Giriş Yap

Metin Altıok

Yazar
8.9
716 Kişi
Unvan
Şair
Doğum
Bergama, 14 Mart1940
Ölüm
Ankara, 9 Temmuz 1993
Yaşamı
14 Mart 1940 tarihinde Bergama'da doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl Lisesi'nde Felsefe Grubu Öğretmenliği ve daha sonra sürgün olduğu Bingöl'ün Genç ilçesinde, ayrıca Karaman Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yaptı. İşçi Partisi üyesiydi. Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu ancak komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993'te Ankara'da vefat etti. Şiirleri 70'li yıllarda yayımlanmasına karşın Metin Altıok, şiirlerinin kaynakları bakımından 60'lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) şairlerinden biri olarak nitelendirilebilir. Gezginde Servet-i Fünun'dan, Ahmet Haşim'den, Dranas'dan, İkinci Yeni'ye, ve 60'lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler bulunmaktadır. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında olan sanatçının dili yalındır. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı sevdi. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlandı. Yerleşik Yabancı'da tüm şiirleri tek bir şiirmiş izlenimi uyandırmakta, söyleyişte ve konularda benzerlikler bulunmaktadır. Buna karşın, Kendinin Avcısında kendine özgü bir ses, romantik, acılı ve yalın bir söyleyiş gözlenir. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle Türk şiirinin lirik geleneklerine bağlanmaktadır. Yayımlanmış eserleri Yerleşik yabancı (1978) Kendinin avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü) Küçük tragedyalar (1981) İpek ve klabtan (1987) Gerçeğin öte yakası (1990, Cemal Süreya şiir ödülü) Dörtlükler ve desenler (1990) Süveyda (1991) Alaturka şiirler (1992) Şiirin ilk atlası (1992) Hesap işi şiirler (1993) Bir acıya kiracı (1998-Bütün Şiirleri)

İncelemeler

Tümünü Gör
444 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Bir Acıya Kiracı - Metin Altıok (Siz giderken ben ölüyordum!)
Siz bu incelemeyi okurken ben çok uzaklarda olacağım! (Şaka şaka, kitabın son sayfaları berbere denk geldi, sıramı beklerken incelememi yazıyorum.) "Sabıka kayıtlarına adı Yaşarken hiç geçmemiş. İyi hal kâğıdı bile Alırmış isteseymiş. Akıl alır da dostum; Yürek almaz bir tuhaf iş." (s. 422)
Bir Acıya Kiracı
Adı kiracı ama okurken kalıcı oluyor acı, bildiğin ev sahibi oluyorsunuz. İlk dizelerden itibaren çekiyor içine, bitirene kadar bırakamıyorsunuz. Sayfa olarak hacimli ama taşıdığı duygu hacminin yanında sayfa sayısı hiç kalır. Kendinizden bir şeyler bulmamanız imkansız. Her duygu bir parça sızmış içine ve okurken parça parça ediyor sizi. "Aldırma sen güzel çocuk, Bu büyümüş insanlara. Onlar bir telaşa gömülmüş Ve yarın korkusuyla Sevgileri solup dökülmüş." (s. 436) Ne çok korkuyoruz dimi yarından? Bıraksalar aynı yoldan aynı işe yıllarca gider gelir ve öylece ölürüz. Ödümüz kopuyor hayatımızda bir şeyler değişecek diye. Kime sorsak çok meşgul, çok yorgun, dünyanın bütün yükü sırtlarında. Kendin için ne yaptın bu dünyada diye sorsak belki ele avuca sığacak bir şey yok ellerinde. Sırtımıza bir acı yükleniyor, ölene kadar taşıyoruz. Çok sevdiğim bir şairin dediği gibi,
Turgut Uyar
"-her şeyden biraz kalır- diyor birileri, çoğulluk haklılıktır. kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı." "Yeni bir kente gideceğim burdan. Ne uğurlayan olacak beni, Ne orda karşılayan güvermiş bir sevinçle." (s. 138) "Yakında gideceğim burdan, Hiçbir sokağından geçmediğim Anım olmayan bir kente." (s. 139) Gitmek... Sahi, ne çok kişinin hayali, Kim bilir belki de kaçış noktası. Kaçımız başarabiliyoruz? Hep bir bahane, onu bırakıp gidemem, bunu bırakıp gidemem. Koca bir evrende küçük bir noktada tıkılıp kalıyoruz. Ne diyordu sevdiğimiz bir şair: "Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz." "Ben on numara giderim de mahalledeki kedileri nasıl bırakayım?" -Bugünlerde benim de en büyük hayalim gitmek. Olur da gidersem burayı çok özleyeceğim.- "Trenim gecikmeli, yüreğim bungun, Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar. Ne zaman bir dosta gitsem, Evde yoklar." (s. 125) Berberde başladığım inceleme hala bitmedi. Hangi dizeye dokunsam dakikalarca dalıp gidiyorum. Duygular darmadağın oluyor yazıp yazıp siliyorum. Bazı kitaplar böyle işte, gitmekten en korkan insanı bile alıp sürüklüyor çok ötelere. Okudum, yalnız kaldım. Okudum, ölüme yaklaştım. Okudum, aşka kötü gözle baktım. Okudum, uykularımdan uzaklaştım. Ama her ne olursa olsun: Okudum, okuduğuma değdi. Güzel bir şiirle son vermek istiyorum incelememe -bu kitapta değil ama eserle çokça ilgili: "Ben her bahar aşık olmam ama Her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun… istemek de güzel." Ayaküstü yazdığım, biraz da dağınık bir inceleme oldu. Bir hatam varsa affola... Kendinize dikkat edin kıymetli okurlar. Yeri gelmişken, gitme isteğiniz varsa gidin, ölüme yakın gidemediğiniz yerlerin pişmanlığı saracak sizi, korkuları yenme vakti. Olur da geçerken kapımı çalarsanız, bir şiir de ben ısmarlarım size.
Bir Acıya Kiracı
9.0/10 · 1.952 okunma
8 yorumun tümünü gör
Reklam
444 syf.
·
284 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gönlümün göğüne yerleşen şair Metin Altıok
Eğer sizi tanısaydım parmaklarımı hafifçe kapatıp, elimi yüzüme dayayıp, kuvvetle muhtemel anlattıklarınızla dalıp giderdim. Sesiniz de anlattıklarınız gibi miydi? Bahçemde kuşlar öterken, tüylerinin rengi gökkuşağına çalarken, okumak sizi çok güzel, keşke siz de olsaydınız. Akarsular içi soğuyunca donuyor, bahar gelirken zamana öykünerek damla damla çözülüyor. Soğuk dahi güzel sizi okurken; siz, sizi okumak ne demek asla bilemeyeceksiniz, sizin de dilinize tercüman olanlar oldu mu? Yosunlu yüreğinizi aşksız kaldığı demlerde bahtsızlık saymışsınız. Bu yüreği taşımak bir aşktan daha kıymetli, bileklerinizde bin aşktan daha fazlasını yüreklere dağıtma kuvveti varken, kelimeleri avuç avuç öyle serpmişsiniz ki kağıtlara, yüreklerde yeşerenleri anlatmaya kıyamıyorum, denemek vaktidir: Eğer ben yazmazsam, eğer siz daha fazla okunmazsanız, okundukça daha fazla bilinmezseniz, ününe orak sallamak istediğim nice satırcı (şair değil), zihinlerde hakikatliymiş gibi oturacak! Eyyy Metin Altıok, senin kral olduğun yerde birçoğu ancak soytarı olabilir. Elbette toprağımda yaşayan ve ölen birçok kıymetli şair var, ama içini bu kadar sağlam bir akisle, bir kuvvetle, bir ahenkle, bir temelle, bir yaratılıştan gelen hususiyetle ifade edebilme kaçımızın şahit olabildiği bir talihtir! Sizi okumak talihtir Metin Altıok! Sizi okumayan (vurguyla yazıyorum bunu sesimin en sert tonuyla!) ''Ben şiir okudum'' demesin! Baharda, bir yaylaya gitmek gibi sizi okumak; olgunluğunu, içinde tazelenen huzura borçlu bir sessizlikte, nazlı bir rüzgarın, bazen meltemin insanın yüzünü yalayıp gitmesi gibi. Aynı anda binlerce çiçeğin açılmasına şahit olmak gibi, baharın baharlığını haykırması gibi, nehirlerin coşması gibi, bir kuzuyu okşamak bazen, bir bebeğin uyuması gibi; o uslu, sakin soluk alışverişleri misali. Sizin şiiriniz tabiat gibi. Tabiat sizin şiiriniz gibi. ''Yürek de fetrete düşer, Biten bir aşkla yenisi arasında; Şaşırır menzilini, ayağı sürçer.'' Hadi bunun üzerine bir söz söyleyin, kelam olsun ama. Ben bulamadım. Gençliğim yüzümde pembe pembe oturmuş, kalbim gümbürderken bu satırlarla, ben de fetrete girdim galiba. Siz, sizi okuyanı da şair etme derdinde misiniz? Bu satırların uğruna, içinde gelincikler açmayanın kalbi kurusun da taş olsun. Akide şekerini seven kaç kişi kaldık? Antika zevklerden sayılır. İçindeki tarçın, limon ve şeker tadı dilimde, hissettiklerim göğsümde gökyüzüne izinsiz dağılan bir hava-i fişek gibi. Gözümü kapattığımda hep aynı yerdeyim. O dağ başında, o çeşme, o ağaç yalnız efeler gibi orada. Önümde koca koca dağlar, bağırsam sesim akis akis, arkamda anam, kardaşım, izini bırakmış nice sevdiğim. Baba toprağı olduğu için mi, hep zihnimdesin? İşte bu kitabı okurken ben hep oradaydım. ZOR ZAMANDA GAZEL'ine denk geldiğimde yutkundum ... #27990746 Bir rengin diğer bir renk içinde kaybolması gibiyim. Ne ben ne şiir aynı artık. Koyu kırmızı paltolu, ak yüzlü bir kızın, güneşi başına rüzgarı sırtına aldığı bir günde yürür gibiyim. Bu şiirleri okurken ne çok şey fark ettim kendimle ilgili. Mesela birini sevmekle ilgili hissetiklerimdeki kuvvet, meğer sadece benimle ilgiliymiş. İster ailem olsun, ister içinde can taşıyan her ne ise o, fark etmezmiş. Benmişim hep özne de konu da. Bir şeyler hissederken, bir çiçeğin açılırken attığı çığlık gibiyim. Gönül gözüyle bakanlar görür, kulak verenler duyar sesimi. Bundandır bazılarına sesimin sağır gelişi. Elbet solduğum vakitler de gelir sevdiklerime, güneşimi eksik edene susmak benim işim. *** ''Adıma özenenler, ah bir bilseler, kaç göçük, kaç ceset yaşadım çürüdüm bugünlere kadar ben'' diyen şair, öyle olmasaydı böyle yazabilir miydiniz zaten? Gönlümün göğüne yerleşen şair, ne uçurtmalar saldınız o göğe bir bilseniz... Ellerimiz çiçeklere ne kadar benzer, farkında mısınız insanlar? Hislerimiz binbir renkten mürekkeptir, akışkanlığı da nevi de bu sebeptendir. Elinizi sol yanınıza koyup bakın ona, kim bilir ne renk açmış bir çiçektir? Yüreğinizdekileri yeniden bulup çıkarmak için, bu şiirlerin her biri bir sebeptir. Kuş kanadına oturdum da okudum sizi Altıok. Dimağım bir serçe oldu büyüdü. Uçtum gözümü kapatıp bir bilseniz. Özgürlük kadar güzeldi yaşadıklarım. Gönül bir ceylandır, avcısı da yârdır. Bir denk gelmeyegör alıverir canını. Can'a can olan azdır, canan da olur. Bana yol arkadaşı oldunuz bunca zamandır. Bir insana hayal kırıklığına uğramayacağının güveni renginde gözlerim. Öyle koygun kahverengi, öyle hatrınız içinde okudum. Hâreli olsaydı, ateş böceklerinin gece mavisinde titreyişleriyle okurdum satırlarınızı Eyy Metin Altıok. Sen ne güzel adamsın! Ben ne mutlu bir okurum. Dalga kıyıyı aşındırır ama yüreklere de tuhaf bir ferahlık verir. İçinizdeki dalgaları kıyımıza vurduğunuz için müteşşekkirim değerli şair... Son şiirine kadar, yer yer sakinlese de hayal kırıklığına uğramadan okudum. Bitmesin diye, içimden adına domino taşına vurur gibi vurmak gelen şairlere(?) bile vakit ayırdım. Ama bitti. Fakat bittiğine üzgün değilim. Ben bu kitapla dolu dolu mevsimler geçirdim. Eğer şöyle 1000 tane alabilecek olsam alır dağıtırdım buradaki nice kişiye. Allah biliyor içimde bu istek ama bu kadarı beni aşar. Lütfen kendinize bir iyilik yapın ve bu kitabı hayatınıza katın. Sevgiyle kalın.
Bir Acıya Kiracı
9.0/10 · 1.952 okunma
·
12 yorumun tümünü gör
432 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
uzandım usulca cigarama ;yavan ömrüme katık.
¶¶Kimi zaman çocuğum Bir müzik kutusu başucumda Ve ayımın gözleri saydam. Kimi zaman gardayım Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar. Ne zaman bir dosta gitsem, Evde yoklar.¶¶ ¶¶Baktım annem yoktu yanımda; Sırtımda bahriyeli giysimle, Ben bir kez kayboldum çocukluğumda¶¶ Yazdığın her mısra da bir sen yaşatmayı nasıl başardın ki Altıok?.. Çoğunluğa hitap ederken yalnızlığını yazmışsın hep. Kendi üzerinden bizim benliğimize... Dünya bir gurbetti ama Metin Altıok gurbetinde gurbetinde yaşadığını şiirlerinde öyle hüzünle hissettiriyor ki, ne acı bir yere ait olduğunu hissedememek. İnsan ancak bir yerlere ait olduğunu hissettiyse anlıyor bunun yokluğunu çekenin acısını. Çocukluğunda anneden görmediği, yaşamadığı sevgiyi anlattı şiirlerinde, babasına bir nebze de tutunarak. ¶¶Ölümü arayarak geçti Bunca yılım. Kötü annem Beni komşunun oğlu kadar seven, Yok olan babamdı belki Ölüm tutkumu pekiştiren.¶¶ “Arkadaşı Mehmet Taner’e anlattığı trajik hikayede olduğu gibi… Ki bu hikaye, şairin sonu düşünülerek okunduğunda söylenecek söz bırakmaz insana: “Biliyor musun, beni kaynar kazanda kaynattılar” dedi Metin Altıok birden. Yüzü karmakarışıktı… Küçücük bir çocukken, İzmir taraflarında, annesiyle babası tarladaki işleriyle meşgulken, bir ağacın altına bırakmışlar onu. O yaz sıcağında, bir akrep tarafından sokulmuş: Akrebin zehrini alsın diye, çevredekiler, ateşin üzerine koydukları bir kazan dolusu suya sokup, suyu kaynatmışlar… Gözyaşlarına boğulmuştu, “Küçücük yahu, daha küçücük bir beden suda kaynatılıyor, düşünsene” demişti” “Kız kardeşi Meral Altıok’a “On taneden fazla şiir kitabı çıkarmayacağım, elli yaşından fazla yaşamayacağım, ölümüm yatağımda sıradan bir ölüm olmayacak.” demiştir Metin Altıok. Dediklerinin hepsi de çıkar ne yazık ki. Metin Altıok bilir gibidir başına gelecekleri. Sadece bu sözüyle değil, şiirleriyle de anlatır, kendisini bekleyen sonu.” Eşim dediği insan bile bu yolda yalnız bıraktı onu, diğer bütün aydın arkadaşları gibi üzerine bir türlü oturtturulmayan dayatmaları haykırdı ateşler içinde yandığı son dakikaya kadar. Seni yakanlar cehennem ateşlerinde yansınlar, hani derler ya beddua ederken ”Huzur mahşerde rahat yüzü görme” diye. Görmeyin rahat yüzü. Eğer hala varsa bir parça insanlığınız hapsedin kendinizi kendi zindanlarınıza son nefesinizi verene kadar. Kendi pisliğinizde boğulun. Saygı, sevgi, hürmetle yad ediyorum seni bir acıya kiracı olan kıymetli insan :(( Okur kalın.
Bir Acıya Kiracı
9.0/10 · 1.952 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48