Wendy Lower

Wendy Lower

6.8/10
6 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
964
Gösterim
Adı:
Wendy Lower
Unvan:
Yazar
Erna bu suçları işlerken hain konumunda değildi. Erna Petri Nazi rejiminin ete kemiğe bürünmüş haliydi bana kalırsa.
Soykırım suçu işleyebilmek için insana özgü zihinsel becerilere, bütün efsanevi ve duygusal gücüyle bir nefret ideolojisine ve bunu örgütleyecek ve uygulayacak iyi gelişmiş bir sisteme ihtiyaç var.
Nazi dönemini anlatan bir çok eserde soykırımlardan ve yapılan işkencelerden bahsedilir. Askerlerin insanları katlettiği, kadın çocuk demeden türlü işkencelerin yapıldığı, gaz odaları inşa edilerek acımasızca infaz edildikleri ifade edilir. Hitler'in askerleri hayal edemeyeceğiniz bir vahşet içerisindedir. Peki bu dönemde kadınlar ne yapmaktadır? Asker eşleri, hemşireler, öğretmenler ve sekreterler, devletin himayesinde olan kadın memurlar, anneler...Bu kadınlar bu savaş döneminde neler yaşamaktadır? Ya da neler yaşatmaktadır? Duygusal ve fizik açıdan zayıf, narin ve acıma duygusuna sahip kadınlar bu savaş döneminde bu özelliklerini sürdürebildiler mi? Yoksa onlar da gücün vermiş olduğu bu sarhoşluğa mı kapıldılar?
Hitler'in Şirret Kadınları, işte bu katliam döneminde göz ardı edilen kadınları ve onların annelik gibi yüce bir duyguyu bile ayaklar altına alarak, nasıl canice cinayetler işlediklerini belgesel niteliğinde gözler önüne seriyor.
Balkonlardan ateş açarak vurulan insanları, hastanelerde öldürücü iğnelerle son verdikleri hayatları, gözlerini bile kırpmadan zevk ve güç için her alanda nasıl soykırıma katıldıklarını anlatıyor.
Kitapta eksik gördüğüm tek nokta kadınların icra ettikleri olaylar üzerinde ayrıntıya inmemesi. Emin olduğum tek şey ise kitabın muhakkak okunması gerektiği.
Savaş, soykırım gibi felaketlerin içinde bir kadının rol aldığını düşündünüz mü hiç? O naif eller bir kalaşnikof tutuyor ve diğer yandan da zafer işareti yapıp gözlerinden deyim yerindeyse ateş saçıyor. Ben hiç düşünmemiştim, belki de düşünmek istememiştim diyelim. Keza benim gözümde kadınlar ve çocuklar her zaman savaşların hiçe sayılan, güç savaşları arasında kaybolan figürleri olmuştur. Ama Lower, bazen öyle olmadığını; düşman kendine saldırdığında kendini öldürmek için yanında bıçakla gezen kadınlar olduğu gibi, duygusal tutkuları, mesleki hırsları, maddi ihtiyaçları gibi nedenlerle gözlerini karartabilen ve kolayca insan öldürebilen kadınlar da olduğunu anlatmış. Ürpertici gerçekliğiyle şaşırtıcı bir roman.
1. Dünya savaşı sonrası Almanya'sında doğan ve ardından, soykırıma dönüşen Nazi milliyetçiliği akımına doğrudan yada dolaylı yoldan katılan kadınların yaşadıkları ve yaptikları, belgelere ve sağ kalan kurbanların ifadelerine dayandırılarak anlatılmış...
Hitler ve yandaşlarının, Yahudi düşmanliğinin ve saf Aryan ırkından oluşan bir imparatorluk kurma hayallerinin çerçevesinde, başlarda kadinlar sadece üreme aracı olarak görülurken daha sonraları; sekreterlerin, öğretmenlerin ve hemşirelerin soykırıma isteyerek ve ya zorla nasıl dahil edildiğine geniş olarak yer verilmiş...
Sayıları kesin olarak bilinmeyen bu kadınlardan yola çıkarak bütün Alman kadinlarini suçlamak doğru olmaz elbette... Fakat hangi ideoloji veya beyin yikama çalismasi, annelik iç güdüsüne sahip bir kadinin masum çocuklari öldürmesine sebep olabilir ki :((( diye soruyorum kendi kendime...
Kitabı okurken bir cok sahnesinde sinir oldum...
Kitabin çevirisi için Ebru Sürmeli ve 'kotonkitap'ada ayrica tesekkür etmek isterim. Hic sıkmayan bir anlatıma sahipti. Yahudi soykiriminda kadınların rollerini merak edenlere ve bu döneme ilgisi olanlara mutlaka tavsiye ederim... okunulması gereken bir kitap diye düşünüyorum...
Öncelikle belirtmek isterim ki tarih okumayı seven benim gibi insanlar için pek başarılı sayılamaz. Yazarın bir akademisyen olması puanımı kırma sebeplerimin başında geliyor. Çünkü bir akademisyenin dilinden ve uslûbundan çok uzak şekilde kaleme alınmış. -mış, -miş, gibi doğruluğu kesin olmayan kanıtlanmamış tarih akademisyenine yakıştıramadığım çok fazla yazı kaleme alınmış. Kendi düşünce ve yorumlarını çok fazla eklemiş. Özellikle İlber Ortaylı'nın bir kitabını okuduktan hemen sonra bu kitabı okumam iki tarih akademisyenini karşılaştırmama çok yardımcı oldu. Olaylar aksettirilirken paragraf sonlarına ve sayfa altlarına neredeyse hiç kaynak indisi belirtilmemiş. İddialar görsellerle ve arşivlerle fazla desteklenmemiş. Çapraz okuma ve arşiv taraması yapılmamış olmasıda gözüme çarpan eksikliklerden. Bu da yazılan tarihin doğruluğu hakkında şahsen bende düşünceye iten bir durum. Kim yazarsa yazsın tarih yoruma açık bir konu değildir. Elbette eldeki mevcût arşiv ve belgelerle yazarlar düşüncelerini ifâ edebilirler, fakat çok fazla belge sunmadan uzun ve dolaylı yorumlar kabul edemediğim bir nokta. Yazarın yorumlarına da eleştirme getirmek istiyorum. Doğrudan Alman kadın nüfus'unun 3/1 ini nazi Almanyasında sekreter, daktilot, hemşire, öğretmen vb. gibi mesleklerde çalıştığını ve bunların tamamının soykırım suçuna iştirak ettiğini savunuyor ve cezalandırılmaları gerektiğini söylüyor. Ben kitabı ilk incelediğimde savaşta ekstra katliam yapan katılan hatta SS subayı olan kadınları okuyacağımı düşünmüştüm fakat aksine yazar suçlu gördüğü ve anlattığı bir iki kişi dışında tamamı burolarda çalışan memur kadınlar yada SS subaylarının eşleri, sevgililerini yazmış daktilo yazmak, odadan odaya evrak taşımak yada okullardaki hasta çocukları bakanlığa bildirmek soykırım suçudur şeklinde yaklaşım var. Gerekçe ise yapılan katliamlardan toplu gaz odalarına gettoların durumuna kadar herşeyden haberdar oldukları yönünde, bunları bildikleri için mahkûm olmalılar deniyor. Elbette suça bulaşmış kadın da vardır yok diye inkâr edemeyiz suç cinsiyete özel değildir fakat bariz bir abartı gördüm hem mantık dışı istekler milyonlarca Alman kadını suçlu o zaman bunları hangi mahkemede yargılayacak yada hangi cezaevine atıcaz ? Diye sormak isterdim yazara. İstekleri kabul edilebilecek makul istekler değil tabi bu benim yorumum, bunu niye anlattım onu belirteyim yazar tarafsız olmaktan uzak geldiği için akademisyen bir tarihçi kitap yazıyorsa belli ölçülerde en azından tarafsız kalmalı nazi Almanyasına yüklenme yapmak olmamalı tarihi tüm çıplaklığı ile aktarması kâfi idi. İkinci ciddi eleştirimde çevirmene Ebru Sürmeli. 8 mart'a denk gelmesi ironi oldu sanırım çok ama çok aşırı derecede "kadın" ve "kız" ayırımı var. Kadın ne oluyor? Kız ne oluyor? Anladığım kadarıyla kitapta hiç evlenmemiş ve evlilik çağında olmayan Alman hanımefindilerine "Alman Kızları" evlenmiş olanlara da "Alman Kadınları" denmiş. Bu kitabın başından sonuna her sayfasında istisnasız var o yüzden gözüme çok çarptı. Bir kadın çevirmenin buna en azından hassasiyet göstermesini beklerdim. Son eleştirimde editöre kitapta bir çok yerde üç isim yada mekân adı verilen durumlarda aynen şu şekilde yazılmışlar "Polonya ve Ukrayna ve Belarus" yada " Himmler ve Petri ve Horst" gibi "ve" lerin kullanımında efsane bir iş çıkartılmış. Bu şekilde yazılan yazıları okumak şahane bir his sevenleri için ancak tavsiye edebilirim bu kitabı. Tüm eleştirilerin dışında yinede ikinci dünya savaşı tarihini okumayı seviyorsanız okuyun derim yinede ama tarih kitabı olarak değil bir hikâye, öykü gözüyle bakarsanız seversiniz ben tarih kitabı olarak aldığım için hayak kırıklığı yaşadım. Uzun yazdım, zahmet edip okuduysanız teşekkür ederim.
(kaynak kitabın en sonunda toplu olarak var)
Özet anlatıma göre Oldukça sürükleyici bir hikaye...Bazıları için anlatılanlar insanlık dışı olabilir, onlarda kendilerine göre haklılar saygı duyarız..ancak burada TARİHİ de hatırda tutmak gerekir.Geçmişte yaşananları ögrenmek geleceğimize ışık tutacaktır diye düşünüyorum..
Saygı ve sevgilerle..

Yazarın biyografisi

Adı:
Wendy Lower
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.