Nur Köküöz

Nur Köküöz

Yazar
9.0/10
6 Kişi
·
13
Okunma
·
0
Beğeni
·
672
Gösterim
Belirsizliklere öyle alıştı ki daha sonra neler olacağı gibi detaylarla uğraşmıyor.
Nur Köküöz
Sayfa 108 - Bilgi Yayınevi
Amerikalı bir yazarın dediği gibi: "Kaybedilen her şeyde bir şey kazanır, kazanılan her şeyde bir şey kaybedersiniz..."
150 syf.
"SONSUZA DEK SEVDİKLERİNİZ
SONSUZA DEK SİZİNDİR."

BİR SELİN VARDI VE BENİM İÇİN HEP VAR OLACAK.

Bir kitabı okumak acı verir mi insana? Evet verir hem de öyle acı verir ki...
Yüreğiniz bir annenin evladını adım adım kaybetmesini kaldırabilecekse okuyabilirsiniz. Benim okuma sebebim biraz daha farklıydı. Bazı şeyleri biraz daha iyi anlamama sebep oldu. Şimdi onu daha iyi anlıyorum.

Selin Yamanus 29 Temmuz 1973 yılında doğuyor.
14 yaşında annesi ve babası ayrılıyor.
13 Mayıs 1989'da 16 yaşına bile giremeden hayata veda ediyor. Kısacık bir ömür. Bu kitap onun son 1 yılını ele alıyor. Amansız hastalıkla mücadele ettiği 1 yıl. Umudunu her daim diri tutan, yaşama sıkı sıkı bağlanan, yaşamayı eziyet değil bir mutluluk olarak gören bir insan Selin.

Nur hanım bu kitabı tüm annelere ithafen yazmış.
Kızının hastalığının 1 yılını tüm süreçleriyle beraber ele almış. Gerçekten okurken o yaşanan süreç öyle acı veriyor ki...
Bazen güzel şeyler oluyor umutla doluyorsunuz, bazen de kötüye gidiyor her şey, umutları kaybetme noktasına geliyorsunuz. Bir annenin umudunu kaybetmesi ne kadar acıdır değil mi? Evladı ellerinin arasında yok oluşa doğru giderken hiçbir şey yapamamak... Öyle lanet bir hastalık işte bu.
İşte Nur hanım da bu kitabı o 1 yıl içinde hastaneden hastaneye, doktorlardan doktorlara, yurtdışına gidişleri, röntgenler, tomografiler, radyoterapiler, kemoterapiler, kan nakilleri ve aklınıza gelebilecek bütün süreçleri ile ele almış. Günlük şeklinde yazılmış zaten.
Aile, Nur hanımın annesinin vefatından sonra, Selin'in göğsünde fark ettikleri şişlik sebebiyle hastaneye giderler.
23 Eylül 1988 tarihinde Selin'in durumu ile ilgili hiçbir doktor bir şey söylemezken tomografi çeken doktorun "Lenfoma şüphesi görüyorum" demesi her şeyin başlangıcı oluyor.
Bundan sonra farklı bir mücadele başlıyor Nur hanım için. Bir evladı yaşatma mücadelesi. Ve her şey öyle hızlı gelişiyor ki... Nur hanım da, kızı da öyle güçlü ki... Gerçekten yaşamayan bilemez bunu çok net biliyorum ama bu kitabı okuduktan sonra bazı şeyleri daha iyi anladım bundan eminim.

Selin'in öyle güzel çevresi, öyle güzel arkadaşları var ki... Gerçekten hem Selin hem de onlar çok şanslıymış bu konuda. Ama Selin hayat konusunda pek şanslı olamamış. Ancak yaşama sevinci, bu süreçteki mücadelesi gerçekten helal olsun demekten başka bir şey bırakmıyor insana. Yaşamak ile ölmek arasındaki seçimde yaşamayı seçiyor son ana kadar. Artık o son an geldiğinde yapacağımız bir şey kalmıyor zaten.
Kitabın sonunda arkadaşlarının ona yazdıkları mektuplar ve o fotoğraflar ise artık son noktaydı benim için. Fotoğrafları buraya ekliyorum.

https://i.hizliresim.com/V96zzv.jpg
https://i.hizliresim.com/RrBp87.jpg
https://i.hizliresim.com/ZXJzp3.jpg
https://i.hizliresim.com/Gm54Xb.jpg
https://i.hizliresim.com/8aQLo1.jpg
https://i.hizliresim.com/ZXJzao.jpg
https://i.hizliresim.com/RrBp4Y.jpg
https://i.hizliresim.com/DY95Am.jpg



Selin'e mektup

Selin abla demeliyim sanırım. Sen hayata gözlerini yumduğunda ben daha 8 aylıkmışım. Şu an 30 yaşındayım. Bu kitabı okuduktan sonra senin 15 yaşında verdiğin mücadeleyi, yaşama isteğini görünce ben bu 30 yıl ne yaptım diye sordum kendime. Benim öyle pek dolu dolu  yaşama isteğim olmadı. Zaman zaman olmuştur belki herkes gibi. Bazı anlar gelmiştir dünyanın en mutlu, en şanslı insanı hissetmiştimdir kendimi, bazı an gelmiştir sanki dünyanın bütün dertleri üstüme yığılmış altından kalkamaz hale gelmişimdir. Aslında hepimizin hayatları da birbirine benziyor değil mi abla? Herkes bir şeylerle mücadele ediyor iyi veya kötü. Herkes en büyük derdin kendinde olduğunu düşünüyor genelde. Hep böyle olur zaten. Herkesin acısı kendine büyüktür. Ama senin acın abla bana da çok büyük geldi bee. Senin gibi yaşama sıkı sıkı bağlı, hayat dolu bir insana bu acı hele de o ufacık yaşında gelmesi...
Bilemiyoruz hangimizin başına ne zaman ne geleceğini. Belki de bu belirsizlik bizi yoruyor, yıpratıyor. Böyle olmalı. Sonumuzun ne zaman geleceğini bilseydik daha güzel olur muydu acaba her şey? Ona göre planlarımızı yapardık, ona göre yaşardık o an geldiğinde de hiç itiraz etmeden giderdik herhalde.

Abla sen öyle güçlüsün ki, annen öyle güçlü ki belki yenildin bu hastalığa ama o mücadelen o savaşın her şeye değer be. İşte seni de anneni de güçlü yapan da bu. Bak annen de yazmış kitapta 
Amerikalı bir yazarın dediği gibi: "Kaybedilen her şeyde bir şey kazanır, kazanılan her şeyde bir şey kaybedersiniz..."

Abla benim de bir arkadaşım var seninle aynı kaderi paylaşan. O hala savaşıyor ve kazanacak o kadar çok inanıyorum ki buna. Belki bu zamana kadar hiçbir şeye bu kadar inanmamıştım. Ben, uzakta da olsam o süreçleri onunla birlikte yaşadım. O da senin gibi çok güçlü. Aslında hayata, yaşama öyle bağlı ki farkında değil. Hayat karşımıza öyle zorluklar çıkarıyorki bu yaşama sevinçlerimizi, hayata bağlılıklarımızı bir bir unutuyoruz. Ama unuttuk diye onlar yok mu olacak? Öyle anlar gelecek ki tekrar dirilecek değil mi abla? Son an gelene kadar biz mücadele edeceğiz.

Yaşamayı istemediğim zamanlar da oldu benim. Herkesin acısı kendine büyük demiştim ama şimdi baktığımda ne acılar var onlar yaşamayı seçerken sen nasıl ölmek istersin diyorum kendi kendime. Sen neden mücadele etmiyorsun yaşamla diyorum. Ama bilemiyorum be abla. Gerçekten bilemiyorum. Senin bu mücadelen belki bana ışık olacak. Hani Orhan Pamuk diyordu ya "Bir gün bir kitap okudum ve bütün  hayatım değişti" diye. Belki benim bütün hayatım değişmeyecek ama bundan sonra hem onu, hem de kendimi daha iyi anlayacağım bundan eminim. Artık susacağım mesela. Yorulduk be abla. Konuşmayı çok mu seviyorum bilmiyorum ama sevdiğim insanlarla konuşmayı çok seviyorum bunu biliyorum.
Abla ben neler de saçmalıyorum ya, yine kendi acılarımıza yöneldik. İnsanoğlu işte ne de olsa hep kendine dönüyor sonuçta. Kendimden çok başkalarını düşünmüş, herkese bir şekilde faydası olmuş ama kendine pek bir faydası olmayan ben, bundan sonra daha farklı olabilir miyim abla ne dersin? Sen ışık ol bana abla, sen bana yol göster. Ne yapayım bundan sonra?
Şimdi yorulma abla, cevap da verme. Ben yine gelirim senin yanına şimdi dinlen olur mu? Sen benim için hep yaşıyorsun. Gelirim dertleşiriz yine.

22.12. 2018


Abla sana bahsettiğim arkadaşım vardı ya, bugün seni anlattım ona. Senin nasıl güçlü olduğunu, nasıl mücadele ettiğini anlattım. Merak etti seni biliyor musun? Sen de ona bir şeyler söyle, teselli istemiyor zaten biliyor ne olacak, nasıl işleyecek süreç bunları söylemeye gerek yok. Sen ona kendini anlat biraz. 15 yaşında daha çocuk yaşta bu kadar güçlü durup, son ana kadar nasıl mücadele ettiğini anlat. Hani 2 gün önce demiştim ya sana benim öyle yaşama sıkı sıkı tutulma isteğim pek olmadı diye, onun öyle bir yaşama isteği var ki... Bakmayın yok demesine, o çok şeyi başaracak daha. Zor anlar yaşamadı mı, tabii ki yaşadı, ama pes etmedi, tek başına da olsa mücadele etti hep. O mücadele isteği hep diri kaldı hala da var biliyorum. Zaman zaman yorulsa da dinlenip tekrar devam edecek. Senin de bu süreçte zaman zaman zorlandığın anlar oldu biliyorum abla. Annenin zorlandığı, çaresiz kaldığı anlar oldu ama yine de pes etmediniz. Her şeye rağmen mücadeleye devam ettiniz. Umutların için, belki arkadaşların için ama en çok kendin için. Çünkü bizden başka bir tane daha yok.

Daha çok konuşuruz ablacığım, yine uğrarım ben. Belki arkadaşım da sana mektup yazar. Yazarsa okurum sana. Benim 1000k hesabım da kapalı bu ara. O yüzden seni daha diğer arkadaşlarımla tanıştıramadım. Hesabımı açtığım zaman daha çok kişi ile birlikte yanına geliriz belki. Sen çoğu kişiye ilham olacaksın bu mücadelenle. Öpüyorum seni abla.

24.12.2018
02:06
150 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bir anne, tüm çabalara rağmen kansere yenik düşen evladını bu kitapla ebedileştirmeyi başarmış. Umut ve çaresizliğin birbirini ezmeye çalıştığı bir süreç. Fakat bu acı kaybın gerçekleşeceği kitabın başında belirtilmesi ve isminden de anlaşılması üzerine okuyucuda umut hissi oluşturmayan bir kitap. Her sayfayı çevirdiğinizde o burukluğa biraz daha yaklaştığınızı hissediyorsunuz.
150 syf.
Bir anne için yazması en zor hikaye sanırım. Yıllar önce okuduğum; ancak kitaba her elimi attığımda aynı şekilde etkilendiğim bir kitap. Bir yaşam mücadelesi...
150 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitap bir annenin yüreğinin acısını anlattığı bir kitaptır. Yıllar önce okuduğumda daha yeni anne olmuştum. Bir kadın olarak duyguların en yücesini yaşarken hayatın böyle getirdikleri olduğunu maalesef ki fark etmeme neden oldu. Bugün aynı duyguları ve acıyı yaşayan bir tanıdığım var yani hayat hep aynı değişen sadece insanlar, hep keyifle okumalar dilerim ama bu sefer tüm sevdiklerini kaybedenler için dualarınızla birlikte okuyun.
150 syf.
·Beğendi·10/10
Sevginizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler. Onu tanımak güzeldi. Dualarımı cennete yönlendirirken, ona da ulaştığını biliyorum.iyi ki vardı Selin

Yazarın biyografisi

Adı:
Nur Köküöz
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 13 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.