Murat Çiftkaya

Murat Çiftkaya

YazarÇevirmen
8.0/10
114 Kişi
·
381
Okunma
·
4
Beğeni
·
1.153
Gösterim
Adı:
Murat Çiftkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ceyhan, 1965
1965 yılında Ceyhan'da Doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı.

Önce İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu yönetiminden, daha sonrada MÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

Şu anda özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Çiftkaya, İngilizce’den çok sayıda kitabın çevirisini gerçekleştirmiş ve yaptığı bu başarılı tercümelerle yayın piyasasının dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Çiftkaya’nın deneme ve öyküleri Köprü, Karakalem ve Zafer dergilerinde yayınlandı. Yeniasya Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Projenin ilk kitabı olan İlham Öyküleri adlı çalışması okuyucular tarafından büyük bir beğeni ve ilgi ile karşılanmıştır. Düşünen Öyküler, Rahmet Öyküleri , Gülümseyen Öyküler, Timaş yayınevinde çıkan kitapları arasında yer almaktadır.

Halen Haber7 de yazmaktadır.

Evli olan yazar, Meryem ile Ahmed'in babasıdır.
Mutluluğun her zaman bizim olmadığımız yerlerde zannederiz ,onu uzaklarda ararız.Ama mutlu olmasını bilen için mutluluk hep yanındadır.
●Bir yılın değerini anlamak için,sınavını veremeyen bir öğrenciye sorun ●Bir ayın değerini anlamak için,erken doğum yapmış bir anneye sorun ●Bir haftanın değerini anlamak için,haftalık bir derginin yayıncısına sorun ●Bir günün değerini anlamak için, altı çoçuğunu doyurmak zorunda olan bir ameleye sorun ●Bir saatin değerini anlamak için,sevgilisiyle buluşmayı bekleyen aşığa sorun ●Bir dakikaninin degerini anlamak için,trenini kaçırmış bir yolcuya sorun ●Bir saniyenin değerini anlamak için,kazadan kılpayı kurtulmuş bir kişiye sorun ●Bir salisenin değerini anlamak içinse,olimpiyatlarda gümüş madalya almış bir atlete sorun.
Din nedir? Neden önemlidir?

Her insanın kendisine sorması gereken soru. Ne yazık ki çoğu zaman kaçarız bu sorudan, korkarız fikirlerimizin değişmesinden, inançlarımızın sarsılmasından. Toplumun alışılagelmişlerinden vazgeçmek kolay değildir çünkü...

"Aklı başında(rasyonel) insanın ortaya çıkışından bu yana, dinsiz yaşayabilmiş ya da yaşamış tek bir insan toplumu bile olmamıştır." diyor Tolstoy sayfa 15'te ama bahsettiği din, ne Tanrı ve sonsuzluk kavramını vermeyen uydurma dinlerdi, ne içerisinde büyüdüğü ve mevcut dini olan Hristiyanlık'tı ne de diğer dinler. Zamanla bozulan ve kalplere hitap etmeyen Hristiyanlık'ın hakikatten ayrıldığını söylüyor Tolstoy, bunu zamanında sesli de söylemiş olacak ki aforoz edilmiş kendisi.

"Tanrı'nın adını anıyorum diye kızma yine, elimde değil."
Onun için hakiki din, insanların eşit ve adil bir ortamda sevgi ve barış içerisinde yaşadığı dindi ve gittikçe otoriteleşen kilise kesinlikle bu düşünceleri karşılamıyordu. Bu aldatmacalardan, sahtekarlıktan kurtulmak gerekli ona göre. Elif Şafak'ın da dediği gibi: "Tanrı algısını kendi çıkarları için kullanan insan kadar tehlikelisi yok bu dünyada."

İlginçtir ki "Hristiyan" yerine "Müslüman" koyun cuk oturuyor. Dinimizin, ahlakımızın ne hale geldiği ortada... Bu sebeple her görüşten, kesimden insanın okuması ve ders çıkarması gereken bir eser. Tolstoy Hristiyan dünyasının bulunduğu durumu şu şekilde anlatıyor: "İnanmadıkları şeye ahlaksızca inanıyormuş gibi davranıyorlar."
Tanıdık geldi mi?

İkinci kısımda ise dinsizleri eleştiriyor Tolstoy. İnsanların vahşileştiğini, hayvansal hırslarının gözünü kör ettiğini ve gittikçe ahlaksızlaştığını söylüyor. Çözüm ona göre tabiki din zira insan, hayvanlar gibi sınırlı ve yalnızca belli komutlarla hareket eden bir varlık değil. Görür, fark eder, düşünür. Kendisinin ve sevdiklerinin akıbetini merak eder, bilinmezlik hissinden korkar. Yalın bir dille Hristiyanlık üzerinden çok güzel bir eleştiri ortaya koymuş Tolstoy, kesinlikle okunmalı. Tolstoy kitap yazar da bilim yer almaz mı! Bilimin soyut bir kavram olduğunu ve her an değişebileceğini söylüyor Tolstoy, bilimle insanları aldattıklarını... Bilim din ile vardır, din de bilimle...

"En ahmakça hurafelerden biri, bilim adamlarının, "insan imansız yaşayabilir." şeklindeki hurafesidir. (Sayfa 91)
Dinin insanlığın esenliği için inkar edilemez bir hakikat olduğuna inanıyor Tolstoy. Fakat insanların kurnaz bir varlık olması tespitine dayanarak, çeşitli saptırmalar ve çıkarlar sebebi ile hakiki dinin çarpıtıldığını düşünüyor. Buradan yola çıkarak Allah ile insanın arasına araçlar sokulmasının meşru sayılmasını eleştiriyor. Dünyanın altı bin yıl önce yaratılması, tüm hayvanların gemiye sığması gibi konuları akla muhalif buluyor. Bütün dinlerin ( ki tamamını eleştiriyor ) temel ilkesinin, yani tüm insanların eşitliğinin unutulduğunu, bile bile ihmal edildiğini ifade ediyor.

Sonra diğer tarafa dönüyor ve dinsizleri de eleştiriyor. İç dünyalarındaki çelişkileri saklamak için karmaşık deliller toplayarak, insanların dikkatini önemli ve asli olandan uzaklaştıran, ona göre yalanlar içinde kalmasını mümkün kılan bir sürü faydasız saçmalığın zihinleri doldurduğunu / dolduracağını iddia ediyor.

Eleştirilerden bilim de nasibini alıyor tabi. Zamanın tüm bilimsel tetkiklerinin cevap bekleyen asli sorudan kaçtığını, hiçbir yere götürmeyen fakat süreç ilerledikçe karmaşıklaşan ikincil meseleleri incelediğini düşünüyor.

Yani aslında din konusu ile ilgili her yönü / bölümü sorguluyor. İnsanların şuursuz imansızlığına ve sözde eğitimli diye tabir ettiklerinin de imanı şuurlu biçimde inkar etmesine karşı çıkıyor. İnsan hayatının en yüce kanununun sevgi kanunu olduğunu söyleyerek hakiki dinde sabit kalınması gerektiğini söylüyor. Ve yaptığı tüm sert eleştiriler sebebi ile de kilise tarafından aforoz ediliyor.

Kitapta yazara katıldığım fikirleri de oldu, kesin bir şekilde itiraz ettiklerim de. Ama sonuç olarak her düşüncede insanın okuyabileceği, inananların da inanmayanların da kendisine artı değer katabileceği bir kitap olduğu gerçeği inkar edilemez.

Keyifli okumalar ...
Tolstoy çok dertli bir abimizdir. Yaşamı boyunca hayatı ve dinleri sorgulamış ve mensubu olduğu Hiristiyanlık dinine yaptığı eleştiriler sonucu aforoz edilmiştir.

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? Kitaptaki Hiristiyanlık, Papaz gibi kelimeleri çıkar yerlerine Müslümanlık, Hoca kelimelerini koy hiç sırıtmaz.

Bu kitabı okurken kendimize şu soruları sormamız gerektiğin hissediyorsunuz:
Acaba bizim yaşadığımız din hangisi?
Allah'ın indirdiği din ile Yaşadığımız din arasında ne gibi farklılıklar var?
Nasıl bir Tanrı algısına sahip olmalıyız?
Din birilerinin tekelinde olmalı mıdır?

Bu kitap bu soruları kendimize sormamızı ve cevapları bulmamızda da bize yardımcı oluyor.

Bundan dolayı okumanızı tavsiye ederim.
dinin gerekliliğini savunmak yanında
dini sömürüp kendi menfaatleri için kullanan din adamlarını
hem eleştirip hemde gelecek olan kominizme karşı uyarıyor

sonuç; komünizmin altında ezilen din adamları
Tolstoy un dini meselerle ilgili görüşlerini her zaman merak etmişimdir .Hakkında çok iyi yorumlar duyduğum bir kitaptı.Ama bende aynı etkiyi uyandırmadı doğrusu.Kitabın sürekli aynı şeyi söylüyormuş gibi bir havası var.Tolstoy un genel tarzına göre biraz sıkıcı buldum.
Tolstoy bu eserinde sadece dinin tanımını sorgulamamış, kısa bölümler halinde dinin özünden nasıl saptırıldığı, toplumsal ve siyasi ahlakın, idarenin nasıl yozlaştığı konularında tespitlerde bulunup eleştiriler yapmıştır. Bütün eleştirilerine katılmasam da okuyucuya farklı bakış açıları ve çağından örnekler sunması ilgi çekici.
Sevgi kanununu, hayatın yüce kanunu yapmak, insan haklarını korumak ve uygulamak hayatımızın temel taşı olsun, işte o zaman neye inanıyorsak inanalım bence ruhen en temiz kişiler oluruz.
Bu kitapda doğru şeyler kısmen olsada adam hıristiyanlığı övüyor bir yandanda şimdiki hıristiyan topluluğunu eleştiriyor hıristiyan topluluğun yanlış yolda olduklarını beyan ediyor
Kilise, din adamları ve yöneticilerin din adı altında yaptıklarına eleştiri mahiyetinde kendi dönemi için yazılmış olarak görünse de aynı şeyler belki daha da fazlası bugünün İslam dünyası(!) için de geçerli. Tolstoy Hristiyanlık dininin yozlaşmış oluşunu, gerçek dinin yaşanılan din olmadığını ifade ederken bugüne dair İslam için konuşuyormuş gibi hissettim.

Asıl dinin Hristiyanlık olduğunu ifade ederken ve bu dini tanımlarken; tüm gerçek dinlerin özünde temel ilkeler bağlamında aynı olduğunu, bunun da Hristiyanlık öğretisi olduğunu ifade etmiştir. Bu da bana Kur'an'da kutsal kitaplar için kullanılan "zikir" kavramını hatırlattı.
Araştıran, öğrenen, düşünen ve tartışan bir insan özelliğiyle kabullendiğimiz Tolstoy, bu kitapta da dini sorgulamıştır.Tolstoy dinin ne olduğunu ve neden gerekli olduğunu anlatmış.O dönemin resmini çekmiş,tahlil etmiş ve sunmuş.Dinsiz olmanın mümkün olmayacağını, dinsiz insanın yüreksiz insana benzediğini söylemiş.Kitapta Hristiyanlık propagandası yapıldığı görülse de yeri geldiğinde bütün dinleri Hristiyanlığı kiliseyi ve dini kullanan yöneticileri ağır şekilde eleştirmiştir.
Bu kitap gerçekten okuru etkiliyor. Yazarın seçtiği hikayelerde çok güzel ve ders verici. Tabi ki her insanın istediği tarzda bir kitap olmasada ben beğendim. Size de tavsiye ederim. Hayırlı okumalar :) :) :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Çiftkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ceyhan, 1965
1965 yılında Ceyhan'da Doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı.

Önce İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu yönetiminden, daha sonrada MÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

Şu anda özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Çiftkaya, İngilizce’den çok sayıda kitabın çevirisini gerçekleştirmiş ve yaptığı bu başarılı tercümelerle yayın piyasasının dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Çiftkaya’nın deneme ve öyküleri Köprü, Karakalem ve Zafer dergilerinde yayınlandı. Yeniasya Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Projenin ilk kitabı olan İlham Öyküleri adlı çalışması okuyucular tarafından büyük bir beğeni ve ilgi ile karşılanmıştır. Düşünen Öyküler, Rahmet Öyküleri , Gülümseyen Öyküler, Timaş yayınevinde çıkan kitapları arasında yer almaktadır.

Halen Haber7 de yazmaktadır.

Evli olan yazar, Meryem ile Ahmed'in babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 381 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 301 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları