John Grisham

John Grisham

Yazar
8.0/10
321 Kişi
·
948
Okunma
·
74
Beğeni
·
4.790
Gösterim
Adı:
John Grisham
Unvan:
Amerikalı Avukat, Politikacı ve Yazar
Doğum:
Jonesboro , Arkansas , Amerika Birleşik Devletleri, 8 Şubat 1955
John Grisham, 8 Şubat 1955 tarihinde Jonosboro, Arkansas'ta doğdu. Babasının işi nedeniyle sıkça taşınmak zorunda kalan Grisham bir süre Mississippi'de de yaşamıştır. 1981 yılında Mississippi State Üniversitesi'ndeki eğitimini tamamlar ve aynı yıl içinde Renee Johnes ile evlenir. Siyasi açıdan girişimler yapan ve aynı zamanda avukat olarak çalışan Grisham, 1983 yılında Mississippi House of Representatives'e seçilir. Aynı dönemde hiç bir zaman bitmeyecek iki kitap yazmaya başlar. Bir yıl sonra üçüncü bir kitabı yazmaya başlar, ancak onu 1986 yılında bitirir. Kitabın adı "Jüri" idi. Zorlu bir yayınevi arayışından sonra Nisan ayında Wynwood Press kitabı yayınlamaya kabul eder. Bir yılda sadece 5000 adedi satan kitap, yazmayı bırakmak için yine de bir sebep oluşturmuyordu. 1988 yılında piyasaya çıkan "Şirket" adlı kitabı ise büyük bir başarıydı. Paramount Pictures kitabı senaryolaştırmak için $ 600.000 ödedi. Bu romandan sonra her kitabı başarı kazanacaktı. Yılın yarısını yazmakla geçiren Grisham, diğer yarısını da oğulunun basketbol takımı ile ilgilenmekle geçirir. Medyadan fazla hoşlanmıyor, sakin yaşamayı tercih ediyor ve inançlı bir baptist'tir.
Kadın erkeğini değiştirebileceği inancıyla evlenir ama bunu asla başaramaz. Erkekse karısının değişmeyeceğini sanarak evlenir ama kadın basbayağı değişir.
John Grisham
Sayfa 207 - Remzi Kitabevi
Yağmurcu Kızılderililerde büyüyle yağmur yağdırdığına inanılan sihirbaz. Deyim olarak da özellikle hukuk firmaları için çalışan ve müşterileri ile firmasına ''bereket '' getiren başarılı eleman.
Çabuk gelin, kadında kamyonla para varmış. Birkaç kuruşu var sanıyorduk ama meğer moruk iyice yüklüymüş. Bütün aile birbirini aramış olmalı. Ve vasiyetnameyi değiştirmeyi düşünüyor. Babaannenizi sevme zamanı geldi.
448 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
John Grısham sevdiğim bir yazar. Kendisi de avukat olduğu için kitapları genelde hukuk,adalet,genç avukatlar üzerine.
Bu sefer baş rolde genç bir kadın avukat var. Amerika'da Appalaş bölgesindeki dağlarda yer alan kömür madenlerinin, yasaya uymayan, çevreye,doğaya ve canlılara zarar veren tutumları üzerinde hikaye şekilleniyor.
Keyifli okumalar dilerim. Bu arada benim John Grisham'dan okuduğum 4. Kitap olmuş. Şirket isimli kitabını da özellikle tavsiye ederim. Onun bir de filmi vardı. Baş rolde Tom Cruise oynuyordu. O da güzel film...
454 syf.
·Beğendi·9/10
Zor şartlarda Hukuk Fakültesini bitirip avukatlık ruhsatı alan Rudy Baylor sınırlı imkanlarını kullanarak küçük bir büro açmayı başarır. Aldığı ilk dava ülkenin en büyük Sigorta Şirketlerinden birine karşı olur. Açıkçası duruşmaların yer aldığı bölümler sıkıcı olabilir diye düşünmüştüm ama hiç te öyle olmadı. Aradaki küçük mizahi unsurlar kitabı eğlenceli hale getirip kolay okunmasını sağlamış. Güzel bir kitap. Madem güzel de neden okunması bu kadar uzun sürdü? Diye düşünebilirsiniz. Şu an yeni bir kitap yazıyorum. Yazarken fazla okuyamadığımdan, bitirmem biraz zaman aldı. Ben keyifle okudum, tavsiye ederim.
319 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
Washington'da bulunan büyük bir hukuk firması olan Drake & Sweeney firmasının avukatlarından biri olan Michael Brock, bir gün asansörde karşılaştığı bir evsiz tarafından rehin alınır. Arkadaşları ile beraber Mister dedikleri evsizin rehini olan Michael, polisin operasyonu ile kurtarılır ancak Mister öldürülmüştür. Sonradan olayın detaylarını araştırır ve birden hayatı değişir. Çünkü çalıştığı firmaya ortak olmak, daha da çok para kazanmak için kendini paralamıştır ancak Mister'in de rehine sürecinde belirttiği gibi ihtiyacı olan insanlara yardım etmemiştir. Olayı araştırırken tanıştığı bir sokak avukatı olan Mordecai Green ile evsizlere yardım etmeye başlayan Brock, onun iş teklifini kabul ederek sokak avukatı olmaya ve evsizleri savunmaya karar verir. Zaten sallantıda olan evliliği iyice biter ve olayları öğrenen karısı Claire ona boşanma davası açar. Şirketten ayrılmadan önce Braden Chance adında bir avukatın, evsizlerin kaldığı bir barınak hukuka aykırı olarak boşaltıldığı halde hiç bir şey yapmadığını ve onun yüzünden bir ailenin soğuktan donarak öldüğünü öğrenir. Bu dosyayı şirketten gizlice çıkarır ama kaza geçirdiği için çalmış gibi olur. Bir yandan Mordecai, Abraham ve Sofia ile evsizlere yardım etmeye çalışırken bir yandan da ölenler için eski şirketini dava etmeye hazırlanmaktadır. Chance'ın yanında çalışan Hector'da dava için yardımcı olabilecek bazı evraklar vardır. Zor da olsa bunları temin eder ancak firma da Brock'u hırsızlıkla suçlayıp meslekten men edilmesini istemektedir. Acaba Mordecai ve Brock, ölenler için istedikleri tazminatı firmadan alabilecek midir? Brock, lisansını verecek ve bir daha avukatlık yapamayacak mıdır? Oğluna ulaşmaya çalışan uyuşturucu bağımlısı Ruby'ye yardımcı olabilecek midir? Firmanın en büyük ortağı olan Arthur Jacobs ne yapacaktır? Keyifle soluksuz okunan bir roman.
423 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Milyarder Troy PHELAN hayattan bıkmıştır ve ölüm arifesindedir. Kendisini bulunduğu binanın 13. kattan aşağı bırakmadan önce, kendi iradesiyle tarafından kaleme aldığı vasiyeti ile bugüne kadar kimse tarafından bilinmeyen, gayrimeşru kızı Rachel’e tüm mal varlığını miras bırakır. Kalan aile fertleri mevtanın bu iradesine itiraz ederken, genç avukat Nate O'RILEY bahse konu gizemli varisi bulmaya çalışmaktadır. Fakat bu gizemli varisimiz Brezilya yağmur ormanları bölgesinde bir misyoner olarak çalışmaktadır ve izini bulmak hiçte kolay olmayacaktır. Nate O'RILEY’nin tüm çabaları sonuç verir ve Rachel bulunur. Fakat ortada bir sorun vardır ve O'RILEY’nin tüm çabaları çabaları boşa çıkacak görünüyor çünkü Rachel babasının mirası ile zerre ilgi duymamaktadır. Ama O'RILEY hızlı bir şekilde, zamanında Rachel’in fikrini değiştirmesi gerekmektedir. Yoksa bütün miras mevtanın açgözlü ailesi olan PHELAN klanına kalacaktır.

John Grisham tarafından yayınlanmış çoğu romanı okudum. John Grisham eserlerinde bizi baştan nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri benzer düzen üzerine inşa edilmiştir. Konular genellikle sürükleyici bir şekilde yasal ve hukuki zeminde geçmektedir. Genellikle genç bilinmeyen bir avukat, görünüşte umutsuz bir vakayı kabul eder. Birçok aksiliklere ve sert geçen kavgalara rağmen en nihayetinde davayı kazanır. Bu kulağa çok klişe geliyor değil mi? Tabii ki, klişeler Grisham’im en iyi becerisidir. Ancak yine de onun kitapları hep bir yenilik, hep bir heyecan ve sürekli gerilim içerikli devam etmektedir.

Vasiyetname adlı bu eserimizin odak noktasının, gene birkaç avuç avukatların ve Amerikan hukuk sistemi etrafında döndüğüne şahit olacağız.

Milyarder Troy Phelan çok ağır ölümcül hasta olduğunu bilmektedir. Yakın ailesinin - üç eski eşi ve altı çocuğu nu – endişesi kendisinin hastalığından ve yaklaşan ölümünden çok mirasının ne olacağıydı. Bu sebepten dolayı, mirasçılarında hazır olacağı ve vasiyetini imzalayacağı için bir gün belirlendi. Üç psikoloğunda aynı gün hazır bulunacağı ve vasiyetini imzaladığı esnada, kendisinin deli olmadığına dair rapor tutulacağı ortam hazırlığı da tamamlanmıştı. Troy Phelan, avukatı huzurunda aslında geniş Ahit (Vasiyetname) gibi görünen bir belgeyi imzaladı. Ama Phelan’ın herkese bir sürpriz yapıp, asıl mirası kime bırakacağını burada olanlar içerisinde kimse tahmin bile edemezdi. Vasiyetnameyi imzaladıktan kısa bir süre sonra asıl isteğinin yerine getirilmesini istediği çok daha küçük bir belge ortaya çıkarır, avukatına uzatır ve pencereden kendini 13. kattan dışarı aşağı bırakır.

Orada bulunan tüm aile bireyleri, büyük bir miras beklentisiyle Troy Phelan’ın tamda düşündüğü ve öngördüğü gibi davranırlar. Büyük sükseli alışverişler günlük rutin işlerdir. Ama vasiyetnamenin imzalandığı bu özel günde, ailenin gerçekler ile tanışma vakti gelmiştir. Bu miras ile meşru çocuklarının öldüğü güne kadar olan tüm borçları ödenecekti. Ölüm gününde ya da sonrasında alınan krediler/borçlar çocukların kendi borçları sayılacaktı. Şayet mirasçılar iradeye (vasiyete) itiraz ederlerse, o zaman vaat edilen tüm şartlardan mahrum bırakılacaklardı. Ana varis olan gayrimeşru kızı Rachel Lane’in varlığı daha önce aileden hiçbiri tarafından bilinmiyordu. Kendisi Brezilya yağmur ormanlarında yerliler arasında misyonerlik yaparak hayatını idame ediyordu.

Şimdi romanın ikinci bölümüne Grisham oldukça atipik giriş yaparak başlar. Alkol bağımlısı olan Nate O'Riley dördüncü rehabilitasyonunu yapmıştır ve şimdi bu gizemli varisi bulmakla mükelleftir.

Bir yağmur ormanında geçen maceralı bu bölüm benim için kitabın en iyi parçasıdır. Ancak, bence yazar tamda burada daha da gelişmiş bir hikâye çıkarabilirdi.

İçerik hakkında daha çok fazla ayrıntı vermeyeceğim. Sadece şunu ifade edebilirim ki: Elbette, Nate varisi bulacaktır. Ama varis bu duruma nasıl tepki verecek?

Bu romanın konusunda her zaman olduğu gibi para, hatta macera ve din vardır. Yine de, kitabı daha önceki eserlerine nazaran o kadar heyecan verici değil ama gene de sizi sürüklüyor.

Romanda Nate O'Riley’e için sempatik ve kademeli rol düşer. Rachel Lane gizemli karakter olmasına rağmen çok aşırı göz önüne gelmemektedir ama temelde bütün kitabın saf olumlu çağrışımlar yapan karakterdir. Kitabın kalan diğer üyeleri ve avukatların neredeyse tamamı büyük negatif bir grup karakterleri ile eseri dengeliyorlar.

Jonh Grisham ile henüz tanışmayanlar için, bu eserini okuyarak başlamamalarını ve daha çok ilk eserlerinden başlayarak yola çıkmalarını tavsiye ederim.

Tüm Grisham eserlerinde olduğu gibi bu eseri de akıcı olarak iki üç gün içerisinde okuyup bitirebileceğinizi düşünmekteyim.

Şimdiden keyifli okumalar dostlar. :)

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
415 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle hepinize güzel bir akşam diliyorum. Bugün sizlere çok sevdiğim bir yazarın, John Grisham’in 1988 yılında ilk kaleme aldığı ve yaşanmış gerçek bir olaya dayanan Adalete Susayanlar (orj. A Time To Kill) eserini ayrıca tanıtmak istiyorum.

Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddütte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının Ku Klux Klan’a üye ırkçı iki kişi tarafından tecavüz edilmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde var olan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...

Kitap özeti;
John Grisham'ın 1988 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı, ancak Firma adlı eserinin yayınlanmasına kadar dikkatleri hiç üzerine çekmedi. Kitap, Grisham’in tanık olduğu fiili bir tecavüz olayına dayanarak şu soruyu gündeme getiriyor: Bir babanın, küçük kızına tecavüz edenleri öldürmesi meşru mudur? Bununla birlikte Ford İlçesi'ndeki Clanton kasabasında, tecavüzcülerin iki beyaz adam olduğu ve kurbanın on yaşındaki bir siyah kız olduğu düşünüldüğünde, olayların akışı başka bir soruya işaret ediyor. Bugüne kadar siyah bir adamın Beyaz bir adamı öldürmek için gerekçesinde ne kadar haklı olduğudur? Asıl hikâyemiz Carl Lee Hailey’nin küçük kızının tecavüzcülerini öldürmesinden ve onu savunmak için genç avukat Jake Brigance’ı tutmasından sonra başlıyor. Süreç içerisinde gelişen mahkeme salonu stresi, NAACP'nin desteklediği yerel siyahi vatandaşların Ku Klux Klan'la bu zorlu dava sürecinde yaşayacakları mücadeleye kadar varıyor. Hailey’nin bu yargılanma sürecinde jüri üyelerinin tamamen beyaz olduğu göz önüne alındığında, adil bir yargılamaya varılabilir mi? Bütün bu yaşananlar, bu davayı kabul etmesinin önündeki engeller, genç avukat Jake Brigance'ın geleceğini hatta kariyerini etkileyecek derecede önemlidir.

1980'lerin başında kuzey Mississippi'de güzel bir Mayıs günü, iki beyaz şahıs kaçırdıkları 10 yaşında genç siyah kız çocuğuna tecavüz ediyor. Feci bir şekilde dövülmüş ve kanlar içinde olan küçük kız, yaşadığı bu utanç verici durumdan babasının onu kurtarmaya geleceğini düşünmektedir. Onunla işleri biten adamlar, onu sığ ve ıssız bir vadiye atarlar. Tonya hastaneye kaldırıldıktan sonra, siyahi şerif tarafından yapılan kısa bir tahkikat neticesinde aranan iki değersiz cani beyaz zanlı adam gözaltına alınırlar; küçük Tonya Hailey ise ameliyat sonrasında almış olduğu ağır iç ve dış zedelenmelere rağmen hala hayatta kalma mücadelesini sürdürmektedir.

Karısı ve bir kızı olan genç "sokak avukatı" Jake Brigance, tarihi Wilbanks binasında yalnız çalışmaktadır. Kariyerine bir ucube olan Lucien Wilbanks'in ortak bir üyesi olarak başlamıştır. Serbest bırakıldıktan sonra Wilbanks tüm yasal uygulamalarını yoksul mavi yakalı işçileri temsil eden liberal Jake'e devreder.

Tonya'nın babası Carl Lee Hailey, Jake'e kızına tecavüz eden iki adamı öldürmeye kararlı olduğunu açıkça ifade eder. Carl Lee'nin kardeşi Lester Chicago'dan geldiğinde, iki adam intikam arayışı içerisine girerler. Lester, Jake Brigance tarafından savunulduğu davada, birkaç yıl önce cinayetten beraat ettiği adliye sarayının içini iyi biliyordu. Bu durumu değerlendiren Carl Lee kapanışta adliye sarayında saklanır ve intikam için saldırısını planlar.

Eski bir Vietnam Savaşı yoldaşı, zengin bir yer üstü ustası ve dostu olan "Cat" Bruster, Carl Lee için bir M-16 makineli tüfek temin eder. Pazartesi sabahının ilk saatlerinde Cobb ve Willard mahkeme salonuna arka merdivenlerden aşağı doğru getirilirken, Carl Lee Hailey saklandığı dolaptan çıkarak onlara M-16 ile yaylım ateşi açar ve bu esnada kazara bir memurun yaralanmasına da sebep olur. Sonra sakince silahını yere indirir, aracına doğru yürür ve eve döner. Caddenin karşısındaki ofisinde, Jake gürültüyü duyar ve araştırmak üzere üzerine adliyeye koşar. Birkaç dakika sonra Carl Lee, evinde hiçbir zorluk çıkarmadan teslim olur ve gözaltına alınır. Carl Lee Hailey, şerif ve memurlarla birlikte anlayışıyla içerisinde, saygılı ve sakin bir biçimde kaderine boyun eğer.

Jake Brigance, çabaları karşılığında 1.000 dolardan daha az para kazanacağını, fakat kariyeri açısından büyük bir tanıtım için umut bağladığı Carl Lee Hailey davasını ele almayı kabul eder. Basın, Clanton'da yaşanan olaya ilgisini arttırdığında kasaba adeta bir medya sirkine döner ve artık ölüm tehditleri de gelmeye başlar. Davayla ilgili olan herkes korkutulumaya çalışılır ve tanıklar ya da iyi niyetli kişiler üzerindeki baskı arttırılmaya başlar. Üç ayrı ceza ile suçlanan Carl Lee için ölüm cezasına çarptırılma ihtimali artık kaçınılmazdır. Mahkemede olay zamanında deli olduğunu kanıtlamak artık onun tek savunması gibi görünüyor. Büyük jüri mahkeme tarafında kabul edildikten sonra, Ku Klux Klan kendini Ford County'de yeniden kuruyor ve varlığını daha da fazla hissettiriyor. Çoğunluğunu beyazların oluşturduğu bu kasabada, Jake'in tek umudunu olan adaleti elinden alan çoğunluğu beyaz jüriye sadece bir tane siyah jüri üyesi kabul edilecektir. Duruşma 22 Temmuz tarihine ayarlanır.

Jake Brigance önümüzdeki iki ay boyunca soğukkanlılıkla iki cinayet planlayan ve görgü tanıklarının önünde bu eylemi gerçekleştiren bir adamı beraat ettirmek için uğraşacaktır. Büyük çaplı tüm dava masrafları geçici olarak Jake'e kalıyor ve Jake de davayı geri kazanmak için elinden gelen tüm gayreti gösteriyordu. Yerel siyahi papazlar, Hailey’nin ailesinin ihtiyaçları ve savunma harcamaları için para topluyorlar; her biri bu alımın biraz gerisinde kalıyorlardı. Ku Klux Klan ise Jake'in evinin ön bahçesinde bir haç yakarak (haç yakmak bir nevi ölüm tehdididir.) cevap verir tüm bu gelişmelere farklı bir şekilde cevap vermeyi daha uygun görmekteydi.

Yargılama tarihi yaklaştıkça sinirler yıpranır ve kasabada ırk gerginlikleri daha da artar. Artık suçunu itiraf eden katil, şu an kasabada siyah nüfusa için bir kahraman ve büyük bir bütünlüğe sahip aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Davayı hem zengin Memphis avukatlarından, hem de NAACP'den uzak tuttuğu için, Jake Brigance artık Klan'ın ciddi bir hedefi haline gelmiştir. Jake’in evinin yatak odasının penceresinin hemen dışında bir saldırgan bombalama eyleminde yakalandıktan sonra Jake karısını ve kızını güvenli olmaları için bölge dışına göndermek durumunda kalır.

Jake'in karısının kendisine istikrar kazandıran etkisi olmadan, çabucak, olgunlaşmamış, sorumsuz davranışlar sergilemeye başlar; kendisini ortak ilgi alanını paylaşan renkli, zeki ve işinde uzman bir ekibin içinde bulur: İçki içme. Bunlardan biri, yirmi beş yaşındaki üçüncü sınıf hukuk öğrencisi Ellen Roark'tır; çekici, seksi ve zarif bir bayandır. Jake'e bazı konular ile ilgili yardımın dışında, uzman kâtiplik hizmeti de sunmaktadır. Bu arada Klan, Jake'in sekreterinin kocasına saldırmış ve kendisini ağır yaralamıştır. O gece savunma ekibi margarita’nın vermiş olduğu haz ile sarhoş olduğunda, yüzlerce siyah vatandaş sokağın karşısında mum ışığında bir nöbet tutuyordu. Ertesi gün Klan, siyahların mitingine karşı müdahalede bulunmak için adliye çimlerine girdi ve öfkeli bir kavga patlak verdi.

Artık Ulusal Muhafız Birliği de olaya dâhil olmuştu, adliye çiminde bu tür taşınlıkların önüne geçebilmek adına kamp kurmuştu. On kadın ve iki erkekten oluşan ağırlıklı beyaz jüri, şehir dışına çıkarıldılar. Devletin memurlarını olay günü kazara vurduğunda Carl Lee’nin deli olduğu tezini öne süren Jake olağan üstü bir savunma yapıyordu. Kısa yargılama süresinin bitimine doğru, Jake adliye binasına girerken, bir keskin nişancı Jake'in hayatına ciddi biçimde kast eder ve onu yaralar. Bir gece Ellen Roark Klan tarafından kaçırılır ve ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Savunma kanadındaki yarı emekli bir psikiyatrist bilirkişinin delilik tezi hemen hemen umutsuz kalacak şekilde gözden düşürülmüş ve boşa çıkmıştır. Umutsuzluk içinde kalan Lucien Wilbanks, bir tane dejenere jüriyi "satın alma" girişiminde bulunur. Tanıklık davasının son gününde ödünç aldığı giysiler ile kapanış argümanlarını veren Jake, hayatının en güzel zamanlarından birini yaşıyordur.

Jüri kasıtlı olarak, gerilimin arttırılması ve stres altında bırakılmak için Lucien'in gayretleri sayesinde, otobüs yolunda siyahların olduğu güzergâhtan mahkemeye getirilir. Jüri yüksek sesle protesto edilir ve tümüyle beyaz jüriyi bir korkudur alır. Çok sıkıntılı günler sonrasında jüri kapanarak karar aşamasına gelir ve mucizevi bir şekilde suçsuzluk kararı verir. Dava sonrasında, Jake ailesiyle tekrar bir araya gelmek için Kuzey Carolina'ya uçar.

Şimdiden keyifli okumalar dostlar. :)

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
439 syf.
·47 günde·2/10
Yıllar önce İngilizce'mi geliştirmek için kolay anlayabileceğim bir kitap okumak isteyip çok satan John Grisham'da karar kılmıştım. Tarz olarak bana hiç hitap etmemesinden mi, yoksa İngilizce olduğu için mi bilmem, ama okurken çok çok sıkılmış ama yine de sonuna kadar dayanmıştım.

Geçmişte okuduklarımı ve yorumladıklarımı bu güzel siteye sırasıyla eklemeye karar verdiğimden o acı verici deneyimimi de es geçmeyeyim.

Harvard mezunu genç avukat David Zinc, bir sabah Chicago’nun en büyük hukuk firmalarından Rogan Rothberg’deki işine gelirken artık bu stresi ve yorgunluğu taşıyamadığını farkeder ve ansızın karar değiştirip bir bara sığınır. Zil zurnadan hallice terk ettiği bu bar hayatını değiştirecek ve rastlantılar onu yeni bürosu Finley&Figg’e yönlendirecektir.

Kendi halinde 2 piyasa avukatı, kendilerine yardımcı olan ve çok para da istemeyen bu genç avukata kapılarını açarlar. Ortaklardan Oscar Finley artık yorulmuştur; karısının dırdırından kurtulmak için işe gelip gitmektedir. Wally Figg ise ilaç şirketlerine açacağı büyük bir davadan kazanacağı tazminatla zengin olmanın hayallerini kurmaktadır.
Bu garip ekip şans eseri aradıkları böyle bir fırsatı yakalar, ülkenin en büyük ilaç şirketlerinden birine dava açar.

Tabii ki iyi yürekli cingöz avukatlar haklı, kötülüğün timsali vampir ilaç firmaları ise haksızdır. Amerikan filmlerine özgü klasik bir son ile herkes kazanır, herkes mutlu olur.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...
368 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
John Grisham'ı her okuduğumda aynı şeyi hissediyorum: var olan hukuk sistemindeki eksik kalan yerleri paraları ile ya da güçleri ile tamamlayanların hep olduğunu anlıyorsunuz.
Bir zamanlar sadece bizim ülkemizde hak hukuk denen kavramların içi boşaltılıyor diye düşünürken John Grisham okuyunca aslında her yerde düzenin aynı olduğunu görüyorsunuz.
Bu yazarın hiçbir kitabını pişmanlık duymadan okuyabilirsiniz.
Herkese iyi okumalar diliyorum...
359 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Dikkat spoiler içerir.
Patrick Laighan, zamanında başarılı bir avukattır ancak ortağı olduğu şirketteki pislikleri kaydedip 4 yıl önce 90 milyon dolar çalarak kayıplara karışmıştır. Parası çalınan ekip profesyonel bir grubu tutar ve yıllar sonra Brezilya'daki yakalar. Burada işkence ederler ve parayı saklayan sevgilisi Eva'nın adını verir. Ancak FBI adamın yakalandığını öğrenir ve onu Amerika'ya getirir. Burada yargılanması yapılacaktır. Eva da haberi alınca gelir ve o da yakalanır. Davasına bakan yargıç eski arkadaşıdır. Patrick, Sandy adındaki bir arkadaşından avukatı olmasını ister. Önce eski karısı Trudy ile olan bağını koparır ve onun kendi parasından pay istememesini sağlar. Sonra FBI davadan çekilsin diye elindeki pisliği ortaya çıkarır. Herkes geri adım atmak zorunda kalır. Öldü sanılması için arabaya koyduğu cesedin daha önceden ölen bir tanığa ait olduğu ortaya çıkar. Elde bir tek ceset yakmak suçu kalmıştır. Ancak aileden kalan tek kişiyi dava açmaması için para ile ikna eder. Çaldığı parayı faizi ile geri verdiği halde çok parası vardır. Tutuklanan Eva onun sayesinde çıkar ve Londra'ya onu beklemeye gider. Acaba Patrick bu işten sağ salim kurtulabilecek midir? Eva ile bir daha görüşecek midir? Yoksa onu bir sürpriz mi beklemektedir? Keyifle okunan bir roman.
358 syf.
·3 günde·Puan vermedi
An itibarıyla kitabı bitirmiş bulunuyorum.
Arka kapaktaki yazı kitabı çok eksik tanıtıyor o yüzden kapaktaki yazıyı okuyarak
kitabı tempolu, aksiyon dolu bir dizi cinayet soruşturması ya da "katil kim?" teması üzerine kurulu bir roman olarak düşünüp okumamalısınız. Eğer öyle yaparsanız kitap sizin için hayal kırıklığı olabilir. Çünkü kitap durağan geçiyor.
Kitabı daha çok bir dönem kitabı olarak değerlendirebiliriz.. 1970'lerde Amerika'nın küçük bir kasabasındaki izlenimlerini bize aktaran kişi kasabanın gazetesinin genç sahibi Willie..
Kapakta asıl konu olarak gösterilen Padgitt davasından ziyade o yıllarda Siyahilerle ilgili toplumsal sancılar ve onlara bakış açısına, Vietnam Savaşı'na ve kasabaya yeni açılan alışveriş merkezinin bir şehire negatif etkilerine kısım kısım ince dokundurmalarda bulunması benim ilgimi daha çok çekti.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Grisham
Unvan:
Amerikalı Avukat, Politikacı ve Yazar
Doğum:
Jonesboro , Arkansas , Amerika Birleşik Devletleri, 8 Şubat 1955
John Grisham, 8 Şubat 1955 tarihinde Jonosboro, Arkansas'ta doğdu. Babasının işi nedeniyle sıkça taşınmak zorunda kalan Grisham bir süre Mississippi'de de yaşamıştır. 1981 yılında Mississippi State Üniversitesi'ndeki eğitimini tamamlar ve aynı yıl içinde Renee Johnes ile evlenir. Siyasi açıdan girişimler yapan ve aynı zamanda avukat olarak çalışan Grisham, 1983 yılında Mississippi House of Representatives'e seçilir. Aynı dönemde hiç bir zaman bitmeyecek iki kitap yazmaya başlar. Bir yıl sonra üçüncü bir kitabı yazmaya başlar, ancak onu 1986 yılında bitirir. Kitabın adı "Jüri" idi. Zorlu bir yayınevi arayışından sonra Nisan ayında Wynwood Press kitabı yayınlamaya kabul eder. Bir yılda sadece 5000 adedi satan kitap, yazmayı bırakmak için yine de bir sebep oluşturmuyordu. 1988 yılında piyasaya çıkan "Şirket" adlı kitabı ise büyük bir başarıydı. Paramount Pictures kitabı senaryolaştırmak için $ 600.000 ödedi. Bu romandan sonra her kitabı başarı kazanacaktı. Yılın yarısını yazmakla geçiren Grisham, diğer yarısını da oğulunun basketbol takımı ile ilgilenmekle geçirir. Medyadan fazla hoşlanmıyor, sakin yaşamayı tercih ediyor ve inançlı bir baptist'tir.

Yazar istatistikleri

  • 74 okur beğendi.
  • 948 okur okudu.
  • 18 okur okuyor.
  • 542 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları