Maureen Johnson

Maureen Johnson

Yazar
7.9/10
148 Kişi
·
370
Okunma
·
2
Beğeni
·
1062
Gösterim
Adı:
Maureen Johnson
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Pennsylvania, Amerika Birleşik Devletleri, 16 Şubat 1973
Karanlık ve kasvetliydi fakat ışıklar açılsa da iyileşmeyecekti. Olsa olsa keyifsiz halimi daha iyi görmeme neden olurdu.
Maureen Johnson
Sayfa 24 - Pegasus
336 syf.
·2 günde·4/10
İlk defa bir John Green kitabı beni hiç sarmadı (diğer kitaplarında orta halli bulduğum da oldu ama beğendiğim yanları oldu illaki) aslında tamamen John Green kitabı değil. 3 bölümü üç ayrı yazarın kaleminden okuyoruz. Bir hikayenin kahramanı diğer hikayede küçücük olsa görünüyor. Konumuz yılbaşı ve aşk. Sanki bu üç yazara anahtar kelimeler verilmiş ve hikaye yazmaları istenmiş. Konu işleyişi bana biraz yavan geldi.
368 syf.
·2 günde·6/10
Kısa 3 noel hikayesinden oluşan bu kitaba başlarken çok beklentim yoktu. Kitapta zaten ortalama bir kitaptı.

En çok ilk hikayeyi sevdim hatta o hikaye ayrı bir kitapta devam etse okumak isterdim. Diğer hikayeleri çok sevmemekle birlikte final sahnesi hoşuma gittiği için kitabı da sevdim diyebilirim. Beklentisiz bir şekilde başlarsanız siz de sevebilirsiniz.
336 syf.
·5/10
Cocuksu bir kitaptı...konu guzeldi ama cok daha ciddi,ayrintili, profesyonel islenebilirdi...basit bi işleyiş olmuş...konunun içine giremedim açıkcası...sevgiler,)
581 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Magnus’u yeniden okumak güzeldi. Tabi en çok Alec’le olan kısımları sevdim :) Daha fazla savaş sahnesi olsun isterdim. Son kısımda Isabel’in mesajlarına çok güldüm :d
763 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap. Bitti. Hala son olan olayların şokunu atlatmamışken bir de serinin bitmiş olması beni mahvediyor.
Simon Lewis'i daha bir benimsediğim kitaptı. Elbette ki bu kitabı okumadan önce de Simon benim en sevdiğim vampirdi fakat şuan o bir gölge avcısı. Buraya çok zor şartlarla ve berbat tuvaletlerle idare etmeye çalışarak geldi. Eh, sümüksü duvarları olan zindanımsı odayı da unutmayalım tabi. Simon o odayla güzel bir bağ kurmuştu kendine. Ayrıca Isabelle ile arasındaki sorunlarını, Jon Cartwright ' ın ahmaklarını ve tabiki George'un koyun kırpma tekniklerini asla unutamam. Simon her ne kadar artık bir gölge avcısı olsa da, benim için daima Raziel'i dize getiren ve Asmodeus'a kafa tutan bir Gündüzyürüyen olarak kalacak :')

:')
581 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Magnus, Magnus, Magnus... Seni Cassandra Clare'ın tüm serilerinde okuyorum. Kitap fuarında da birden kitabın önüme çıkınca alayım dedim. İyi ki de almışım. Okurken çok eğlendim. James ve Raphael de ayrı efsaneydi. Tabi Wİlliam'ın oğlundan ve 15 yaşında gözüken bir vampirden başka ne beklenir, değil mi? Ayrıca her ne kadar mükemmel olsan ve seni sevsem de bazı yerlerde Ragnor'a hak vermeden edemedim. Son olarak hayal gücümü nirvanaya taşıdığın ve bana Peru'yu sevdirdiğin için teşekkür ederim.
SON SAATLER' de görüşürüzzzzz.
581 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir büyük iblisin oğlu, gözlerinin irisleri kedi gibi dikey yarık şeklinde. Büyümesi bir noktada durmuş artık zamanda esir. Yüzyıllar sürecek bir hayatla lanetlenmiş.

İnsanlar kayan yıldızlar gibi hayatına şöyle bir dokunup geçiveriyor, aslında çok yalnız ama bunu bir an durup düşünmeye ve anlamaya dahi tahammülü yok. Kendi farkında olmasa da özü sevgi ve huzur arayışında.

Uzun hayatını çılgın eğlence ve daha çok eğlence ile dolduruyor. Parmaklarının ucunda mavi alevler, gökkuşağı renklerinde pantolon, yelek ceket gibi retina yakan kıyafetler alameti farikası.

Okurken çok eğlendim, biraz da Magnus için hüzünlendim.
336 syf.
·Beğendi·8/10
Üç yazarın birleşerek bir kitap yazması ile ortaya çıkmış bu hikaye. Bende elime geçmişken okuyayım dedim. Beğendim mi? Evet kesinlikle hatta soluksuz okudum ancak sekiz puan vermemin nedeni ne kadar seversem seveyim John Green'in yazmış olduğu bölümü akıcı bulmamam. Gerçekten şaşırdım yani özellikle de onun yazdığı bölüm hiç dikkat çekici değildi. Elbetteki hikaye noel mucizelerini anlatıyor. Üç mucize de birbiri ile bağlantılı olduğu içinde mecburen baştan sona okuyorsunuz. Yoksa nedendir bilmem orta kısım bitmek bilmedi benim için. Yinede kütüphanenizde yeri olmalı diye düşünüyorum. ^^ Trenin kara saplanması ile Gracetown gibi küçük bir kasabada sıkışan Jubilee , yanı başındaki aşkı göremeyen Tobin ve aptallık ederek hayatının aşkını terk ettikten sonra pişman olan Addie. Bu üçlünün başlarına ne kadar kötü şey gelirse gelsin Noel mucizesi ile aşkı bulmalarını anlatıyor. Ve elbetteki yeni dostlukları da...
336 syf.
·10/10
Kar taneleri
Çok çok çok tatlı bir kitap ile geldim bugün
Biliyosunuz hikayeler şeklinde olan kitapları sevmem ama bu aralar karşıma çıkan kitaplar bana sevdirecek gibi gözüküyor . Bu kitapta ne bulduğumu ben de tam olarak bilmiyorum ama bu zamanın havasından olsa gerek çok sevdim. Kitap birbiriyle bağlantılı üç yılbaşı hikayesini anlatıyor ve üç yazarı var. Sondaki birleşme gerçekten çook güzel ve tatlıydı. Ilk iki hikayeyi çook beğendim ama son hikayeyi diğerlerine göre daha az beğendim. Galiba diğer karakterleri çok sevmem ile alakalı. Kitabın türü gençlik/aşk gibiydi. Hani böyle üç adım uzakta, aynı yıldınız altında havası vardı, sadece hastalıksız hali(Bu arada aynı yıldızın altındanın yazarı da var o yüzden de biraz öyle galiba).
Jübile ekspresi
Ilk başlarda tam olarak böyle devam etmesini beklemedim açıkçası ama yine de ne olacağını bildiğiniz bir kitaptı. Tabi bu benim "acaba şimdi ne olacak?" dememi engellemedi. Ilk başlarda her ne kadar Stuart'ı o kadar da ısınamamış olsam da sonradan sevdim (hele ki sonlarda). Jübile ise baştan beri sevdiğim bir karakter oldu.
Ponponlu mucize
Bu da çoook güzeldi. Dükü ilk başlarda erkek sanıyordum ve aralarındaki espiriler o yüzden çok saçmaydı yani öyle gelmişti (gerçekten çok değişik yanlış anladığım şeyler oldu bu sırada). Jp de kafamda canlanamadı bir türlü ama onu da çok sevdim (özellikle öğrendiği an).
Koruyucu melek
Sanırım bunu o kadar da sevmememin sebebi Addie oldu. Herkesin şikayet ettiği gibi bencildi bence ve tam olarak tipik bir sosyete karakteriydi (hele charlie ile olanlar). Bir de Jeb'i de çok sevmemiş olsam da ona üzülmem oldu Addie'yi sevmeme sebebim. Karakterleri yine hissetim ve okurken de çok zevk aldım ama karakterleri bu hikayede çok sevemedim o yüzden de bayıldım diyemeyeceğim.

Bildiğiniz kitaba doyamadım. Devam etse sıkmazdı yani ya da keşke tek tek roman halinde yazılmış olsalarda ama o zaman da aynı zevki veremeyebilirdi. Bu arada isimler de biraz garip geldi büyük ihtimalle ama o kadar anlamlı ki. Benim en sevdiğim şey hikayelerin birleşmesi oldu. Bence gidin su yıl bitmeden bu kitabı alın çünkü okumak için en harika zamanın içindesiniz. Benim için yılın favorilerinden biriydi açıkçası.
Kitapla kalın
#arkakapak
Gracetown tam da yılbaşına günler kala kara gömülmüştür. Ancak zorlu hava koşulları, can sıkıcı bir durum olmanın da ötesine geçer. Her şeyden habersiz bir kız, fırtına yüzünden yolda kalan treninden dışarı adım attığı anda hayat değiştirecek, kaçınılmaz olaylar silsilesini de tetikler.
Çok geçmeden, aşırı enerjik on dört ponpon kız kasabanın kafelerinden birine hücum eder. Dük’ün sinema gecesi onur meselesine dönüşen bir görevle sevimsizce bölünür ve aşk acısıyla kıvranan bir genç kız, minicik bir evcil hayvanın kaderinde çok önemli bir rol oynar.
Üç hikâye bir araya gelirken yabancıların yolları kesişecek ve aşk filizlenirken herkesin yüreği ısınacaktır...
272 syf.
·Beğendi·10/10
Genç bir kızın teyzesi sayesinde yaşadığı maceraları anlatan inanılmaz müthiş bir kitap. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum. Kitabı okurken sanki olayları siz yaşıyormuş gibi olacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Maureen Johnson
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Pennsylvania, Amerika Birleşik Devletleri, 16 Şubat 1973

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 370 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 415 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.