Adı:
Din Nedir?
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757969044
Orijinal adı:
A Confession and Other Religious Writings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Baskılar:
Din Nedir?
Din Nedir
Din Nedir
Din Nedir?
Din Nedir
Din Nedir
Günümüz okumuşlarının anlayışına göre din lüzumlu değil: ya onun yerini bilim alacak ya da çoktan aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de tek bir insan toplumu veya tek bir aklı başında kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklıbaşında kişi diyorum, çünkü aklıbaşında olmayan kişi tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklıbaşında bir varlık dinsiz yaşayamaz; çünkü öncelikle ve sonrasında neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din ona yaratılışı gereği verildiğinden aklıbaşında hiçbir insan dinsiz yaşayamaz.
192 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Din nedir? Neden önemlidir?

Her insanın kendisine sorması gereken soru. Ne yazık ki çoğu zaman kaçarız bu sorudan, korkarız fikirlerimizin değişmesinden, inançlarımızın sarsılmasından. Toplumun alışılagelmişlerinden vazgeçmek kolay değildir çünkü...

"Aklı başında(rasyonel) insanın ortaya çıkışından bu yana, dinsiz yaşayabilmiş ya da yaşamış tek bir insan toplumu bile olmamıştır." diyor Tolstoy sayfa 15'te ama bahsettiği din, ne Tanrı ve sonsuzluk kavramını vermeyen uydurma dinlerdi, ne içerisinde büyüdüğü ve mevcut dini olan Hristiyanlık'tı ne de diğer dinler. Zamanla bozulan ve kalplere hitap etmeyen Hristiyanlık'ın hakikatten ayrıldığını söylüyor Tolstoy, bunu zamanında sesli de söylemiş olacak ki aforoz edilmiş kendisi.

"Tanrı'nın adını anıyorum diye kızma yine, elimde değil."
Onun için hakiki din, insanların eşit ve adil bir ortamda sevgi ve barış içerisinde yaşadığı dindi ve gittikçe otoriteleşen kilise kesinlikle bu düşünceleri karşılamıyordu. Bu aldatmacalardan, sahtekarlıktan kurtulmak gerekli ona göre. Elif Şafak'ın da dediği gibi: "Tanrı algısını kendi çıkarları için kullanan insan kadar tehlikelisi yok bu dünyada."

İlginçtir ki "Hristiyan" yerine "Müslüman" koyun cuk oturuyor. Dinimizin, ahlakımızın ne hale geldiği ortada... Bu sebeple her görüşten, kesimden insanın okuması ve ders çıkarması gereken bir eser. Tolstoy Hristiyan dünyasının bulunduğu durumu şu şekilde anlatıyor: "İnanmadıkları şeye ahlaksızca inanıyormuş gibi davranıyorlar."
Tanıdık geldi mi?

İkinci kısımda ise dinsizleri eleştiriyor Tolstoy. İnsanların vahşileştiğini, hayvansal hırslarının gözünü kör ettiğini ve gittikçe ahlaksızlaştığını söylüyor. Çözüm ona göre tabiki din zira insan, hayvanlar gibi sınırlı ve yalnızca belli komutlarla hareket eden bir varlık değil. Görür, fark eder, düşünür. Kendisinin ve sevdiklerinin akıbetini merak eder, bilinmezlik hissinden korkar. Yalın bir dille Hristiyanlık üzerinden çok güzel bir eleştiri ortaya koymuş Tolstoy, kesinlikle okunmalı. Tolstoy kitap yazar da bilim yer almaz mı! Bilimin soyut bir kavram olduğunu ve her an değişebileceğini söylüyor Tolstoy, bilimle insanları aldattıklarını... Bilim din ile vardır, din de bilimle...

"En ahmakça hurafelerden biri, bilim adamlarının, "insan imansız yaşayabilir." şeklindeki hurafesidir. (Sayfa 91)
80 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Din Nedir? TOLSTOY
Din nedir? Kitap ismiyle bile beynimde şimşekler çakılmasına neden oldu. Gerçekten din nedir? Ona, buna göre değil, bana göre din ne idi? Öldürmek, yakıp yıkmak, diğer dinlere duyulan saygısızlık, din, dil, ırk ayrımı? Yada sadece "sevgi" sözcüğünün kapsadığı tüm anlamlarmıydı? Dünyayı güzelleştiren her ne varsa hepsinin toplamı belki de din nedirin cevabıydı...
Beni çok etkileyen bir isimdir Tolstoy, bu kitabı okuduğumda bir çok düşüncemi onun düşünceleri ile örtüşür bulunca daha bir mutlu oldum.
Bu kitabı neden okumalısınız, bir kaç alıntı yaparak cevap vermeye çalışacağım;
"öfkeli, kin tutucu bir Tanrı'yı bildiren ürkütücü öğretilerden daha ahlaksızca bir şey olamaz."

"Ana babaların, yöneticilerin ve öğretmenlerin çocuklara teslis, bakire Meryem, indralar, trimurti, burdalar, hz. Muhammed' in göğe yükselmesine dair çağdışı ve akla sığmaz öğretiler yerine, sade gerçekleri, bütün dinlerin herkesçe paylaşılan taraflarını, insandaki tanrısal ruhun metafizik özünü ve kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına da öyle davranması gerektiği, biçimindeki kılgısal yasayı öğretmeleri seçilmelidir."
" Din ne bilinen bir zamanda gerçekleştiğine inanılan kimi doğaüstü olaylara bir seferliğine beslenen inanç ya da bilim adamlarının sandığı gibi, günümüz hayatında hiç bir şey ifade etmeyen eski cehalete ait hurafelerin kalıntısı da değildir. Din, insan ile ebedi hayat ve Tanrı arasında akla ve çağdaş bilgiyle tutarlı olarak kurulan ve insanlığı amacına kilitleyen bir bağdır."

Bu güne kadar inandığınız ve belkide hiç sorgulamadığınız gerçeklerle yüzleştiren, bu anlamda acımasız bir o kadar da gerçek bir kitap okuyacaksınız. Mutlaka okumalarınız arasına sıkıştırıp okumanızı tavsiye ediyorum...
Sevgiyle ve kitapla kalın...
188 syf.
Dinin insanlığın esenliği için inkar edilemez bir hakikat olduğuna inanıyor Tolstoy. Fakat insanların kurnaz bir varlık olması tespitine dayanarak, çeşitli saptırmalar ve çıkarlar sebebi ile hakiki dinin çarpıtıldığını düşünüyor. Buradan yola çıkarak Allah ile insanın arasına araçlar sokulmasının meşru sayılmasını eleştiriyor. Dünyanın altı bin yıl önce yaratılması, tüm hayvanların gemiye sığması gibi konuları akla muhalif buluyor. Bütün dinlerin ( ki tamamını eleştiriyor ) temel ilkesinin, yani tüm insanların eşitliğinin unutulduğunu, bile bile ihmal edildiğini ifade ediyor.

Sonra diğer tarafa dönüyor ve dinsizleri de eleştiriyor. İç dünyalarındaki çelişkileri saklamak için karmaşık deliller toplayarak, insanların dikkatini önemli ve asli olandan uzaklaştıran, ona göre yalanlar içinde kalmasını mümkün kılan bir sürü faydasız saçmalığın zihinleri doldurduğunu / dolduracağını iddia ediyor.

Eleştirilerden bilim de nasibini alıyor tabi. Zamanın tüm bilimsel tetkiklerinin cevap bekleyen asli sorudan kaçtığını, hiçbir yere götürmeyen fakat süreç ilerledikçe karmaşıklaşan ikincil meseleleri incelediğini düşünüyor.

Yani aslında din konusu ile ilgili her yönü / bölümü sorguluyor. İnsanların şuursuz imansızlığına ve sözde eğitimli diye tabir ettiklerinin de imanı şuurlu biçimde inkar etmesine karşı çıkıyor. İnsan hayatının en yüce kanununun sevgi kanunu olduğunu söyleyerek hakiki dinde sabit kalınması gerektiğini söylüyor. Ve yaptığı tüm sert eleştiriler sebebi ile de kilise tarafından aforoz ediliyor.

Kitapta yazara katıldığım fikirleri de oldu, kesin bir şekilde itiraz ettiklerim de. Ama sonuç olarak her düşüncede insanın okuyabileceği, inananların da inanmayanların da kendisine artı değer katabileceği bir kitap olduğu gerçeği inkar edilemez.

Keyifli okumalar ...
192 syf.
Tolstoy çok dertli bir abimizdir. Yaşamı boyunca hayatı ve dinleri sorgulamış ve mensubu olduğu Hiristiyanlık dinine yaptığı eleştiriler sonucu aforoz edilmiştir.

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? Kitaptaki Hiristiyanlık, Papaz gibi kelimeleri çıkar yerlerine Müslümanlık, Hoca kelimelerini koy hiç sırıtmaz.

Bu kitabı okurken kendimize şu soruları sormamız gerektiğin hissediyorsunuz:
Acaba bizim yaşadığımız din hangisi?
Allah'ın indirdiği din ile Yaşadığımız din arasında ne gibi farklılıklar var?
Nasıl bir Tanrı algısına sahip olmalıyız?
Din birilerinin tekelinde olmalı mıdır?

Bu kitap bu soruları kendimize sormamızı ve cevapları bulmamızda da bize yardımcı oluyor.

Bundan dolayı okumanızı tavsiye ederim.
192 syf.
·3 günde·8/10
Tolstoy bu eserinde sadece dinin tanımını sorgulamamış, kısa bölümler halinde dinin özünden nasıl saptırıldığı, toplumsal ve siyasi ahlakın, idarenin nasıl yozlaştığı konularında tespitlerde bulunup eleştiriler yapmıştır. Bütün eleştirilerine katılmasam da okuyucuya farklı bakış açıları ve çağından örnekler sunması ilgi çekici.
Sevgi kanununu, hayatın yüce kanunu yapmak, insan haklarını korumak ve uygulamak hayatımızın temel taşı olsun, işte o zaman neye inanıyorsak inanalım bence ruhen en temiz kişiler oluruz.
192 syf.
·Puan vermedi
dinin gerekliliğini savunmak yanında
dini sömürüp kendi menfaatleri için kullanan din adamlarını
hem eleştirip hemde gelecek olan kominizme karşı uyarıyor

sonuç; komünizmin altında ezilen din adamları
192 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Bir kişi , duygu olamdan hiç bir işe girişemez.Akıl olmadan ise ,birbiriyle çelişen ve hem kendine hem de başkalarına zarar veren bir sürü dugu yaşar.
192 syf.
·Puan vermedi
Bu kitapda doğru şeyler kısmen olsada adam hıristiyanlığı övüyor bir yandanda şimdiki hıristiyan topluluğunu eleştiriyor hıristiyan topluluğun yanlış yolda olduklarını beyan ediyor
192 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Tolstoy un dini meselerle ilgili görüşlerini her zaman merak etmişimdir .Hakkında çok iyi yorumlar duyduğum bir kitaptı.Ama bende aynı etkiyi uyandırmadı doğrusu.Kitabın sürekli aynı şeyi söylüyormuş gibi bir havası var.Tolstoy un genel tarzına göre biraz sıkıcı buldum.
214 syf.
Din Nedir?
Neredeyse çoğu insanın üzerinde durduğu bir konu. Benimde aklımı oldukça meşgul eden bir konu. Sorguluyorum, sorgulamaya devam ediyorum. İnanıyorum, inancım var. Lakin aklımın kabullenemediği konularda var. Böyle kitaplar o yüzden ilgimi çekiyor. Tolstoy’un yeri bende ayrı zaten. Klasikleri seviyorum ama Tolstoy’u daha bir ayrı seviyorum. Ne zaman aklıma bir şey takılsa bu soruların, konuların çok uzun zaman önce Tolstoy tarafından yazıldığını, kitaplarının konuları arasına girdiğini görüyorum. Bu sebepten olsa gerek ona olan hayranlığım da. Oysa daha birçok kitabını okumadım. Ben her şeyin aslında sevgi kavramında çözüldüğünü düşünüyorum. Tolstoy İnsan Ne ile Yaşar kitabında buna değiniyor. Diğer kitaplarında da görebiliriz sanırım. Bu kitapta da her ne kadar din, Hristiyanlık, kilise gibi konular geçse de dikkat ettiğinizde temelde Sevgi olduğunu fark edersiniz. Din Nedir? Kitabı bana biraz İtiraflarımı anımsattı.

Kitapta adından anlaşılacağı üzere Tolstoy’un din üzerine düşüncelerini, felsefesini görüyoruz. Okuduğum kitap 215 sayfa olup Kaknüs yayınları tarafından 1999 yılında basılmış. Üç kısımdan oluşuyor ilk kısımda 17 bölüm var. İkinci kısım tek bölüm, Din ve Ahlak adı altında kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplar var. Üçüncü kısım ise Aşkın Kanunu ve Şiddetin Kanunu olarak adlandırılmış. Bu da 19 bölümden oluşuyor. En sonunda ise Ekler var.

Kitap genel olarak belli başlı konular üzerinde yoğunlaşıyor. İlk başta çok ilgi çekici gelse de biraz ilerledikten sonra benzer şeylerin tekrar edilip durması okumamı yavaşlattı. Genel olarak Hristiyanlık, sahte Kilise Hristiyanlığı, Siyasete alet edilen Hristiyanlık ve diğer dinler üzerine yazılanlardan oluşuyor diyebilirim. Hristiyanlık yerine İslam yazınca da pek bir şey değişmiyor. O zaman Hristiyanlığın yaşadığı sorunlar şuan İslam’da yaşanıyor. Yine de Tolstoy’un bu kitabında Hristiyanlığı övdüğünü söyleyebilirim. Ama dikkat! Bildiğimiz kilise Hristiyanlığını değil.

-Kitabın ilk bölümünde bahsedilenleri unutmamak adına notlar almıştım. Aşağıda yazdıklarım konu olarak bölüm sırasıyla gidiyor. Bazı şeylerin tekrar etmem de bundan dolayı.

Teknoloji ile Din konusuna değinmiş. Teknolojinin dini etkisiz hale getirdiğini savunanları eleştirmiş. Okumuş, dine inancı kalmamışların inanıyormuş gibi yaptıklarını, Berthelot’un aksine Bilim’in din yerine geçemeyeceğini, aklı başında olan hiçbir topluluğun dinsiz yaşayamayacağını çünkü insanın hayvanlardan farklı olduğunu söylüyor. Beşikteki çocuğu öldüren meleğin kıssası üzerinden açıklama yapmış. Dinin tanımını en temel tanım olarak Din; insan ve Allah arasındaki bağ şeklinde vermiş. Başkalarının yaptığı tanımlara da yer vermiş.(Vauvenargues, Schleiermacher ve Feuerbach, Bayle, B. Constant, vs…)

Yahudi, Yunan, Brahma, Budist’in dinden ne anladıklarını, Comteu’nun inanç sisteminden o ve onun gibi şeylerin bir din olamayacağını söylemiş. Moliere’inin “gönülsüz doktor ”undan örnek vererek gönderme yapmış. Nasıl kalpsiz yaşanmazsa dinsizde yaşanmayacağını, dinin dün ve bugün olduğu gibi gelecekte de olduğunu söylemiş. Birden çok din olmasının nedenlerine değinmiş. Dinlerin tahrif edilip doğru yoldan şaştığını, dinlerinde doğup büyüyüp öldüğünü söylemiş. Brahmanizm’in çökmesiyle Budizm, onun çökmesiyle Hristiyanlığın ortaya çıkmasını ondan sonra da İslamiyet’in çıkmasını örnek veriyor. Bütün insanların eşitliği kavramının tüm dinlerde olduğunu, bunun asli ve zaruri özelliği olduğunu söylemiş.

Duygu, akıl ve telkin den bahsetmiş. Bunların biri olmadan diğerinin de etkili çalışamayacağını, hayati önem taşıdığını söylemiş. Bunların din ile bağlantısına değinmiş. Dinde tahrif başladığında duygu ve akıl zayıflar telkin güçlenir görüşündedir. Yaşanan ayrımcılıklardan söz etmiş. Musevilerde Goy, diğer dinde mübarek, günahkar gibi ayrımlardan… Hristiyanlığın bu ayrımcılıkta yerinin ayrı olduğundan bahsetmiş. Din adamı ile din adamı olmayan gibi ayrımlar yapılmış.

Kilise Hristiyanlığının Din adamı ile din adamı olmayan gibi zengin ve yoksul, efendi ve köle gibi eşitsizliklerden bahsetmiş. Asıl Hristiyanlığın, Mesih öğretisinin eşitsizliği kabul etmediğini aktarıyor. İncile yapılan eklemelerden söz ediyor. Bu eklemeye göre güya Hz. İsa semaya çıkarken bazı insanlara ki bunlar din adamları, yetki vermiş. Kilise’yi eleştirmiş. Hem aklın hem de kutsal sayılan kitapların üstüne çıkarılmış. Vaftiz saçmalığına değinmiş. Dindeki birçok öğretinin saçma olduğunu söylüyor.
İman dan bahsedilmiş. Atomların tesadüfen bir araya geldiğini düşünen şuurdan, ruhumuzun hayvanlardan geldiğine inanan Hindu örneğini vererek günümüz insanlarının imanın ne olduğunu bilmediklerini dillerinde tekrarladıklarını söylüyor. Kilise Hristiyanlığının iman ile olan anlamsız ilişkisini yorumluyor.

Atilla ve Cengiz Han’ın zalimliklerinin din adı altında yapılan zulüm kadar kötü olmadığını, en azından onların yüz yüze yaptığını, din adı altında yapanların sahne arkasında işlediklerine değiniyor. Günümüz insanlarının teknolojinin ilerlemesine rağmen hayattan zevk alamadıklarını söylüyor. Bir de şimdiki teknolojiyi görse neler derdi kim bilir…

Ahlak hiçbir dönemde bu kadar ayaklar altına alınmadığı düşüncesinde, fakir ve eğitimsiz insanların din adı altında en çok kullanıldıklarını fakat aslında imanın ne olduğunu bilmediklerini, Hristiyanlık kavimlerin dinden kopmaları ile başıboşluğun, hırsızlığın, cinayetlerin arttığını söylüyor. Düşününce Hristiyanlık için dedikleri şuan İslam içinde geçerli.

Dine gerek olmadığını söyleyenlerin Hakikate günümüz inananlarından daha yakın olduğunu, dinin yokluğundan dolayı günümüz insanlarının zalim, vahşi ve ahlaksız olduğunu söylüyor. İncil’den İnsanların karanlığı aydınlıktan daha çok sevdikleri ile ilgili örnek vermiş. Nietzche’nin fikirleri hakkında konuşmuş. Onu olumsuz şekilde eleştirmiş. Türk sultanlarının neyi koruyor her şeyden fazla neyin üzerine titriyor sorusuna cevap vermeye çalışmış. İktidar orduya, ordu dine dayanır diyor. Haklı da… Nasıl kitleler sahte bir dinin etkisindeyse sözde aydınlaşmış kimselerde sahte bilimin etkisindedirler görüşünü dile getirmiş. Eğitim ile dinin nasıl aşılandığını, sorgulamadan belli kalıpların öğretilmesi sonucu oluşan akıldaki çelişkilerin insanın nasılda korkunç bir tahrife uğradığını görebiliyoruz. Güçlü olmayan şahsiyetler büyüdükleri aldatmacadan kurtulamazlar diyerek güzel bir vurgu yapmış.

Dinler harici biçimlerde birbirinden ayrılsalar da temel ilkelerde hepsi aynıdır görüşünde. Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkasına öyle davran ilkesi ile ilgili yazmış. Dinlerdeki akla mantığa sığmayan davranışları(Teslis, Bakire Anne, İndralar, Hz. Muhammet’in Miracı) yerine Allah’ın bir ruh olduğu ve onun tecellisinin içimizde hüküm sürdüğü, bu ruhun gücünü yaşantılarımızla artırmamız gerektiğini söylüyor. Düzenli bir insan toplumu inşaa etmenin kuvvetten geçtiği görüşünün benimsenmesinin dine olan etkisine değinmiş. Din süsü verilmiş aldatmacayı yıkıp hakikati benimsememelerinden yakınmış. Bir kısır döngü haline gelmiş bu durumdan hükümetlerin neden çıkarmadıklarını, onlar yapmıyorsa sahte dinlerin aldatmacasından kendini kurtarmışların neden bu görevi üstlenmediği açıklamış. Yüksek sınıfa mensup olanların, kitlelerin sorunlarını dert ediniyormuş gibi görünseler de işin öyle olmadığı, buna rağmen hayatını dini için feda edecek kimselerin oldukları, bunların küçümsendikleri, mahkum edildikleri, kısır döngüyü böyle insanların parçalara ayıracağını söylemiş.

-Kitabın ikinci bölümü olan Din ve Ahlak’ta Tolstoy’un kendisine sorulan sorulara cevap olarak yazdıkları yer alıyor. Dinin dört tanımı üzerinden açıklamalar yapmış. İman nedir sorusuna cevap vermeye çalışmış. Önerilerde bulunmuş. En sonunda ise özet şeklinde iki soruyu iki cümlede cevaplamış.


-Kitabın üçüncü bölümü olan Aşkın Kanunu ve Şiddetinde de benzer şeyleri görebiliriz. Önsözde kabir kapısına gelmişken susmayıp bildiklerini anlatacağını söylüyor. Her bölüm başında alıntılar var. Bazıları kendine bazıları başka yazarlar ait.

Hristiyanlığın tahrifi, insanların inançtan uzaklaşması, insanların elinde hayatın anlamı kalmadığından bahsetmiş. Bir şeyi herkes yapıyor diye o şey doğru olacak değil.(Bunu zamanında Fizik hocamız kavratmıştı). Hristiyan ülkelerin birbirlerinden nefret etmeleri, büyük devlet olamamaları, Kilisenin yalanlarından, Katolik, Ortodoks, Luther’den bahsediyor.

Şiddete değiniyor. Hristiyan milletlerin arasındaki hayatın korkunç bir hal almasından, bunun nedenlerinden, Kilise konseyi, yalanları ile milyonlarca insanın kanına giren, İsa Mesih’in asıl öğretisinin gerçek anlamını anlamadıklarını, Hristiyanlık dini yaşamaktan çok alışkanlık olması, Kalpte değil de dilde olması, Kilise Hristiyanlığı bozsa da anlam ve önemini herkesin bildiğini söylemiş.

Hristiyanlığı övmüş. Şahsi gaye değil de birlik beraberlikten bahsetmiş. Hristiyan milletlerin yanlış anlayıp, hayatı yıkan bir dini benimsediklerini, Sevginin kurtuluşa götüreceği, her dinde bunun var olduğunu. Merhamet, şefkat, hayırseverlik gibi duyguların diğer dinlere göre Hristiyanlığın bu duygulara daha yakın olduğunu söylemiş.

Şiddet olmadan hayatın olabileceğini idrak edemiyorlar düşüncesinde. Hz İsa’nın öğretisinin hakiki anlamı sevgiyi hayatın yüce kanunu olarak kabul etmek olduğunu söylüyor. Cehennem kelimesinin yanlış yorumlanması sonucu dine çok zarar verdiğine değiniyor. İçimizdeki kötülükten arınmamız gerektiği, asıl Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın öldürmeyi değil sevmeyi öğrettiğini söylemiş. Hristiyanlığın ayrıcalıklı sınıfların aleti olup hakikatten uzaklaşması değinmiş. Hristiyan asker olamaz ve birini öldüremez. Kilise Hristiyanlığı hakiki Hristiyanlığın düşmanıdır. Hristiyan ve asker mevzusunu uzunca anlatmış. Hristiyan asker ve yine sevgi üzerine durmuş. Hayatı kurtaracak şeyin Hristiyanlık olduğunu söylüyor. Şiddeti dışlayan hakiki Hristiyanlık…

İnsanın ruhu yaradılıştan Hristiyandır demiş. Övmüş. İnancım gereği kitapta katıldığım yerler kadar katılmadığım yerlerde var. Örneğin bu görüş.

Kilise dini aldatmacası ve siyasetinden kurtulabilseydik asıl engel insanların ruhundan silinirdi sonucuna varmış. Uyanmış insan devlet denilen şeye inanmaz, Hükümetsiz otoritesiz nasıl yaşarız sorusuna cevap aranmış. Devlet geçici bir şeydir demiş ve açıklamış. Ahlak çağından uzak olmaktan yakınmış. Şiddeti meşrulaştıran sosyal yapıdan, Devletlerin işledikleri büyük suçlara, Sahte Hristiyanlık ve hükümet aldatmacasından kurtulmaya, Şiddet ile birlik olmayacağına, Birlik beraberlik çözümü barındırdığını söylemiş. Yeni bir hayat tarzına girmemiz gerektiği görüşünde…

Kitap sonunda ekler var. Burada; Rusya’daki mevcut yapının çökeceğinden, cinayet işlemenin bir mazeretinin olamayacağı, sahte dini öğretilerden kurtulanların sayısı artsa da sahte devlet öğretilerinden kurtulamadıklarına değinmiş.Gerekli olanın, kötülüğe karşı şiddeti yasaklayan Hz İsa’nın öğretisini hatırlatmak olduğunu söylemiş.

Buraya kadar okuduysanız kitap hakkında aklınızda bir şeyler oluşmuştur. Bence ağır bir kitap sayılır. Din dedik mi bana ağır geliyor. Ondan öyle demiş de olabilirim.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Araştıran, öğrenen, düşünen ve tartışan bir insan özelliğiyle kabullendiğimiz Tolstoy, bu kitapta da dini sorgulamıştır.Tolstoy dinin ne olduğunu ve neden gerekli olduğunu anlatmış.O dönemin resmini çekmiş,tahlil etmiş ve sunmuş.Dinsiz olmanın mümkün olmayacağını, dinsiz insanın yüreksiz insana benzediğini söylemiş.Kitapta Hristiyanlık propagandası yapıldığı görülse de yeri geldiğinde bütün dinleri Hristiyanlığı kiliseyi ve dini kullanan yöneticileri ağır şekilde eleştirmiştir.
192 syf.
·57 günde·Puan vermedi
Genel itibariyle "Din nedir?" sorusundan ziyade, "Hristiyanlık ne değildir?" sorusuna cevap veriyor diyebiliriz. Değiştirilen, çarpıtılan bir Hristiyanlığı eleştirip, olması gerekeni ve özünde ne olduğunu anlatıyor Tolstoy. Bir bakıma, kendi adıyla anılacak olan Tolstoyculuğun manifestosu bu kitap.
Firavunlar piramitleriyle gururlanırlardı, fakat o piramitleri yaparken milyonlarca kölenin öldüğünü biliyoruz.
Bütün insanlar birbirleriyle kardeştir ve eşittir. Herkes kedisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına da öyle davranmalıdır.
Köleleştirme başladığında haz ve zenginlik çoğalıyor, bu da köleleştirmeyi kaçınılmazlaştırıp, özendiriyor.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 31 - Oda Yayınları
"Kendisini değil de başkalarını kontrol etmeyi isteyen bir kişi görürseniz bilin ki o özgür değildir; o insanlara hükmetme tutkusunun kölesi olmuştur."
İnsanlar diğer insanları kardeşleri gibi görmedikleri, insan hayatını en kutsal varlık olarak kabul etmedikleri sürece, hayatı koruyup kollamayı asli görevleri olarak görmeyip, birbirlerine ... yakınlık kurmadıkça, çıkarları için birbirlerinin hayatlarını yok edeceklerdir.
... Ezilenlere bu hallerinin Tanrı'nın takdiri olduğunu, bu nedenle kibirsizlik ve uysallıkla katlanıp zalimlere itaat etmelerini öneriyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Din Nedir?
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757969044
Orijinal adı:
A Confession and Other Religious Writings
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Baskılar:
Din Nedir?
Din Nedir
Din Nedir
Din Nedir?
Din Nedir
Din Nedir
Günümüz okumuşlarının anlayışına göre din lüzumlu değil: ya onun yerini bilim alacak ya da çoktan aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de tek bir insan toplumu veya tek bir aklı başında kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklıbaşında kişi diyorum, çünkü aklıbaşında olmayan kişi tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklıbaşında bir varlık dinsiz yaşayamaz; çünkü öncelikle ve sonrasında neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din ona yaratılışı gereği verildiğinden aklıbaşında hiçbir insan dinsiz yaşayamaz.

Kitabı okuyanlar 287 okur

  • Hamza can Güleç
  • Kronik Kitapkolik
  • Murat yiğit
  • lazcuk
  • Kamuran TAN
  • Şemsihan Çelik
  • Mustafa atik
  • Şüheda Yoldaş
  • özge
  • Red Kit

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%24.7
25-34 Yaş
%26
35-44 Yaş
%28.8
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%4.1
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.3
Erkek
%65.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.2 (12)
9
%16.5 (13)
8
%13.9 (11)
7
%22.8 (18)
6
%6.3 (5)
5
%6.3 (5)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları