Konstantin Mihailoviç

Konstantin Mihailoviç

Yazar
6.4/10
15 Kişi
·
29
Okunma
·
1
Beğeni
·
509
Gösterim
Adı:
Konstantin Mihailoviç
Unvan:
Osmanlı Ordusunda Görevli Sırp Yeniçeri
(..) Bu esnada birbiri ardınca otuz gemi sanki denizdeymişçesine ilerledi. Davullarla zurnalarla toplar atıldı ve savaş burada bu gemilerin sert zemin üzerinde, insanlar ve sığırlar tarafından denize kadar çekilmesini seyretmek için durdu. Gemilerin hareket halinde olduğunu gören Rumlar, onların denize ulaşmasını engellemek istedi, fakat ellerinden bir şey gelmedi. Böylece Kostantiniyye hem karadan hem denizden alınmış oldu.
Sultan Mehmed babası Murad’dan sonra tahta çıktı. Çok kurnazdı ve mütareke vesilesiyle aldatabildiği herkesi aldatıyordu. Tebaasının sadakatsizliği onu kaygılandırıyordu ve ona sitem edildiğinde deliye dönüyordu. Üvey anası olan despotun kızı Mara’yı cömertçe bir çeyizle despota gönderdi.
“Osmanlı ordusu geçerken hiçbir asker ne buğday tarlalarından geçmeye ne kimseye zarar vermeye, ne karışlığını bırakmadan bir şey almaya cesaret edebilir.
Zira Türk beyleri geceyi askerlerin yanında geçirirler ve onların Müslüman veya Hristiyan hiç kimseye zarar vermesine izin vermezler.
Askerler bir tavuk çalmanın bedelini kelleleriyle öderler.”
Eğer mabede gönülsüz giden biri görülür ise alıkonulur ve caminin önünde kâfirlerin en fazla olduğu yere bağlanır. Böylece her gelen ona doğru yaklaşır ve onu azarlar. Bir süre orada öylece kaldıktan sonra serbest bırakılır. Bu hal karşısında ister istemez mutlu olmak zorundadır.
Savaş sonunda Uzun Hasan ordusuna şöyle seslendi: “Osmanoğlu’nun bu kadar zayıf süvarilere sahip olduğunu bilmiyordum; lakin yeniçerileri, bize üstün geldi, bilhassa dağlarda.”
Türkiye’de hâlâ devam eden bir adet vardır. Ne zaman padişahın yerini alacak olan iki birader birbiriyle savaşsa; yeniçerileri arkasına alan, onların sayesinde saltanatı ele geçirir. Ancak ikisinden biri, devletin başına geçene değin Kostantiniyye’ye beş İtalyan mili uzakta olan Yenihisar kalesindeki hazineyi, yeniçeriler ikisine de açmaz.
Orduyu hümayun onların topraklarında ilerlerken, hiçbir asker ne buğday tarlalarından geçmeye, ne kimseye zarar vermeye, ne karşılığını bırakmadan bir şey almaya cesaret edebilir. Türk beyleri geceyi orada geçirir ve hiçbirini affetmez; zira kâfir ya da Hıristiyan, ne olursa olsun hiç kimseye zarar gelmesini istemezler. Ve bir tavuk alıp da karşılığını bırakmayan kimse bunun bedelini kellesiyle öder; çünkü padişah fakirlerin huzur içinde yaşamasını arzular.
(..) Padişah, Mahmud Paşa’yı bizzat görmek için geldi ve öylesine kederlendi ki gözyaşlarına hâkim olamadı. Zincire vurulmuş Tatar’ın getirilmesini, sırt üstü yatırılmasını söyledi. Yanan iki büyük balmumu taşıttı. Mumlar iyice tutuştuğunda padişah bir ayağını adamın göğsüne koydu ve tutuşan mumu ters çevirip damlalar, adamı kör etsin diye gözlerinin içine döktü. Sonra cellada belinden omzuna kadar derisini yüzmesini emretti. (..)
Zırhların içinde mum gibi kalmaktansa ihtiyaç hâsıl olduğunda şerefle geri çekilebilecek şekilde cenge gitmek daha yeğdir. Sağ salim olduktan sonra savaşa yeniden başlanır.
149 syf.
"Türklerin hayatları ile davranışlarını anlatan bu hatırat, Ostrovitsalı Sırp Mihail Konstantinoviç’in Türkler tarafından devşirilip yeniçeri yapılan oğlu Konstantin tarafından kaleme alınmıştır."

Fatih'in Bosna tarafina bir seferinde esir edilmiş ve Yeniçeri yapılmış Konstantin, 1463'te bir savaş sırasında Macar tarafina geçer. Konstantin öyle anlaşılıyor ki hiçbir zaman Yeniçeri kimliğini kabul edememis, devsirilmek için alindigi savaşı unutamamis; kinini hep diri tutmuş.

Kitapta, Türklerin dini inanislarindan bahsederek başlıyor. Özellikle Fatih'in seferlerinden bahsediyor. Trabzon seferinin oldukça mesakatli geçtiği anlaşılıyor. Konstantin, sık sık Fatih'in anlasmalarina riayet etmediğini ve bunu bir taktik olarak yaptığını yer yer sert bir dille dile getiriyor. İstanbul'un fethinde de ve diger savaşlarında da bu taktiği sık sık yaptığını söylüyor.

Türkler'e karşı artık kalın ve ağır zirhlarla savaş yapılmamasini isteyen Konstantin, Türklerin savaşta en büyük avantajlarinin bu hızları olduğunu söylüyor. Tatarlarin Türkleri yenebildigini buna örnek gösteriyor. Ayrıca Türklerin, Hristiyanların birlik olmasından büyük korku duyduklarını ve olası büyük bir yenilgi neticesinde Türklerin darmadagin olabileceklerini iddia ediyor. Çünkü böyle bir yenilgiden sonra diğer Hristiyan topraklarından da Türklere karşı isyan başlayacağını söylüyor. Nitekim akıllara hemen Viyana bozgunu gelecektir.

Türklerin adaletine vurgu yapmış Konstantin, irkina ve inancına bakmaksizin adaletin sağlanilmasina; fakirlerin gozetilmesine çok önem verildiğini dile getiriyor. Sefer sırasında Ordunun guzergahtaki tarlalardan, bahçelerden herhangi bir yiyecek alamadığını çünkü bunun şiddetle cezalandirildigini anlatıyor.

Konstantin'in cumleleriyle incelemeyi noktalarsak:

"Ve süvarileri bazen yenilse dahi savaş bitmemiştir, her daim geri dönerler. Gerisini tahmin edebilirsiniz."

Keyifli okumalar
144 syf.
·2 günde·8/10
Kitap Fatih Sultan Mehmet döneminde yeniçeri yapılmış ancak daha sonra Osmanlı'dan kaçarak Polonya'ya sığınmış bir Sırp'ın o zaman ki Türkler hakkındaki görüşlerini anlatıyor. Bu görüşler hem dini hem asker hem idari hem de siyasi konularda. Ancak tabiki özellikle din konusunda oldukça yanlış ve hatalı bilgiler aktarmış. Fakat dışardan birinin gözüyle dönemin Osmanlı Devleti'ni görebilmek açısından eser çok mühim. Kuruluştan Fatih Sultan Mehmet dönemine değin özellikle Balkanlar ve Doğu Avrupa tarihi hakkında birincil kaynak değerinde. Kitabın önsözünü ünlü tarihçi Michel Balivet yazmış. Bence tarih öğrencilerinin kütüphanelerinde bulunması gereken bir eser. Kitap her ne kadar 136 sayfa olsa da çoğu bölüm kısa kısa yazıldığı için en fazla toplam 90 sayfalık bir kitap. Dili çok hafif ve anlaşılır. Tavsiye ederim.
144 syf.
·16 günde·8/10
Kuruluş ve Fatih dönemi dahil klasik çağ siyasi ve askeri tarihine içerden ve Kafir gözüyle bakan nadide bir kaynak. Ancak eser ve yazar hakkında fazla bilgi yok eserde hatalar mevcut, bence kitap bu haliyle daha okunası oluyor çünkü doğal bir hatırat tutma kaygısının sonucu yazılmış....
144 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Osmanlı’nın en büyük, en vurucu, en can alıcı gücü: Yeniçeriler...
Hepsi de gayri Müslim, genellikle zorla alınıyor, kendi ırk ve dindaşlarına karşı sürekli savaşan Osmanlı’ya asker oluyorlar.
Osmanlı ve dolayısıyla da Türklerden nefret etmemeleri mümkün değil ama öyle bir tezat ki, bu nefret ettikleri millet için ölümüne savaşmak zorundalar.
Peki ne hisseder bu askerler?..
Nasıl isyan etmez, nasıl firar etmez, hep yan yana olmak zorunda oldukları ve nefret ettikleri, dinleri, milletleri ile ebedi düşman padişahlara nasıl suikast düzenlemezler?..
Tarihi çok merak ettiğim ve çok tarih okuduğum için bu ve benzeri daha pek çok soru aklımdan hiç çıkmazdı.
Bir Yeniçeri olan Konstantin Mihailoviç’ten alınan bilgilerle yazılmış "Bir Yeniçerinin Hatıraları" kitabı pek çok tarihi hatalar, yanlışlar olsa da, benim merak ettiğim, “Yeniçeri Ne Hisseder?” sorusunun cevabını bu kitap fazlasıyla ve doyurucu olarak vermektedir.
Kitabın yegâne sıkıcı tarafı ise: Yayınevinin bir salağa, bir aptala anlatır gibi, 40 sayfa boyunca kitabın ne anlattığını anlatmasıdır.
İslam ve Osmanlı Tarihi ile ilgili pek çok yanlış bilgi ile dolu olduğu için, İslam ve Osmanlı Tarihini iyi bilmek şartıyla, her şeye rağmen okumaya değer bir kitap.
144 syf.
·Puan vermedi
Bir yeniçerinin kendi yaşantısından aktarılan bu kitap, haliyle onun bakışından o dönemde yaşanılan çeşitli olayları, durumları kendi görüş ve düşüncelerine göre anlatmaktadır.
144 syf.
·1 günde·6/10
Devşirme bir yeniçeri olan Konstantin Mihailoviç'in Osmanlı ordusunda yer aldığı zaman zarfında yaşadıkları ve duyduklarını kağıda döktüğü Bir Yeniçerinin Hatıraları tarihten bir belgeye dayanmayan kesitler sunuyor.. Konular içinde özellikle duyumlardan aktarılan kısımlarda çokça ve bariz hataların bulunması söylenenlerin güvenilirliğini tartışılır hale getirirken çokça bilgi bulunmayan bazı hadiselerde detaylara değinilmiş olmasının da tarihimiz açısından çok değerli olduğunu söylememiz gerekir.. Bu hatıratta özellikle tarihimizde çok az bilgi bulunan bazı hususlarda önemli referans noktaları bulunuyor.. Ancak ince detayları yakalamak için yeterli tarihi bilgiye de sahip olmak gerekiyor..

Yazarın biyografisi

Adı:
Konstantin Mihailoviç
Unvan:
Osmanlı Ordusunda Görevli Sırp Yeniçeri

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 27 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.