ve gözaltına alınır. Carl Lee Hailey, şerif ve memurlarla birlikte anlayışıyla içerisinde, saygılı ve sakin bir biçimde kaderine boyun eğer.

Jake Brigance, çabaları karşılığında 1.000 dolardan daha az para kazanacağını, fakat kariyeri açısından büyük bir tanıtım için umut bağladığı Carl Lee Hailey davasını ele almayı kabul eder. Basın, Clanton'da yaşanan olaya ilgisini arttırdığında kasaba adeta bir medya sirkine döner ve artık ölüm tehditleri de gelmeye başlar. Davayla ilgili olan herkes korkutulumaya çalışılır ve tanıklar ya da iyi niyetli kişiler üzerindeki baskı arttırılmaya başlar. Üç ayrı ceza ile suçlanan Carl Lee için ölüm cezasına çarptırılma ihtimali artık kaçınılmazdır. Mahkemede olay zamanında deli olduğunu kanıtlamak artık onun tek savunması gibi görünüyor. Büyük jüri mahkeme tarafında kabul edildikten sonra, Ku Klux Klan kendini Ford County'de yeniden kuruyor ve varlığını daha da fazla hissettiriyor. Çoğunluğunu beyazların oluşturduğu bu kasabada, Jake'in tek umudunu olan adaleti elinden alan çoğunluğu beyaz jüriye sadece bir tane siyah jüri üyesi kabul edilecektir. Duruşma 22 Temmuz tarihine ayarlanır.

Jake Brigance önümüzdeki iki ay boyunca soğukkanlılıkla iki cinayet planlayan ve görgü tanıklarının önünde bu eylemi gerçekleştiren bir adamı beraat ettirmek için uğraşacaktır. Büyük çaplı tüm dava masrafları geçici olarak Jake'e kalıyor ve Jake de davayı geri kazanmak için elinden gelen tüm gayreti gösteriyordu. Yerel siyahi papazlar, Hailey’nin ailesinin ihtiyaçları ve savunma harcamaları için para topluyorlar; her biri bu alımın biraz gerisinde kalıyorlardı. Ku Klux Klan ise Jake'in evinin ön bahçesinde bir haç yakarak (haç yakmak bir nevi ölüm tehdididir.) cevap verir tüm bu gelişmelere farklı bir şekilde cevap vermeyi daha uygun görmekteydi.

Yargılama tarihi yaklaştıkça sinirler yıpranır ve kasabada ırk gerginlikleri daha da artar. Artık suçunu itiraf eden katil, şu an kasabada siyah nüfusa için bir kahraman ve büyük bir bütünlüğe sahip aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Davayı hem zengin Memphis avukatlarından, hem de NAACP'den uzak tuttuğu için, Jake Brigance artık Klan'ın ciddi bir hedefi haline gelmiştir. Jake’in evinin yatak odasının penceresinin hemen dışında bir saldırgan bombalama eyleminde yakalandıktan sonra Jake karısını ve kızını güvenli olmaları için bölge dışına göndermek durumunda kalır.

Jake'in karısının kendisine istikrar kazandıran etkisi olmadan, çabucak, olgunlaşmamış, sorumsuz davranışlar sergilemeye başlar; kendisini ortak ilgi alanını paylaşan renkli, zeki ve işinde uzman bir ekibin içinde bulur: İçki içme. Bunlardan biri, yirmi beş yaşındaki üçüncü sınıf hukuk öğrencisi Ellen Roark'tır; çekici, seksi ve zarif bir bayandır. Jake'e bazı konular ile ilgili yardımın dışında, uzman kâtiplik hizmeti de sunmaktadır. Bu arada Klan, Jake'in sekreterinin kocasına saldırmış ve kendisini ağır yaralamıştır. O gece savunma ekibi margarita’nın vermiş olduğu haz ile sarhoş olduğunda, yüzlerce siyah vatandaş sokağın karşısında mum ışığında bir nöbet tutuyordu. Ertesi gün Klan, siyahların mitingine karşı müdahalede bulunmak için adliye çimlerine girdi ve öfkeli bir kavga patlak verdi.

Artık Ulusal Muhafız Birliği de olaya dâhil olmuştu, adliye çiminde bu tür taşınlıkların önüne geçebilmek adına kamp kurmuştu. On kadın ve iki erkekten oluşan ağırlıklı beyaz jüri, şehir dışına çıkarıldılar. Devletin memurlarını olay günü kazara vurduğunda Carl Lee’nin deli olduğu tezini öne süren Jake olağan üstü bir savunma yapıyordu. Kısa yargılama süresinin bitimine doğru, Jake adliye binasına girerken, bir keskin nişancı Jake'in hayatına ciddi biçimde kast eder ve onu yaralar. Bir gece Ellen Roark Klan tarafından kaçırılır ve ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Savunma kanadındaki yarı emekli bir psikiyatrist bilirkişinin delilik tezi hemen hemen umutsuz kalacak şekilde gözden düşürülmüş ve boşa çıkmıştır. Umutsuzluk içinde kalan Lucien Wilbanks, bir tane dejenere jüriyi "satın alma" girişiminde bulunur. Tanıklık davasının son gününde ödünç aldığı giysiler ile kapanış argümanlarını veren Jake, hayatının en güzel zamanlarından birini yaşıyordur.

Jüri kasıtlı olarak, gerilimin arttırılması ve stres altında bırakılmak için Lucien'in gayretleri sayesinde, otobüs yolunda siyahların olduğu güzergâhtan mahkemeye getirilir. Jüri yüksek sesle protesto edilir ve tümüyle beyaz jüriyi bir korkudur alır. Çok sıkıntılı günler sonrasında jüri kapanarak karar aşamasına gelir ve mucizevi bir şekilde suçsuzluk kararı verir. Dava sonrasında, Jake ailesiyle tekrar bir araya gelmek için Kuzey Carolina'ya uçar.
An itibarıyla kitabı bitirmiş bulunuyorum.
Arka kapaktaki yazı kitabı çok eksik tanıtıyor o yüzden kapaktaki yazıyı okuyarak
kitabı tempolu, aksiyon dolu bir dizi cinayet soruşturması ya da "katil kim?" teması üzerine kurulu bir roman olarak düşünüp okumamalısınız. Eğer öyle yaparsanız kitap sizin için hayal kırıklığı olabilir. Çünkü kitap durağan geçiyor.
Kitabı daha çok bir dönem kitabı olarak değerlendirebiliriz.. 1970'lerde Amerika'nın küçük bir kasabasındaki izlenimlerini bize aktaran kişi kasabanın gazetesinin genç sahibi Willie..
Kapakta asıl konu olarak gösterilen Padgitt davasından ziyade o yıllarda Siyahilerle ilgili toplumsal sancılar ve onlara bakış açısına, Vietnam Savaşı'na ve kasabaya yeni açılan alışveriş merkezinin bir şehire negatif etkilerine kısım kısım ince dokundurmalarda bulunması benim ilgimi daha çok çekti.
Dikkat spoiler içerir.
Yüksek Mahkeme yargıçlarından Jensen ve Rosenberg aynı gece öldürülür. Bu konuyu araştıran profesör Callahan'ın sevgilisi hukuk öğrencisi Darby Shaw Pelikan Raporu adında bir rapor hazırlar ve Callahan bunu FBI'a iletir. İşin içinde petrol ile uğraşan Mattiece adında bir adam vardır ve Başkan'a seçim kampanyasında yardım ettiği için FBI direktörü Voynes'den bu soruşturmayı savsaklaması istenir. Fletcher Coel'in isteği üzerine bu iş yapılır ancak Callahan arabasına konan bomba ile öldürülür. Hedef Darby'dir ve kaçmaya başlar. Bu arada yargıçları öldüren Kamil adlı kiralık katil Darby'ye ulaşır ve o da öldürülür. Washington Post yazarı Gray Grantham da isimsiz telefonlarla bu işe dahil olur ve yolu Darby ile kesişir. Artık ikisi de hedeftir ve ölümler raporun gerçek olduğunu ispatlamaktadır. Öldürülen avukat Curtis Morgan'ın itiraflarını ellerine geçirirler ve manşete haberi sokmaya hazırlanırlar. Bu il nasıl sonlanacaktır? Başkan yerinde kalabilecek midir? Coel ve Voynes işlerine devam edebilecek midir? Gray ile Darby'nin arasındaki yakınlaşma devam edecek midir? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
Klasik Grisham romanları tadında yavaş, çok detaylı adımlarlarla ilerleyen ama yavaş ilerlemesine rağmen hızlı okunan, detaylı olmasına rağmen insanı heyecanlandıran diğer arkadaşların da dediği gibi çerez gibi giden harika bir roman. Roman hem çok hafif hem çok dolu okuyun hak vereceksiniz. Romanın filmi çekilse Clay rolüne Christian Bale çok yakışır diye düşünüyorum nedense kitap boyunca Clay karakterini hep Bale' yi düşünürek okudum.
I am writing english this criticism because I read with originale language. Hawover my book is abridged version. It is 56 page. Now I can start my comment. I think that the book is not very good. How did the writer write 440 page because the topic is very short. I read abridged version and I understand which the topic is shallow . This book was sold 1990s a lot. Why did people buy this book? What will you do? People sometimes read wrong books. Also I don't like Mark. Always people say this man is clever. I don't agree this people. I think he is repulsive. Thus, I cooled down this book because of this kid. Finally I don't understand FBI agent because they don't know how speak with child. As a result, Mark who know important information can't tell FBI due to FBI's attitude. Maybe John Grisham don't like FBI. I think that unless you read this book, you won't lose...
Hukuk gerilim romanı olarak Michael Connelly' nin "Güneşin Karanlığında" adlı eserini okumuştum. Yağmurcu, tarz olarak bu kitaptan epey farklıydı. Akıcı, sürükleyici ve iyi bir kurgusunun olması insana kendini okutturuyor. Kitabın kahramanının (Rudy' nin) yeni bir avukat olması ve çektiği sıkıntılar, gerilim, bunun yanında başka birçok duygu ve his (aşk, öfke, kıskançlık, korku, azim) okuyucuya başarılı bir şekilde kendini hissettiriyor. Yer yer geriliyorken bazen de gülmekten kendinizi alamıyorsunuz -okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız- . Bence bu tarz kitaplar arasında kesinlikle okunması gereken bir kitap, henüz filmini izlemedim ama önce kitabını okumanızı tavsiye ederim. Eleştirdiğim bir nokta var; bazen daldan dala atlıyordu, buyüzden olayı kaçırdığım oluyordu. Aslında yazarın tarzı bu sanırım. Belli bir süre okuduktan sonra alışıyorsunuz.
Kesinlikle sinema filmi tatında elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Sürükleyici ve akıcı bir anlatımı var. Tasvir kabiliyetini arttırmak isteyenler için tavsiye ederim.
Hukuk okuyanlar avukat olanlar ya da olacaklar mutlaka okumalı. Usta bir avukatlık, kalbî temiz bir mirasçı ve hayırsız kardeşin akıl oyunları babalarının ardında bırakılanlarin taksimatı ve vicdan

Yazarın biyografisi

Adı:
John Grisham
Unvan:
Amerikalı Avukat, Politikacı ve Yazar
Doğum:
Jonesboro , Arkansas , Amerika Birleşik Devletleri, 8 Şubat 1955
John Grisham, 8 Şubat 1955 tarihinde Jonosboro, Arkansas'ta doğdu. Babasının işi nedeniyle sıkça taşınmak zorunda kalan Grisham bir süre Mississippi'de de yaşamıştır. 1981 yılında Mississippi State Üniversitesi'ndeki eğitimini tamamlar ve aynı yıl içinde Renee Johnes ile evlenir. Siyasi açıdan girişimler yapan ve aynı zamanda avukat olarak çalışan Grisham, 1983 yılında Mississippi House of Representatives'e seçilir. Aynı dönemde hiç bir zaman bitmeyecek iki kitap yazmaya başlar. Bir yıl sonra üçüncü bir kitabı yazmaya başlar, ancak onu 1986 yılında bitirir. Kitabın adı "Jüri" idi. Zorlu bir yayınevi arayışından sonra Nisan ayında Wynwood Press kitabı yayınlamaya kabul eder. Bir yılda sadece 5000 adedi satan kitap, yazmayı bırakmak için yine de bir sebep oluşturmuyordu. 1988 yılında piyasaya çıkan "Şirket" adlı kitabı ise büyük bir başarıydı. Paramount Pictures kitabı senaryolaştırmak için $ 600.000 ödedi. Bu romandan sonra her kitabı başarı kazanacaktı. Yılın yarısını yazmakla geçiren Grisham, diğer yarısını da oğulunun basketbol takımı ile ilgilenmekle geçirir. Medyadan fazla hoşlanmıyor, sakin yaşamayı tercih ediyor ve inançlı bir baptist'tir.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 446 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 251 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları