Metin Altıok

Metin Altıok

Yazar
9.3/10
104 Kişi
·
296
Okunma
·
191
Beğeni
·
10.824
Gösterim
Adı:
Metin Altıok
Unvan:
Şair
Doğum:
Bergama, 14 Mart1940
Ölüm:
Ankara, 9 Temmuz 1993
14 Mart 1940 tarihinde Bergama'da doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl Lisesi'nde Felsefe Grubu Öğretmenliği ve daha sonra sürgün olduğu Bingöl'ün Genç ilçesinde, ayrıca Karaman Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yaptı. İşçi Partisi üyesiydi.
Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu ancak komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993'te Ankara'da vefat etti.
Şiirleri 70'li yıllarda yayımlanmasına karşın Metin Altıok, şiirlerinin kaynakları bakımından 60'lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) şairlerinden biri olarak nitelendirilebilir.
Gezginde Servet-i Fünun'dan, Ahmet Haşim'den, Dranas'dan, İkinci Yeni'ye, ve 60'lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler bulunmaktadır. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında olan sanatçının dili yalındır. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı sevdi. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlandı.
Yerleşik Yabancı'da tüm şiirleri tek bir şiirmiş izlenimi uyandırmakta, söyleyişte ve konularda benzerlikler bulunmaktadır. Buna karşın, Kendinin Avcısında kendine özgü bir ses, romantik, acılı ve yalın bir söyleyiş gözlenir. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle Türk şiirinin lirik geleneklerine bağlanmaktadır.

Yayımlanmış eserleri

Yerleşik yabancı (1978)
Kendinin avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü)
Küçük tragedyalar (1981)
İpek ve klabtan (1987)
Gerçeğin öte yakası (1990, Cemal Süreya şiir ödülü)
Dörtlükler ve desenler (1990)
Süveyda (1991)
Alaturka şiirler (1992)
Şiirin ilk atlası (1992)
Hesap işi şiirler (1993)
Bir acıya kiracı (1998-Bütün Şiirleri)
....Dağlar dağlarla
...Karlar karlarla
..Acılar acılarla aşılır
.Unutma, unutma sakın
Metin Altıok
Sayfa 350 - Kırmızı Kedi Yayınları
444 syf.
·Beğendi·10/10
Gönlümün göğüne yerleşen şair Metin Altıok.

Eğer sizi tanısaydım parmaklarımı hafifçe kapatıp, elimi yüzüme dayayıp, kuvvetle muhtemel anlattıklarınızla dalıp giderdim. Sesiniz de anlattıklarınız gibi mi?

Bahçemde kuşlar öterken, tüylerinin rengi gökkuşağına çalarken, okumak sizi çok güzel, keşke siz de olsaydınız...

Akarsular içi soğuyunca donuyor. Bahar gelirken zamana öykünerek damla damla çözülüyor. Soğuk dahi güzel, sizi okurken; siz, sizi okumak ne demek asla bilemeyeceksiniz. Yosunlu yüreğinizi aşksız kaldığı demlerde bahtsızlık saymışsınız. Bu yüreği taşımak bir aşktan daha kıymetli, bileklerinizde bin aşktan daha fazlasını yüreklere dağıtma kuvveti varken... Kelimeleri avuç avuç öyle serpmişsiniz ki kağıtlara, yüreklerde yeşerenleri anlatmaya kıyamıyorum. Denemek vaktidir.

Eğer ben yazmazsam, eğer siz daha fazla okunmazsanız, okundukça daha fazla bilinmezseniz, ününe orak sallamak istediğim nice satırcı (şair değil), zihinlerde hakikatliymiş gibi oturacak! Eyyy Metin Altıok, senin kral olduğun yerde birçoğu ancak soytarı olabilir.

Elbette toprağımda yaşayan ve ölen birçok kıymetli şair var, ama içini bu kadar sağlam bir akisle, bir kuvvetle, bir ahenkle, bir temelle, bir yaratılıştan gelen hususiyetle ifade edebilme kaçımızın şahit olabildiği bir talihtir! Sizi okumak talihtir Metin Altıok! Sizi okumayan (vurguyla yazıyorum bunu sesimin en sert tonuyla!) ''Ben şiir okudum'' demesin!

Baharda, bir yaylaya gitmek gibi sizi okumak; olgunluğunu, içinde tazelenen huzura borçlu bir sessizlikte, nazlı bir rüzgarın, bazen meltemin insanın yüzünü yalayıp gitmesi gibi... Aynı anda binlerce çiçeğin açılmasına şahit olmak gibi, baharın baharlığını haykırması gibi, nehirlerin coşması gibi, bir kuzuyu okşamak bazen, bir bebeğin uyuması gibi; o uslu, sakin soluk alışverişleri misal...

Sizin şiiriniz tabiat gibi.
Tabiat sizin şiiriniz gibi.

''Yürek de fetrete düşer,
Biten bir aşkla yenisi arasında;
Şaşırır menzilini, ayağı sürçer.''
Hadi bunun üzerine bir söz söyleyin, kelam olsun ama. Ben bulamadım. Gençliğim yüzümde pembe pembe oturmuş, kalbim gümbürderken bu satırlarla, ben de fetrete girdim galiba. Siz, sizi okuyanı da şair etme derdinde misiniz? Bu satırların uğruna, içinde gelincikler açmayanın kalbi kurusun da taş olsun.

Akide şekerini seven kaç kişi kaldık? Antika zevklerden sayılır. İçindeki tarçın, limon ve şeker tadı dilimde, hissettiklerim göğsümde gökyüzüne izinsiz dağılan hava-i fişek gibi. Gözümü kapattığımda hep aynı yerdeyim. O dağ başında, o çeşme, o ağaç yalnız efeler gibi orada. Önümde koca koca dağlar, bağırsam sesim akis akis, arkamda anam, kardaşım, izini bırakmış nice sevdiğim. Baba toprağı olduğu için mi, hep zihnimdesin? İşte bu kitabı okurken ben hep oradaydım.

ZOR ZAMANDA GAZEL'ine denk geldiğimde yutkundum ... #27990746 Bir rengin diğer renk içinde kaybolması gibiyim. Ne ben, ne şiir aynı artık. Koyu kırmızı paltolu, ak yüzlü bir kızın, güneşi başına rüzgarı sırtına aldığı bir günde yürür gibiyim.

Bu şiirleri okurken ne çok şey fark ettim kendimle ilgili. Mesela birini sevmekle ilgili hissetiklerimdeki kuvvet, meğer sadece benimle ilgiliymiş. İster ailem olsun, ister içinde can taşıyan her ne ise o, fark etmezmiş. Benmişim hep özne de konu da. Bir şeyler hissederken, bir çiçeğin açılırken attığı çığlık gibiyim. Gönül gözüyle bakanlar görür, kulak verenler duyar sesimi. Bundandır bazılarına sesimin sağır gelişi. Elbet solduğum vakitler de gelir sevdiklerime, güneşimi eksik edene susmak benim işim.

***
''Adıma özenenler, ah bir bilseler, kaç göçük, kaç ceset yaşadım çürüdüm bugünlere kadar ben'' diyen şair, öyle olmasaydı böyle yazabilir miydiniz zaten?

Gönlümün göğüne yerleşen şair, ne uçurtmalar saldınız o göğe bir bilseniz... Ellerimiz çiçeklere ne kadar benzer, farkında mısınız insanlar? Hislerimiz binbir renkten mürekkeptir, akışkanlığı da nevi de bu sebeptendir. Elinizi sol yanınıza koyup bakın ona, kim bilir ne renk açmış bir çiçektir? Yüreğinizdekileri yeniden bulup çıkarmak için, bu şiirlerin her biri bir sebeptir.

Kuş kanadına oturdum da okudum sizi Altıok. Dimağım bir serçe oldu büyüdü. Uçtum gözümü kapatıp bir bilseniz. Özgürlük kadar güzeldi yaşadıklarım.

Gönül bir ceylandır, avcısı da yârdır. Bir denk gelmeyegör alıverir canını. Can'a can olan azdır, canan da olur. Bana yol arkadaşı oldunuz bunca zamandır. Bir insana hayal kırıklığına uğramayacağının güveni renginde gözlerim. Öyle koygun kahverengi, öyle hatrınız içinde okudum. Hâreli olsaydı, ateş böceklerinin gece mavisinde titreyişleriyle okurdum satırlarınızı Eyy Metin Altıok. Sen ne güzel adamsın! Ben ne mutlu bir okurum.

Dalga kıyıyı aşındırır ama yüreklere de tuhaf bir ferahlık verir. İçinizdeki dalgaları kıyımıza vurduğunuz için müteşşekkirim değerli şair...

Son şiirine kadar, yer yer sakinlese de hayal kırıklığına uğramadan okudum. Bitmesin diye, içimden adına domino taşına vurur gibi vurmak gelen şairlere(?) bile vakit ayırdım. Ama bitti. Fakat bittiğine üzgün değilim. Ben bu kitapla dolu dolu mevsimler geçirdim. Eğer şöyle 1000 tane alabilecek olsam alır dağıtırdım buradaki nice kişiye. Allah biliyor içimde bu istek ama bu kadarı beni aşar. Lütfen kendinize bir iyilik yapın ve bu kitabı hayatınıza katın. Sevgiyle kalın.
444 syf.
·10/10
Metin Altıok şiirleri genel anlamda bir iletişim aracıdır onun için. İnsana yada insanın özüne ulaşabilmek, insanı anlatabilmek ve elbette anlayabilmek için kullandığı bir araç. İmgeleri, izlekleri insana dairdir. Şiir onu insana ulaştırır ve hatta insanı sevdirir. Her şiirin görsel bir yanının da olduğunu düşünen Altıok, resme olan yeteneğinin eseri olacak ki, şiirden resimler çizer.

Adına ister öngörü deyin, ister kehanet, hiçbir döneminde sıradanlaşmayan hayatının sıradan bir şekilde bitmeyeceğini de bilir şair. Şiirlerinde bütün bu öngörü veya kehanetlerine de önemli ölçüde yer verir, ki okudukça gözleriniz büyür.(Sis ve Zamanlı Gazel şiirleri) Hayatın, hüzün ve acı yükünü Metin Altıok 'un omuzlarından hiçbir zaman eksik etmediğini görür ve fakat bütün yükünü gururla taşıdığına şahitlik edersiniz. "

1. BÖLÜM: Uzaydan gelen Sivaslılar

Hangi akrabamın hangi kızı tam olarak anımsayamadım ama ben küçükken Sivaslılarla bir kız alıp verme durumumuz olmuştu. Tüm ahali toplanmış böyle filmlerdeki aşiret meclisi gibi istişare ediliyor. Dışarı kız alıp verme konuları hassastır her zaman ama bu kez durum farklıydı. Ben meraklı Melahat böyle şeylerden elbette eksik kalmazdım. İlkokulda okuyorum ama söylenenleri hala hatırlıyorum.

"Sivas'lıya kız mı verilir onlar adamı diri diri yakıyor" demişti bir tanesi.

Öteki ise

-Belki Sivas'ın iyilerindendir. Sivas komşumuzdur demeyin öyle diyordu.

Bir diğeri;

-Tamam bizde dinsiz Azizi sevmeyiz ama zaten eceliyle öldü gitti. Sivaslıların böyle yapmaları şerefsizliktir dedi.

Sonunda ağız birliğine vardılar ve Sivaslıları davet edip durumlarına bakarak kızı verip vermeyeceklerini kararlaştırdılar.

İlerleyen günlerde yine tüm akrabalar toplanıp köydeki aile büyüklerinin yanına gitmişiz. Meclis kuruldu. Sivaslılar geliyor. Büyük bir fikir sınavından geçecekler.

Sivaslının ne olduğunu bilmediğimiz için uzaylılar gelecekmiş gibi heyecanla bekliyoruz çocuklarla. Hayal gücümüzde geniş tabi. Oğlanın biri "Kafalarının üstünde gözleri var." diyor. Bense "Ağızlarından ateş çıkıyor adamı yakıyorlar." diyorum. Bir önceki toplantıdan öğrenmişim Sivaslının ne olduğunu caka satıyorum. (Çocukların yanında ne konuştuğumuza dikkat etmek önemli. Hem yanlış anlıyorlar hemde kesinlikle unutmuyorlar.)

Yine aynı günlerde öğretmenimden de sağlam bir azar yemiştim. Sinir olduğum bir çocuğa "ben Sivaslıyım seni yakarım" dediğimi duyan öğretmenim çok kızmıştı bana. Her gün kaç kez asarım, keserim gibi laflar ederdim öğretmenim çoğunlukla dikkate bile almaz yada kaşını kaldırarak göstermelik kızardı. Asarım, keserim sorun olmuyor, yakarım deyince neden sorun olmuştu, neden böylesine çok bağırmıştı anlamamıştım.

Ve o önemli gün geldi çattı. Aşırı merak ve heveslerle beklediğim Sivaslılar, uzaylı garip yaratıklar değilde normal vatandaşlar çıkınca büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Bu hayal kırıklığı sonrası Sivaslılar ilgimi çekmemiş olacak ki sonrasında neler oldu bilmiyorum. Şu an bir Sivaslı eniştemiz olmadığına göre demek ki kızı vermediler. Demek ki o Sivaslılar Adam yakıyormuş.

2. BÖLÜM: Adamım sende mi isyankarsın

Yine bir gün küçüktüm. Akşam haberleri seyreden babam seslendi bana '' Adamın öldü, başın sağ olsun'' dedi.
Sene 1996 Aziz Nesin ölmüş. Banane der gibi bakınca ''sende onun gibi isyankarsın bayan AzizE Nesin'' dedi. Bu açıklamaya rağmen yine anlamamıştım.

Sonra biraz büyüdüm. Lise dönemlerinde bir Aziz Nesin kitabı ilişti gözüme. Hemen hatırladım adamımın adını. Acaba babam bana neden bayan Azize Nesin dedi diye merak edip araştırdım. Hayat hikayesinde Madımak'ı Sivas'ı, 35 kişinin yanarak can verdiğini öğrendim. Bu durum çocukluğumdaki gibi ağzından ateş çıkan uzaylı Sivas hayaletlerden ibaret değilmiş meğer. Öğretmenim bana, Sivaslıyım yakarım dediğimde hak ettiğim için kızmıştı.

Suçluların hepsinin Sivaslı olup olmadıklarını bilemediğim için sadece Sivaslıları suçlar gibi konuşmak istemiyorum elbette. Her evin bile iyisi kötüsü oluyor. Sırf alevi veya ateist diye insanların kendi gibi düşünmeyenlere böyle bir vahşet uygulayabilmelerine şaşıyorum. İnsanlık yaşasın istiyorum. Ateşte yanmanın nasıl bir şey olduğunu düşünüp içim ürpermesin istiyorum.


3. BÖLÜM: ''Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek''

Bir şair olarak Metin Altıok ismini duymuştum. Herkes okuyor bende okuyayım demiş ve bir kaç ay önce listeye almıştım. Ama hakkında pek bilgim yoktu. Sitedeki yazar profilininde 1993 Sivas yazısını görünce içim cız etmişti. Yanarak ölmüştü. Yakılmıştı zalimler tarafından. O gün o düşünceler o kadar acı geldi ki bana daha fazlasına yüreğim elvermez diye kitabı okumaktan vazgeçmiştim.

Geçen gün şairlerle ilgili bir şeyler araştırırken okuduğum sevdiğim bir şair Behçet Aysan 'ında madımak vahşetinde yanarak öldüğünü öğrendim. İkinci bir yıkım daha oldu benim için. Ben Behçet Aysan'ı okumuşsam Metin Altıok 'uda okuyabilirim diye cesaret verdim kendime ve sonunda zor olsa da bitirdim.

Ben bu kadar üzüldüysem eğer Zeynep neler hissediyordur. Beni gülerek hatırla demiş babası ama gülebildiği hiç düşünmüyorum.

4. BÖLÜM: ''Yaşamak görevdir bu yangın yerinde, Yaşamak, insan kalarak''

Kitaba gelince gerçekten büyük bir sınavdan geçtim. Tam olarak adapte olamadım. Çünkü her acı satırında cayır cayır yandım madımakta mahsur kalmışcasına. Üzerinden zaman geçince tekrar okuyacağım.

Bu kitabı oku diye ısrar eden kankim °°° Vaveyla °°° ve yorum konusunda yine her zamanki gibi yardımını esirgemeyen diğer kankim Mete Özgür e teşekkürler. Bir Acıya Kiracı kalmamanız dileğiyle.
444 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Metin Altıok diye yazılır, Bir Acıya Kiracı, Yerleşik Yabancı diye okunur.

Tanıyanlar bilir, tanımayanlar da bilsin! Metin Altıok, hayatını; acıdan, sevgiden, hüzünden temellere dayanan şiirleriyle inşâ etmiş bir abimizdir. Metin Altıok'a göre; şiir, insanları sevmeye yarar.

Metin Altıok'un, çocukluk yaşlarından itibaren, annesiyle sağlıklı bir ilişkisinin bulunmadığı yazılır ve anlatılır hep. Bu sebeple ki, annesi onun sevgisizlik imgesi olmuştur. Öyle ki, "Anamın bıraktığı yerden sarıl bana." dediği şiiri okurken, 270. sayfaya bir kaç damla gözyaşı bırakabilirsiniz.

Acıları bununla sınırlı kalmaz -ki anne sevgisizliği yeterince büyük bir acıdır- işinden ayrılır, eşinden ayrılır. Onun tek dayanağı kızı Zeynep'e ithafen şiirler yazar.(s.104,121gibi) İkinci kez evlenir. Ankara'da öğretmenlik için başvuru yapar ancak Bingöl'e atanır. Ailesinden ve dostlarından ayrı kaldığı bu süre içinde iki kez de sürgün edilir. Sezen Aksu'nun sesinden dinlediğimiz ve o çok sevdiğimiz "Kavaklar" öndeyişi, Metin Altıok Bingöl'de iken vücut bulur.
"Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar!" (s.135)

Ancak 90 yılında emekli olup Ankara'ya döner.
1993 yılının, hâlâ daha karanlık, 2 Temmuz'unda Sivas'ta yaşanan Madımak Katliamı'ndan ağır yaralı olarak kurtulur (!) Fakat çok geçmeden, 9 Temmuz'da yangınlarına yenik düşer ve hayata veda eder.
İlginç olan; sanki bütün olacakları önceden görmüş ve yaşamışcasına şiirinde kendisine kefenler dikmiştir Metin Altıok. Aynen şunları der şiirinde;
"Heybesinde yılan
İşaretleri,
Baldıran zehiri
Yüzüğünün içinde
Ve yanında
Kav taşıyan ben;
Tekinsizim size göre
İbret için
Yakılması gereken." (s.177)

Arabeske kaçmak istemem ancak "Bir Acıya Kiracı" Metin Altıok'un sevinçlerinin, hüzünlerinin, özlemlerinin, en çok da acılarının bir derlemesidir. Bu derlemede daha önce yayınlanmış şiirlerinin yanısıra yayınlanmamış şiirleri de yer almış.
Şiirler biçimsel olarak çeşitlilik arzediyor.Hatta alışılmışın dışında, şahsına münhasır biçimlerde şiirler de sunuyor. Bunun yanında ressamlık yönü de bulunan Metin Altıok'un çizimlerinden örneklere de yer veriliyor ki, kapak resmi de onlardan biridir.

Benden bu kadar dostlarım.
Herkese iyi kitaplar... :)
60 syf.
·9/10
SENELER GEÇMİŞ OLSA BİLE NE ŞİİR DEĞİŞİYOR NE DE İNSANA HİSSETTİRDİKLERİ

Önce anılarımı anlatayım. İnceleme en sonda.

Bir süredir hafta sonları kütüphaneyi ziyaret ediyorum. Bu hafta sonu yine kitapları kurcalarken gözüme takıldı. Kitabın rengi, ismi çok tanıdık geldi. Bir süre bakakaldım kitaba. Ben bu kitabı okumuştum dedim kendime. Hemen sayfalarını çevirmeye başladım.

Ama ben seni nasıl unutmuş olabilirim ki sayın yerleşik yabancım. Neden çıkmışsın aklımdan, yerleştiğim iklime en az senin kadar yabancı iken, unutmamam gereken şeylerin arasında iken, seni yüreğime yerleştirmiş iken neden unuttum. Fazlaca kitap okumanın zararları bu olsa gerek.

Eski zamanlarda hatırladığım kütüphane memurunu sordum. Acaba nerelerdedir. Yoksa çoktan göçmüş müdür öte alemlere. Kimseler hatırlayamadı o zamanlar boyum yüksek raflara yetişmediği için depodaki merdiveni benim için orada bulunduran bana "şiir kurdu" diyen Ahmet amcayı.

Kütüphanenin daimi üyesiydim. On beş günde bir, sadece tek kitap ödünc alma hakkımız olduğundan çoğu kitabı orada okurdum. Bazen kimseye söylememem koşuluyla bana 2 3 kitap ödünç verdiği olurdu. Bunu kimseye söylemedim ilk kez burada söylüyorum. Sen yine de beni affet.

Bazen kapanış saati gelince hala kitap okuyor oluşumu görünce takılırdı bana Ahmet Amca. "Ben gidiyorum şiir kurdu sen burada dur uykun gelince oradan bir raf boşaltıp yat uyu sabah gelirim." derdi. Ah keşke hep burada kalabilsem diye geçirirdim içimden. Sonra istemeden kitabımı rafa bırakır beraber ışıkları, kapıları kapatır çıkardık. Kimbilir şimdi nerelerdedir.

Kitabı yıllar sonra tekrar bulduğumda değişik bir hüzün kapladı yüreğimi. İçinde notlarım hala duruyordu. Kitap aynı kitaptı. 13 yaşında okumuş olduğum kitap. Evet bu kitabı seneler önce yine alıp okumuşum. Benden sonra kimseler dokunmamış. 2018 tarihli ikinci kez yine ben ödünç aldım. İçinde hala çocukluğum vardı. Geçmişten eski bir tanıdığa rastlamış gibi hem sevindim hem hüzünlendim.

Satır altları eğri çizgilerimle hala çiziliydi. Küçük bir dize yazmışım benden sonra kitabı okuyacak olana. Bu benden sana hatıra kalsın demişim.

"Ben eğilmem gündüz ama
geceleri kanatırım kendimi"

Kitabın sayfasını kıvırmış ve mektubumu oku yabancı demişim. Ve kimse okumamış yerleşik yabancıyı okuyacak olan yeni bir yabancıya bıraktığım notu. Yıllar yılı sonra yine ben açtım kıvırdığım sayfa kenarını.

Tekrar okumaya başladım yerleşik yabancımı. Sayfalarını tekrar tekrar okşadım. Çocukluğumun izleri hala içindeydi. Bir kaç ay önce Bir Acıya Kiracı kitabını okurken tanıdık gelmişti aslında dizeleri ama hatırlayamamıştım. Ve şu an üçüncü kez okuduğumda ki okuyamadım yeni okumuştum sadece bir karşılaştırma yaptım. Yine aynı satırları çizmiştim. Şaşırdım bu duruma. Geçen onca yılda ne şiir değişmiş ne de insana hissettirdikleri.

Yerleşik yabancıya bıraktığım ama hiç bir yere yerleşemediği için yine bana dönen son bir alıntı daha.

"Hem göğünü kaybetmiş
Hem beğenmiyor yerini
Göğsüme dadanan
Geçimsiz güneş."

Bu kitabı kütüphaneye geri vermesem olmaz mı? Kayboldu yırtıldı çalındı desem?

Metin Altıok şiirleri sessiz ama derinden bir karşı koyma gücü gösteriyor. Okumak için okuyucudan özel bir çaba sergilemesini istiyor. Anlaşılırlığı çoğu zaman zor oluyor. İlk olarak yalın bir anlatım gibi gözükse bile başlangıç anlamının ötesinde bir derinlik taşıyor Metin Altıok şiirleri.
51 syf.
·10/10
Hüznün gölgesi ağır ağır iniyor gözbebeklerinize. İşte buna tragedya deniliyor. Tragedya ağlatan demek. Metin Altıok yine ağlatıyor hıçkıra hıçkıra.

Tragedyalarda boğulurken sevgiliye sesleniyoruz keşke diyoruz keşke şimdi yanımda olsan, sonra köyleri kentleri düşünüyoruz. Onu beklerken yüreğinizin bir köşesi ufalanıyor.

O bedenim üşüyor derken sizin yüreğiniz yanıyor. Çünkü bilirsiniz cayır cayır yanarak can vermiş. Yok ama ben Metin Altıok'u düşünmeden onun şiirlerini okuyamıyorum. Ağlatan şiirden ziyade kendisi aslında
444 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Madımak Katliamı'nda kaybettiğimiz büyük şair, şiirlerinde ona özgü olan romantizm ve hüznü bazen özel teknikleriyle bazen mecazlarıyla oldukça çarpıcı şekilde yansıtmış. Kesinlikle okunması gereken bir kitap . Okumadan önce Carina'nın Günlüğü'nü de izlemenizi tavsiye ederim.
444 syf.
·Beğendi·10/10
"Ördüm de ilmek ilmek sırtıma giyemedim ömrümü.." Şairin çok dikkatimi çeken bu sözünü tesadüfen bu sözünü bir yerde okudum ve beni çok etkiledi. Sonrasında bu kitabı okumaya karar verdim. Tesadüfen okunan bir söz, güzel bir sürpriz oldu benim için çünkü bu söz ile bana apayrı bir dünyanın kapıları açıldı. Bir söz ile hayatımın seyri, yaşama bakışım, insana verdiğim değer bambaşka bir boyut aldı.

Yüreği çok güzel bir insan. Hissiyat olarak da kendime en yakın hissettiğim kişilerden birisidir. Hislerini içten, samimi bir sadelikle ancak en vurucu şekilde açıklayan bir yazar.. Keşke o yangın sonrası ölmeseydi, daha çok şiirini okuyabilseydik..

Şükrü Erbaş'ın Metin Altıok'u anlattığı bu cümlelerle bitiriyorum incelememi;
Bir kendine sürgün: Metin Altıok
Türk şiirinin, bedeni yüreğinden, yüreği bedeninden ince bu soylu şairi, acı ve ölümle eşitlediği aşk, gurbet ve yalnızlıktan bize güzellikler dokuyarak ayrıldı aramızdan.
444 syf.
·Beğendi·9/10
Çok sade, çok naif, hüznün başımı döndürdüğü bir şiir kitabı oldu. Çok iyiydi yahu. İnanın diyecek bir şey bulamıyorum. Şiir seven - sevmeyen ya da şiirden nefret eden herkesin okuması gerek. Hele ki o "Sarıl bana" şiiri yok mu, bitirdi beni. Işıklar içinde uyu üstat. (Kitabın rengine de bayıldım)

"Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana."
444 syf.
·9 günde·9/10
Bazen bazı şair veya yazarlarla tamamen şans eseri tanışırsınız ve hayatınıza bu kadar geç girdikleri için kendinize kızarsınız... Metin Altıok'ta benim için bu şairlerden biri Çağdaş Türk Edebiyatının son dönem yetiştirdiği şairler arasında ve en iyiler içinde yer alması gereken bir şahsiyet henüz okumadıysanız bence daha fazla geç kalmayın ...
115 syf.
Bir baba düşünün. Arasında kızı ile uzak mesafeler.. Her şeye rağmen vazgeçmeyen bir baba. Zeynep'inden vazgeçmeyen bir baba.. Mektupları 1 ay sonra bile gelse hatta bazen gelmese bile yazmaktan vazgeçmeyen bir baba..

Şair Metin Altıok, çok vahşet bir olay sonrası aramızdan ayrıldı. Bilinir.. Eli titrerken kızına mektup yazmak için daktilo kullanmış çoğu zaman. Hastayken bile kızını düşünmüş. 1 hafta hastanede ilaçlar, serumlar ile ayakta dururken, hastaneden çıkar çıkmaz kızına özürlerini bildirmek ve durumu anlatıp, kızının kendisine kırılmaması için adeta yalvarırcasına bir mektup yazan bir baba..

"Benim özlemimi ancak sana sarılmak, şöyle dolu dolu kucaklamak giderir. Bu da ne yazık ki şimdiye kadar çok az nasip oldu bana.." Çocuğuna bir kez daha sarılmak istedi ama mektuplar bakılırsa bunu ancak 5 senede bir gerçekleştirebilmiş.. Sürekli aksilikler aksilikler aksilikler.. Her şey üst üste gelmiş. Kızına daha iyi bir yaşam sunmak için, Bingöl'e gitmiş..

Kızı biraz umursamaz gibi davransa dahi yine de baba yüreği.. Dayanamamış naif şair. "Beni bağışla. Hayat bazı duygusuzların sandığı gibi düz değil. Hele bir şair için iki tarafı keskin bir kılıç. Kendinle ve içinde yaşadığın ortamla boğuşmak ve yenilmemek. Bu da
insanı oldukça yıpratıyor" işte bu sözler bildiriyor acılarını..

Bir şairi anlamak için onun özel hayatına inerseniz canınız çok yanar. Bunu bu kitap ile çok daha iyi anladım. Metin Altıok sevgisi gibi sevgileriniz olsun.. Keyifli okumalar..

Yazarın biyografisi

Adı:
Metin Altıok
Unvan:
Şair
Doğum:
Bergama, 14 Mart1940
Ölüm:
Ankara, 9 Temmuz 1993
14 Mart 1940 tarihinde Bergama'da doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl Lisesi'nde Felsefe Grubu Öğretmenliği ve daha sonra sürgün olduğu Bingöl'ün Genç ilçesinde, ayrıca Karaman Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yaptı. İşçi Partisi üyesiydi.
Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu ancak komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993'te Ankara'da vefat etti.
Şiirleri 70'li yıllarda yayımlanmasına karşın Metin Altıok, şiirlerinin kaynakları bakımından 60'lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) şairlerinden biri olarak nitelendirilebilir.
Gezginde Servet-i Fünun'dan, Ahmet Haşim'den, Dranas'dan, İkinci Yeni'ye, ve 60'lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler bulunmaktadır. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında olan sanatçının dili yalındır. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı sevdi. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlandı.
Yerleşik Yabancı'da tüm şiirleri tek bir şiirmiş izlenimi uyandırmakta, söyleyişte ve konularda benzerlikler bulunmaktadır. Buna karşın, Kendinin Avcısında kendine özgü bir ses, romantik, acılı ve yalın bir söyleyiş gözlenir. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle Türk şiirinin lirik geleneklerine bağlanmaktadır.

Yayımlanmış eserleri

Yerleşik yabancı (1978)
Kendinin avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü)
Küçük tragedyalar (1981)
İpek ve klabtan (1987)
Gerçeğin öte yakası (1990, Cemal Süreya şiir ödülü)
Dörtlükler ve desenler (1990)
Süveyda (1991)
Alaturka şiirler (1992)
Şiirin ilk atlası (1992)
Hesap işi şiirler (1993)
Bir acıya kiracı (1998-Bütün Şiirleri)

Yazar istatistikleri

  • 191 okur beğendi.
  • 296 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 275 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları