Laura Landon

Laura Landon

Yazar
7.8/10
69 Kişi
·
140
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.345
Gösterim
-Tüm valsler böyle yavaş mı olur?
+Benim dinlediğim öyle.
-Ama hiç müzik yok.
+Sana müziğe ihtiyacımız olmadığını söyledim.
"Bana sana karşılığını asla ödeyemeyeceğim bir şey verdin - kahkahanın sesi. O sesi sana açıklayabilmek için dünyaları verirdim. Senin için istediğim şeylerin içinde en çok istediğim şey, bunun verdiği saf hazzı senin de duyabilmen."
"Etrafta konuştuklarına kulak misafiri olabilecek kimse olmadığını düşündüklerinde insanların neler söylediklerine inanamazsın."
Jessica onun soğuk ve kibirli bakışlarını izledi ve en güzel dış görüntünün bile insanın içindeki çirkinliği değiştiremediğini yada gizleyemediğini fark etti.
Bu gibi zamanlarda hayatında hiç etmediğin kadar dua etmek istiyorsun. Neler yaşadığını bilen arkadaş ve akrabalarınla bir arada bulunmak istiyorsun. Bu acıya onun yerine sen çekmek istiyorsun, çünkü bunu yaşamalarının nedeninin sen olduğunu biliyorsun. Ve onunla rolleri değiştirmek istiyorsun, çünkü bir şey olacak olursa kendinin onlar kadar önemli olmadığını biliyorsun
Leydi Jessica Stanton altı gün içinde yirmi beş yaşına girip kendisini, İngiltere'nin en zengin kadınlarından biri hâline getirecek kadar yüklü bir mirasın sahibi olacaktı. Bu gerçekleştiğinde de üvey kardeşi Colin, özgürlüğüyle birlikte tüm her şeyine el koymak için Jessica'ya saldıracaktı. Tek bir çözüm vardı: kendisine Colin'in karşısında durabilecek kadar güçlü bir eş bulmak. Fakat onu koruyabilecek birisini bulabilse bile, hangi adam sırrını öğrendikten sonra onunla evlenirdi ki?

Northcote Kontu Simon Warland'ın iflasın eşiğine gelmiş olmasının yanı sıra, tüm Londra'da, müsrif babasının zamansız ölümünde bir parmağı olduğuna dair dedikodular da devam ediyordu. Artık onu her şeyini kaybetmekten koruyacak bir kadın bulmaya mecburdu. Fakat hangi kadın bir cinayet zanlısıyla evlenmek isterdi ki?

Tamamen mecburiyetten bir araya gelen Jessica ve Simon evliliklerinin anlaşmalı bir evlilik olduğu konusunda uzlaşırlar. Fakat Simon'un kendisiyle evlenmesinin ardında yatan gerçeği öğrendiğinde, Jessica'nın kalbini hiçbir yasal evrak koruyamayacaktır, çünkü Jessica tüm çabalarına rağmen kocasına âşık olmuştur. Oysa aşk, belki de ikisinin de en çok ihtiyaç duyduğu şey olmasına rağmen, ikisinin de istediği en son şeydir.



Sessiz İntikam çok büyük beklentiler ile okumaya başladığım ve bu beklentilerimin karşılandığı historical romance türünde bir kitap.

Jessica, sosyetenin verdiği balolarda,etkinliklerde hep kenarda kalan sakin kişilikli,çok fazla dikkat çekmemeye özen gösteren, çok az sayıda insanla muhatap olmayı tercih eden bir kız. Simon ise zamanında sevgilisinin ihanetine uğramış ve sonrasında katil damgası yemiştir bu yüzden de resmen kalbi taşlaşmıştır. Fakat bu adamın paraya ve Jessica'nın da kendisini psikopat üvey abisi Colin'den koruyacak bir adama ihtiyacı vardır üstelik Jessica'ya kalmış bir miras da vardır. Bu durumda en mantıklısı bu iki insanın evlilik yapması olur.

Fakat Jessica'nın kendine ait çok önemli iki sırrı vardır. Bu sırlarını söylemeyeyim fakat okuyunca çok şaşırıyor insan , üstelik Jessica'nın ne kadar masum ve korunmaya ihtiyaç duyan bir kız olduğunu daha iyi anlıyoruz. Simon çok geçmeden karısının bir sırrını keşfediyor ve gittikçe ona çekilmeye başlıyor. Geçmişte yaşadığı deneyim sonucu taşlaşan kalbi bu masum kızın ellerinde tekrar yumuşamaya başlıyor.

Kitabın son kısımları beni çok etkiledi. Simon'ı kitap boyunca bundan daha çok sevmemiştim herhalde. En çok sevdiğim kısımlardan biri de Jessica'nın Simon'a kırıldığında onunla konuşmamak verdiği tepkilerdi, o kadar tatlıydı ki o tepkiler bence kitabın en güzel kısımlarıydı.

Ben bu kitabı çok sevdim ya gerçekten aşk, gizem, macera ne ararsanız var. Aşk ikiliye yavaş yavaş ama emin adımlar ile geldi ve bunu okumak çok güzeldi. Benden kesinlikle tavsiye olunur , bu türü seviyorsanız bu kitabı kaçırmayın.
Romanın konusu 1850'lerin İngilteresinde geçmekte. Ana-karakterler Leydi Grace Warren ile Raeborn Dükü Vincent Germaine'in zorluklarla geçen ve en nihayetinde birleşen hayatlarını anlatmakta.

Kitap; kurgusu ile, anlatımında ki akıcılık ile, sürekli insanda merak uyandıracak şekilde gelişen olaylar örgüsü ile insanı alıp içine hapsediyor. Normalde bu tür kitapları pek sevmem ama ilginç bir şekilde bu kitabı sevdim, galiba tipik aşk kitaplarından biraz farklı geldi bana. Özelliklede 1800'lerin ingilteresinde varlıklı olduğu halde kızları ile evlenmek isteyen adamlardan yine de para ya da toprak isteyen bir babanın olması bu "başlık" denen saçma şeyin aslında sadece doğuda olmadığını gösteriyor.

DİKKAT! BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERMEKTEDİR.

Leydi Grace Warren varlıklı bir ailenin en büyük kızı, annesini en küçük kardeşinin doğumu esnasında kaybeder. Annesine ölümünden hemen önce verdiği sözden dolayı 6 kardeşinin 6'sını da büyütüp sevdikleri adamlar ile evlenmeleri için kendini feda eder.. Tabi bu fedakârlığı kendisine de büyük bir aşk kazandırır, hem de hiç beklemediği bir şekilde.

Raeborn Dükü Vincent Germaine ilk evliliğinde olduğu gibi ikinci evliliğinde de aynı şekilde karısını ve çocuğunu doğum esnasında kaybeder. Aynı acıyı ikinci kez yaşamış biri olarak kendini lanetlenmiş gibi hisseder, ve her iki karısının da ölümünden kendini sorumlu tutar. Doğumda kaybettiği her iki karısı ve çocuklarından sonra bir daha evlenmemeye yemin eder.. Bu yeminini bozmak zorunda kalıp kalmayacağını merak eden varsa artık kitabı okuyup kendisi öğrenir :)

Herkese keyifli okumalar..
Ciddi anlamda sinir krizleri geçirerek okuduğum bir kitabın yorumuyla daha merhabalar.

Geçen ay ne kadar güzeldi. Yalnızca bir kitabı sevmemiştim derken bu ay bitirdiğim iki kitabın da beni delirtmesi üzücü olsa da bu şanssızlığıma alıştım sanırım. Sizi bu korkunç kitapları okumaktan kurtarmak adına uzun bir yorum yapmayı boynumun borcu bilip oturdum yine yazıyorum.

Nereden başlasam?

Kitabın genel olarak vasat olduğunu söyleyebiliriz. Dili basit, akıcı sayılabilecek düzeyde, kurgu bir hayli tahmin edilebilir, tarihi aşk etiketiyle basılmış olmasına rağmen içinde belirsiz bir tarih var ve belirsiz detaylar mevcut, entrikası bol bir aşk hikayesi.

Peki ben neden eh işte ya da sevmedim yahut güzel değildi demek yerine sinir krizi geçirdim diyorum? İşte bu kısım uzun kısım dostlar.

Aman Yarabbi! O nasıl karaktersizlik, o ne sığlık, o ne korkunç bir kadın karakter ve o ne korkunç bir adam? Ya sabır, Allah'ım sen sabır ver, Allah akıl fikir versin diye diye 383 sayfa bitti ama neler çektim bana bir sorun ya. Lütfen. :)

Kate, başta güçlü duruşu ile karşımıza çıkıyor. Çok az kişiyle paylaştığı sırrına rağmen kendine yeten ve aklını kullanabilen bir kadın gibi. Güzel bir işi, düzeni vs. olması ciddi anlamda hoşuma gitti derken esas karakter Simon sahneye girdi ve kızımız öyle bir düşüşe geçti ki hala oradan kalkamadı. Düşünmeden yaptıkları, kendiyle çelişen tavrı, adam A derken W anlayarak inat edişi, önyargısı, nahif görünmeye çalışırken (yazar onu nahif göstermeye çalışırken mi demeli?) adeta bir alık haline gelişi, en yapılmayacak şeyleri, en olmadık yerde yapışı derken beni ciddi anlamda delirtti. Onu hiç tanımayan bir adamın kapısını çalıyor, ona bir iş anlaşması teklif ediyor falan... Bunları takmadım bile arkadaşlar. Beni delirten mesela şöyle şeyler: Simon'ın eski nişanlısı sahneye girer, Simon mide bulantısı ile ter döküyordur, kadınla konuşmamak için duyduğu isteği cümle alem duymuştur ama o da ne? Kate, aniden Simon'ın onu küçük düşürmek için kadınla isteyerek görüştüğünü, onu aşağılamak için ikisini karşı karşıya getirdiğini iddia eder. Simon, yok be kadın, ne saçmalıyorsun der ama Kate bunu nasıl anlar? Evet, onu seviyorum ama seninle evlendim, nihahaha! Büşra? Cinnet geçiriyordur. Derken zaman geçer, neredeyse aşklarını itiraf edecek kıvama gelirler. (Burada araya giriyorum ama onca aşağılama, seni asla insan olarak görmem modunda gezen adam ve ben de sana bayılmıyorum be diyen kadın nasıl değişti? Abi, ne oldu da aşık oldunuz gözünüzü seveyim? Adam kadına sadece yalancı ve çıkarcı bir insan olarak yaklaşıyordu daima? Şu geçen iki ay denilen yerde ne oldu? Beni bir aydınlatın?) Neyse. Nerede kalmıştık? Her şey güzele gidecek mi acaba derken yine bu eski nişanlı muhabbeti açılır. Kate bu kez bambaşka bir saçmalama örneği ile bizi delirtir. Simon ve eski nişanlı karşılaştığında, kadının Simon'a hala aşık olduğunu fark eder. Simon'ı geri istediğini, pişman olduğunu anlar. Simon: Eee, bundan bize ne, diye sorar ama Kate anlar mı? Asla! Seni seviyor Simon, seni sevdiğini biliyorum! Simon: Tamam da bana ne be kadın? Umurumda değil, benim için o bitti!
Kate anlar mı? Yok arkadaşlar, siz de amma hayalperest çıktınız. Seni seviyor Simon, ühü ühü ühü, seni elimden alacak, ühü ühü ühü. Simon ve ben? Şok. Dehşet. Vahşet. Kriz. Bu olayın sonunda kızımız neye karar verir bilin? Seni savaşmadan ona bırakmayacağım Simon!

Yani... Ne diyeyim arkadaşlar? Bunlar ciddi anlamda birkaç örnek. O akıllı, sağlıklı düşünebilen kız aniden bu hale geldi ya, yazıklar olsun.

Gelelim Simon denen kibirli herife. Ne kadar haz etmediğimi anlatabilecek miyim bilmem.

Bu adam aldatılmış, kadınlara önyargısı var, mutsuz, iflasın eşiğinde bıdı bıdı bıdı... Hepsi mümkün, sorun değil. Ama bunların altında kendisi şerefli, onurlu, saygın, akıllı ve güçlü bir insan bıdı bıdı. (Bir ara sıtma falan diyordu yazar ama sonra unutuldu gitti o da. Gözümden kaçmadı değil.) Neyse efendim. Bu zıt özelliklerin tek vücutta toplandığı adam, Kate ile ilk karşılaştığında kadını tanımamasına, hakkında hiçbir şey bilmemesine ve anlattığı her şeyi doğrulayacak güçlü bilgi kaynakları olmasına rağmen ne yaptı biliyor musunuz? Doğru düzgün dinlemeden esti, gürledi, yalancı dedi, kendini satmaya çalıştığını iddia etti, saldırdı, saydırdı, sövdü etti ve kadını kovdu. Ertesi sabah gidip o kaynakları kullandı, gerçeği öğrendi ve ne yaptı bilin? Özür diledi sandınız galiba? Tövbe, ne özrü? Simon ne yaptı ki? Kadına benim olacaksın moduna geçip aynı esme, aynı gürleme, aynı sen çıkarcı ve yalancısın, tüm kadınlar gibi muhabbeti. Bu böyle de sürüp gitti. ASLA ona bir şey hissetmeyecek, ASLA değer vermeyecekti vs. vs. Sonra işte o bilinmeyen mucizevi iki ay içinde ne olduysa dilinde yine ASLA diyor ama öyle davranmıyordu falan. Derken aniden Kate'e aşık kesilmeler falan.

Hakikaten yazarken hem bunaldım hem de içimi döktüğüm için rahatladım. Son kısımda da böyle insanı irite eden yerler dolu. Simon evden çıkma, tehlikeli diye uyarırken evden çıkan Kate mesela. Yani olay şöyle komik: Üvey kardeşimden korktuğum için Simon ile evlenmeliyim, o beni korur diyen kadın aniden Simon'ı üvey kardeşimden korumak için saçma sapan şeyler yapayım da başımı belaya sokayım moduna geçti. Ben? Yine kriz. Simon? Tüm suç benim. Ben? Hayda!

Bu böyle geçti gitti. Kitabı yarım bırakmayı çok düşündüm ama sırf şu yorumu yapabilmek için devam ettim desem, yeridir. Bu acıyı sizinle paylaşmam gerekiyordu. Gerçekten beni delirten, zerre sevmediğim ve tavsiye etmediğim bir kitap Sessiz İntikam. Yazar adeta kitabı eline alan benden intikam almış gibi hissettim bittiğinde. Sevgiler, saygılar.
Boyle yormayan tam kafa dagitmalik kitaplari cok seviyorum.Bu kitap da oyleydi.Yazarin ilk kitabini o kadar sevmememe ragmen bu kitabi cok hosuma gitti.Tabi sonlar biraz hizliydi.Guzel bir kitap.Keyifli okumalar ..
Tarihi aşk romanlarını hep sevmişimdir.Kahramanlarımız JESSİCA ve SİMON. Jessica 25. yaş günüde İngiltere' nin en zengin kadınlarından biri olacaktır. Fakat aynı zamanda da akıl hastanesine de kapatılabilir.Çünkü mirasın peşinde olan biri var.Simon a gelecek olursak parasını ve itibarını babası yüzünden kaybetmiş bir kont. İkisini buluşturacak nedeni de kitabı okuyunca öğrenebilirsiniz. :) heyecan sizi bekliyor.
Severek okuduğum bir tarihi aşk romanı. Konusuna gelince; Jessica altı gün sonra Yirmibeş yaşına girecek ve İngiltere'nin en zengin kadını olmasını sağlayacak bir mirasa kavuşacaktır. Bu durum hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle kendisini koruyabilecek güçlü ve soylu bir eşe ihtiyacı vardır. Tarihi aşk romanı sevenlere tavsiye ederim.
Jessica sırları sebebiyle fazla dikkat çekmeden insanlardan mümkün olduğunca uzak durarak yaşamaktadır. 25. yaş gününde büyük bir mirasın sahibi olacağını öğrenir fakat bu durum; mirasa sahip olmak isteyen üvey kardeşinin oklarının Jessica'ya dönmesine sebep olur. Jessica için bulabildiği en güvenli yol onu koruyabilecek biriyle evlenmek ve mirası kocasına geçirmektir. Sosyetede babasının ölümünden sorumlu olduğuna dair dedikoduların döndüğü ve paraya ihtiyacı olduğu için bir varis ile evlenerek aile mirasını koruyabilecek Northcote Kontu ise tüm korkutuculuğuyla Jessica'nın aradığı kişidir. Kontun ise evliliği kabul etmek için Jess'in bilmediği paradan daha önemli bir gerekçesi vardır.

Kitabın tanıtım yazısında şükürler olsun ki bahsedilmediğinden ve kitapla ilgili herhangi bir yorum görmeden kitabı okuduğumdan Jessica'nın sırrını öğrendiğimde en az Simon kadar şaşırmıştım:) Çok hoş bir kitaptı...
Historical okumayı çok seviyorum. Bu türde favorim olan, şimdilik, iki yazar var: Judith Mcnaught ve Julia Quinn. Judith Mcnaught’tan okumadığım kitap kalmadı, Julia Quinn’den ise sadece bir kitap kaldı. Tabii bu Türkçe çevirisi yapılmış kitapları için geçerli. Yoksa iki yazarın da henüz çevrilmemiş onlarca kitabı var. Umarım yayınevleri daha sık aralıklarla historical basmaya başlar.

Durum böyle olunca yeni yazar arayışına girdim. Okuduğum bir blogda Sessiz İntikam’ın olumlu yorumunu okumuştum. Kitap o günden beri okuma listemde. Ukitap’ta ikinci el çok uygun fiyata görünce kaçırmadım ve aldım.

Eğer romantik bir kitap okuyorsanız başkarakterler ve onların aşkı çok önemli. Maalesef ben kitaptaki aşkı inandırıcı bulamadım. Ne ara tanıştılar, ne ara delice âşık oldular? Bu kısım hızlı geçilmiş. İkili arasındaki diyaloglar da zayıf olunca okurken kendinden geçtiğin bir aşk bulamadım. Halbuki iki karakter de gayet ilgi çekiciydi. Özellikle kadın karakter bu türde karşımıza sık çıkmayan, farklı özelliklere sahip biri. Bu karakterlere yazık olmuş.

Kitaptaki erotizm türün diğer örneklerine göre azdı. Eğer fazla erotizmden hoşlanmıyorsanız Sessiz İntikam sizi rahatsız etmeyecektir.

Aspendos Yayınları’ndan çıkan kitapta yazım yanlışı maalesef çok çok fazlaydı. Her kitapta birkaç hata olabiliyor ama Sessiz İntikam’da okurken insanı rahatsız edecek kadar yazım hatası vardı. Bendeki kitabın birinci baskısı, diğer baskılarında umarım bu hataları düzeltirler. Kitabın şimdilik baskısı yok ama ileride tekrar basılabilir.

Sonuç olarak daha başarılı historical romanlar ve yazarlar var. Laura Landon’ı, okuduğum ilk kitabında bana başka kitaplarını okuma isteği verecek kadar sevemedim.

Not: Historicallar genellikle seri şeklinde yazılıyor ama Sessiz İntikam seri değilmiş, bağımsız bir kitapmış.
Ekim ayının ilk kitabı da böylelikle bitti . Konusu ve kapağı çok ilgimi çekince alıp okuyayım dedim . Ne güzel bir anlatım ve akıcı bir işleyiş . Başta ön yargı vardı içimde ama şimdi iyi ki alıp okumuşum diyorum . Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum, gayet başarılı, akıcı ve merak uyandırıcı bir romandı. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Serinin 2. kitabı, ilk kitaptaki Grace-Vincent çiftini birleştiren genelev patroniçesi Hannah'ı anlatıyor. Ki beni uzun zamandır merakta bırakan bir karakterdi Hannah.

Ben 2. kitap için Hannah'ın babasının kitapta önemli bir yer kaplamasını bekliyordum ama yazar babayı öldürmeyi tercih etmiş. Yaşasaydı kitap daha mı iyi olurdu yoksa tersi mi emin değilim. Ama böyle olması da iyi olmuş, en azından sinir olacağımız bir karakterden kurtulmuş olduk.

Gelelim çiftimizin tanışma şekline. Çok fazla historical okudum ama sanırım en normal, en olaysız tanışma bunlar arasında gerçekleşti. Değişik ama hoşuma gitti.

Yazarımız gerçekten güçlü kadın karakterler yaratıyor. Hannah daha ilk kitapta gözüme girmişti, burada ise gözümde yüceldi. Genç kız ve erkekleri kurtarmak için girdiği mücadele okunmaya değerdi.

Bir de şunu fark ettim. İster historical, ister günümüz olsun yazarların büyük çoğunluğu piç adam diye tabir ettiğimiz karakterler yazıyorlar. Laura ise tam tersini yapıyor; yani efendi adam üzerinde yoğunlaşıyor. Rafe sen ne tatlı bir şeydin öyle kuzum. Sevdiceğin için elinden geleni ardına koymadın, yerim seni :P

Ayrıca çiftimiz birbirlerine aşık olduğunu inkar etmediler, çok çabuk kabullendiler. Ama Hannah, Rafe'i korumak için uzun bir süre vazgeçmek zorunda kaldı ve kimse kızıma kızmasın, yapılacak en doğru şeyi yaptı kitap boyunca.

Amaaaa gelelim en kötü özelliğine. Kitap güzel ama çeviri hak getire. Aspendos, sen ne yapıyorsun gülüm? Siz bu işi 2 senedir yapıyorsunuz hala mı çevirmen sorununu çözemediniz? Güzelim kitap battıkça batmış durumda.

Yazarın biyografisi

Adı:
Laura Landon
Unvan:
Öğretmen,yazar

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 140 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.