Murat Çiftkaya

Murat Çiftkaya

YazarÇevirmen
8.3/10
382 Kişi
·
916
Okunma
·
6
Beğeni
·
1498
Gösterim
Adı:
Murat Çiftkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ceyhan, 1965
1965 yılında Ceyhan'da Doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı.

Önce İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu yönetiminden, daha sonrada MÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

Şu anda özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Çiftkaya, İngilizce’den çok sayıda kitabın çevirisini gerçekleştirmiş ve yaptığı bu başarılı tercümelerle yayın piyasasının dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Çiftkaya’nın deneme ve öyküleri Köprü, Karakalem ve Zafer dergilerinde yayınlandı. Yeniasya Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Projenin ilk kitabı olan İlham Öyküleri adlı çalışması okuyucular tarafından büyük bir beğeni ve ilgi ile karşılanmıştır. Düşünen Öyküler, Rahmet Öyküleri , Gülümseyen Öyküler, Timaş yayınevinde çıkan kitapları arasında yer almaktadır.

Halen Haber7 de yazmaktadır.

Evli olan yazar, Meryem ile Ahmed'in babasıdır.
●Bir yılın değerini anlamak için,sınavını veremeyen bir öğrenciye sorun ●Bir ayın değerini anlamak için,erken doğum yapmış bir anneye sorun ●Bir haftanın değerini anlamak için,haftalık bir derginin yayıncısına sorun ●Bir günün değerini anlamak için, altı çoçuğunu doyurmak zorunda olan bir ameleye sorun ●Bir saatin değerini anlamak için,sevgilisiyle buluşmayı bekleyen aşığa sorun ●Bir dakikaninin degerini anlamak için,trenini kaçırmış bir yolcuya sorun ●Bir saniyenin değerini anlamak için,kazadan kılpayı kurtulmuş bir kişiye sorun ●Bir salisenin değerini anlamak içinse,olimpiyatlarda gümüş madalya almış bir atlete sorun.
“İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler, insanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler; ama insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.”
“Kendimize zaman ayırmak, hedeflerimiz doğrultusunda kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimizi tanımak ve zayıf bulduğumuz yanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu çaba karakterimizin, zihnimizin ve ruhumuzun güçlenmesi için öncelikli bir koşuldur. Eğer hayatta başarılı olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmayı ihmal etmemeliyiz.”
188 syf.
Dinin insanlığın esenliği için inkar edilemez bir hakikat olduğuna inanıyor Tolstoy. Fakat insanların kurnaz bir varlık olması tespitine dayanarak, çeşitli saptırmalar ve çıkarlar sebebi ile hakiki dinin çarpıtıldığını düşünüyor. Buradan yola çıkarak Allah ile insanın arasına araçlar sokulmasının meşru sayılmasını eleştiriyor. Dünyanın altı bin yıl önce yaratılması, tüm hayvanların gemiye sığması gibi konuları akla muhalif buluyor. Bütün dinlerin ( ki tamamını eleştiriyor ) temel ilkesinin, yani tüm insanların eşitliğinin unutulduğunu, bile bile ihmal edildiğini ifade ediyor.

Sonra diğer tarafa dönüyor ve dinsizleri de eleştiriyor. İç dünyalarındaki çelişkileri saklamak için karmaşık deliller toplayarak, insanların dikkatini önemli ve asli olandan uzaklaştıran, ona göre yalanlar içinde kalmasını mümkün kılan bir sürü faydasız saçmalığın zihinleri doldurduğunu / dolduracağını iddia ediyor.

Eleştirilerden bilim de nasibini alıyor tabi. Zamanın tüm bilimsel tetkiklerinin cevap bekleyen asli sorudan kaçtığını, hiçbir yere götürmeyen fakat süreç ilerledikçe karmaşıklaşan ikincil meseleleri incelediğini düşünüyor.

Yani aslında din konusu ile ilgili her yönü / bölümü sorguluyor. İnsanların şuursuz imansızlığına ve sözde eğitimli diye tabir ettiklerinin de imanı şuurlu biçimde inkar etmesine karşı çıkıyor. İnsan hayatının en yüce kanununun sevgi kanunu olduğunu söyleyerek hakiki dinde sabit kalınması gerektiğini söylüyor. Ve yaptığı tüm sert eleştiriler sebebi ile de kilise tarafından aforoz ediliyor.

Kitapta yazara katıldığım fikirleri de oldu, kesin bir şekilde itiraz ettiklerim de. Ama sonuç olarak her düşüncede insanın okuyabileceği, inananların da inanmayanların da kendisine artı değer katabileceği bir kitap olduğu gerçeği inkar edilemez.

Keyifli okumalar ...
160 syf.
Gülümseyen öyküler kitabında yazar insanı düşünmeye ve ibret almaya sevkedecek hikayeleri serdetmiş. Gerçi hikayelerin çoğunu internet ortamından bulmak mümkün ama, derli toplu bir şekilde elinde bulunmasını isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap...
127 syf.
·2 günde
Tolstoy,
İnsan Ne İle Yaşar? isimli bu kitabı ile insan olmanın, insanca yaşamanın gereklerini fazlasıyla ilgi çekici ve akıcı şekilde hikayelerle anlatmış.
Hikayeler oldukça coşkulu, her biri ayrı ayrı mesajlar veriyor.
Düşündürücü ve okuması çok keyifliydi.
127 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanın yaşamını idame ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu pek çok faktör vardır. Tolstoy bu eserinde insanın mütemadiyen ihtiyaç duyduğu asıl şeyin sevgi olduğunu,!sevginin de bir çok hakikatin sırrı olduğunun üstünde şiddetle durmuş. Eserinde her biri birbirinden etkileyici hikmetli hikayeler sunmuş okuyucusuna. Hayatın hakikatinden, sevginin, merhametin kıymetinden, insanlar arasında varolan mucizevi bağlantıdan ve daha pek çok değerden bahsetmiş hikayelerinde.
Hikayelerinde verilen erdem değer sevgi konuda mesajlar bize yazarın düşünce yapısından da ipuçları sunmalı. Bu doğrultuda Tolstoy için tüm bu kavramların önemli olduğunu saptamak pek güç olmasa gerek.
Kısa kısa hikayelerin bulunduğu ince bir kitap bu. 7’den 70’e herkesin keyifle okuyabileceğine inanıyorum bu eseri. Dili son derece açık ve sade olmakla birlikte anlatımı da bir o kadar akıcıydı.
208 syf.
Bilgelik üzerine hikayelerin derlendiği bir kitap...
Kitab 10-12 yaşındakiler için çok komplike olmayan kurgusuyla ve diliyle ideal bir kitap olabilir. Çocuklara iyi okumalar...
127 syf.
·Beğendi
Hani bazı kitaplar vardır küçükken okursunuz, ama birde ilerleyen yaşlarda okursunuz. Benimde öyle okuduğum bir kitaptı ilkokulda okumuş ve pek de bir şey anlamamıstım. Tekrar okuyunca anladım ki gören bir gözü, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar fakiriz aslında hepimiz. Bence herkesin okuması gereken anlamlı kitaplardan birisi
192 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Sevgili yazar Tolstoyun bu kitabı cok farkli geldi Elestirdigim katildigim katılmadığım kisimlar tabiki oldu bazı cümlelerin yenilendiğini düşündüm hatta ama eseri oldukca begendim ve mutlaka okunmalı tabiki doğru bir zaman ve ortamda sindirerek islami eserlerden sonra okunmalı inançla ilgili bilhassa; zira kitapta Tolstoy Hristiyanligin kurtuluş olduğunu ve öğretilerini nasilligini daha çok anlatıyor bu tür inanç felsefe kitaplarına dikkat edilmeli.Çünkü Hıristiyanlığı bide islami nazarla okumali ilkin.Begendigim kısmı kendi açımdan dinin gerekli olduğundan bahsedip dinsiz insanın yüreksiz insana benzemesi tanımını yapması oldu.Yani düşündüğüm zaman inanç olmadan hayatin anlamaminin olmayacağını düşünüyorum doğru yanlışlığı farketmez kesinlikle.
Genelde diğer ilimlerle harmanlayarak dinin tanımını yaptığı ve hayatin ayrılmaz parçası olduğunu bölümler halinde ifade etmiş bu kıymetli kitabında.Bulundugu cagin zihniyetini tabiki. Mesela İnsanların artık dini kuralların güncelliğini yitirdiğini, bunun yerine insanların koyduğu sosyal kuralların geçerli olması gerektiğine inandıklarından bahsederek bu görüşlere karşı dini savunurken kiliseyi yerden yere vurması görüşleri olabilir.
Sonra( romanında aslında roman olarak tam görmedim bence daha çok felsefe ve düşünce yazısı gibi geldi ondan eser diye yaziyorum ) din sorusuna şöyle özetle en cahil insanın anlayabileceği şekilde, insanın tanrıyla arasında olan bağ olarak tanımlamış.Diger taraftan ateist olan birinin ahlak sahibi olamayacağını belirtmesi çok da anlaşılabilir bir şey değil belki de.Ayrıca Hristiyanliktan oluşundan şeklinden Ve Allahtan Hz.Isadan sürekli bahsedip dogru ögretiyi anlatiyor.Ahlaksizlik ve yanlışlardan bahsedip dinden uzak olduğunu sevgiye dair bir dinin olması gerektiğini yine ifade ediyor.Benim en çok beğendiğim kısım eserde iyi kötü ve günah ve Tanrı tanımlarının yapılması ve bir-çok filozofun sözünün kullanılması dinin bugünkü halinden bahsettiği kısımlar oldu.
Kitabın ilk başında anlattığı kısımlar daha çok dinin kendi özünden uzaklaşıp değiştiğinden sapmasindan ve bu sekilde insan hayatinda bos bir metaya dönüştüğünden ise yaramaz olduğunu anlatmış.

Dikkatimi çeken kısım şu oldu;
şimdi Tolstoy iki gruptan bahsediyor yani eserde şöyle ki İnsanları ilkin ruhuyla inanip iman eden, bu imanını zihnine kabul ettirerek hareket eden ve önce düşünceleriyle olayları kabul eden ve daha sonra ruhuna kabul ettirenler olarak iki grup olduğunu söylemiş şimdi İlk gruptaki insanların düşünceleri oldukça basit durumdayken ikinci grubun oldukça karmaşık bir düşünce yapısı olduğunu söylüyor bunun için şunu delil olarak sunuyor ; iman eden insanlar için tek bir ilahi kitap yeterken ikinci grup için ceza kanunu, medeni kanun gibi bir çok kanunla sosyal hayatı düzenlemek zorunda olduklarını söylüyor. Ayrıca devaminda Dinsiz dedigi insanların normal yaşamlarının bile karmaşık ve yanlış olduğunu anlatmış .Mucize bahsinde miraç hadisiseyle ilgili söylediği saçmalık ve aldatmaca olarak ornek içinde bir müslüman olarak bu nitelendirmesini sevmedim haliyle.

En çok beğendiğim sayfa olan 44 ve devamına baktigimda çok fazla alti çizili cümle olduğunu görüyorum sebep şu dinin kendi kurallarına göre yaşanması gerektiğinden bahsetmesi ve insanların kurallarına göre yasamamasi gerektiğini anlatmasıdır.Hayatı Anayasa tüzük , ceza kanunu, mecelle iste her türlü kural vs gibi kanunlarla düzenleyerek yonetme büyük bir iş yaptıklarını sananlara karşı da şunu söylüyor. 'Bazıları eşit olduğu halde neden başkasını yarğılayabiliyor' Yani özetle aslında  Bugunku Dinin Hepimizin birarada yaşadığı dünyada insanların eşitliğinden daha fazla zengin sınıfın haklarını ve çıkarlarını korumak için kurulduğunu ve bunun öyle olmadığını devamında söylüyor
Din kurallarını elinde taşıyan ve öyle olduğunu sananlara iktidara zorbalara karşı bilhassa sert bir üslup ve eleştiri vardı.Dinin yozlaştığını anlatıp yer yer toplumu da suçlamış günümüzden oldukça izler taşıyor eser.

Iyi okumalar...
192 syf.
·5 günde·4/10
Tolstoy'un ilk kez Hz. Muhammed kitabını okuduktan sonra onu İslam'a yakın biri olarak görmüştüm ama bu kitabı okuduktan sonra daha kapsamlı ve bambaşka bir kişilikle karşılaştım.



Yazdıklarından anladığım kadarıyla her şeyden önce Tolstoy, Hristiyan toplumun selametini isteyen dertli ve samimi bir Hristiyan.

<Kısacası, Hristiyan dünyası insanlarının sefaletinin ardındaki sebep, insanların şuursuz imansızlığı ve sözde eğitimli insanların da imanı şuurlu biçimde inkâr etmesidir.>
bu ve benzeri sözlerle kitapta tahrif edilmemiş Hıristiyanlığa dönülmesi gerektiğini vurgulamış.


İlk kez öğrendiğim başka bir bilgi de; Hristiyanlıkta savaşta bile olsa insan öldürmenin yasaklanmış olması ve bazı Hristiyanların dinlerine bağlı olmayı dava edinerek bedel ödemiş olmaları.

<Ferrucius bunu gayet sarih ve kararlı bir dille açıkladı ve bu yüzden idam edildi: "Hristiyanların, adil bir savaşta bile, hatta Hristiyan hükümdarların emriyle bile, kan dökmesine izin yoktur." Dördüncü asırda, Celeris Psikoposu Lucifer, Hristiyanın en kıymetli nimeti olan imanını "başkalarını öldürerek değil, kendisi ölerek müdafaa etmesi gerektiğini öğretiyordu.>

<Bir süredir, sayıları giderek artan genç insanlar askerliği reddediyor ve Allah'ın emrine ihanet etmektense, maruz bırakıldıkları bütün zalimce işkencelere katlanıyorlar.>
Demek ki, hidayet sadece samimiyetle olmuyormuş. Burada bahsedilen Hristiyanlar Allah'ın dinine bağlı olduklarını düşünerek işkencelere katlandılar ama çektikleri hiçbir işe yaramadı.


*****

"Hiç şüphesiz, Allah katında (tek ve gerçek) din İslam'dır."
(Al-i İmran, 19)

*****


Tolstoy'un laikliğe ve sekülerizme karşı olması mantıklı ama yazdıklarının bir kısmı akılda soru işareti bırakıyor. Bugüne kadar ilk kez karşılaştığım bir fikir; Tolstoy, hem hükümete karşı hem devrimcilere hem de bütün siyasi yapılara ama insanların ne şekilde yönetileceğiyle ilgili hiçbir fikir belirtmemiş, ayrıca şiddete tamamen karşı ama adaletin nasıl sağlanacağıyla ilgili hiçbir fikri yok gibi görünüyor.

<Halbuki, senatörün, bakanın, kralın ve siyasi parti liderinin yaptığı iş, cellat ve casusun yaptığı iş kadar insan yaratılışına yabancı, iğrenç ve adidir; belki daha aşağıdadır, çünkü riyakârlıkla örtülmektedir.>

<Anlamalısınız ki, zorlamayla başka insanların yaşamlarını düzenlemeyi amaçlayan hiçbir faaliyet insanların saadetini temin edemez.>


Ve en sonunda kitabını diğer kitaplarında da olduğu gibi Sevginin önemini anlatarak bitirmiş.

<İnsan ruhunun esasını teşkil eden şey sevgidir, hakiki sevgidir; Hz. İsa'nın öğretisinde bildirilen ve her türlü şiddetin teklifini bile dışlayan sevgidir.>
192 syf.
Tolstoy çok dertli bir abimizdir. Yaşamı boyunca hayatı ve dinleri sorgulamış ve mensubu olduğu Hiristiyanlık dinine yaptığı eleştiriler sonucu aforoz edilmiştir.

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? Kitaptaki Hiristiyanlık, Papaz gibi kelimeleri çıkar yerlerine Müslümanlık, Hoca kelimelerini koy hiç sırıtmaz.

Bu kitabı okurken kendimize şu soruları sormamız gerektiğin hissediyorsunuz:
Acaba bizim yaşadığımız din hangisi?
Allah'ın indirdiği din ile Yaşadığımız din arasında ne gibi farklılıklar var?
Nasıl bir Tanrı algısına sahip olmalıyız?
Din birilerinin tekelinde olmalı mıdır?

Bu kitap bu soruları kendimize sormamızı ve cevapları bulmamızda da bize yardımcı oluyor.

Bundan dolayı okumanızı tavsiye ederim.
192 syf.
·3 günde·8/10
Tolstoy bu eserinde sadece dinin tanımını sorgulamamış, kısa bölümler halinde dinin özünden nasıl saptırıldığı, toplumsal ve siyasi ahlakın, idarenin nasıl yozlaştığı konularında tespitlerde bulunup eleştiriler yapmıştır. Bütün eleştirilerine katılmasam da okuyucuya farklı bakış açıları ve çağından örnekler sunması ilgi çekici.
Sevgi kanununu, hayatın yüce kanunu yapmak, insan haklarını korumak ve uygulamak hayatımızın temel taşı olsun, işte o zaman neye inanıyorsak inanalım bence ruhen en temiz kişiler oluruz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Çiftkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ceyhan, 1965
1965 yılında Ceyhan'da Doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı.

Önce İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu yönetiminden, daha sonrada MÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

Şu anda özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Çiftkaya, İngilizce’den çok sayıda kitabın çevirisini gerçekleştirmiş ve yaptığı bu başarılı tercümelerle yayın piyasasının dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Çiftkaya’nın deneme ve öyküleri Köprü, Karakalem ve Zafer dergilerinde yayınlandı. Yeniasya Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Projenin ilk kitabı olan İlham Öyküleri adlı çalışması okuyucular tarafından büyük bir beğeni ve ilgi ile karşılanmıştır. Düşünen Öyküler, Rahmet Öyküleri , Gülümseyen Öyküler, Timaş yayınevinde çıkan kitapları arasında yer almaktadır.

Halen Haber7 de yazmaktadır.

Evli olan yazar, Meryem ile Ahmed'in babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 916 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 633 okur okuyacak.
  • 23 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları