Tuncay Özkan

Tuncay Özkan

7.7/10
53 Kişi
·
157
Okunma
·
24
Beğeni
·
1.681
Gösterim
Adı:
Tuncay Özkan
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar, Televizyoncu, Siyasetçi ve Yeni Parti Eski Genel Başkanı.
Doğum:
Ankara, 1966
Aslen Erzincan-Kemaliyeli bir aileden gelmektedir. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde tamamladı.

Medya kariyeri

Gazeteciliğe 1981 yılında Ankara'da Rüzgârlı Sokak’ta başladı. 1984 yılında Hürriyet grubunun çıkardığı Hürgün gazetesinde çalıştı. 1988 yılında Cumhuriyet gazetesinde görev aldı. 1993 yılında Cumhuriyet'ten Show TV'ye geçti ve Uğur Dündar'ın yapımcısı olduğu Arena programında Ankara temsilcisi olarak çalıştı. 1995 yılında Uğur Dündar'la beraber Kanal D'ye geçti. Ekim 2000'den 2002'nin Haziran ayına kadar Kanal D Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. Haziran 2002'den Aralık 2003'e kadar Show TV'ye dönüp Genel Yayın Yönetmeni oldu. Haziran 1998 - Şubat 2001 ayları arasında Radikal gazetesinde, Şubat 2001 ayından Haziran 2002 ayına kadar da Milliyet gazetesinde, 2003 Ocak'ından 2003 Aralık ayına kadar Akşam gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. 2002 Haziranında, Çukurova Medya Grup Başkanı olarak göreve başladı ve bu görevine Aralık 2003'e kadar devam etti.
Daha sonra Çukurova Medya grup başkanlığı görevinden ayrılan Özkan, Kanaltürk adlı televizyon kanalını kurdu. Haziran 2004'te Kerimcan Kamal, Adnan Bulut ve Tuncay Mollaveisoğlu'nun yönetiminde olan kanalda danışman olarak kuruculuk yapmıştır. Söz Meclisi, Strateji ve Politika Durağı gibi programlar ile Abdi İpekçi belgeselinin de yapımcısıdır. 13 Mayıs 2008 günü sahibi ve kurucusu olduğu Kanaltürk ve bütün yan kuruluşlarını, Bugün gazetesinin de sahibi olan Koza Madencilik A.Ş.'nin sahibi Akın İpek'e 25 milyon dolar muammel bedel karşılığında hisselerin %99.09'unu sattığını anlattı.[5] Koza Madencilik A.Ş. ise İMKB'ye gönderdiği borsa bilgilendirme yazısında satış bedelinin 30 milyon dolar olduğunu belirtti.[6] Ayrıca 13 Mayıs 2008'de kanalda yaptığı açıklamada çalışanların 8 aydır maaş almadığını söyleyip, satmaması hâlinde mallara haciz geleceğini kaydederek satışın mecburî olduğunu iddia etti.[7] Gazetelerde kendisine yönelik eleştirilere de Atatürkçü mücadelesine devam edeceğini söyleyerek yanıt veren Özkan, yeni bir televizyon ve gazete çıkartarak yoluna devam edeceğini belirtti. "20 milyon doların üzerinde borcumuz var. Bunun 10 milyon dolarından fazlası vergi ve SSK borçları" dedi. Ardından 1 Eylül 2008'de test yayınına son verip normal yayınına başlamış Kanal Biz'i kurmuştur. Fakat bu kanal Eylül 2009'da maddi sorunlar nedeniyle kapandı.

Siyasi yaşamı

Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicilerinden olan Özkan, 12 Eylül 2007 tarihinde Biz Kaç Kişiyiz hareketini başlattı. Platform, 7 ay içerisinde 1 milyon 300 bin kişilik bir topluluk haline gelmiştir. Ayrıca, 23 Haziran 2008 tarihinde kurulan Yeni Parti'nin genel başkanlığına seçilmiştir.
2011 genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgeden milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.

Ergenekon davası

Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 günü sabahı süregitmekte olan Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Hâlen Silivri Cezaevinde bulunan Özkan, Ergenekon üyeliği suçlamasıyla yargılanmaktadır.

Çalıştığı Gazeteler

1981-1984: Rüzgârlı Sokak
1984-1988: Hürgün
1988-1993: Cumhuriyet
1998-2001: Radikal
2001-2002: Milliyet
2003: Akşam

Çalıştığı TV Kanallar

1993-1995: Show TV
1995-2002: Kanal D
2002-2003: Show TV
2003: Skytürk (kısa bir süre)
2004-2008: Kanaltürk
2008-2009: Kanal Biz
2009: Show TV (kısa bir süre)
Bünyesindeki medya kuruluşları

Gazete
2004-2008: TV Guide
Televizyon [değiştir]
2004-2008: Kanaltürk (Akın İpek'e sattı.)
2005-2008: Eurotürk
2008-2009: Kanal Biz (Ömer Kapaklı'ya sattı.)

Kitapları

Hapiste Yatacak Olanlara Öğütler (Ekim 2011)
Zorbalığın Pençesinde
Bir Casusun İftiraları / Tuncay Güney Hakkında Her Şey (Eylül 2009)
Danıştay Cinayeti Cumhuriyet'e Saldırı (Mayıs 2009)
Yaraya Tuz Bastım 'Ermeni Soykırımı...' (Nisan 2007)
Abdullah Öcalan Neden Verildi? Nasıl Yakalandı? Ne Olacak? (Temmuz 2005)
CIA Kürtleri-Kürt Devletinin Gizli Tarihi (Mart 2004)
Milli İstihbarat Teşkilatı-MİT’in Gizli Tarihi (Kasım 2003)
Bush ve Saddam'ın Gölgesinde Entrikalar Savaşı (Ocak 2003)
Operasyon (Şubat 2000)
Parsadan Hikayesi (Temmuz 1996)
Bir Gizli Servisin Tarihi (Aralık 1996)
Suikast Raporu 93/96 (Nisan 1996)
Öldürün O Gazeteciyi (Ağustos 1994)
Kıyamet Mahkemesi (Şubat 1993)
Rızgar, yaşam bize ne öğretti?
Bir, en büyük ceza umutsuzluktur.
İki, barışı, özgürlüğü, adaleti ve cesareti katledenler yaşamları boyunca umutsuzluğa mahkûmdur.
Üç, masumiyete işkence edenler mutluluk ve sevinç yüzü göremezler, görmelerine izin yoktur.
Dört, korkutanlar, korkudan beslenenler en büyük korkaktırlar, korkudan ölürler.
"Cehaletin bu kadar cüretkar olduğu bir zaman dilimi dünyada yaşanmamıştır bu bir felakettir ."
"Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu durumu anlamak istiyorsanız adliye binalarına hastanelere ve hapishanelerin durumuna bakın. Bunları görmeden neler olup bittiğini anlamanız mümkün değildir.Hayat buralarda akıyor.Adliyelerimizin durumu içler acısı adli tatilin ardından yaşananlara baktığımızda ortaya çıkan tablo net. Türkiye hukukunu arıyor.Hukuk daha bir türlü kendini bulabilmiş değil.Hukuk ne mi?Hukuk dediğimiz hayat denizinin kılavuz kaptanı .Dar kafalı büyük mideli yöneticiler bunu da bizim için lüks sayıyor.Türkiye'de her dört kişiden üçü birbiriyle davalı ne kadar barışık bir toplumuz değil mi?Bir hukuk davasının ortalama süresi 9 ay ile 2 yıl arasında sürüyor.Bu davalarda taraflar toplam 45 saniye ile 90 saniye arasında dertlerini anlatma olanağı buluyorlar.Tıpkı SSK hastanelerinde olduğu gibi idrardan karakter tahlili yaparcasına Adalet dağıtıyoruz . "
Savaşta düşünmek, acımak, vicdan sahibi olmak yasaktı. Ölmemek için öldüren, kazanmak için öldüren, korkutmak için öldüren, yemek için öldüren, keyif için öldüren, yani ölümü yaşamak gibi gören makinalar olmuştuk. İnsanın bu hali korkunçtu.
Köylü boş zamanlarında kimin kiminle yattığı, kimin kimin karısının, kızının peşinde olduğunun dedikodusunu yapar. Ama namus cinayeti yoktur. Köyde boş zaman çok olduğundan dedikodu ve çapkınlık yaygındır. Ama herkesin bildiğini kimse bilmiyormuş gibi yaparak yaşar gideriz. Namus cinayetini ya da kadın yüzünden entrika ile adam öldürmeyi ben kasabalı ya da şehirli erkeklerde gördüm.
Köylülerin hep gülmesi bundandır. Köylüler her şeye gülerler. Aslında çoğu gülmelerinin altında ağlamak isteği vardır, kin vardır, entrika vardır. Anlamazsınız. Onları hep gülerken görürsünüz.
Köyde Sunniler, Aleviler ve Ermeniler ortak bir yaşam sürdürüyorduk. Fakirlikte eşitlenmiştik. Fakirlikte eşitlenince kavga olmuyor zaten. Sonradan anladım ki sorun zenginliği paylaşabilmekte.
Mahkeme salonlari ve TBMM koridorları arasında kosusturup arastirma yapan gazetecinin gercek kaynagindan aldigi bilgi ve belgelerle öldürülen gazetecilerin anlatıldığı konusunda belkide en iyi ve tek kitap.
Cumhuriyetci her gencin okuması gereken tarihi belge delil niteliğinde harika bi çalışma.
Kamu üzerinde oluşturulan yalan havanın karşısına dikilen duvar gibi bi kitap okuyun okutun yalnız değiliz.
Gerçekten siyaset politika ile ilgilenen okurlar için faydalı olunabilecek bir kaynak. Kitabın konusu ağırlıklı olarak Cıa,mit, Irak vb. bölgesel güçlerin birbirlerine karşı güç ve menfaat dengelerini anlatıyor. Ancak kitap ağırlıklı olarak politikacı ve diplomatların kendileri aralarında olmuş olan yazışmaları ve görüşmelerini içeriyor yeri geldimi yazar kendi görüşünü belirtiyor.Özellikle 90lı yıllarda gerçekleşmiş siyasi bunalımlar hakkında bilgi edinmek isteyenler için okunacak kaynaklardan birisi.
Hiç alışkanlığım olmamasına rağmen bu kitabı edebi açıdan değerlendiremeyeceğim. Çünkü öyle güçlü ve can alıcı bir konusu var ki edebi üslubu üç yaşındaki çocuğu tatmin etmeyecek kadar sığ ve basit dahi olsa affedilebilr kalacaktır. Ötekiler bu coğrafyada yaşayıp da kendini öteki hisseden, azınlık hisseden, ayrıcalıklı zümrenin dışında hisseden herkesin kitabı. Ötekiler senin, benim, insanlığın, zulmün, zorunlulukların ve mücadelenin kitabı... Ötekiler sindirilmesi, üzerine kafa yorulması ve bürokratik düzeyde kaale alınması gerekli bir yapıt. Konusu ve karakterlerini gerçek hayattan, gerçek topraklardan ve şimdiki zamandan alan Ötekiler bir edebi eserin çok ötesinde, ülkemizde yaşananların filme çekilmiş belgeseli niteliğindedir.
Devrimci olarak başlayıp, PKK'ya oradan Ergenekon suçlamasıyla Silivriye, bana çok ilginç gelen bir hikayeydi. Hele ki İlker Başbuğ ile birlikte yargılanması.. Tam elini eteğini herşeyden çekmişken, bir günde okuduğum nadir romanlardandı.
Yazardan çok güzel bir araştırma eseri. PKK terör örgütünün kurucusu Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıktıktan sonra İtalya, Yunanistan, Rusya ve Kenya ülkelerinde kaldıktan sonra MİT tarafından yakalanması sürecini detaylı bir şekilde anlatan bu kitapta bilinmeyen pek çok şey gün yüzüne çıkıyor. Olayın tarafları olan ülkelerde çalışanlarla yapılan görüşmeler, mahkeme sürecindeki ifadesi, Tayfun Talipoğlu ile yaptığı röportaj, savcıların yargılama aşamasındaki iddiaları ve pek çok detaylı bilgi kitabın içerisinde yer alıyor. Mutlaka okunması gerekenlerden.
Güzel diyebileceğim bir araştırma eseri. Yazar, Hürriyet Gazetesi yazarı olan Çetin Emeç cinayeti ile ilgili yaptığı araştırmaları belgelere dayanarak detaylı bir şekilde anlatmış. İslami Hareket örgütü ve Suriyeli bir iş adamı olan Muhammed Celal Zehebi'nin olayla ilişkisi, Zehebi'nin yurt içi ve yurt dışı altın ve döviz kaçakçılığı, Çetin Emeç'in kendi hayatı ile ilgili bazı köşe yazıları mevcut. Bazı yerlerde emniyet ifadeleri tekrar tekrar yazıldığından sıkıcı olsa da insanı bilgilendiren bir eser.
Adalet sadece bir kavram değildir.
Ezilenler,
Adaletin gelmesini,
Sonsuza kadar beklemezler.

Madalyonun diğer yüzünü çevirip bakmak isteyenler için yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Söyleyecek çok şeyim olmasına rağmen üzerinde çok fazla konuşmak istemiyorum. Bu kitap bana sadece şunu anımsattı : "Hayat her zaman siyah ve beyazlardan oluşmaz birçok ara renk vardır"

Kitabın bir sayfasında Rızgar şöyle diyor: "Düşmanın da iyisi, iyidir heval" Yani mühim olan iyi olmak, insan olmak...

Yine de insan düşünmeden, sorgulamadan yapamıyor. "Bu kadar mı savrulur bir insan yaprak gibi, bu kadar mı müdahale edemez hayatına, bu kadar mı çaresizdin gerçekten, bu mu doğru yol aklındakileri anlatmak için, kader deyip geçsek ikna olur muyuz yoksa kaderimizi biraz da biz şekillendirmez miyiz, Bir insan kendi tercihlerinden sorumludur da devlet ne derece sorumlu tutulabilir tercihlerinden, peki ya bir iyi örnek veya kader mahkumu masum biri bütün kötü imajı silebilir, geride kalanları aklayabilir mi, devlet mi büyük insanlar mı kim kimden medet ummalı, çözüm ne?"

Bunlar gibi daha pek çok sorunun okurken aklınıza geldiği, yoruma açık bir yaşam hikayesi. Okuyun derim. Zaman zaman algılarımızın açılması için beyni düşünmeye zorlamak gerek... Okuyalım, düşünelim, vicdan muhasebesi ve mantık muhakemesi yapalım...
Fakir bir köylü çocuğu olarak başladığı hayatını devrimci sonra PKK’lı, afçı sonra iyi bir eş iyi bir baba, çalışkan bir işçi sonunda Ergenekon suçlamasıyla yargılanan ve Silivri’de yatan Rızgar’ın gerçek hayattan derlenen hikayesini okuduk.
Yazar; edebi kaygısı olmadan yalın ve samimi bir dille kaleme almış romanı. Bu yaşananlar sadece çaresizlik, cahillik ve koşulsuz itaate bağlı olmamalı. Rızgar’ın sorgulayan, tercih yapabilen, yaptığı tercihlerin sonuçlarına katlanabilen biri olduğu düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tuncay Özkan
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar, Televizyoncu, Siyasetçi ve Yeni Parti Eski Genel Başkanı.
Doğum:
Ankara, 1966
Aslen Erzincan-Kemaliyeli bir aileden gelmektedir. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde tamamladı.

Medya kariyeri

Gazeteciliğe 1981 yılında Ankara'da Rüzgârlı Sokak’ta başladı. 1984 yılında Hürriyet grubunun çıkardığı Hürgün gazetesinde çalıştı. 1988 yılında Cumhuriyet gazetesinde görev aldı. 1993 yılında Cumhuriyet'ten Show TV'ye geçti ve Uğur Dündar'ın yapımcısı olduğu Arena programında Ankara temsilcisi olarak çalıştı. 1995 yılında Uğur Dündar'la beraber Kanal D'ye geçti. Ekim 2000'den 2002'nin Haziran ayına kadar Kanal D Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. Haziran 2002'den Aralık 2003'e kadar Show TV'ye dönüp Genel Yayın Yönetmeni oldu. Haziran 1998 - Şubat 2001 ayları arasında Radikal gazetesinde, Şubat 2001 ayından Haziran 2002 ayına kadar da Milliyet gazetesinde, 2003 Ocak'ından 2003 Aralık ayına kadar Akşam gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. 2002 Haziranında, Çukurova Medya Grup Başkanı olarak göreve başladı ve bu görevine Aralık 2003'e kadar devam etti.
Daha sonra Çukurova Medya grup başkanlığı görevinden ayrılan Özkan, Kanaltürk adlı televizyon kanalını kurdu. Haziran 2004'te Kerimcan Kamal, Adnan Bulut ve Tuncay Mollaveisoğlu'nun yönetiminde olan kanalda danışman olarak kuruculuk yapmıştır. Söz Meclisi, Strateji ve Politika Durağı gibi programlar ile Abdi İpekçi belgeselinin de yapımcısıdır. 13 Mayıs 2008 günü sahibi ve kurucusu olduğu Kanaltürk ve bütün yan kuruluşlarını, Bugün gazetesinin de sahibi olan Koza Madencilik A.Ş.'nin sahibi Akın İpek'e 25 milyon dolar muammel bedel karşılığında hisselerin %99.09'unu sattığını anlattı.[5] Koza Madencilik A.Ş. ise İMKB'ye gönderdiği borsa bilgilendirme yazısında satış bedelinin 30 milyon dolar olduğunu belirtti.[6] Ayrıca 13 Mayıs 2008'de kanalda yaptığı açıklamada çalışanların 8 aydır maaş almadığını söyleyip, satmaması hâlinde mallara haciz geleceğini kaydederek satışın mecburî olduğunu iddia etti.[7] Gazetelerde kendisine yönelik eleştirilere de Atatürkçü mücadelesine devam edeceğini söyleyerek yanıt veren Özkan, yeni bir televizyon ve gazete çıkartarak yoluna devam edeceğini belirtti. "20 milyon doların üzerinde borcumuz var. Bunun 10 milyon dolarından fazlası vergi ve SSK borçları" dedi. Ardından 1 Eylül 2008'de test yayınına son verip normal yayınına başlamış Kanal Biz'i kurmuştur. Fakat bu kanal Eylül 2009'da maddi sorunlar nedeniyle kapandı.

Siyasi yaşamı

Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicilerinden olan Özkan, 12 Eylül 2007 tarihinde Biz Kaç Kişiyiz hareketini başlattı. Platform, 7 ay içerisinde 1 milyon 300 bin kişilik bir topluluk haline gelmiştir. Ayrıca, 23 Haziran 2008 tarihinde kurulan Yeni Parti'nin genel başkanlığına seçilmiştir.
2011 genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgeden milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.

Ergenekon davası

Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 günü sabahı süregitmekte olan Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Hâlen Silivri Cezaevinde bulunan Özkan, Ergenekon üyeliği suçlamasıyla yargılanmaktadır.

Çalıştığı Gazeteler

1981-1984: Rüzgârlı Sokak
1984-1988: Hürgün
1988-1993: Cumhuriyet
1998-2001: Radikal
2001-2002: Milliyet
2003: Akşam

Çalıştığı TV Kanallar

1993-1995: Show TV
1995-2002: Kanal D
2002-2003: Show TV
2003: Skytürk (kısa bir süre)
2004-2008: Kanaltürk
2008-2009: Kanal Biz
2009: Show TV (kısa bir süre)
Bünyesindeki medya kuruluşları

Gazete
2004-2008: TV Guide
Televizyon [değiştir]
2004-2008: Kanaltürk (Akın İpek'e sattı.)
2005-2008: Eurotürk
2008-2009: Kanal Biz (Ömer Kapaklı'ya sattı.)

Kitapları

Hapiste Yatacak Olanlara Öğütler (Ekim 2011)
Zorbalığın Pençesinde
Bir Casusun İftiraları / Tuncay Güney Hakkında Her Şey (Eylül 2009)
Danıştay Cinayeti Cumhuriyet'e Saldırı (Mayıs 2009)
Yaraya Tuz Bastım 'Ermeni Soykırımı...' (Nisan 2007)
Abdullah Öcalan Neden Verildi? Nasıl Yakalandı? Ne Olacak? (Temmuz 2005)
CIA Kürtleri-Kürt Devletinin Gizli Tarihi (Mart 2004)
Milli İstihbarat Teşkilatı-MİT’in Gizli Tarihi (Kasım 2003)
Bush ve Saddam'ın Gölgesinde Entrikalar Savaşı (Ocak 2003)
Operasyon (Şubat 2000)
Parsadan Hikayesi (Temmuz 1996)
Bir Gizli Servisin Tarihi (Aralık 1996)
Suikast Raporu 93/96 (Nisan 1996)
Öldürün O Gazeteciyi (Ağustos 1994)
Kıyamet Mahkemesi (Şubat 1993)

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 157 okur okudu.
  • 69 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.