Matthew Quick

Matthew Quick

Yazar
8.6/10
36 Kişi
·
100
Okunma
·
2
Beğeni
·
813
Gösterim
Adı:
Matthew Quick
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Amerika Birleşik Devletleri, 1973
Matthew Quick, ( d. 1973 ) ABD'li genç-yetişkin kurgu ve kurgu romanları yazarı. İlk romanı olan Silver Linings Playbook, başrollerini Bradley Cooper,Jennifer Lawrence, Robert De Niro ve Chris Tucker'ın paylaştığı aynı isimli bir filme konu olmuştur.

2009 yılında PEN / Hemingway Ödülü için finalist oldu ve eserleri pek çok dile çevrildi. 2012 yılında yazdığı genç-yetişkin kurgu romanı Boy 21 New York Times tarafından olumlu şekilde eleştirildi.

Oaklyn, New Jersey'de yetişerek büyüyen Quick, Collingswood Lisesi mezunudur. La Salle Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünden ve Goddard Koleji Güzel Sanatlar bölümünde Yüksek Lisans (MFA) yaptı. Haddonfield, New Jersey'de kadrolu İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı esnada ilk romanını yazmak için işi bıraktı. [4]Şu anda kendisi gibi roman yazarı olan eşi Alicia Bessette ile birlikte Massachusetts'ta yaşamaktadır.
"Neden bazı insanlar şahane bir ortamda dünyaya gelir de, diğerleri ömürleri boyunca rahata çıkmayı beklerdi?"
Hayat küçük çocuklar için sakıncalı görülmeyen ve insanı iyi hissettiren filmlerden çok farklı.
Şu soruyu düşündükçe zaman zaman kafayı yerim:
Ben mi deliyim yoksa başkaları mı?
~Albert Einstein
İnsanlar yaptıklarının bedelini öder ve daha fazla bedeli, dönüştükleri insan olmaya izin verdikleri için öderler. Ve ödeme şekli çok basittir, ödedikleri bedel, yaşadıkları hayattır.
Söyleyeceklerini biliyorsan, nasıl söyleyeceğini muhakkak bulursun.
~Seamus Heaney
Matthew Quick
Sayfa 161 - Yabancı yayınları
"… neredeyse her gün tepemizde süzüldükleri halde, insanların bulutların kenarından sızan gümüş renkli ışığı görme yeteneğinden yoksun oluşunu konuşuyoruz."
Anlaması için nasıl ifade edeceğimi düşündüm ve aklıma gelince gülümsedim. "Az önce Hogwarts biletimi aldım."
"Ne?"
"Buradan çok daha iyi bir yere, sihirli bir tren yolculuğu. Sakın Bulanıklara söyleme, tamam mı? Ama iyi olacağımı bilmeni istiyorum."
Matthew Quick
Sayfa 223 - Yabancı yayınları
Eveeet ben geldiiim ‍️
@bursaninokurlari olarak Temmuz ayının bir diğer kitabı ise 21 numaralı çocuktu. .
Sende bizimle aynı kitapları okuyup paylaşmak istiyorsan #bizimleokurmusun yazman yeterli ‍️.
Kitapla ilgili olarak ilk söyleyebileceğim şey tek düze giden bir kitabın bu kadar akıcı olması nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.

İkinci söyleyebileceğim şey ise bu kitabı tüm gençlere gönül rahatlığı ile önerebileceğim çünkü aşkı arkadaşlığı ve dostluğu çok güzel anlatıyor.
Kitabımızın konusu basketbolu seven 3 gencimiz üzerinden ilerliyor.
Finley yaşadığı yerde oynadığı basket takımında ki beyaz çocuk olarak geçiyor çünkü diğer herkes zenci burda da ırk ayrımını görüyoruz. Biraz dışlanmışlık da tadıyoruz.
Yaşadığın yerin ne kadar belalı bir yer olduğunu bize anlatarak gösteriyor zaten.
Çok konuşmayı sevmeyen ama basketbolu çok seven bu gencimizin evine bir gün koçu geliyor ve hayatını değiştirecek bir şey istiyor.
Russ burda çıkıyor karşımıza.
Ve kitabın ismi de anlamı da burda başlıyor.
Kitabı son bölümünde ben çok duygulandım beni etkileyen bir kitap oldu.
Ben mi çok duygusalım bilmiyorum 🤦‍️.
Bu yüzden bence hızlı okunucak maratonlarda ve bu tatilde gidebilecek güzel bir kitabı sizlere öneriyorum.
Daha once filmini izledigim icin konusu ve sonu hakkinda bilgi sahibiydim ama yine de kitabi merakla okudum ve sonuna gelebilmek icin epey bir caba sarf ettim diyebilirim, bu yuzden bir gun gibi bir surede bitti.. Filmle kitap arasinda ufak tefek farkliliklar var.. Mucizelere inanmasi ve gerceklesmesini beklemesiyle ilgili yaptigi dua kitabin beni en cok etkileyen yeri oldu diyebilirim.. Yine ayni konuya deginmis olacagim belki ama macera arayanlarin sayfalari ardi ardina hizli hizli cevirmek isteyenlerin okuyacagi turden bir kitap oldugunu dusunmuyorum.. Kurgusu, kahramanin olaylara ve insanlara yonelik komik bakis acisi ve sonunun bir sekilde de olsa mutlu bitmesi benim icin okunabilir bir kitap olarak degerlendirilmesi acisindan yeterli oldu..
Kitabı okuyup bitirdikten sonra bir şeyler yazmak için suların durulmasını beklemek daha iyi oluyor. Bitirdiğim gibi yazsaydım biriken duygu selini etkisinde olacaktım. Şimdi daha objektif ve tutarlı şeyler yazabilirim kanımca :)

Kitabın kısaca; sonlara doğru öğrendiğimiz trajik bir olaydan sonra fazla konuşmayan sessiz bir kişiliğe bürünen ve kendini basketbolda bulan Finley, onu olduğu gibi seven yine basketbol sevdalısı kız arkadaşı Erin, Finley gibi trajik bir olay yaşadıktan sonra kendini uzay sapkınlığı kılıfı ardına soyutlamış Russ karakterleri üzerinden yürüyen bir hikâyesi var. Bu kadar trajik olay üzerine hikaye belalı ve sorunlu bir yerde geçmeyecek de nerede geçecek değil mi?

Hikayemiz Bellmont denilen daha çok siyahilerin egemen olduğu ama İrlanda çetelerinin de hüküm sürdüğü bir yerde geçiyor.Trajik, duygusal, dostluk temalı kalpleri ısıtan hikayeler için gayet tezat oluşturacak şekilde uygun bence :) İzlediyseniz Robin Williams’ın Can dostum filmi de buna benzer bir yerde geçiyordu ve o karakterlerin de aynı şekilde sorunlu ve trajik öyküleri vardı. Zaten kitabı bitirdikten sonra ben de böyle Can Dostum, Küçük Gün Işığım filmlerinden aldığım tadı bıraktı diyebilirim. Bir de bu hikayenin ergen versiyonu diyebileceğim Fransız yapımı Can Dostum (The Intouchables) filmi aklıma geldi.

Siyahilerin egemen olduğu bir yer deyince basketboldan konuşmamak olmaz elbet. Hikâyenin yardımcı başrolü diyebiliriz. Karakterleri birbirine bağlayan trajik geçmişleri olduğu kadar onları iyi yönde destekleyen hikayenin motive edici kısmı olan basketbol, bağ kurma yolunu bir Jedi misali üstlenmiş :) Belki de bu romanı bir tık sevmem de benim de basketbolda olan düşkünlüğüm olabilir.

Basketbol dışında iyi serpiştirilmiş yan karakterler Baba, Dede, Koç, basketbol takımı oyuncuları da hikâyede ki görevlerini hakkı ile yerine getiriyor. Şunu belirtmem gerek, kitap hoşuma gitti mi gitti, bir çırpıda bitirdim desem yeridir. Ancak; Finley’nin geçmişte yaşadığı trajik olayın ne olduğu hariç merak uyandırıcı bir şey yok diyebilirim hatta tekdüze ilerleyen birçok filmde de izlediğiniz bir konusu ve hikâyesi olan bir kitap ama hoşuma gitti ve beğendim. Çok tezat değil mi? :) Ama peköyle değil, bu dediklerim dışında hikâye yavaş ilerlese de kitabı elinizden bırakamıyor okumaya devam ediyor ve ediyorsunuz. Neden mi? Çünkü işlenen duygular aşırılıktan ve abartıdan uzak, o kadar saf ve sade işlenmiş ki sizi hikâyenin içine çekiyor.

Bu kadar sade, sonunu hiç düşünmeden sadece hikâyenin kendisini okuduğunuz bir kitabın bu kadar akıcı olması şaşırtıcı. Ama beslendiği duygular çok yüklü duygular. Belki bu gücü arttırmak için yazar bilindik bir yol, mekan(belalı bir yer) ve karakterler seçmiş (siyahi-beyaz) olabilir ama Russ ve Finley arasında gelişen dostluk bağı, Finley ve Erin arasındaki güçlü sevgi, Finley ve takımındakiler arasındaki arkadaşlık, Baba-Dede ve Finley arasındaki aile bağı, Koç-Rehber öğretmeni ve Finley arasındaki öğretmen-öğrenci ilişkisi, hepsi hikaye de abartısız, tutarlı, yerinde, sade ama bir o kadar güçlü şekilde yedirilmiş.

Tabii bir de Finley karakterinin etkisi de var es geçmeyelim. Russ, Erin, Baba, Dede, Koç karakterleri ne kadar ete kemiğe bürünmüş karakterler olsa da hepsini tek bir orta noktada buluşturan ve bağlayan Finley oluyor ve Finley çok konuşmasa da içimizden biri gibi ona sempati duyuyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru Russ niye ön plana çıkmadı 21 numaralı çocuk o değil miydi diye düşünmüş olabilir ama 21 numaralı çocuk hem Finley hem de Russ, hatta aralarındaki bağın sembole dönüşmüş hali de diyebilirim. Belki kitabın edebi bir yanı, felsefik bir tarafı olmayabilir zaten öyle bir derdi de yok sadece bir duruşu var ve duruşunda dostluğu, aşkı, hüznü, mutluluğu, gençliğin hoyratlığını barındıran akıcı, duygu yüklü, umut dolu, sıcak bir tarafı var. Benim gibi fantastik edebiyata da ilgi duyan biriyseniz hikayde ki Harry Potter atfı ve özellikle finalde kurulan bağlantı çok hoştu. İyi okumalar dilerim.
Kapağı hoşuma gittiği için aldığım bir kitaptı. Daha sonra da merak edip filmini izlemiştim. Yani okusanız da hayatınızı fazla değiştirecek bir kitap değil doğrusu. Sadece dua kısmı insanı etkiliyor o kadar. Onun dışında dediğim gibi sadece kapağı güzel :) :)
'Umut Işığım' filmini vizyona girdiği ilk günlerde izlemiş sonra dost Kitapevinde kitabını görüp almıştım. Önce kitabı okuyup sonra filmine denk gelmek daha güzel olsa da böylesi de hoş.
Uzun zaman oldu ama yine güzel bir etki bıraktı.Kitap içinde geçen başka kitaplar benim için ayrıca önemli ve de " kendi filmim vizyonda ve ben şuan sadece onu izlemek istiyorum "deyişi çünkü tatil filmi en sevdiğim filmlerden ve orada da benzer bir söz beni çekmişti "hayatının filminde başrol oyuncusu sen iken neden en iyi arkadaş rolünde gibi davranıyorsun (?) Kesinlikle insan kendi hayat filminin başrol oyuncusu olduğunun farkına varmadan yılları elinden gidebiliyor.

Umut Işığım orijinal adıyla 'Silver Linings Playbook' Filmi kitaptan az biraz farklı ,kitap güzel ama film kitaptan daha güzel diyebilirim ki genelde hep filmleri kitaplara göre cok daha yetersiz bulmuşumdur, filmin kitabın önüne geçtiği nadir eserlerden biri .
Bütün olarak düşünülürse ikisinde de ana konu aynı dibe vurduğun anda bile bir umut ışığı herzaman var yeter ki sen bunu görmeyi bil ve onu kaçırma .
Kısaca kitabın konusu; Bartholomew 38 yaşına kadar annesiyle yaşayan asosyal bir adamdır. Annesinin kanserden kanserden ölmesi sonucu nasıl ayakta duracağını bilemez. ömrü boyunca yaptığı tek iş annesine bakmaktır.
Bir gün annesinin çekmecesinde Richard Gere'dan bir "Tibet'e Özgürlük" mektubu bulur ve bu işte bir hayır olduğunu düşünerek Richard Gere'e mektup yazmaya başlar. . *** .

Kitap baştan sona kadar Bartholomew Neil'in yazdığı mektuplardan oluşuyor.
ilk 30 sayfa civari okurken biraz zorlandım çünkü garip gelmişti biraz yazarın yazım şekli. Oradan oraya atlıyormuş gibi geldi. Bunun sebebi belkide karakterin çalkantılı ruh halinde olmasıydı. Kitap ilerledikçe ve karakteri tanıdıkça kitaba daha fazla adapte oluyorsunuz ve bir çırpıda bittiğini görüyorsunuz.
İlk defa bu tarz bir kitap okudum. Biraz mektup, biraz günlük, birazda kendi kendine konuşur gibiydi. Richard Gere hakkında ufak şeylerde içeriyordu. Dalai Lama, Jung, felsefe, din, inanç, telepati, aşk, dostluk, sevgi... Bartholomew Neil'in yaşama ayak uydurma çabası... . Ben çok fazla Richard Gere sevmesem de özellikle sevenlerin daha bir zevkle okuyacağı bir kitap.
Finley'nin dünyası şunlar üzerine kurulu; basketbol, kendisi gibi basketbolu seven kız arkadaşı Erin, basketbol, birlikte yaşadığı babası ile dedesi ve yine basketbol.
Finley lise son sınıfa başlayacağı zaman takım koçu evine pek de olağan olmayan bir ziyarette bulunuyor. Koçun bir dostunun çocuğu olan, anne babası cinayete kurban giden Russ, Finley'nin okuluna başlayacak ve koç yeni çocuğu Finley'ye emanet ediyor. Russ biraz tuhaf biri; uzaydan geldiğini iddia ediyor ve kendisine 21 numaralı çocuk diyor.
Koçun isteği eskiden çok iyi basketbol oynayan ama şimdi topa elini bile sürmeyen Russ'a tekrar basketbolu sevdirmek. İşte burada da Finley devreye giriyor.
Başlangıçta daha basit bir hikaye okuyacağımı sandım. Karakterlerin geçmişte yaşadıkları ve ancak sonlara doğru öğrendimiz olaylar hikayeyi farklı bir boyuta taşıyor. Son sayfalarda duygulandım.
Russ bazen çok saçma denilecek davranışlar sergilese de altında yatan acıyı bildiğinizde onun adına üzülmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Ve Finley... Fikirleri, davranışları her şeyiyle sevilesi bir karakterdi.
Severek okudum.
Ayrıca karakterler arasındaki Harry Potter muhabbeti çok hoşuma gitti ^^ Kitabı okudular, hatta okuma grubu kurdular, filmini izlediler, tabi bu arada benim gözlerimden kalpler fışkırıyordu.
———
Kitabı instagramda @BursanınOkurları ekibi olarak okuduk. Etkinliklerimizden haberdar olmak için oradan takibe alabillirsiniz.
Şirin bir kitap. Aynı zamanda duygusal. Kitabın en güzel kısımları Russ’un kendini uzaylı olarak tanıttığı kısımlardı. Son 100 sayfa da giderek ilginçleşti ve son 50 sayfa nasıl bitti anlamadım. Okunabilir:)
“Umut etmekte bir sorun yok.”
Sorunlu bir yer olan Bellmont’ta yaşayan Finley için aslında çoğu şey olağan akışındaydı.Erin ile basketbol oynayıp,bir gün yaşadığı yerden gidebilmek umuduyla..Ta ki 21 numaralı çocuk beklenmeyen bir anda hayatına girinceye kadar..
Basit ama sıcak bir hikaye.Sonrasında çok akılda kalmayacak olsa da..
21NUMARALIÇOCUK;
Baş karakterimiz Finley basketbolu hayatı sayan bir çocuk. Öyle ki sevgilisi Erin ile sezon başları ilişkilerine ara veriyorlardı. Yaşadığı mahalle şiddet, uyuşturucu, İrlanda Mafyası ve bütün pislikleri barındıran bir mahalle. Diğer baş karakterimiz Russ, muhteşem bir oyun kurucu. Yaşadığı bir trajedi sonucu hayatı altüst oldu ve basketboldan uzaklaştı. Yeni taşındığı mahallede kendini dış ortamdan dışlayıp içine kapanık bir hale geldi. Eski forması yüzünden ona bir tek 21 Numaralı Çocuk diye seslenince tepki veriyordu.
Lisenin son senesi bu iki oğlanı bir araya getirecek ve bu sıradışı arkadaşlıkları, ikisininkin de ihtiyaç duyduğu cevap olacaktı.
•••
Kitap bir kere çok hızlı ilerliyor. Su gibi akıp geçme değimi cuk olarak oturuyor. Fakat hikayemde söylediğim gibi Finley’in hissettiği hisler sonucu kendimi onun yerine koyunca kendimi kötü hissediyordum ve hızım kesiliyordu. Zaten kitapta nefret ettiğim tek insan koçtu, ne bileyim asla ısınamadım o adama. Finley ve Erin’in ilişkileri zaten beni benden aldı. Best ship listeme girdiler. Kitapta kötü olaylarda oldu, gözleri doldurtacak olaylarda oldu, yüzümde gülücük oluşturacak olayda oldu. Dolu dolu bir kitaptı. Basketbola ilgi duyan arkadaşlara da öneririm, bolca basketbol vardı kitapta. Öneririm. Alın, okuyun, okutun. Sevgilerimle, sağlıcakla kalın

Yazarın biyografisi

Adı:
Matthew Quick
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Amerika Birleşik Devletleri, 1973
Matthew Quick, ( d. 1973 ) ABD'li genç-yetişkin kurgu ve kurgu romanları yazarı. İlk romanı olan Silver Linings Playbook, başrollerini Bradley Cooper,Jennifer Lawrence, Robert De Niro ve Chris Tucker'ın paylaştığı aynı isimli bir filme konu olmuştur.

2009 yılında PEN / Hemingway Ödülü için finalist oldu ve eserleri pek çok dile çevrildi. 2012 yılında yazdığı genç-yetişkin kurgu romanı Boy 21 New York Times tarafından olumlu şekilde eleştirildi.

Oaklyn, New Jersey'de yetişerek büyüyen Quick, Collingswood Lisesi mezunudur. La Salle Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünden ve Goddard Koleji Güzel Sanatlar bölümünde Yüksek Lisans (MFA) yaptı. Haddonfield, New Jersey'de kadrolu İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı esnada ilk romanını yazmak için işi bıraktı. [4]Şu anda kendisi gibi roman yazarı olan eşi Alicia Bessette ile birlikte Massachusetts'ta yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 100 okur okudu.
  • 35 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.