Shaun Tan

Shaun Tan

Yazar
9.3/10
49 Kişi
·
101
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.035
Gösterim
Adı:
Shaun Tan
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
1974
Avustralyalı yazar ve çizer Shaun Tan, 1974 yılında doğdu. 2011 yılında İsveç’in ünlü çocuk kitapları yazarı Astrid Lindgren anısına her yıl verilen ve çocuk edebiyatı alanında en büyük ödül olarak kabul edilen Alma ödülünü kazandı. Ayrıca 2012 ve 2011’de, daha önce pek çok kez aday gösterildiği Hugo Ödülü’nü kazandı. Kendi çizim ve yazılarından oluşan yaklaşık 20 çocuk kitabı bulunan Shaun Tan’ın kendi animasyon kitabından The Kayıp Şey (İthaki Yayınları, Aralık 2012) adıyla sinemaya uyarlanan filmi, 2011 yılında en iyi kısa animasyon Oscar’ı kazandı.
Bazen beklersin, beklersin, beklersin, beklersin, beklersin, beklersin de, hiçbir şey olmaz yine de.
"Nereye gittiğimizi düşünmeden daha fazla ve daha hızlı yol aldıkça endişeli, umutsuz, tedirgin bir hale büründük. Güvenilir bir yön bulamadan, en sonunda kendimizi kocaman, manyetik bir çölde kaybettik. Benim yaşlı büyükbabam bir keresinde 'tüm aşıkların en azından bir kere olsun gitmeye mecbur olduğu bir yer'den bahsetmişti, belki de bu yer orasıdır, diye düşündüm. Korkunçtu! "
"Eğer yanılsamaya ihtiyaç fazlaysa cehalete çok büyük miktarda zeka yatırımı yapılabilir." Saul Bellow
“Bazen bilemezsin, ne yapman gerektiğini,
aslında kim olduğunu,
veya nerede bulunduğunu
ve gün başladığı gibi bitecektir sanki.

Ama işte!
Birdenbire karşına çıkıverir,
canlı ve parlak,
sessizce beklemektedir seni
tam da hayal ettiğin gibi.”
"Orada olan korkunç şeyleri açıklaması zor. Doğrusu size ne kadar çok anlatırsam o kadar az anlayacaksınız. Hayattaki bazı şeyler böyledir. Kendi başınıza çözmeniz gerekir..."
Ağustosböceği bir hikaye anlatıyor.
İyi bir hikaye. Basit bir hikaye.
Her insanın anlayacağı bir hikaye.
Tok Tok Tok!
Shaun Tan
Desen Yayınları
Ama bugünlerde o tür bir şeyi giderek daha az görür oldum.

Belki de artık o kadar çok kayıp şey yok etrafta.

Ya da belki ben onları artık fark etmiyorum.

Başka şeylerle fazlasıyla meşgulüm herhalde.
Shaun Tan
İthaki, 2014
128 syf.
·1 günde·10/10
Ne kadar güzel bir eser bu.. Çizimlerine bakakaldım.. Tekrar tekrar izlenebilecek güzellikte bir çalışma. İzlenebilecek diyorum çünkü bu çizimleri, anlatılan hikaye bir sinema yapıtıymış gibi bir his uyandırıyor, çizimler ve atmosfer öylesine farklı ve güzel. Ancak kitabın arkasındaki tanıtım yazısı kitaptaki bilim kurgu ve fantastik havasının ne amaçla yaratıldığını da açıklamış; her göçmen ve ilticacının hikayesi gibi bu çalışma. Uzaklara giden ve orada kalan, hatta dönemeyen herkesin hikayesi gibi. İçinde tek kelime söz geçmeyen Uzak hem istilayı, hem savaşı, hem göçmen ve mülteci olmayı ve hem de ümitvar olmayı çizimlerle anlatıyor.. Mutlaka öneriyorum
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kısa kısa on beş öyküden oluşan bu kitaba Shaun Tan'ın güzel çizimlerini de ilave edince harika bir okuma deneyimi çıkıyor ortaya.

Uzun zamandır çocuk/gençlik kitapları kategorisinde okuduğum kitaplardan almadığım edebi bir zevki tattırdı bana. Shaun Tan, çizdiği kadar güzel yazıyor. Fabl ritminde masalsı özellikler taşıyan kısa öyküleri hayal gücünü harekete geçirirken yüreğe de işliyor.

Kimi umut, kimi hüzün taşıyor öykülerin; kimi her ikisini de. Doğa da var içinde insan da, sevgi de var öfke de... Ama hepsi öyle dengeli ki, her zaman bir ucu gerçeği gösteren hayal gücüyle harmanlanmış. "Uzak Yağmur" adlı öyküde "okunmamış şiirler" in başına gelenleri anlatıyor örneğin. Hem de öylesine hüzünlü ama bir o kadar ritmik bir anlatımla.

Betimlemelerini özellikle çok sevdim. Bir çizerin gözüyle yazdığından mıdır bilmem; klasik, sıkıcı formattan uzak, keyifle okunuyor her detay. Yalnızca görsel betimlemeleri değil, duyusal betimlemeleri de çok başarılıydı. Burayı küçük bir alıntıyla süslemek isiyorum:
"O sıçrayışı, ne kadar tuhaf ve ne kadar tarifi mümkün olmayan bir duyguydu; üzüntü ve pişmanlık gibi bir şey; sunduğunuz hediyeyi aniden geri alma isteği ve onu kesinlikle bir daha göremeyeceğinizi bilerek göğsünüzü sıkı sıkı tutmak..."

Ve öykülerinde, bahsi geçen "ince mizah"ı da öyle bir maharetle yedirmiş ki satırları kovaladı gözlerim durmaksızın. Seçtiği kelimeler de oldukça özenli ayrıca.

BU KISIM - SPOİLER- SAYILABİLİR:
Dünyada barış isteğini anlattığı satırlardan örnek vermek istiyorum, anlatımının güzelliğini gösterebilmek adına. Bir ülkede her eve, devlete destek olmaları için bir füze veriliyor. İnsanlar ise önce füzeleri rengarenk boyuyor sonra füzelerin içinde kimi çiçek yetiştiriyor, kimi pizza yapıyor. Sonra yazar diyor ki:
"Evet, hükümet onları almaya geldiğinde, artık düzgün çalışmayabileceklerini hepimiz biliyoruz, ama yıllar geçtikçe buna kafa yormayı bıraktık. Çoğumuz kalbimizin derinliklerinde böylesinin muhtemelen daha iyi olduğunu hissediyoruz. Her şeye rağmen, eğer başka ülkelerdeki evlerin bahçelerinde de füzeler varsa ve bize doğru çevrilmişlerse, umarız oradaki insanlar da daha iyi kullanım yöntemleri bulmuşlardır. "

Ben öğrencilerime okutmak için okumuştum. Ancak şu anda bu dönemsel sınırlamanın doğru olmadığını düşünüyorum - özellikle metaforları da hesaba katınca durum oldukça değişiyor - . Eğer o meşhur içinizdeki çocuğun hayal gücü ile kalbinizdeki umut hala yaşıyorsa okuyun, çok seveceğinize inanıyorum.
128 syf.
·10/10
Her ne kadar herhangi bir yazı içermese de içerdiği resimler o kadar gerçekçi ki meramını böyle de çok güzel anlatabiliyor. Aynı yazarın Kızıl Ağaç ve Kayıp Şey kitapları da alınmalı, hatta sevdiklerimize hediye edilmeli.
32 syf.
·Beğendi·10/10
Bir din ve ahlak sistemi haline gelmiş leviathancı kapitalist insani sömürü sisteminin na-insani amaç ve şartlar doğrultusunda gerçekleştirilen sınırsız sermaye birikimi amaçlı üretimi kutsallaştırması ve modern köleliğin bir totemi olarak plaza kültürünün, kendini arayan insanı yoldan çıkarmasını hatta o yola dahi sokmamasını kara mizah ile eleştiren tatlı bir grafik romancık.
32 syf.
·Beğendi·10/10
Byung-Chul Han yorgunluk toplumunda geçtiğimiz yüzyılın bağışıklık paradigmasını; hasmane bir gayesi olmasa da, yabancının, “başkalığı sebebiyle” imha edildiği sistem olarak tanımlamıştı.

Devamında ise, immünolojik olarak tertip edilmiş dünyanın kendine has bir topolojisi olduğundan ve bu dünyanın evrensel değiş-tokuş süreçlerini engelleyen sınırlar, eşikler, geçitler, çitler, arklar ve duvarlardan imal edilmiş olduğundan bahsetmişti.

Shaun Tan Kayıp Şey’de ise, -bilerek veya bilmeyerek- Chul Han’ın immünolojik dünya paradigmasından yola çıkan illüstratif bir steampunk yorgunluk dünyası oluşturmuş.

Bu Dünya’da;

Pozitivist paradigmanın egemenliği ve var olan yaşamın rakamlara ve mühendisliğe indirgeniminin yol açtığı toplumsal hayatın mekanikleşmesini, zamanın ölü olarak doğumunu ve “yorgunluk toplumunun” etraflarında ki “yabancılığa”; -Kayıp Şey özelinde- “enerjik”, “kreatif”, “renkli” veya “sıradan olmayana” karşı -yani ve hatta- hayata karşı körleşmelerini ve hissizleşmelerini görüyoruz.

Kayıp Şey’de aslında bir çok klasik distopya eserinden esintiler bulmak mümkün. Lakin bu eserin distopik rüzgarına kalkan olan tek ve yegâne şey, yine Tan’ın o kendine has imzası olan “var oluşun dayanılır güzelliği” oluyor.

Eserleri her ne kadar gerçeğin karanlık ve acımasız yüzünü bütün çıplaklığı ile vursa dahi, o dünyanın muhakkak bir tarafında umudu, yaşamı ve varlığı görüyoruz.

Kayıp Şey, mekanikleşen bir yaşamda hayatın nüvesini yakalamanın ve kaybetmenin öyküsü.

Fırtınalı diyarlardan evine dönen küçük kızın “kızıl ağacını” bulması gibi, bizde şu fırtınalı dünyanın yorgunluğunda böyle halisâne sanatların sinesinde dinlenebiliyoruz.
32 syf.
·Beğendi·10/10
Bir yetişkin olarak çocuk kitapları okumaya bayılıyorum. Sanat eseri gibi bir kitap. Çizimlerine bayıldım.
32 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
*Grafik romana dair spoiler içerir*

Önce kitabın başlığını okuyorsunuz: Ağustosböceği. Sade, yalın ve öz. Aklınızda birden "Ağustosböceği ile Karınca" masalı canlanıyor ve süregelen o meşhur sözü hatırlıyorsunuz: "Ağustosböceği yaz boyu eğlenmiş, kış gelince yatacak yer bulamamış." Ve elbette size verdikleri öğüdü de düşünmeden geçemiyorsunuz: "Ağustosböceği gibi tembel olma."
Peki, Shaun Tan bize gerçekten Ezop'unki gibi bir ağustosböceği mi sunacak? Bu merakla aralıyorsunuz kitabın kapağını. İlk iki sayfaya birden resmedilmiş, farklı boyutlardaki dikdörtgen prizmaları karşılıyor sizi. Hepsi gri ve dip dibe. Soldaki sayfada uçan bir kuş silüeti gördüğünüzde fark ettiğiniz şey; bu dikdörtgen prizmaların beton yığınına dönmüş bir şehri temsil ettiği oluyor.
Bir sonraki sayfaya geçiyorsunuz, hüzünlü bir tebessümün ardından. Yeniden iki sayfanın birlikte oluşturduğu bir çizim karşılıyor sizi. Ağustos böceğinin dört kolunu ve yaka kartını görüyorsunuz. Giydiği takım elbise ve taktığı kravat, yaptığı iş ile ilgili bilgi vermese de bir şeyi net bir şekilde öğreniyoruz: Burada ağustosböceği de çalışıyor.
E tabi, sonra başlıyor hikaye. Sol taraftaki sayfada dört mısra, sağ taraftaki sayfada ise o mısraları anlatan bir çizim. Kitap bundan ibaret. Bundan sonraki yedi sayfa da böyle sürüp gidiyor. Sonraki beş sayfada, size bir şeyleri çok net şekilde gösterebilecek çizimler bulunuyor. Son iki sayfada ise üçer mısralık iki ayrı yazı yer alıyor. Eğer çizimleri özümseyebildiyseniz, baştaki gibi, hüzünlü bir şekilde oluşan tebessümünüzün sebebi oluyor bu yazılar. Ve kitap, iki sayfayı dolduran son bir çizimle son buluyor. Tembelliğiyle ün salmış ağustosböceğini, o zaman daha iyi anlıyorsunuz.
Yaklaşık 160 kelime. Hepsini bir araya getirseniz, bir A4'ün yarısını bile doldurmayacak bir sayı. Saymadan geçemedim. Çünkü bir gerçeklik ancak bu kadar kısa ve bu kadar dolu anlatılabilirdi.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kelimelere gerek duymadan anlatılan hikayeler... Shaun Tan'dan yine harika bir eser. Kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği şeyleri en iyi şekilde anlatabilen bir sanatçı. Okuduğum 4. Eseri ve en güzeli bu sanırım ama hepsini okuduktan sonra insan aynı şeyi söylüyor. Okunmalı, okutulmalı...
132 syf.
·2/10
Çizgi romanları sevmeme rağmen bu kitaptan pek hoşlanmadım.
Sanırım bu kitaba çizgi roman demek de pek mantıklı değil. Çünkü içerisinde hiç yazı yok, daha çok bir resimli roman demek daha doğru olur.
Yazarın 'kelimeler olmadan da hikaye anlatılabilir' konseptini takdir etsem de pek benim tarzım değil.
32 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap dediğimizde aklımıza gelen kitaplardan tamamen farklı bir eser bu. İçerisinde yazarın kendi resimlerini koca sayfalar kaplayacak şekilde bastıkları bir resimli kitap diyebiliriz. Olay yok, kurgu yok, karşılıklı konuşma yok. Çok güzel portrelerin altına iliştirilmiş sözlerden oluşan güzel bir sanat eseri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Shaun Tan
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
1974
Avustralyalı yazar ve çizer Shaun Tan, 1974 yılında doğdu. 2011 yılında İsveç’in ünlü çocuk kitapları yazarı Astrid Lindgren anısına her yıl verilen ve çocuk edebiyatı alanında en büyük ödül olarak kabul edilen Alma ödülünü kazandı. Ayrıca 2012 ve 2011’de, daha önce pek çok kez aday gösterildiği Hugo Ödülü’nü kazandı. Kendi çizim ve yazılarından oluşan yaklaşık 20 çocuk kitabı bulunan Shaun Tan’ın kendi animasyon kitabından The Kayıp Şey (İthaki Yayınları, Aralık 2012) adıyla sinemaya uyarlanan filmi, 2011 yılında en iyi kısa animasyon Oscar’ı kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 101 okur okudu.
  • 78 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.