Lucy Vincent

Lucy Vincent

Yazar
6.7/10
28 Kişi
·
57
Okunma
·
5
Beğeni
·
906
Gösterim
Adı:
Lucy Vincent
Unvan:
Aşk Üzerine Nörobiyoloji Uzmanı, Yazar ve İlaç Endüstrisi İçin Danışman
Doğum:
1958
Erkekleri yola sokmalıyız. En iyisi çikolata ve çiçek getiren, kompliman ve masaj yapan, akşam yemeğine davet eden ve kadınlara genel olarak "değer veren" erkekleri seçmektir. Eğer bütün kadınlar “kara kıskançlığa” sahip erkekleri reddederse, doğal seçilim ve kültür geri kalan şeyleri halledecektir ve toplumun yapısında gerçek bir değişime katkıda bulunmuş olacağız. Bu aslında kadınlar için bir vatandaşlık görevidir.
Aşık olma hali, erinç içinde cereyan eden bir tür obsesif kompulsif bozukluk olmalıdır. Belki de aşkı o kadar çok sorgulamamak gerekir: Aşıklar için, kalplerinin ahenk içinde atıp atmadığını veya frontal kortekslerinin nöronlarının çılgınca coşup coşamadığını bilmek sonuç itibariyle önemli değildir..
"Belki de seni görmeden önce aittim sana.
Hayatım daha biçimlenirken sözlenmişti seninkiyle;
Beklenmeyen bir karmaşada haberdar olmuştum adından
Ruhun orada saklanmıştı benimkini uyandırmak için."
Sana Aittim...

"Belki de seni görmeden önce aittim sana.
Hayatım daha biçimlenirken sözlenmişti seninkiyle;
Beklenmeyen bir karmaşada haberdar olmuştum adından
Ruhun orada saklanmıştı benimkini uyandırmak için."

Marceline Desbordes-Valmore, Élégies.
200 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
AŞKTAN BAŞKA NEYE HACET,,,
Anlaşılan aşık olmanın biyolojisinde görülmeye değer bir ilerleme kaydetmişiz.Bu ilerleme ;çılgınca hazdan en karanlık ıstırabımıza kadar tüm duygularımıza eşlik eden arzu ve duygusal hallerin altında yatan mekanizmaların incelenmesinden başka birşey değildi.
AHH O HORMONLAR!
Genel olarak dış dünya ile vücuttaki endokrin bezlerinin çalışması arasındaki etkileşimler, özel bir yol aracılığıyla gelir. (Hipotalamus-hipofiz-salgı bezleri ekseni) Dış dünyada duyu organları(işitme, dokunma, koklama, tatma, görme) vasıtasıyla gelen iletiler beynin çeşitli alanlarına entegre olur. Bu iletiler hatıralarımıza, hormonal durumumuza ve beklentilerimize göre değiştirilir. Çıkan özet endokrin sistemi içinde komutlar halinde yorumlanır ve ifade edilen şey hipotalamusa gönderilir. Daha sonra kan dolaşımı yoluyla vücuda gönderilir ve beyine gelen iletiler nihayetinde başka biriyle ilişki kurmamızı sağlayan uyarıcı tepkilerin oyunudur aşk.
AŞK ALNIMIZDAKİ ATEŞ GİBİDİR ; ELİMİZDE OLMADAN ÇIKAR, ELİMİZDE OLMADAN İNER...

Güçlü yönlerimiz ve kozlarımız: Güzellik, zeka v. s. İşte esas konu! Güzelliğin zekanın, donanımın, ruh halinin, dürüstlüğün bir tek vitrini vardır ;yüz. Yüzümüz sadece duyusal organların değişmez birleşimlerinden ibaret değildir. Evrensel olan duyguların dışavurum yeri yüzdür. Saklanılmaz, buyruğa uymaz...

SEN SADECE BENİMSİN!! YA BENİMSİN YA DA.. :D

Kendi adıma konuşmam gerekirse Allah bana sahiplenme duygusunu aşırı vererek belamı vermiş zaten :) Bu bela hormonun adı oksitosin.
Oksitosin'in yetişkinler arasındaki cinsel veya romantik bağın oluşumuna müdahil olduğu yolunda kanıtlayıcı güçlü unsurlar bulunmaktadır. Bağımlılık salgısını fazla yaşadığımız partneri unutma şansımız neredeyse yoktur!

Koku, bağımlılık, alışkanlık, tanrılaştırmak, onun yeryüzündeki bir mucize olduğuna inanmak bla bla... Kahrına rağmen ihtiyaçtır aşk.. Ekmek, su gibi. Tokken ve susamamışken yeme-içmeden aldığımız haz ile ;açken ve susamışken aldığımız haz elbette aynı değildir. İşte aşk da böyledir. İhtiyacımız ne kadar var ise o kadar haz verir.

"BUGÜN HATALARIM İÇİN BULABİLDİĞİM TEK TESELLİ, ÜSTÜN BİR GÜCÜN AKLIMI VE BENLİĞİMİ ELİMDEN ALMIŞ OLDUĞU HAYALİYLE OYALANMAKTIR."
200 syf.
·67 günde
İnsanların duyguları ile biyolojik yapısı, genetik, antropoloji, sosyoloji, psikoloji ve kültürel öğelerin etkilerini anlatan aşkın mekanizmasını gözler önüne seren bir kitap.
200 syf.
İsminden dolayı sanırım, mizahi yönü ağır basacak bir kitap zannetmiştim en başta; aşkın biyolojisi, sosyolojisi çıktı. İlginç bilgiler var, farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Sonuç kısmındaki testleri es geçtim ben, hayatınızda biri varsa onları yapabilir ve kendinize çeki düzen vermeyi deneyebilirsiniz. Malum hayat kısa aşk da çaba istiyor.
***
Herkesin "...Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar." denilecek olana kavuşması dileği ile
200 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
LUCY VİNCENT- NEDEN AŞIK OLUYORUZ?
"Sahi neden aşık oluyoruz?"
İnsan merak ediyor ; nedir bu aşk, sahiden de bir kez mi başına geliyor insanın. Kitapta biyolojik birçok vakadan, tanımdan bahsedilmiş ama asıl anlatılmak istenen de şakayla karışık bir yolla anlatılıyor. Mesela bir erkek kadının güzel ve fiziki açıdan çekici olmasını istiyor ve bu nedenle de onu kıskanıyor ancak kadınlar cephesinde hiç o kadar basite indirgenemez çünkü bir kadın eşini seçerken onun fiziki görünümünden ziyade çalışkan, güleryüzlü, yardımsever ve pek tabi iş sahibi oluşuna bakıyor ve buna oranla karar veriyor.
Kadınlar erkeklere nazaran daha az kişiyle birlikte olur bu nedenle seçici oluşu, onun anne adayı olmasına bağlanmış.
Erkekler dr ise böyle bir durum söz konusu değil. Hamilelik kadınların bir özelliği olduğu için erkekler bu kadar seçici davranmaz. Bu nedenledir ki kadından daha çok sayıda çocuk sahibi olma imkanını bulmaktadır zaten bundan 200 sene öncesine gidecek olursak Osmanlı döneminde, Kanuni Sultan Süleyman ne kadar çocuk sahibiydi az çok o dönemleri anlatan dizi olmasıyla itibariyle Muhteşem Yüzyıl'dan aşinayızdır. Sözün kısası keyifli bir kitap ki bilinen olaylar, biyoloji ve tıp bilimine dayandırılarak bize yansıtılıyor ve bir o kadar sürükleyici olduğunu söyleyebilirim. Kitabın sonunda ise "Sen nasıl bir aşıksın?" anketi var ee kitap kendine çekmeyi biliyor okuru
200 syf.
·2 günde·7/10
Ebeveyn-çocuk ilişkisi eş ilişkisini destekler. Oksitosin aşkı bulmamıza hizmet eder. Dopamin-endorfin ikilisi bunun destekleyici parçalarıdır. Aşkın başlangıcındaki yaklaşık 3 yıl evrimsel bir alt yapıya dayanırken devamı insanın hayatını daha anlamlı/keyifli yaşama isteğine hizmet eder. Kitap bu cümlenin bilimsel olarak açıklamaya çalışıyor. Devamında da aşk ile ilgili daha toplumsal bilgiler var. "Uslu ve şehveti aşk ikisi de insana dairdir. Belirli karakter tipleriyle belirli aşk kalıplarını kıyaslar."
200 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitapla ilgili yazarın girişinden bir not düşmek isterim. keza ben kitap okumadan önce yazarın düşüncelerine bakarım. Her halde bu da bir yanılmadır. Şöyle bir şeyler var Giriş kısmında:

"Yaklaşık yirmi yıldan beri "âşık olmanın biyolojisi"nde görülmeye değer bir ilerleme kaydettik. Bu ilerleme, çılgınca hazdan en karanlık ıstırabımıza kadar tüm duygularımıza eşlik eden arzu ve duygusal hallerin altında yatan mekanizmaların incelenmesinden başka bir şey değildi. İçebakışa dayalı
yaklaşımlar dışında, bilimsel ve nesnel bir açıdan yaklaşılan psikoloji, aşkın seyrini aydınlatan verilerden yoksun değildir. Darwinci kurallara sıkıca bağlı bir biyolog için aşk özel bir araçtır, reprodüksiyona adanmıştır ve türlerin hayatta kalmasını sağlamak dışında bir amacı yoktur. Ancak orgazm yaşayan
kadın yurdunun tehlike altında olduğunu ne kadar düşünüyorsa, menisini eşinin "kutsal vazosuna" bırakan erkek de tehlike altındaki türlerin korunması gerekliliğini o kadar düşünür. Bu, aşk stratejilerinin doğal seçilim ve evrim
tarafından dayatılan kurallara itaat etmesini engellemez. Ben bunların gizli yanlarını, güçlerini ve sınırlarının nerede olduğunu göstermeye çalışacağım."

Kendisinin anlatdığından da anladığımız gibi Lucy Vincent çok iddialı bir işe kalkışmış. Ben şahsen bilimsel bir yapıt okuyacağım umuduyla başladım okumaya. Malesef beklentimi karşılamadı. Alışılmış kişisel gelişim kitaplarının dışına çıkamayan psevdobilimsel bir kitap. Belki bazıları için çok ilginç gele bilir. Şahsen ben etkilenmedim ve aradığımı bulamadım. 200 sayfalık zaman israfı gibi geldi bana.

Yazarın biyografisi

Adı:
Lucy Vincent
Unvan:
Aşk Üzerine Nörobiyoloji Uzmanı, Yazar ve İlaç Endüstrisi İçin Danışman
Doğum:
1958

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 40 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.