Peter Hopkirk

Peter Hopkirk

Yazar
8.8/10
6 Kişi
·
13
Okunma
·
0
Beğeni
·
416
Gösterim
Wilhelm'in, aralarında ünlü Doğu uzmanları da olan danışmanları buna hazırdılar. Doğu'nun cami ve pazar yerlerinde, Alman İmparatorluğu'nun gizlice İslam dinini seçtiği söylentileri yayılmaya başlamıştı. Hatta, kendisine verdiği adla "Hacı" Wilhelm Muhammed, kılık değiştirerek Mekke'ye hacca bile gitmişti. Davaya yakın olan Müslüman bilginleri, Kuran'da Wilhelm'in müminleri kafir boyunduruğundan kurtarmak için Allah tarafından görevlendirildiğini gösteren esrarengiz ayetler bile bulmaktaydılar.
Kayser, bir kafir olarak, Müslümanları cihada çağırmak yetkisine sahip değildi. Bu, altından, silahtan ve savaş sonrası vaatlerden çok daha fazla şey gerektiriyordu. Böyle büyük bir emri, ancak büyün Müslümanların Halifesi olan Osmanlı Sultanı verebilirdi. Bu nedenle, Türkiye'nin, halkının çıkarına bakılmaksızın Almanya ile ittifak içinde olması gerekliydi.
Çarlık birliklerinin çöküşüne ve ülkenin savaştan çekilmesine yol açan 1917 Martı'ndaki Rus İhtilali, hiç kuşkusuz, Türk ordularını Doğu'da imha edilmekten kurtarmıştır. 70.000 kişilik Rus Kafkas Ordusu, General Maude'un Bağdat'ın kuzeyindeki 150.000 kişilik ordusuyla birleşseydi, o sırada çok hırpalanmış ve demoralize olmuş olan Türk ordusu, bu kıskacın içinde yok olacaktı. Bu durum, Türklere yeni bir soluk alma fırsatı tanımış oldu ve onlar da yeniden toparlanarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü on sekiz ay ileriye atmayı başarabildiler.
Garnizon içinden bir ihanet ihtimali mümkün olduğundan Erzurum'un düşüşündeki esrar asla çözülmeyecektir. O sırada Kahire'deki Arap Bürosu'nda çalışmakta olan T. E. Lawrence, Londra'daki Savaş Bakanlığı aracılığıyla, 'Erzurum'daki bazı Arap subaylarını Grandük Nikola ile ilişkiye geçirdiğini' iddia etmiştir. Savaştan sonra biyografisini yazan tarihçi Basil Liddell'e yaptığı bu açıklama hiç de akıl dışı değildir. Osmanlı ordusunda hizmet veren ve bir Müttefik zaferini sevinçle karşılayacak olan Arap subaylar vardı. Lawrance'ın istihbarat çalışmaları, 1916 Haziranı'ndaki Arap İsyanı'ndan önce bu tür muhaliflerle bağlantısını sağlamış bulunuyordu.
Cihadizmin kökenleri üzerine Prusya örneği

Dünyanın neresinde olursa olsun her Müslüman, kendisine hükmeden kâfirlerden en az üç dört tanesini öldürmeye yemin etmelidir. Bunlar-Allah'ın ve İslam’ın düşmanlarıdır. Bunu yapan bir Müslü-man, Kıyamet Günü dehşetinden kurtulacaktır." Morgenthau şöyle diyor: "Bu metindeki Alman parmağını görmemek im-kânsızdı... Çünkü ısrarla 'bize hükmedenler' tabiri kulla-nılmıştı. Masum kadın, erkek ve çocukların öldürülmesini is-teyen bu bildiri, İngiliz Hindistan'ı ve Mısır da içlerinde olmak üzere, bütün İslam dünyasında 'gizlice' dağıtılmaktay
.... Müttefikler'e(İtilaf Devletleri) kıyımı durdurmak ve savaşı sona erdirmek için şaşırtıcı bir öneri sunuldu. Önerinin sahini, o sırada Şam'da Türkiye'nin güney kanadını savunan orduların başında bulunan ve savaşı yürüten üçlüden biri olan Cemal Paşa'ydı. Cemal Paşa, Müttefikler'in askeri yardımıyla İstanbul'a yürümeyi, Enver Paşa'yı devirip Alman danışmanlarını tutuklamayı, Ermeni kıyımını durdurup Türkiye'yi savaştan çekmeyi önermişti. Buna karşılık yeni Türkiye'nin Sultan'ı olarak tahta çıkacak ve başkenti de Şam'a taşıyacaktı. İstanbul ile Boğazlar'ı bırakıyordu. Burası uzun zamandır Akdeniz'e bir çıkış yolu isteyen Ruslara verilebilir yada uluslararası bir komisyonun eline bırakılabilirdi. Cemal Paşa'nın devleti Asya Türkiyesi'ni, Suriye, Irak, Filistin ve Arap yarımadasını kapsayacaktı. Kendi egemenliğinde olmak üzere hem Ermeniler'e hem de Kürtler'e kendi yurtlarında özerklik tanınacaktı.
BASMACI HAREKETİ ENVER PAŞA


Önce Berlin'e, sonra da Moskova'ya kaçan Enver Paşa Lenin'e, Türkiye'de yeniden iktidara gel-mesine yardım ederlerse, İngiliz Hindistanı'nı teslim edece-ğine söz verdi. Bu teklife kanan Lenin, 1921 Kasım'ında Müslü-manlar'ı cihad bayrağı altında toplayarak seferine baş-layabilmesi için onun Orta Asya'ya gitmesine izin verdi. An-cak, Orta Asya'da yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurma ha-alini ferk etmemiş olan Enver Paşa bolşeviklere ihanet ederek îngilizler'e değil, onlara karşı cephe aldı. İlk başlarda Moskova'dan bağımsızlık isteyen yerli Müslüman özgürlük savaşçıları Basmacılar'in başına geçip başarılar kazandı. Hat-ta, 1922'de Duşanbe'yi bile ele geçirdi. Bolşevikler'e karşı za-ferleri Orta Asya'da duyulmaya başlayınca, savunduğu Pan-Türkizm kavramı çoğuna uzak da olsa, bayrağı altına giderek daha çok insan toplandı. Ancak, Bolşevikler de örgütlenmeye başlayınca akıntı tersine döndü ve Enver Paşa, Lenin'in as-kerleri tarafından bugünkü Tacikistan'da kıstırıldı. 1922 Ağustosu'nda Bolşevik makineli tüfekçilerine karşı giriştiği bir intihar saldırısıyla sonuçlanan bu hikâyeyi, okuduğunuz kita-bın sona erdiği yerden sonraki olayları ele aldığım Setting the East Ablaze adlı kitabımda anlatmıştım.
SARIKAMIŞ OLAYI

Ruslar, Türkler'in başına gelen felaketi bilmiyorlardı. Dağ yo-luna giren 25.000 kişiden sadece 10.000'i sağ kalmıştı. Gerisi donarak ölmüştü. Ruslar'ın kaçış yolunu kesmek için gönde-rilen birlik de daha iyi durumda değildi, gücünün üçte biri olan 7000 kayıp vermişti. Bu korkunç kayıpların pek çok ne-deni vardı. Birincisi, bir ordu komutanı olarak deneyimsizliği-nin yanı sıra, Enver Paşa Türkiye'nin doğusunun kışından ve ne kadar kahraman olsalar da, oraya çarpışmak için gönderi-len kötü teçhizatlı askerlerin başlarına geleceklerden tümüy-le habersizdi, ikincisi, ellerindeki haritalar çok yetersizdi ve mesafeler gerçekte olduğundan çok daha kısa gösterilmişti. Örneğin, beş saat sürmesi beklenen yirmi üç kilometrelik bir yol bunun ancak iki katı sürede yürünmüştü. Enver Paşa, Sarıkamış yolunun hızla geçilebilmesi için askerin yanına ağırlık almamasını istemişti. "İkmal üssümüz ilerdedir" de-mişti. Ancak, askerlerin çıplak tepelerde kesip yakacağı ağaç yoktu ve yanlarına uzun gecelerde kendilerini ısıtacak, hatta sağ kalmalarını sağlayacak odun almaları da yasaklanmıştı. Eğer, Rus raporlarına inanılırsa, Türk askerlerinin kaputlarınıve torbalarını almaları da yasaklanmıştı. Son olarak da, Türk-ler yola çıktıklarında yoğun bir kar yağışı başlamış, yağış çok geçmeden fırtınaya dönüşmüş ve Enver Paşa'nın İslam Or-dusu'nun kaderi çizilmişti.
BASMACI HAREKETİ VE ENVER PAŞA ÜZERİNE

Önce Berlin'e, sonra da Moskova'ya kaçan Enver Paşa Lenin'e, Türkiye'de yeniden iktidara gel-mesine yardım ederlerse, İngiliz Hindistanı'nı teslim edece-ğine söz verdi. Bu teklife kanan Lenin, 1921 Kasım'ında Müslü-manlar'ı cihad bayrağı altında toplayarak seferine baş-layabilmesi için onun Orta Asya'ya gitmesine izin verdi. An-cak, Orta Asya'da yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurma ha-alini ferk etmemiş olan Enver Paşa bolşeviklere ihanet ederek îngilizler'e değil, onlara karşı cephe aldı. İlk başlarda Moskova'dan bağımsızlık isteyen yerli Müslüman özgürlük savaşçıları Basmacılar'in başına geçip başarılar kazandı. Hat-ta, 1922'de Duşanbe'yi bile ele geçirdi. Bolşevikler'e karşı za-ferleri Orta Asya'da duyulmaya başlayınca, savunduğu Pan-Türkizm kavramı çoğuna uzak da olsa, bayrağı altına giderek daha çok insan toplandı. Ancak, Bolşevikler de örgütlenmeye başlayınca akıntı tersine döndü ve Enver Paşa, Lenin'in as-kerleri tarafından bugünkü Tacikistan'da kıstırıldı. 1922 Ağustosu'nda Bolşevik makineli tüfekçilerine karşı giriştiği bir intihar saldırısıyla sonuçlanan bu hikâyeyi, okuduğunuz kita-bın sona erdiği yerden sonraki olayları ele aldığım Setting the East Ablaze adlı kitabımda anlatmıştım.
ENVER PAŞA

Savaşın bu aşamasında, Osmanlı împaratorlu-ğu'nun yıkıntı-larından bir şey çıkarılabileceğine inanan bir tek Enver Pa-şa'ydı. Her zaman hayalci bir insan olduğu için, bakışlarını çevresindeki ıstıraplı gerçekten uzaklaştırıp, Ludendorff'un düşmanları bir tuzağa çektiğine kendi kendini inandırmıştı. Ancak, son yaklaştıkça, elleri daha az kanlı Kabine arkadaş-larından giderek uzaklaştığını hissediyordu. Bir zamanların kudretli Osmanlı İmparatorluğu Kafkasya cephesi dışında gözlerinin önünde dağılmaktaydı. Müslümanlık'm en kutsal entleri Mekke ve Medine ile Hicaz, Mısır, Sina, Filistin, Ür-
k
dün, Irak'ın büyük bir kısmı, İtilaf Devletleri'nin ya da Araplar'm elindeydi ve savaştan sonra galipler arasında pay-laştırılacaktı. Geriye kalan yalnızca Anadolu, Suriye ve Kuzey Irak'tı ve bunların bile günleri sayılıydı. Türkler, Bolşevikler'den başkentlerinin Ruslar'a vaat edildiğini öğ-renmişlerdi; Lenin'in İstanbul üzerinde herhangi bir iddiası olmamasına karşın, yenildikleri takdirde orasının da ellerinde kalacağı kuşkuluydu. Filistin'deki Türk ordularının yenilgisi, oradaki en iyi birlikleri Kafkasya'ya gönderen Enver Paşa'ya yüklenecekti. Bu durum, Al-lenby'nin saldırısını durdurmak gibi umutsuz bir girişimle karşı karşıya kalmış olan Alman askerleri arasında önemli bir öfke yaratacaktı. Almanlar sayı-ca çok üstün düşmana karşı büyük bir cesaretle savaşmaya devam ettiler
472 syf.
İngiliz bir gazeteci olan Peter Hopkirk, 19. ve 20. yüzyılların tarihini, özellikle 1. Dünya Savaşı'ndaki İngiliz-Alman çatışmasını, yazmaya girişmiş ve sıkıcı olmayan gazeteci üslubuyla muhteşem bir kitap yazmış. Her sayfası bilgi ve yorum olarak dopdolu diyebilirim. Puanının 8.5 olması azdır, 9.5-10 olmalı.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 13 okur okudu.
  • 17 okur okuyacak.