John Ward

John Ward

Yazar
7.1/10
34 Kişi
·
97
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.198
Gösterim
Şehir sessizliğe bürünüyordu.
Geceyi severim, karanlıklar bütün çirkinlikleri örtüyor..
Biliyorum.
Her zaman kesinlik bekleyemezsin;bazen sadece umutla hareket etmen gerekir.
“... Bir savaş mücadele etmeden kazanılamaz ve nihai zafer belli olmakla birlikte, bireysel askerin yenilmesi her zaman için mümkündür. İnsanların özgür iradeye sahip olduklarını unutmamalısınız. Bir taraf daima daha güçlü olmakla birlikte, herkes ontarafı seçmez...”
Ama Helen her konuda bildiğini okuyordu ve bu konuda dayandığı tek temel inanç vardı: Önemli olan benim ne istediğimdir;senin ne istediğinin bir önemi yoktur! İnsanlar nasıl böyle olabiliyorlardı? Belki uzun süre boyunca çok fazla paraya sahip olmanın bununla bir ilgisi olabilirdi.
“Dürüst olmayan bir insan nasıl yeminlere sığınır? Basit bir ‘evet’ ya da ‘hayır’ onun için asla yeterli değildir; sözlerinde daima etkileyici ve görkemli bir şeyler olmalıdır: ‘Tanrı tanığım olsun ki’ ya da ‘ölmüş büyük annemin mezarı üzerine yemin ederim ki ‘
Yargılama ki yargılanmayasın! Kimse haksız yere yargılayandan daha beter yargılanmayacaktır.
Delikanlı, babasının gözlerinde de dünyayı dolaşma isteğinin bulunduğunu gördü. Her gece uyumak, yemek ve içmek için hep aynı yerde kalarak yıllarca kurtulmaya çalışmış olmasına karşın, hâla canlı kalan bir istekti bu.
Fantastik roman sevenler için güzel bir kitap. İnsanı oradan oraya alıp götürüyor. Macera ve heyecan son safhada. Bitirmeden elden bırakmak mümkün değil.
Çok doğru bir tespit.
"Dürüst olmayan bir insan nasıl yeminlere sığınır? Basit bir 'evet' ya da 'hayır' onun için asla yeterli değildir; sözlerinde daima etkileyici ve görkemli bir şeyler olmalıdır: 'Tanrı tanığım olsun ki' ya da 'ölmüş büyük annemin mezarı üzerine yemin ederim ki.' Elbette, kendisine karşı dönecek herhangi bir çelişki yaratmamak için çok dikkatlidir. Ama başını kaldırıp yukarı baksa ve büyük annesinin kendisine öfkeyle baktığını görse ne çok şaşırırdı değil mi?"
Kitap, size ilgi çekici ve uyum sağlayabileceğiniz karakterler sunuyor. Ardından bu karakterler maalesef heyecandan veya mantıktan, tutarlılıktan uzak bayık olaylar yaşarken 320 sayfa boyunca oldukça sıkıcı bir dille cebelleşiyorsunuz. Tüm kitap boyunca ne zaman "oh tamam olaylar çözüldü şimdi bu işler biter bende kitabı bitiririm." dediysem, kitap bana fake attı ve gereksiz sıkıntılarla uğraştı karakterler. Olayların heyecanını kaybettirmese iyi olabilirmiş ama kaybettiriyor ne yazık ki.
Hafif fantastik yapısı ve kurgusu ile bile kitap istenilen duyguyu sağlam bir şekilde sağlayamıyor ama konunun bir hayli gideri olduğunu kesinlikle söyleyebilirim .
Öncelikli olarak şunu söylemek istiyorum;bu simyacı hepimizin bildiği o çooook meşhur simyacı değil. Onun yazarı Paulo Coelho’dur. Bu kitap ona göre daha fantastik ögelerle dolu.
Olaylar bir tiyatro yarışmasında oyuncuların performans gösterisiyle başladı derken bir tablo ticaretine dönüşüyor diye düşünmeye başlamıştım ki kendimi bir tablonun içindeki sırrı çözmeye çalışırken buldum. Eski bir tiyatro oyuncusu olarak benim için müthiş başladı. Sonra iş ticarete dönüşünce çok sıkıldım. Ancak sırrı çözerken polisiye okur gibi hissettim ve iyi geldi ️ satır aralarında adalet ile ilgili o kadar kaliteli mesajlar var ki “keşke daha farklı yazılsaydı da bu mesajlar böylesine ziyan olmasaydı” dedim kendime. Okunabilirliği var ama eğer zamanınız kısıtlı ve okunacak listeniz hayli uzunsa,bu kitabı listeden çıkarabilirsiniz. Ama zamanım geniş,arada öylesine de okurum diyorsanız;buyrun ️ kitapla kalın.
okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadığım büyüleyici ve bir o kadar da dehşete düşürücü mükemmel bir kitaptı. okurken eğlenmemek elde değil ve sonunda ne olursa olsun bir şey anlamıyorsunuz ama yinede okunması gereken bir roman
Bir sayfası diğer sayfasını tutmuyor. Okuması keyifli ancak bazı yerlerde okumak için zorlandım. Olay başladığı an elinizden düşürmek istemiyorsunuz.
Bitti !!! İkinci defa elime aldım ve bırakmamak için direndim ve bitirdim Aslında o kadar da kötü değilmiş demek ilk okuduğumda pek havamda değilmişim konusu, Helen bir sanat taciri olan babasının ona bir anahtar bırakarak, sakladığı gizli bir şeyi ele geçirmesini söylediği gizemli bir notu bulduğunda, kendisini mükemmel bir ikilem içinde bulur. Helen ve arkadaşı Jake Floransadan başlayıp İstanbul yerebatan Saray'ına kadar uzanacak bu macerada nelerle karşılaşacaklar. Tavsiye ederim. 6/10

Yazarın biyografisi

Adı:
John Ward
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 97 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 25 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.