Pierre Charras

Pierre Charras

Yazar
8.1/10
12 Kişi
·
26
Okunma
·
1
Beğeni
·
559
Gösterim
Adı:
Pierre Charras
Unvan:
Fransız Aktör, Yazar ve İngilizce Çevirmen
Doğum:
Saint-Étienne, Fransa, 1945
1945’te Sainte-Étienne’de doğdu. Edebiyat eğitimi, yazarlık, çevirmenlik ve oyunculuk yaptı. İlk kitabını 1982’de yayınladı. Paris’te yaşıyor ve bir lisede Fransızca öğretmenliği yapıyor. Aynı zamanda İngilizce’den çeviri yapmaya devam ediyor. On Dokuz Saniye adlı bu romanıyla, 2003 yılında, Fransa’nın en büyük kitabevi Fnac’ın Roman ödülünü aldı.
Bir gülümseme eşine az rastlanır, değerli bir şeydir. Neşeyle, zevkle ya da sevinçle hiçbir alakası yoktur. Bu sayılanlar bir şeye ulaşıldığında duyulan hislerdir yalnızca, oysa bir gülüş, bir başlangıç, bir tasarı demektir.
Mutsuzluk, insanın tabanlarına yapışır, çıkarmak çok zordur.
Mutluluk, kalıcı değildir.
Güzellik gibi, gençlik gibi,hemen geçip gidiverir.
Pierre Charras
Sayfa 19 - Can Yayınevi
Ne istediğini biliyor,
istediği şeyi elde edemeyeceğini de biliyor.
Ama deneyecek yine de, en azından istediği şeye yaklaşmak için.
Çünkü,
babası daima çözüm yolları arardı...
131 syf.
·2 günde·10/10
İnceleme accık spoiler içerebilir. Zaman ayırıp okursanız ne mutlu bana :))

Sandrine ve Gabriel yirmi beş yıldır birlikte yaşayan bir çifttir. İlişkileri yokuşa doğru yol alır. Ve bu çift ilişkilerini kurtarmak için bir oyun kurarlar. Bu oyunda ikisi de metroda buluşup sanki birbirlerini hiç görmeyen iki kişi veya yıllardır birbirine hasret iki sevgili gibi davranıp ilişkilerine baştan başlayıp yeni bir sayfa açacaklardır. Ama işler yolunda gitmeyecektir.

Kitap 3 bölümden oluşuyor:
Zeus
Styks (styx)
Hades

Yaptığım araştırmalara göre Zeus gökyüzü, yıldırım, şimşek, gök gürültüsü, hukuk, düzen ve adelet tanrısıdır. Tanrıların babası olarak Zeus, her tanrının bireysel görevini gerçekleştirmesini sağlar, kötülükleri cezalandırır, uzlaşmayı sağlar ve adeta tanrıların danıştıkları, her şeyi bilen, güçlü, arkadaşları gibidir.

Styks ise bir nehirdir. Nefret ve cehennem nehri. Styks nehrinin sonunda Hades'in krallığı bulunur, ölümsüz iskelet kayıkçı ölülerin ruhlarını kayığı ile Hades'e götürür. Son bölümün Hades olması da ruhların son durağı olması sanırım.

İlk bölüm kendi içinde 19 ayrı bölüme ayrılıyor. Yani 19 ayrı saniyeye. Ve her saniyede farklı birinin gözünden anlatılıyor olaylar. Şöyle ki;

Gabriel, Nation Durağı'nda metroya biniyor. Sevdiği kadını bekliyor. Kapıların kapanmasına 19 saniye var.  Geri sayım başlıyor. İlk saniyede kendi aklından sevdiğinin gelip gelmeyeceğini geçiriyor. 18. saniyede başka bir kişi başka şeyler geçiriyor içinden. Sonra 17, 16, 15..... derken 4 farklı kişi tanıyoruz. Sophie, Gilbert, Emmanuel ve Christelle. 4 3 2 derken son saniyede olanlar oluyor. Bir bombanın patlamasıyla her şey alt üst oluyor. Her yer toz duman içinde. Patlamada 5 ölü 23 yaralı var. Bu 5 ölüden 4'ü yeni tanıdığımız 4 kişi. Diğeri ise Sandrine. Meğer çift aynı metrobüste lakin birbirlerini göremiyorlar. Sevdiği kadınla aynı metroda olduğunun farkında olamayan Gabriel patlamadan sağ çıktığı için şanslı hissediyor kendini, eve gideyim de karımı göreyim diyerek. Eve gider yalnız evde kimse yoktur. Bekler ama kimse gelmez. Uyuyakalır bir ara. Sabah ani bir kapı gürültüsüyle uyanır. Polisler kapıdadır. Sandrine'in öldüğünü söylerler ama Gabriel inanmaz. Çünkü onu görmemiştir. Ta ki polisin elindeki not kağıdını görene kadar. Kağıtta "Olası kaza anında ulaşılması gereken kişi, Gabriel" yazar ve onun kimlik bilgileri vardır kağıtta. O zaman anlar ki sevdiği insan göçmüştür bu dünyadan. O günden sonra işleri yolunda gitmemiş, kendini öldürme teşebbüsüne bile girmiştir. Ölmüş müdür peki, orasını biz de bilmiyoruz.

Bakmayın öyle daldan dala atlayıp olayları baştansavma anlattığıma. Gerçekten çok sağlam bir roman ki 2003 FNAC Roman Ödüllü. Bazı yanlış yerler olsa da çeviriyi sağlam buldum. Çevirmenin adını ilk defa duymam beni telaşlandırdı başta ve bu kitabın çevirmenin yüksek lisans tezi olması da bu telaşa dahildi tabi. Ama çevirmen bu telaşımı boşa çıkardı. Keyifle, zevkle okudum.

Zaman ayırıp okuyanlara teşekkür ederim. Kitapla kalın. :))
101 syf.
Sanki kağıda değil de yüreğe basılı hüzünlü 100 sayfa...
Bir baba, hiçliğin doruklarında geziniyor , bir şey olsa , toplumda saygın bir yeri olsa...
Çalışkan, ailesine sahip çıkan bir baba.
Karısına ilk günkü gibi delicesine aşık bir baba.
Ya evlat, sevilmez mi?
Sevilir deli gibi sevilir!
Ama söylemez sevdiğini...
Oğlu ile gurur duymak ister!
Onun sahip olmadığı o toplum saygınlığına, oğlu sahip olsun ister!
İster ama ya sevgi?
O sevgi neden yürekte saklı neden dillenmiyor!!!
Seni seviyorum babacım diyemeyen , ama babasını çok seven bir adam!
Seni çok seviyorum, seninle gurur duyuyorum diyemeyen bir baba!
Ama artık her şey için çok geç belki de...
Sevgiyi dillendirmeyi unutmayın çok geç olmadan dedirten...
Son sayfalarda ağladım deli gibi!
Neden belki de bu kitabı okuyup ağlayan tek benimdir?
Belki de bu hikaye HEPİMİZİN hikayesidir, kim bilir belki de..
131 syf.
Hayatımızda bazı anlar çok ama çok önemlidir. Sadece bir saniye farkla bile pek çok şey değişebilir hayatımızda.
Biz beş saniye sonrası olacaklardan habersiz olarak, beş yıllık kalkınma planları yapıp hayaller kurarken, hayatın bize şaşırtan sürprizleri olabilir.

Romanın konusu , yolları metroda kesişen kişilerin “on dokuz saniye”si!

Beğenerek ve merakla okudum kitabı. Tavsiye edilebilecek farklı hikayelerden biri oldu benim için.
101 syf.
"Vakit varken topla tomurcukları
Zaman hala uçup gidiyor
Ve bugün gülümseyen bu çiçek
Yarın ölüyor olabilir"
Kitap bittikten sonra bu şiiri anımsadım. Yazar, babası hayattayken söyleyemediği sözcüklerin acısını dile getirmiş kitabında. Öldükten sonra her şey geç olabilir. Mükemmel bir kitap değildi ama vermek istediği mesaj güzeldi. Kısa bir kitap okunabilir.
101 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Genel bir tanım yapmak gerekirse hüzünlü bir baba-oğul hikayesi diyebiliriz. Zaten bu tanımı kitabın arkasında da bulabilirsiniz. Bunun dışında tabi her okurda farklı etkiler bırakabilir. Benim açımdan oğlunun babasının hayatını baştan sona kadar anlatma şekli, annesi ile babasının tanışması ve sonrasında kendisininde dahil olduğu ailesinin hayatını anlatış şekli zaman zaman komik çoğu zaman ise hüzünlüydü. Kütüphanenizde bulunan bir kitap ise okumak için daha fazla beklememenizi tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pierre Charras
Unvan:
Fransız Aktör, Yazar ve İngilizce Çevirmen
Doğum:
Saint-Étienne, Fransa, 1945
1945’te Sainte-Étienne’de doğdu. Edebiyat eğitimi, yazarlık, çevirmenlik ve oyunculuk yaptı. İlk kitabını 1982’de yayınladı. Paris’te yaşıyor ve bir lisede Fransızca öğretmenliği yapıyor. Aynı zamanda İngilizce’den çeviri yapmaya devam ediyor. On Dokuz Saniye adlı bu romanıyla, 2003 yılında, Fransa’nın en büyük kitabevi Fnac’ın Roman ödülünü aldı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.