Josef Kirschner

Josef Kirschner

7.2/10
17 Kişi
·
28
Okunma
·
4
Beğeni
·
1.631
Gösterim
Adı:
Josef Kirschner
Tam adı:
Josef "Joki" Kirschner
Unvan:
Avusturyalı gazeteci, televizyon sunucusu ve yazar
Doğum:
Linz, Avusturya, 9 Ağustos 1931
Ölüm:
Oberdorf im Burgenland, Avusturya, 16 Nisan 2016
"Savaş bir yanıltmadır. Rakibe kendini olduğundan zayıf göster. Yapabileceklerini, yapamıyormuş gibi davran. Ona bir avantaj ver, sonra üzerine gelince, şaşırt ve yakala. Eğer senden kuvvetliyse, ondan kaç. Eğer onu kızdırdıysan, daha kolay şaşırtabilirsin. Yumuşak ve zayıf biriymiş gibi davran, o zaman gururlanır ve kendini beğenmeye başlar ki, bunlar zayıflık alametleridir. Eğer taze kuvveti ve hızlılığı varsa, önce onu yor." (Sun Tzu)
Özellikle kadınlar, kocalarının hatalarını ve zayıflıklarını öylesine ustalıkla kendi çıkarları doğ­rultusunda yönlendirirler ki, onlara bu konunun "virtiöz"leri bile diyebiliriz.
"Eğer, insanların sizin hakkınızdaki gerçek düşüncelerini öğrenmek istiyorsanız, onların beklediğinden farklı biçimde davranın."
Josef Kirschner
Sayfa 37 - Arıtan Yayınevi, 1. Baskı, Eylül 1993
"Yalnızca iyi olmak, yeterli değildir. Bilgi, beceri, çalışkanlık ve iyi niyet kadar önemli olan başka bir yetenek de, diğer insanları, bizim değerimizi anlayacak ve bunu bizim lehimize kullanacak biçimde etkileyebilmektir."
Josef Kirschner
Sayfa 45 - Arıtan Yayınevi, 1. Baskı, Eylül 1993
Hiçbir balıkçı, kendisi pasta yemesini sevdiği için, balık avlarken, oltasının ucuna yem olarak bir pasta takmaz.....
İster kabul edin, isterseniz etmeyin ama çoğu kez bizler de, tıpkı balıklar gibi kolaylıkla "avlanırız".
Josef Kirschner
Sayfa 108 - Arıtan Yayınevi, 1. Baskı, Eylül 1993
AMBALAJ İÇERİKLE AYNI ŞEY DEĞİLDİR VE OLMASI DA GEREKMEZ!
• Eğer bir doktorun, sırf doktor olduğu için, sizi derdinizden kurtaracağına inanıyorsanız,
• Bir hakimin, sırf hakim olduğu için, hakkınızı koruyacağını sanıyorsanız,
• Bir partiye, halledilmesini istediğiniz sorunların çözülmesini vaad ettiği için oy veriyorsanız,
• Bir pedagogun, sırf pedagog olduğu için, çocuğunuzu iyi etmesini bekliyorsanız,
Sizde bu tuzağa düşmüşsünüz demektir.
Sürü insanın belli başlı dört özelliği şöyle sıralanmıştı:
1. Kişilik kaybı: kişiye özgü bireysel davranış biçimleri, ihtiras ve tutkuların baskısı altında ortadan kalkar. Onların yerini, içgüdüsel tepkiler alır.
2. Duyguların egemenliği: akıl ve mantık terk edilir, duygular ve içgüdüler öne geçerler. Nitekim geniş kitlelerin böylesine yaygın bir biçimde etkilenebilir ve yönlendirilebilir olmalarının nedeni de akılları yerine, hislerini kullanmayı tercih etmeleridir.
3. Zekanın azalması: Toplumun genel zeka seviyesi, onu oluşturan bireylerin zekalarının daha geride bulunur. Toplumun gözünde başarılı olmak ve alkışlanmak isteyen bir kimse, en alt düzeydeki bir zeka tipine göre hareket etmek ve mantıklı düşünceden vazgeçmek zorundadır. Bir olayı, diğer kişilerle paylaşmak, heyecan ve gerilimi arttırır. Bu yüzden toplum her şeye, çok çabuk inanır (ve bunu diğerleri ile paylaşmak ister.) her ne kadar birbirleriyle çelişkili konuşsalar bile bir konuşmacıdan diğerine, onları etkileyen herkese inanmaya yakındırlar.
4. Kişisel sorumluluğun yok olması: İstek ve ihtiraslarını kontrol etmeyi bırakan ve kendini sürünün yönlendirmesine terk eden bireylerde, kişisel sorumluluk duygusu azalır ve giderek yok olur. Bunun sonucu olarak, hiç de kendine yakışmayan ve tek başına yapmayacağı davranışları, grup içindeyken rahatlıkla sergilemeye başlar.
• Kişilik kaybı
• Duyguların egemenliği
• Zekanın azalması
• Kişisel sorumluluğun yok olması.
Bunun böyle olmasının nedeni, çok basittir. Çünkü hiç kimse bizim, eleştiri gücüne sahip olan, araştıran ve soruşturan bireyler olmamızı istemez. Onun içinde, herkes bizi buna ters ve uyumlu bir biçimde eğitmeye çalışır.
SONSÖZ
Kendinizi, usta manipulasyoncular tarafından çevrilmiş ve çaresiz olarak, onların yönlendirdikleri biçimde yaşamak zorunda bulunan ‘’küçük ve zayıf’’ bireyler olarak görmeyin. İşte bizi asıl güçsüz ve edilgen kılan, bu türlü korkuların içinde kalmak ve bir kenara sinmektir. Çünkü üzerimizde bu manipulatif etki ile nasıl mücadele edeceğimizi bilememekteyiz. İşte bu kitap size, manipulasyon oyununun kurallarını göstererek, bunları kendi lehimize nasıl kullanabileceğiniz hususunda öneriler sunmaktır. Böylece siz de ‘’oyunu kurallarına göre oynamak’’ şansına sahip olmaktasınız. Bu durumun, cesaret arttırıcı bir etki yapacağını umuyorum.
Tüm bunlar korkunun yarattığı, insanların korkularından yararlanılarak, insanları yönlendirme eylemleridir.
• Öğretmen öğrencilerini cezalandırmakla ya da kötü not vermekle tehdit eder ve öğrenciler de bunlardan korkarlar.çünkü kötü not alırlarsa ailelerini kızdıracaklar ve onları kızdırmaktan korkarlar.
• Çalışan herkes, mevkiini ve işini kaybetmekten korkar; işverenler de bunu en iyi biçimde değerlendirirler.
• Belki en çok duyulan korkulardan bir tanesi de, yakın çevremiz tarafından saygı görmemek ve ciddiye alınmamaktır. Bu nedenle, herkesin bizi beğenmesi ve onların hoşuna gidebilmek için, elimizden geleni yapmaya çalışırız. Modayı izlemek ve başkalarından geri kalmamak içinde çaba gösteririz. Kimi zaman alttan alarak kimi zaman fıkralar anlatarak, bazen tatilimizden bahsedip, bazen kendimizi her şeyi bilen birisi olarak ortaya koyarak, hep tek bir şeye ulaşmak isteriz. Çevremizdekiler tarafından kabul edilmeye ve değer verilmeye.
Aslında burada yine bir suçlu aramaya gerek yoktur. Çünkü hepimiz, aynı anda hem ‘’korkutucu’’ hem de kurban durumunda bulunmaktayız. Önemli olan, hangi oranda dışımızdaki kişiler tarafından yaratılan bu korku manipülasyonlarının etkisi altında kaldığımızı saptamak ve özgür karar alma alanımızı nasıl genişleteceğimizi belirlemektir. Bunu başarabilmek için de, korkularımızın nerelerden ve nasıl kaynaklandığını sezinleyerek, onların bilincine varmak ve korkularımızı kontrol edebilmeyi öğrenmek gerekir.
Yazar günümüzün fotoğrafını çekmiş ve dikkat çeken yerlerini de kısa öz olarak anlatamaya çalışmıştır. Günümüzde en önemli kavram kendini öne çıkarmak, kendini satabilmek kavramıdır. Bu kavramı yazar 15 maddelik kural sırasıyla açıklayarak adım adım anlatmıştır. yazarın kullandığı dil akıcı ve güncel günlük örnekleriyle anlatımı kolaylaştırmaktadır.
Özellikle iletişim, insan kaynakları, pazarlama alanlarında eğitim alan ve alanlarda mesleki gelişimi gözeten kişilerin okuması gereken bir kitaptır.
Yazar kitapta biraz fazla egoistik bir yaklaşıma sahip, dünya görüşü ben merkezli olarak yaşamayı önermektedir. Bence hayata biz merkezli bakmak lazım ve egoist yaklaşımlarına sahip olmadan dikkat çekebilir ön planda olabiliriz diye düşünüyorum.
Okumayı çok istediğim ama ne kadar ararsam da bulamadığım bir kitap, Bulduğum da bir kurban kesmeyi bile düşünüyorum. Bulabilen varsa bana ulaşsın...
90'lı yılların sonunda okumuştum
O zamanlar max stirneri tanımıyordum
Stirnerin kötü bir kopyası bile olamaz!!
Stirner ego yasalarından bahsediyordu
Bu kitap kendinizi nasıl sağlama alacağınız ile ilgili
Türkiye'deki halk jargonu karşılığı gemisini yürüten kaptan aymazlığıdır
Nerede bulabilirim bu kitabı çok acil lazım, elinde olan varsa bana ulaşırsa çok sevinirim arkadaşlar şimdiden çok teşekkür ediyorum, çok acil lazım

Yazarın biyografisi

Adı:
Josef Kirschner
Tam adı:
Josef "Joki" Kirschner
Unvan:
Avusturyalı gazeteci, televizyon sunucusu ve yazar
Doğum:
Linz, Avusturya, 9 Ağustos 1931
Ölüm:
Oberdorf im Burgenland, Avusturya, 16 Nisan 2016

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 134 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.