Nassim Nicholas Taleb

Nassim Nicholas Taleb

Yazar
8.0/10
93 Kişi
·
218
Okunma
·
28
Beğeni
·
2.119
Gösterim
Adı:
Nassim Nicholas Taleb
Unvan:
Deneme yazarı
Doğum:
Lübnan, 1960
Diğer bir deyişle, güven duygusu en yüksek düzeye ulaştığı anda kendisini bekleyen tehlike de doruğa ulaşmıştır.
Görülmüş olanın seçilmiş kısımlarına odaklanıp,buradan görülmemiş olana genelleme yapıyoruz: teyit hatası
Olmamasına büyük ihtimal verilen şey de bir Siyah kuğudur. Simetrik olarak, olasılıksız görünen bir olayın gerçekleşmesi, olasılıklı görünen bir olayın gerçekleşmesine denktir.
608 syf.
·9 günde·8/10 puan
Rastlantısallık, olasılık ve belirsizlik üzerine çalışmalar yürüten Taleb, belirsizliklerin ve hayattaki değişkenliklerin aslında insanoğluna katkı sağlayabileceğine inanıyor. Taleb, kavramları kırılgan, dirençli ve anti-kırılgan olarak sınıflıyor. Buna göre, kırılgan kavramlar belirsizliklerden kötü bir şekilde etkilenirken, dirençli kavramlar belirsizlikler karşısında herhangi bir etkiye uğramaz. Ancak, kırılgan kavramların tersini dirençli olarak değerlendirmek yerine, anti-kırılgan kavramını öne sürüyor. Böylesi bir dünyada, anti-kırılgan yapılar kurularak bilinmezliklerin fayda getireceğine inanıyor.
Taleb’e göre, insanlar geçmişte olan olayları anlamak için sebep sonuç ilişkisi arama eğilimindeler. Karşılarına çıkabilecek olumsuz olayların etkilerini azaltmak içinse, geleceği tahmin etmeye çalışıyorlar, kültürümüzde oldukça popüler olan fal ve falcılık buna iyi bir örnek. Böyle yapıyorlar, çünkü aslında kırılgan yapıdalar ve kendilerini belirsizliklere karşı korumaya çalışıyorlar. Ancak, hatırlamamız gereken bir nokta var, geleceği tahmin etmemiz aslında mümkün değil. Geleceği tahmin etmemizin mümkün olmadığının farkında olan Taleb, işte bu sebeple anti-kırılganlık kavramını öneriyor. Planlama yanılgıları sebebiyle, aslında planlamaların hatasız olamayacağını, insanların projelerin süreleri veya masraflarını hafife alabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda, geçmiş tecrübelerimizin gelecek tahminlerimizde belirleyici olacağından, uç noktalarda gerçekleşecek olayların öngörülemeyeceğine inanıyor. Bu noktada, geleceği planlamak ve tahmin etmeye çalışmak yerine, dış dünyaya adapte olabilen bir yapı kurulmalı. Böylece, beklenmedik olaylardan ve rastlantılardan faydalanabiliriz.
Anti-kırılgan olmayı başarmak adına Taleb’in çeşitli önerileri var. Bazı kurallar belirleyip faydaları arttırmak yerine, bazı limitler belirleyip zararları en aza indirgemek bunlardan birisi. Olayların verebileceği zararları büyüklük ile paralel görüyor. Örneğin, merkezi olmayan bir yönetim biçiminin yapacağı hataların bedeli, merkezi bir yapıya göre daha ufak bir ölçüde olacaktır. Yani, ufak hataların olmasına izin verilerek, daha büyüklerinin önüne geçilebilir. İkinci olarak, Taleb bireylerin başarılar yerine hatalardan daha fazla ders alabileceğini düşünüyor. Olaylar üzerinde çalışarak, onları düzeltmeye çalışmak da belirsizlikler karşısında avantaj sağlayabilir. Sadece ve sadece dünyanın belirsizliklerle dolu olduğu düşüncesini içselleştirmenin bile bu sürece katkı sağlayacağına inanıyor.
Taleb, anti-kırılgan olarak belirsizliklere karşı daha az duyarlı olabilir. Ancak, araştırmalar gösteriyor ki bireyler belirsizlikleri tercih etmiyor. Bu aslında risk iştahı ve faydalılık kavramlarıyla da alakalı. Bu yüzden, bazı kişiler kendilerini güvene almak için çeşitli yöntemlere başvurabilir. Örneğin, kaza riskine karşı araçlarını sigortalatabilirler. Yine de, hayatın her zaman umduğumuz gibi gitmeyeceğinin farkında olarak planlar yapmak ve bu planlarda esnek olmak, avantaj sağlayabilir...
511 syf.
·250 günde·10/10 puan
Kitabı ikinci kez okumaya karar verdim.Özümseyemediğim,eksik kalan bir şeyler vardı.Bir solukta okunacak türden bir kitap değil.Her bir sayfası her bir parağrafı dikkatle okunmalı.Bu yüzden yavaş ilerliyorsun,çünkü düşünmeye sevk ediyor.Düşündükçe şaşırtıyor,hiç böyle bakmamıştım diyorsun.
Kitap iş ve özel hayatımızı etkileyen tüm beklenmedik gelişmeleri de açıklamaya yarayabilir.Bakış açınızı değiştirecek türden bir kitap. Öngörülemeyenin gerçekleşmesi(Siyah Kuğu),size yol gösterebilir.
511 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"Biri pazardan bir hindi almış. Evin bahçesine hindiyi bırakmış. Hindi, bu insanla ilk günü olduğundan bu yabancı varlıktan çok korkmuş ve köşe bucak kaçmış. İnsan ona güzel bir kümes yapmış, taslara yem ve su koymuş. Bir yandan da güleç bir yüzle bir şeyler mırıldanıyormuş. Hindi sindiği köşeden bu yabancı varlığın davranışlarını gözlemliyormuş. Yabancı o ana kadar ona saldırmadıysa da temkini elden bırakmamış. İnsan, işlerini bitirince eve girip gözden kaybolmuş. Ertesi gün, yabancı elinde yem ve su ile bahçeye gelmiş. Hindi o rahat kümesinden fırlayıp yine uzak bir köşeye kaçmış. İnsan yem ve suyu taslara koymuş, hindiye tatlı, iltifat dolu sözler söylüyormuş bu arada, yine güler yüzüyle. Hindide korku, kaygı ve tereddüt biraz azalmaya başlamış. Ertesi gün, insan yine aynı şekilde yem ve su ile gelmiş, hindiye okşayıcı sözler söylemiş. Hindide bu yabancıya karşı yavaş yavaş güven duygusu oluşmaya başlamış. Dördüncü, beşinci gün derken yüzüncü gün olmuş. Hindi, çoktan hükmü koymuş: ‘O şahane varlık, o hasretle bir an önce yanıma gelmesini beklediğim aziz dost, güzel insan nihayet göründü işte. Elinde yine yemim ve suyum var. Artık bende kuşkudan eser kalmadı. Artık yüzde yüz eminim ki insan hindi için bir tehlike arz etmiyor. Yüz günlük gözlemlerim sonucunda elde ettiğim kesin bir bilgi var ki insan hindinin en iyi dostudur.’ Yüz birinci gün gelir. O nadide varlık bahçeye girer, elinde bir bıçak vardır ve hindiyi keser.”
Bu öyküyü alıntıladığım müthiş kitap...
%11 (56/511)
·6/10 puan
Kitabın konusu güzel, bazı bölümlerde gerçekten altını çizdiğim yerler oldu. Fakat genel olarak zorlanarak, hatta kendimi zorlaya zorlaya okuduğum bir kitap oldu. Aynı olayı, o kadar uzun uzun farklı örneklerle, gereksiz kelime kullanarak anlatmış ki okurken inanılmaz sıkıldım. Henüz kitabın başındayken verdiği örnekleri “... bölümde ilerde bahsedeceğim” veya “... bölümde daha önce bahsetmiştim” gibi kendi kitabının bölümlerine o kadar çok atıfta bulunmuş ki, gereksizdi. Siyah kuğu kavramına tanım olan olayı her seferinde verdiği her örnekte siyah kuğu kavramını geçirdiğinde tekrar tekrar “şu yüzden bakın” demesi de oldukça gereksizdi. Genel olarak bahsedilen konu güzel ama kitabın 511 sayfa olmasına hiç gerek olmadığını düşünüyorum. Daha kısa, sade bir dille, daha kolay anlatılabilirmiş.
511 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
NNT ile tanıştığım kitap. Aslında bu kitapla kavramlanmış siyah kuğu deyişini, yazarın isminden önce duymuştum. Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda spesifik bi durumu anlatmak için çokça kullanılan bu terim bile aslında kitabın ne derece başarıya ulaştığını kanıtlar nitelikte. 

Ekonomi demişken kitap 2008 amerika finansal krizinden çok önce yazılmasına rağmen krizi bilen kitap olarak da un kazanmıştır. Kitap finansal sistemde biriken riskler hakkında doğru nedenlere ışık tutarak uyarılarda bulunmaktadır. Kuvvetle muhtemel, kitabın ünlenmesinde krizin etkisi de büyük olmuştur. 

Ancak bana sorarsanız kitap gücünü ne kahinliğinden ne de yarattığı yeni kavramdan alıyor. NNT'nin kimseden korkmadan kral çıplak deme konusundaki cesareti beni en çok etkileyen yanı oldu. Burada bahsettiğim cesaret; kapitalizm eleştirisi gibi muhaliflik kavramının içine otomatik olarak sokulan ama birçok entellektuelin görece üzerinde uzlaşı sağlayabileceği ezberlerden ziyade, belki çok daha provakatif yine de okuru katılsın katılmasın düşünmeye sevk eden itirazlar. Tabii burada itirazlarınızı ne kadar temellendirebildiğiniz de en az cesaretiniz kadar değerlidir. NNT, bazen teknik detaylara çok savruluyor gibi gözükse de, çoğunlukla mantığınıza hitap ederek bunu da başarıyla yapmakta.

Kitaba benim en büyük eleştirim ise NNT nin üslubuna- ki bundan kastım edebi üslup değil. Bilmiyorum siz adab-ı muhaşeret mi dersiniz, asgari nezaket mi ama bende özellikle kitabın sonlarına doğru bir ağız dalaşının ortasına düştüğüm hissi uyandı. Sanki NNT, bütün kişisel kavgalarına bir güzel cevap vermek istemiş, nasıl olsa masum okur da ne oluyoruz demeye kalmadan son sayfayı çevirmiş olur diye dilini kimseden sakınmamış. 
511 syf.
·6/10 puan
Kitap 2.Dünya savaşından bu yana en etkili 12 kitaptan biri olarak kabul edilmesine ve içerisinde gerçekten değerli fikirlerin bulunması ve bana düşünsel açıdan önemli anektodlar vermesine karşın kitap gereğinden uzun, pratik anlamda önemli olduğunu düşünmediğim ayrıntılar ve hikayeler eklendiğinden dolayı sonlara doğru ciddi sıkılmalar yaşadım. Kitap 511 sayfa olmasına karşın konusu 200 sayfada dahi anlatılabilirmiş.

Kitapta özetle aslında hayatımızdaki bir çok "öngörülemeyen" "olasılık dışı" vb. şeylerin (örn; bilgisayar, internet, lazer gibi) aslında Siyah Kuğu penceresinden bakan kişiler için gayet öngörülebilir olduğunu; dolayısıyla aslında hiçte "olasılık dışı" olmadığını göstermeye çalışılmış. İnsanlar, hayatında her zaman bildikleri şeyler üzerine ilerledikleri için Taleb'in deyimiyle Nerd, yani dar bakış açıları sebebiyle diğer olasılıkları düşünmemektedir. Bu durumda "olasılık dışı" görülen şey karşılarına çıktığında şaşırtıcı olmaktadır.
Okul hayatında başarılı olmasına, belgeler, ödüller, en yüksek not ile diploma sahibi olmasına karşın mezun olduktan sonra iş dünyasında başarısız olan ve buna karşın daha tembel (ancak girişimci) olan kişilerin neden başarılı olduğunun temel göstergesi annelerimizin de hep dediği gibi " evdeki hesap çarşıya uymaz" mantığıdır. İşte buna Siyah Kuğu denir.
511 syf.
·3996 günde·Beğendi·7/10 puan
olasılık hesaplamaları ile alakalı harika bir kitap. zaman zaman teknik terimlerin çokluğu nedeni ile sıkılabilirseniz..kahve yapıp gözlerinizi dinlendirin o esnada..ama bakış açınızı değiştiricek. ana fikir zaten kitabın başında veriliyor. tek bir siyah kuğunun görülmesi tüm kuğular beyazdır gerçeğini alt üst ediyor...
511 syf.
·15 günde·7/10 puan
Kitap, hayatta her zaman sıradışı olayların şekillenebileceğini ve bunlara hazırlıklı olmamız gerektiğini anlatıyor. Farklı bir bakış açısı kazandırıyor
608 syf.
·13 günde·Beğendi·6/10 puan
Yazarın ilk kitabı olan Siyah Kuğu kesinlikle anti kırılganlıkdan çok daha etkileyici. Çünkü Antikırılganlık hem anlaşılması kolay olmayan bir konu hem de yazarın anlatım dili itibari ile de netliği çok yakalayamadığınız bir çok tanımla dolu. Genede risk konusunda yazılan etkileyici eserlerden biri olarak yerini koruyacak.
511 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10 puan
Ekmeğini kısmen istatistikten kazanan biri olarak zorlanarak okuduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.
ironik, yazar inanılmaz derecede istatistik bilgisine sahip olmasına rağmen onca bilginin bir işe yaramadığını kitabın başından sonuna kadar vurguluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nassim Nicholas Taleb
Unvan:
Deneme yazarı
Doğum:
Lübnan, 1960

Yazar istatistikleri

  • 28 okur beğendi.
  • 218 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 451 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.