Poul Anderson

Poul Anderson

Yazar
8.3/10
48 Kişi
·
89
Okunma
·
1
Beğeni
·
738
Gösterim
Adı:
Poul Anderson
Tam adı:
Poul William Anderson
Unvan:
Amerikalı Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Pennsylvania,ABD, 25 Kasım 1926
Ölüm:
California,ABD, 31 Temmuz 2001
1926'da, ABD'nin Pennsylvania eyaletinde doğdu. İskandinav bir aileden geliyordu (adı da bu yüzden "Paul" değil, "Poul" olarak yazılıyor).

II. Dünya Savaşı'ndan önce bir süre Danimarka'da yaşadı. 1948'de Minnesota Üniversitesi fizik bölümünü bitirdi. Anderson, bilimkurgunun "Altın Çağı" olarak bilinen 1930'lu ve 40'lı yılların sonuna yetişti. 1960'lardan sonra da yazmayı sürdürmesine karşın "Yeni Dalga"nın içinde yer almadı. Daha ilk eserlerinden başlayarak teknolojik ağırlıklı bilimkurgu ile fantastik edebiyatın "kılıç ve büyü" öykülerinin özelliklerini bir arada kullandı. İlk romanları arasında en önemlileri olarak Brain Wave (1953, Beyin Dalgası), Three Hearts and Three Lions(1953, Üç Yürek ve Üç Aslan) ve Metis'te yayımladığımız İki Dünya Savaşıyor (1995,War of Two Worlds, 1953) sayılabilir.

Anderson 60'lı ve 70'li yıllarda özellikle iki dizi roman yazdı. Bunlardan biri Dominic Flandry adlı kahramanın çevresinde odaklanıyor ve çürümüş bir Arz İmparatorluğu'nda geçiyordu. Diğerinin kahramanı ise Nicholas van Rijn adlı, yıldızlararası bir serüvenciydi. Bu dönem romanları arasında kayda değer olarak Ensign Flandry (1966, Teğmen Flandry), The Rebel Worlds (1969, Asi Dünyalar) ve A Knight of Ghosts and Shadows (1974, Hayaletler ve Gölgeler Şövalyesi) sayılabilir. Anderson, öykü ve kısa romanlarıyla üç Nebula, beş de Hugo ödülü almıştır. Anderson'un Uzaya Haçlı Seferi adlı kitabı ise 1999 yılında İthaki Yayınları'ndan çıktı. Kıyametten Sonra adlı derlemede de yazardan bir örnek yer alıyor (Broy Yayınları, 1998).
240 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
“Yaşam sürdükçe hiçbir ruh geri dönülemez bir şekilde kaybolmuş değildir” -Birader Parvus

En üretken bilimkurgu yazarlarından biri olan Poul Anderson , aynı zamanda fantastik öykü ve romanlar da kaleme almasıyla bilinir ve her iki türün de usta isimleri arasında yer alır. 1926 yılında doğan Anderson, Amerika vatandaşıdır. İskandinav bir aileden gelen yazarın ismi bu yüzden “Paul” değil, “Poul”dür. İskandinav mitolojisine olan ekstra ilgisi fantazya eserleri başta olmak üzere birçok eserine yansımıştır. 2001 yılında aramızdan ayrılan yazar 5 Hugo, 3 de Nebula Ödülü kazanmayı başarmıştır. İlk öykülerini 1940’lı yıllarda yayımlamaya başlayan Anderson’ın dilimize çevrilen yalnızca 3 romanı vardır. Buna ek olarak bazı öyküleri de ülkemizde çeşitli öykü derlemeleri veyahut dergilerde yayımlanmıştır.

Orijinal adı The High Crusade olan ve Çağla Ünal çevirisiyle, İthaki Yayınları tarafından 1999’da yayımlanan bu roman, Anderson’ın en sevilen yapıtları arasında yer alır. 1984 yılında Baskan Yayınları’ndan çıkan “Dünyamızı Kim Yok Etti” ve 1995’te Metis Yayınları’ndan çıkan “İki Dünya Savaşıyor” isimli kitaplarına oranla Uzaya Haçlı Seferi daha oturaklı bir roman görünümü çiziyor. Eserlerine bir tutam absürdlük dozu ekleyen Poul Anderson’ın bu eserinde de bunu görmek mümkün. Buna ek olarak, hiciv, mizah ve ironi ise epey fazla. Ve zaten Uzaya Haçlı Seferi’ni “iyi bir roman” sınıfına sokmamızı sağlayan en önemli olgu da şüphesiz ki bu. İnsanlık üzerine yaptığı eleştirilerle eserin gücüne güç katan yazar, savaş sahneleriyle de bilimkurgu edebiyatında aksiyon da arayan okurların ağzına bir parmak bal çalmayı ihmal etmiyor.

Uzaya Haçlı Seferi bir “ilk karşılaşma” öyküsü. Amerikan bilimkurgusunun altın çağında dahi yazarların vazgeçemediği bir bilimkurgu alt türü olan bu dalda kalem oynatmak biraz risklidir zira insanların karşılaşacağı diğer uygarlık için ciddi bir hayal gücü gerekmektedir. Isaac Asimov , Arthur C. Clarke , H. G. Wells , Douglas Adams , Stanislaw Lem ve Robert A. Heinlein gibi ustalar başta olmak üzere, birçok başarılı örnek sayabileceğimiz “ilk karşılaşma” hikayelerine Anderson’ın Uzaya Haçlı Seferi’ni de rahatlıkla katabiliriz.

Kitap esasen “öykü içinde öykü”den oluşuyor ve Anderson olayları bir kitap aracılığıyla okuruna aktarıyor. Öyküyü kısaca, insanlığın kılıç, mızrak, kalkan ve iman güçleri ile uzaya açılma öyküsü olarak adlandırabiliriz.

Şöyle ki, üstte de belirttiğim üzere, eser gücünü eleştiriden aldığından mütevellit, ilk etapta biraz sönük bir kurgu gibi gözükse de, yazarın aslında bu uçsuz bucaksız evrende farklı ırkların buluşmasını son derece gerçekçi bir şekilde hayal etmeyi başardığını görüyoruz. İki farklı uygarlık arasındaki iletişim sorunu okurun kafasında bir soru işareti olarak kalsa da, mizah ve ironik yaklaşımların getirdiği bakış açısıyla birlikte bu sorun ortadan kalkıyor. Okur ise bu andan sonra eserin tadına daha çok varmaya başlıyor, çevirdiği her sayfa ile birlikte mensubu olduğu insan ırkını daha iyi tanıyor.

Öykü 1345 yılında başlıyor. Bir bilimkurgu kitabı için hikayenin geçtiği yılın ortaçağa ait olması son derece garip görünse de, Anderson romanını türün içine sokmayı başarmış. Ansby isimli bir İngiliz köyünde o gün sıra dışı bir hareketlilik söz konusudur zira Sir Roger, Fransa’ya karşı savaşta olan Kral 3. Edward’a destek amacıyla bir ordu toplamaktadır. Fakat tam o anda, gökyüzünde büyük gümüşi bir cisim belirir. Evrenin farklı bir yerinde yaşayan ve insanlara oranla daha gelişmiş bir uygarlığa sahip olan mavi renkli Wersgorlar gözlerine Dünya’yı kestirmiştir. Köyün yakınlarındaki bir otlağa iniş yapan uzay gemisi, son derece ilkel olan insanlar tarafından endişe ve şaşkınlıkla karşılanır.

"O da ne! Bu bir mucizeydi! Gökyüzünden, alçalmanın hızıyla canavar misali büyüyor gibi görünen, her tarafı metal bir gemi geliyordu. Cilalı yanlarından yansıyan güneş öylesine göz kamaştırıyordu ki, şeklini tam olarak göremiyordum. Uzunluğunun rahatlıkla altı yüz metreyi bulduğunu düşündüğüm kocaman bir silindirdi. Rüzgârın ıslığını saymazsak, hiçbir gürültü çıkarmadan hareket ediyordu."

Wesgorlar için bu sıra dışı bir gezegendir, çünkü fethettikleri tüm o öteki gezegenlerdeki canlılar bu tip bir istila karşısında korkup teslim olmayı seçmişlerdir. Bu, şimdiye kadar hep böyle olmuştur. Fakat Dünya canlıları, hele de bunlar ortaçağda yaşayan ve savaşmaya aç insan toplulukları olunca, bu tablo karşısında kaçmaktansa savaşmayı tercih edeceklerdir. Wersgorlar da neye uğradıklarını şaşıracaklardır haliyle.

Hikayenin anlatıcısı Birader Parvus diye hitap edilen bir İngiliz’dir. Rehin aldıkları Branithar isimli bir Wersgor’u sorgulayan İngilizler, havada süzülen garip nesnenin nasıl çalıştırılacağını bulurlar. ilk hedefleri Fransa’daki savaşa yardıma gitmektir, sonrasında ise “kutsal topraklar”a hareket edip kafirleri savuşturmaktır. Fakat işler umdukları gibi gitmeyecektir…

Dini saplantılı bir hale getirmiş olan Ortaçağ insanlarının hayata bakış açısını ustalıkla gözler önüne seren Poul Anderson’ın bu eseri bilimkurgu okurlarını tatmin edecek cinsten.

“Fakat sanıyorum, bizler bu dünyadan olmayan güçler üzerindeki başarımızın sarhoşluğuyla, kendimizi cesaretlendirmiş hissediyorduk.”

Son olarak, romanın 1994 yılında Klaus Knoesel, Holger Neuhäuser yönetiminde sinemaya uyarlandığını da belirtelim.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Oldukça güzel bir bilim kurgu romanı daha. Yine bir çok yazarın irili ufaklı hikayelerinin birleşiminden oluşan bir roman. Isaac Asimov, Jules Verne, Mike Resnick, Fritz Leiber gibi meşhur bilim kurgu yazarlarının de hikayelerinin bulunduğu bir 10 adet hikaye bulunmakta. Medeniyetler, hilebazlık, kayıp ruhlar, uzaylıların dünyalıları incelemesi, cinsellik ve benzer pek çok konuda yazılan hikayeler var. Bunların arasında Düşün, Beibermann'ın Ruhu, Çılgın Şüphe, Hilda, Slickie'nin Ağladığı Gece ve Geri Kalmışlık cidden çok güzel hikayeler. Keyifle okunan bir roman.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Günaydın arkadaşlar. Maalesef ki uyku tutmayınca, tutmuyor işte. Şekil A’da (ben) görüldüğü üzere biz de dedik ne yapalım, okumaya devam edelim. Toplam 10 hikayenin yer aldığı, büyük puntolarla yazıldığı için de çabuk okunan ve hem hikayeler hem de yazarlarıyla ilgili dipnotları bulabildiğimiz, iyi bir eser.

Kitaba adını veren hikaye ise ortalama 250 sene evvel Voltaire’nin yazdığı, bilinen en eski bilimkurgu metinlerinden olması nedeniyle de önemlidir, Siriuslu ve Satürnlü iki uzaylının dünyayı ziyaretinin anlatıldığı öyküdür.

İçerisindeki öyküler: Geri Kalmışlık - Paul Anderson, Mikromega – Voltaire, Düşün - Isaac Asimov, Beiberbann Ruhu – Mike Resnick, Çılgın Şüphe - Henry Kuttner, Slickie’nin Ağladığı Gece – Fritz Leiber, Hiç Ses Etmeden – Damon Knight, Gil Braltar – Jules Verne, Hilda – H. B. Hickey, Duvara Dönük Ayna - John Morressy.

Hepimize iyi okumalar ve bana da biraaz uyku diliyorum..
240 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Çok eğlendiğim bir kitaptır.
Bir uzay gemisi 15.yy da avrupaya iner.
Uzaylılar ışın silahlarıyla egemenlik kurmaya çaiısırlar.
Yalnız küçük bir sorun vardır.
Işın silahları ses çıkarmadıkları için (!) korkutucu olmazlar :D
Gemiyi ele geçiren haçlılar....
Daha fazlası özet olur.
Okuyun çok güleceksiniz.
316 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
İçerisinde toplam 9 öykü bulunan, derleme bir eserdir kendileri. Bunları liste halinde yazmak istiyorum:

1- Isaac Asimov - Çalan Çan

2- Poul Anderson - Mars Tacı Mücevherleri

3- Philip Jose Farmer – Bir Scarletin Çalışması

4- Donald Westlake – Kazanan

5- Tom Reamy - Küçük Detweiler

6- Wilson Tucker - Zamanlamalı Pozlar

7- Robert Silverberg - Sınırı Geçmek

8- Philip K. Dick - Savaş Oyunu

9- Larry Niven – ARM

Bilimkurgu alanında yazmış yazarların hikayelerinden yapılmış bu derlemede bu konunun yanında polisiye konusunun da harmanlandığını görüyoruz. Benim favorilerimse: Mars Mücevherleri ve Kazanan hikayeleri oldu. İyi okumalar dilerim..
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Uzayda dört yıl süren bir görevden dönen Franklin gemisi personeli dehşete kapılır. Yuvaları Dünya artık ölü bir gezegendir.

Bu kötülüğü kim yapmış olabilir, bu nasıl bir kıyımdır ? Yeryüzünde bıraktıkları aileleri ve artık dönecek yuvalarının olmayışı kanlarını dondurur.

Uzayda görevde olan başka gemi var mıdır? Ya türün devamını sağlamak için kadınlar?

Kalpleri korku ve öç alma duygusuyla kaynarken hangi uzaylı ırkından yardım isteyecek, kime sığınacaklardı ? Uzay gemisi personeli bu stresle nasıl başa çıkacak ? Gemi kaptanının geri kalanların liderliğini yapmaya gücü yetecek mi ?


Sürükleyici ve ilginç kurguydu.
130 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Oldukça güzel bir bilim kurgu romanı. Mars ve Dünya savaşmıştır ve bu savaşı Mars kazanmıştır. David Arnfeld, mağlup ordunun bir komutanı olarak dünyaya döner ve yolda Christine yani Kit ile tanışır. Onunla evine gittiğinde bir Marslı komutan evlerine yerleşir. Sonra denetleme olur ve Kit korkunç bir şey öğrenir. Gelenler ne dünyalılar ne de Marslıdır. Tamamen farklı bir ırktandır. Bu gerçeği yaymak için Marslı, Dave ve Kit, Kit'in kızı Alice'i de alarak kaçmaya başlar. Biçim değiştirebilen bu yaratıklar her tarafta onları takip etmektedir. En sonunda bir yerde köşeye sıkışırlar. Yaratık Baş Bilge Dave'in defterinde buraya kadar okur. Acaba bu grup kendilerini takip eden amansız düşmandan kurtulabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.
316 syf.
·4 günde·8/10 puan
İçinde birbirinden güzel 9 bilimkurgu öyküsü bulunan derleme bilimkurgu severleri memnun edecek bir kaliteye sahip. Çalan Çan, Bir Scarletin Çalışması, Küçük Detwiler, Zamanlamalı Pozlar ve Sınırı Geçmek adlı öyküler derlemede öne çıkanlardı.
316 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hayalgücünüzü serbest bırakın, hikayeleri okurken onlara inanın. Zaten bir süre sonra hepsi gerçek olacak. Hikayelerdeki detektiflerden bazıları size parmak ısırtacak, bazıları güldürecek.
Ne olursa olsun bu hikayeler size tatmin dolu okuma saatleri verecek. Küçük tadımlık dokunuşlarla, bilimkurgunun gizemli dünyasına minik bir bakış atın.

İşte dokuz yazardan dokuz seçkin hikaye;
1- Çalan Çan - Isaac Asimov
2- Mars Tacı Mücevherleri - Paul Anderson
3- Bir Scarletin Çalışması - Philip Jose Farmer
4- Kazanan - Donald Westlake
5- Küçük Detweiler - Tom Reami
6- Zamanlamalı Pozlar - Wilson Tucker
7- Sınırı Geçmek - Robert Sılverberg
8- Savaş Oyunu - Philip K. Dick
9- Arm - Larry Niven
130 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
“Zaman ve bir yığın kâğıt verildiğinde bir filozof her şeyi kanıtlayabilir.”

Robert A. Heinlein, karakter yaratımı konusunda oldukça başarılı bir isim. Ay Zalim Bir Sevgilidir ve Yıldız Gemisi Askerleri gibi bilindik diğer eserlerinin başarısındaki temel etken de bu. Doğrusu bir yazarın kendi politik kanaati doğrultusunda metinler yazması ya da metinlerini bu doğrultuda şekillendirmesi gayet normal. Yalnızca tezli romanlarda değil, pek çok kurgusal eserde de buna rastlanır. Ancak Heinlein, alışılanın aksine farklı, hatta doğrudan zıt politik görüşlere sahip insanların kurgusal düzlemdeki temsillerini öylesine başarılı bir biçimde yapıyor ki, hem okura empati imkanı sunuyor hem de yetkinliği hususunda soru işaretine yer bırakmıyor.

1956 yılında yayımlanan İkiz Yıldız, aynı yıl yazara Hugo ödülünü kazandırmıştır ve bu roman Heinlein’ın en iyi eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kolonizasyon ve farklı türlerle temas gibi alt başlıkların önümüze serildiği yapıtta, dünya dışı yaşamların sosyopolitik yansımalarını ele alan yazar, teknolojik değişimle birlikte yaşananları da parçalar halinde ortaya koyar. Bu sırada var olan binlerce hikayeden bize anlatılanın öznesi ise gözden düşen, değeri bilinmeyen bir sanatçıdır. Bir gün aylaklık ettiği sırada biriyle tanışır ve Orhan Pamukvari bir edayla hayatı değişir. Sanatçıya sunulan iş karmaşıktır, ondan hayatının rolünü yapması istenmektedir. Aynı zamanda arka planda da yaşanacak olayların ilmek ilmek örülüş süreci başlamıştır. Politik ayak oyunları, yalanlar ve karakterin dönüşümü odağında bir yolculuk… Yerli okurla buluşması ise 1995 yılında Metis Bilimkurgu Serisi‘nin dördüncü eseri olarak yayımlanmasıyla gerçekleşir.

İncelemenin devamı için:
https://www.bilimkurgukulubu.com/...arayisi-ikiz-yildiz/

Yazarın biyografisi

Adı:
Poul Anderson
Tam adı:
Poul William Anderson
Unvan:
Amerikalı Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Pennsylvania,ABD, 25 Kasım 1926
Ölüm:
California,ABD, 31 Temmuz 2001
1926'da, ABD'nin Pennsylvania eyaletinde doğdu. İskandinav bir aileden geliyordu (adı da bu yüzden "Paul" değil, "Poul" olarak yazılıyor).

II. Dünya Savaşı'ndan önce bir süre Danimarka'da yaşadı. 1948'de Minnesota Üniversitesi fizik bölümünü bitirdi. Anderson, bilimkurgunun "Altın Çağı" olarak bilinen 1930'lu ve 40'lı yılların sonuna yetişti. 1960'lardan sonra da yazmayı sürdürmesine karşın "Yeni Dalga"nın içinde yer almadı. Daha ilk eserlerinden başlayarak teknolojik ağırlıklı bilimkurgu ile fantastik edebiyatın "kılıç ve büyü" öykülerinin özelliklerini bir arada kullandı. İlk romanları arasında en önemlileri olarak Brain Wave (1953, Beyin Dalgası), Three Hearts and Three Lions(1953, Üç Yürek ve Üç Aslan) ve Metis'te yayımladığımız İki Dünya Savaşıyor (1995,War of Two Worlds, 1953) sayılabilir.

Anderson 60'lı ve 70'li yıllarda özellikle iki dizi roman yazdı. Bunlardan biri Dominic Flandry adlı kahramanın çevresinde odaklanıyor ve çürümüş bir Arz İmparatorluğu'nda geçiyordu. Diğerinin kahramanı ise Nicholas van Rijn adlı, yıldızlararası bir serüvenciydi. Bu dönem romanları arasında kayda değer olarak Ensign Flandry (1966, Teğmen Flandry), The Rebel Worlds (1969, Asi Dünyalar) ve A Knight of Ghosts and Shadows (1974, Hayaletler ve Gölgeler Şövalyesi) sayılabilir. Anderson, öykü ve kısa romanlarıyla üç Nebula, beş de Hugo ödülü almıştır. Anderson'un Uzaya Haçlı Seferi adlı kitabı ise 1999 yılında İthaki Yayınları'ndan çıktı. Kıyametten Sonra adlı derlemede de yazardan bir örnek yer alıyor (Broy Yayınları, 1998).

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 89 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 146 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.