Laura Landon

Laura Landon

7.8/10
64 Kişi
·
125
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.282
Gösterim
Adı:
Laura Landon
Unvan:
Öğretmen,yazar
-Tüm valsler böyle yavaş mı olur?
+Benim dinlediğim öyle.
-Ama hiç müzik yok.
+Sana müziğe ihtiyacımız olmadığını söyledim.
"Cehennemde soğuk bir gün yaşandığı zaman, Lordum, işte o zaman sizinle evlenirim." Simon uzun bir süre sonra Jessica'nın donuk bakışlarına odaklandıktan sonra gülümsedi. "O halde en iyisi bir battaniye daha getirilmesini rica edin, leydim. Çünkü şu an biz konuşurken bile sıcaklık düşüyor."
Laura Landon
Aspendos Yayınları
"Bana sana karşılığını asla ödeyemeyeceğim bir şey verdin - kahkahanın sesi. O sesi sana açıklayabilmek için dünyaları verirdim. Senin için istediğim şeylerin içinde en çok istediğim şey, bunun verdiği saf hazzı senin de duyabilmen."
"Etrafta konuştuklarına kulak misafiri olabilecek kimse olmadığını düşündüklerinde insanların neler söylediklerine inanamazsın."
Jessica onun soğuk ve kibirli bakışlarını izledi ve en güzel dış görüntünün bile insanın içindeki çirkinliği değiştiremediğini yada gizleyemediğini fark etti.
Bu gibi zamanlarda hayatında hiç etmediğin kadar dua etmek istiyorsun. Neler yaşadığını bilen arkadaş ve akrabalarınla bir arada bulunmak istiyorsun. Bu acıya onun yerine sen çekmek istiyorsun, çünkü bunu yaşamalarının nedeninin sen olduğunu biliyorsun. Ve onunla rolleri değiştirmek istiyorsun, çünkü bir şey olacak olursa kendinin onlar kadar önemli olmadığını biliyorsun
Romanın konusu 1850'lerin İngilteresinde geçmekte. Ana-karakterler Leydi Grace Warren ile Raeborn Dükü Vincent Germaine'in zorluklarla geçen ve en nihayetinde birleşen hayatlarını anlatmakta.

Kitap; kurgusu ile, anlatımında ki akıcılık ile, sürekli insanda merak uyandıracak şekilde gelişen olaylar örgüsü ile insanı alıp içine hapsediyor. Normalde bu tür kitapları pek sevmem ama ilginç bir şekilde bu kitabı sevdim, galiba tipik aşk kitaplarından biraz farklı geldi bana. Özelliklede 1800'lerin ingilteresinde varlıklı olduğu halde kızları ile evlenmek isteyen adamlardan yine de para ya da toprak isteyen bir babanın olması bu "başlık" denen saçma şeyin aslında sadece doğuda olmadığını gösteriyor.

DİKKAT! BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERMEKTEDİR.

Leydi Grace Warren varlıklı bir ailenin en büyük kızı, annesini en küçük kardeşinin doğumu esnasında kaybeder. Annesine ölümünden hemen önce verdiği sözden dolayı 6 kardeşinin 6'sını da büyütüp sevdikleri adamlar ile evlenmeleri için kendini feda eder.. Tabi bu fedakârlığı kendisine de büyük bir aşk kazandırır, hem de hiç beklemediği bir şekilde.

Raeborn Dükü Vincent Germaine ilk evliliğinde olduğu gibi ikinci evliliğinde de aynı şekilde karısını ve çocuğunu doğum esnasında kaybeder. Aynı acıyı ikinci kez yaşamış biri olarak kendini lanetlenmiş gibi hisseder, ve her iki karısının da ölümünden kendini sorumlu tutar. Doğumda kaybettiği her iki karısı ve çocuklarından sonra bir daha evlenmemeye yemin eder.. Bu yeminini bozmak zorunda kalıp kalmayacağını merak eden varsa artık kitabı okuyup kendisi öğrenir :)

Herkese keyifli okumalar..
Ciddi anlamda sinir krizleri geçirerek okuduğum bir kitabın yorumuyla daha merhabalar.

Geçen ay ne kadar güzeldi. Yalnızca bir kitabı sevmemiştim derken bu ay bitirdiğim iki kitabın da beni delirtmesi üzücü olsa da bu şanssızlığıma alıştım sanırım. Sizi bu korkunç kitapları okumaktan kurtarmak adına uzun bir yorum yapmayı boynumun borcu bilip oturdum yine yazıyorum.

Nereden başlasam?

Kitabın genel olarak vasat olduğunu söyleyebiliriz. Dili basit, akıcı sayılabilecek düzeyde, kurgu bir hayli tahmin edilebilir, tarihi aşk etiketiyle basılmış olmasına rağmen içinde belirsiz bir tarih var ve belirsiz detaylar mevcut, entrikası bol bir aşk hikayesi.

Peki ben neden eh işte ya da sevmedim yahut güzel değildi demek yerine sinir krizi geçirdim diyorum? İşte bu kısım uzun kısım dostlar.

Aman Yarabbi! O nasıl karaktersizlik, o ne sığlık, o ne korkunç bir kadın karakter ve o ne korkunç bir adam? Ya sabır, Allah'ım sen sabır ver, Allah akıl fikir versin diye diye 383 sayfa bitti ama neler çektim bana bir sorun ya. Lütfen. :)

Kate, başta güçlü duruşu ile karşımıza çıkıyor. Çok az kişiyle paylaştığı sırrına rağmen kendine yeten ve aklını kullanabilen bir kadın gibi. Güzel bir işi, düzeni vs. olması ciddi anlamda hoşuma gitti derken esas karakter Simon sahneye girdi ve kızımız öyle bir düşüşe geçti ki hala oradan kalkamadı. Düşünmeden yaptıkları, kendiyle çelişen tavrı, adam A derken W anlayarak inat edişi, önyargısı, nahif görünmeye çalışırken (yazar onu nahif göstermeye çalışırken mi demeli?) adeta bir alık haline gelişi, en yapılmayacak şeyleri, en olmadık yerde yapışı derken beni ciddi anlamda delirtti. Onu hiç tanımayan bir adamın kapısını çalıyor, ona bir iş anlaşması teklif ediyor falan... Bunları takmadım bile arkadaşlar. Beni delirten mesela şöyle şeyler: Simon'ın eski nişanlısı sahneye girer, Simon mide bulantısı ile ter döküyordur, kadınla konuşmamak için duyduğu isteği cümle alem duymuştur ama o da ne? Kate, aniden Simon'ın onu küçük düşürmek için kadınla isteyerek görüştüğünü, onu aşağılamak için ikisini karşı karşıya getirdiğini iddia eder. Simon, yok be kadın, ne saçmalıyorsun der ama Kate bunu nasıl anlar? Evet, onu seviyorum ama seninle evlendim, nihahaha! Büşra? Cinnet geçiriyordur. Derken zaman geçer, neredeyse aşklarını itiraf edecek kıvama gelirler. (Burada araya giriyorum ama onca aşağılama, seni asla insan olarak görmem modunda gezen adam ve ben de sana bayılmıyorum be diyen kadın nasıl değişti? Abi, ne oldu da aşık oldunuz gözünüzü seveyim? Adam kadına sadece yalancı ve çıkarcı bir insan olarak yaklaşıyordu daima? Şu geçen iki ay denilen yerde ne oldu? Beni bir aydınlatın?) Neyse. Nerede kalmıştık? Her şey güzele gidecek mi acaba derken yine bu eski nişanlı muhabbeti açılır. Kate bu kez bambaşka bir saçmalama örneği ile bizi delirtir. Simon ve eski nişanlı karşılaştığında, kadının Simon'a hala aşık olduğunu fark eder. Simon'ı geri istediğini, pişman olduğunu anlar. Simon: Eee, bundan bize ne, diye sorar ama Kate anlar mı? Asla! Seni seviyor Simon, seni sevdiğini biliyorum! Simon: Tamam da bana ne be kadın? Umurumda değil, benim için o bitti!
Kate anlar mı? Yok arkadaşlar, siz de amma hayalperest çıktınız. Seni seviyor Simon, ühü ühü ühü, seni elimden alacak, ühü ühü ühü. Simon ve ben? Şok. Dehşet. Vahşet. Kriz. Bu olayın sonunda kızımız neye karar verir bilin? Seni savaşmadan ona bırakmayacağım Simon!

Yani... Ne diyeyim arkadaşlar? Bunlar ciddi anlamda birkaç örnek. O akıllı, sağlıklı düşünebilen kız aniden bu hale geldi ya, yazıklar olsun.

Gelelim Simon denen kibirli herife. Ne kadar haz etmediğimi anlatabilecek miyim bilmem.

Bu adam aldatılmış, kadınlara önyargısı var, mutsuz, iflasın eşiğinde bıdı bıdı bıdı... Hepsi mümkün, sorun değil. Ama bunların altında kendisi şerefli, onurlu, saygın, akıllı ve güçlü bir insan bıdı bıdı. (Bir ara sıtma falan diyordu yazar ama sonra unutuldu gitti o da. Gözümden kaçmadı değil.) Neyse efendim. Bu zıt özelliklerin tek vücutta toplandığı adam, Kate ile ilk karşılaştığında kadını tanımamasına, hakkında hiçbir şey bilmemesine ve anlattığı her şeyi doğrulayacak güçlü bilgi kaynakları olmasına rağmen ne yaptı biliyor musunuz? Doğru düzgün dinlemeden esti, gürledi, yalancı dedi, kendini satmaya çalıştığını iddia etti, saldırdı, saydırdı, sövdü etti ve kadını kovdu. Ertesi sabah gidip o kaynakları kullandı, gerçeği öğrendi ve ne yaptı bilin? Özür diledi sandınız galiba? Tövbe, ne özrü? Simon ne yaptı ki? Kadına benim olacaksın moduna geçip aynı esme, aynı gürleme, aynı sen çıkarcı ve yalancısın, tüm kadınlar gibi muhabbeti. Bu böyle de sürüp gitti. ASLA ona bir şey hissetmeyecek, ASLA değer vermeyecekti vs. vs. Sonra işte o bilinmeyen mucizevi iki ay içinde ne olduysa dilinde yine ASLA diyor ama öyle davranmıyordu falan. Derken aniden Kate'e aşık kesilmeler falan.

Hakikaten yazarken hem bunaldım hem de içimi döktüğüm için rahatladım. Son kısımda da böyle insanı irite eden yerler dolu. Simon evden çıkma, tehlikeli diye uyarırken evden çıkan Kate mesela. Yani olay şöyle komik: Üvey kardeşimden korktuğum için Simon ile evlenmeliyim, o beni korur diyen kadın aniden Simon'ı üvey kardeşimden korumak için saçma sapan şeyler yapayım da başımı belaya sokayım moduna geçti. Ben? Yine kriz. Simon? Tüm suç benim. Ben? Hayda!

Bu böyle geçti gitti. Kitabı yarım bırakmayı çok düşündüm ama sırf şu yorumu yapabilmek için devam ettim desem, yeridir. Bu acıyı sizinle paylaşmam gerekiyordu. Gerçekten beni delirten, zerre sevmediğim ve tavsiye etmediğim bir kitap Sessiz İntikam. Yazar adeta kitabı eline alan benden intikam almış gibi hissettim bittiğinde. Sevgiler, saygılar.
Boyle yormayan tam kafa dagitmalik kitaplari cok seviyorum.Bu kitap da oyleydi.Yazarin ilk kitabini o kadar sevmememe ragmen bu kitabi cok hosuma gitti.Tabi sonlar biraz hizliydi.Guzel bir kitap.Keyifli okumalar ..
Tarihi aşk romanlarını hep sevmişimdir.Kahramanlarımız JESSİCA ve SİMON. Jessica 25. yaş günüde İngiltere' nin en zengin kadınlarından biri olacaktır. Fakat aynı zamanda da akıl hastanesine de kapatılabilir.Çünkü mirasın peşinde olan biri var.Simon a gelecek olursak parasını ve itibarını babası yüzünden kaybetmiş bir kont. İkisini buluşturacak nedeni de kitabı okuyunca öğrenebilirsiniz. :) heyecan sizi bekliyor.
Severek okuduğum bir tarihi aşk romanı. Konusuna gelince; Jessica altı gün sonra Yirmibeş yaşına girecek ve İngiltere'nin en zengin kadını olmasını sağlayacak bir mirasa kavuşacaktır. Bu durum hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle kendisini koruyabilecek güçlü ve soylu bir eşe ihtiyacı vardır. Tarihi aşk romanı sevenlere tavsiye ederim.
Jessica sırları sebebiyle fazla dikkat çekmeden insanlardan mümkün olduğunca uzak durarak yaşamaktadır. 25. yaş gününde büyük bir mirasın sahibi olacağını öğrenir fakat bu durum; mirasa sahip olmak isteyen üvey kardeşinin oklarının Jessica'ya dönmesine sebep olur. Jessica için bulabildiği en güvenli yol onu koruyabilecek biriyle evlenmek ve mirası kocasına geçirmektir. Sosyetede babasının ölümünden sorumlu olduğuna dair dedikoduların döndüğü ve paraya ihtiyacı olduğu için bir varis ile evlenerek aile mirasını koruyabilecek Northcote Kontu ise tüm korkutuculuğuyla Jessica'nın aradığı kişidir. Kontun ise evliliği kabul etmek için Jess'in bilmediği paradan daha önemli bir gerekçesi vardır.

Kitabın tanıtım yazısında şükürler olsun ki bahsedilmediğinden ve kitapla ilgili herhangi bir yorum görmeden kitabı okuduğumdan Jessica'nın sırrını öğrendiğimde en az Simon kadar şaşırmıştım:) Çok hoş bir kitaptı...
Ekim ayının ilk kitabı da böylelikle bitti . Konusu ve kapağı çok ilgimi çekince alıp okuyayım dedim . Ne güzel bir anlatım ve akıcı bir işleyiş . Başta ön yargı vardı içimde ama şimdi iyi ki alıp okumuşum diyorum . Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum, gayet başarılı, akıcı ve merak uyandırıcı bir romandı. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Tanıtım yazımızdan da anlaşılacağı gibi kızımız Grace'yi sadistin tekiyle yapacağı evlilikten kurtarmak için tek bir gece gerekiyordu. Bunu ona verebilecek tek arkadaşı da İngiltere'nin en ünlü genelevinin sahibi olarak bilinen Madam Genevieve'dir.

Oğlumuz Vincent ise ölen 2 eşini de doğumda kaybettikten sonra lanetlendiğini düşünüp artık evlilik düşünmeyip kendini mülklerine adamıştır. Tabi perşembe akşamları hariç. Perşembe akşamları soluğu Madam Genevieve'nin mekanında alıyor. Ehh adam ne yapsın? Kendini lanetlenmiş sayıyor haliyle çocukta isteyemiyor. Bir yerde stres atması da gerek en iyisi Madam Genevieve diyerek orda takılıyor.

Ya işte ben anlatınca kendimi tutamıyorum böyle romanı baştan yazasım geliyor ve bol spoili oluyor. O yüzden direkt sadede geliyorum. Sıkı durun! Bir perşembe akşamı Vincent'e Madam Genevieve Grace'yi sunar. Vincent o gece hem Grace'nin güzelliğine dayanamaz hem de o gün bakmaya söz verdiği kuzeni yüzünden çok içmiştir. İşte velhasılı kelam ertesi gün Madam'a "O kimdi? Adı neydi? Hamile kalmış olabilir." diyerek Madam'dan Grace'nin adını öğrenmek ister. Tabi o ara Vincent, Grace'nin sosyeteden olduğunu düşünmemektedir. Hamileyse işte ona kalacak yer ayarlayıp ihtiyaçlarını karşılamaktır tek düşüncesi. Ama Grace'yi kız kardeşi ve eşinin verdiği davette piyano çalarken görünce artık evlenmek zorunda kalırlar.

Gerisini de anlatsam mı? Başlarına çok olaylar geliyor. Vincent vuruluyor. Kaldıkları ev ateşe veriliyor. Sonracığıma Grace bir davet sonrasında at arabalarının önüne itiliyor. Tamam tamam yeter bu kadar gerisini siz kitaptan okuyun. ;)
Serinin 2. kitabı, ilk kitaptaki Grace-Vincent çiftini birleştiren genelev patroniçesi Hannah'ı anlatıyor. Ki beni uzun zamandır merakta bırakan bir karakterdi Hannah.

Ben 2. kitap için Hannah'ın babasının kitapta önemli bir yer kaplamasını bekliyordum ama yazar babayı öldürmeyi tercih etmiş. Yaşasaydı kitap daha mı iyi olurdu yoksa tersi mi emin değilim. Ama böyle olması da iyi olmuş, en azından sinir olacağımız bir karakterden kurtulmuş olduk.

Gelelim çiftimizin tanışma şekline. Çok fazla historical okudum ama sanırım en normal, en olaysız tanışma bunlar arasında gerçekleşti. Değişik ama hoşuma gitti.

Yazarımız gerçekten güçlü kadın karakterler yaratıyor. Hannah daha ilk kitapta gözüme girmişti, burada ise gözümde yüceldi. Genç kız ve erkekleri kurtarmak için girdiği mücadele okunmaya değerdi.

Bir de şunu fark ettim. İster historical, ister günümüz olsun yazarların büyük çoğunluğu piç adam diye tabir ettiğimiz karakterler yazıyorlar. Laura ise tam tersini yapıyor; yani efendi adam üzerinde yoğunlaşıyor. Rafe sen ne tatlı bir şeydin öyle kuzum. Sevdiceğin için elinden geleni ardına koymadın, yerim seni :P

Ayrıca çiftimiz birbirlerine aşık olduğunu inkar etmediler, çok çabuk kabullendiler. Ama Hannah, Rafe'i korumak için uzun bir süre vazgeçmek zorunda kaldı ve kimse kızıma kızmasın, yapılacak en doğru şeyi yaptı kitap boyunca.

Amaaaa gelelim en kötü özelliğine. Kitap güzel ama çeviri hak getire. Aspendos, sen ne yapıyorsun gülüm? Siz bu işi 2 senedir yapıyorsunuz hala mı çevirmen sorununu çözemediniz? Güzelim kitap battıkça batmış durumda.
Bu yazarın en çok değişik konular bulmasını sevdim ve bulduğu konuları da hiçbir saçmalamaya girmeden gayet düzgün bir şekilde anlatıyor.Yaratmış olduğu karakterlerin büyük çoğunluğu da seviyorum sevmediklerim zaten kötü kişiliği olan karakterler oluyor. Ancak bunda bile farklılıklar göze çarpıyor. Örneğin historical yazarların büyük çoğunluğu baş karakterler ve onlara yakın iyilikle dolu olan karakterler ayrıntılı bir şekilde anlatılır kötüler sadece kötüdür ve kitapta çok az yer kaplarlar. Laura ise karakterinin niye kötülüğe yöneldiğini ve iyi karakterlerimizi nasıl etkilediğini es geçmiyor ve usta bir şekilde anlatıyor. Kaleminin içinde kayboluyorsunuz resmen.

Ben bunu okuduğum iki kitabına göre yorumladım şimdi gelelim Masum Yalan yorumuma.

Öncelikle kitap için seçilen ad ve kapağa hayran oldum. Masum Yalan ismi romana cuk oturmuş. Tabi kitabın içeriği ve anlatılan karakterler zaten güzel Grace ve Vincent'ın yaşamlarında nelerden vazgeçtiklerini okurken içiniz burkuluyor ve onların aşklarını okurken iç çekiyorsunuz. Çiftimiz arasında fazla inatlaşma olmadı ve bu yönden çok sevdim. Onları birleştiren Hannah'a kocaman teşekkürlerimi sunuyorum.

Fakat kitap belli bir yerden sonra çok sıktı beni yazar nedense bazı sahneleri defalarca anlatmış. Doğum anı da bana geçiştirilmiş gibi geldi azıcık daha uzun tutulabilirdi bence. Ve fazla tahmin edilebilir bir kitap olmuş ilkine göre. Sessiz İntikam'da bildiğiniz hop oturup hop kalktım. Bu yüzden 7 verdim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Laura Landon
Unvan:
Öğretmen,yazar

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 125 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 69 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.