William Irish

William Irish

Yazar
7.4/10
14 Kişi
·
19
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.168
Gösterim
Adı:
William Irish
Tam adı:
Cornell Woolrich
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
New York, ABD, 4 Aralık 1903
Ölüm:
New York, ABD, 25 Eylül 1968
04.12.1903 tarihinde New York'ta doğdu. Columbia Üniversitesi'nde gazetecilik okumaya başladı, ancak eğitimini 4 sömestrden sonra bıraktı.

Yazarlığa başlayan Woolrich, Raymond Chandler ve James M. Cain ile birlikte “kara roman” türünün yaratıcıları arasında yer aldı. Bazı kitaplarının filme çekilmesinden sonra Hollywood'a taşındı. Bu filmlerden Alfred Hitchcock’un yönetmenliğinde, başrollerini James Stewart ve Grace Kelly’nin paylaştıkları Rear Window (Arka Pencere) büyük başarı kazandı. Bir yapımcının kızı ile yaptığı evlilikten sonra adı bazı eşcinsel ilişkilerde geçince daha sonra New York'a, annesinin yanına döndü.

Annesinin ölümü ve ününün azalması yazarı derinden etkiledi. Alkole düşkünlüğü ve bir bacağını kaybetmesi durumunu daha da kötüleştirdi. Yaşamının sonlarında yazmayı bıraktı ve değişik otellerde yaşamaya başladı. 1968 yılında öldüğünde ancak 40 kilo geliyordu. Mirasında yazar olmak isteyen gençler için Columbia Üniversite’ne annesinin adını taşıyan 1 milyon dolarlık bir burs bıraktı.


ESERLERİ

Cornell Woolrich adı altında
1926 Cover Charge
1927 Children of the Ritz
1929 Times Square
1930 Young Man's Heart (otobiyografik)
1931 The Time of Her Life
1932 Manhattan Love Song
1940 The Bride Wore Black (aka Beware the Lady)
1941 The Black Curtain
1942 The Black Alibi
1943 The Black Angel (Ortadaki Adam)
1944 The Black Path of Fear
1947 Waltz into Darkness (Sonsuz Vals)
1948 Rendevouz in Black
1950 Savage Bride
1951 Marihuana
1951 You'll Never See Me Again
1958 Hotel Room
1959 Death is my Dancing Partner
1960 The Doom Stone
1987 Into the Night (daha sonra Lawrence Block tarafından tamamlandı)


Cornell Woolrich adı altında Yayınlanan Öyküler
1942 It Had to Be Murder
1944 The Black Path of Fear
1944 Rear Window
The Book that Squealed
1947 Cocaine (film: Fall Guy)
1947 The Boy Cried Murder
He Looked Like Murder


William Irish adı altında
1942 Phantom Lady (Turuncu Şapkalı Kadın)
1942 It Had to Be Murder (1944 yılında Rear Window olarak kendi ismi altında yayınlandı)
1944 Deadline at Dawn (Bire On Vardı)
1948 I Married a Dead Man (Bir Ölü ile Evlendim)
1951 Stranglers Serenade


George Hopley adı altında
1945 Night has a Thousand Eyes (Gecenin Gözleri Vardır)
1950 Fright
Harbe gidecekleri zaman kızıl derililer yüzlerine ve göğüslerine bir takım resimler yaparlardı. Bazı kadınlar da enayi avına çıktıkları zaman hususi bir şekilde boyanırlar.
268 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
4 ölü kadın ve 4 ölü erkek bir romanın konusu olunca akla ‘Neden’ öldüler sorusu geliyor ve kitabın adı ‘Niçin?’ konuluyor. Bunun akabinde olaylar çok hızlı gelişiyor ve güzel hanımefendi Cornell Woolrich’in macera ve aksiyon dolu, güzide bir romanını okuma fırsatı kazanıyoruz.

Ayrıca kitapta hem Watson hem de Holmes karakterlerine yer verilmesi, o dönemin en popüler roman serisi olan Sherlock Holmes’in yazarımızı da etkilediğini bizlere göstermesi bakımından ilginç. Keyifli okumalar, mutlu sabahlar dilerim efendim..
304 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10 puan
1964 yılında da olsa The Black Angel adının nasıl olup da Ortadaki Adam diye çevrildiğini merak ettim. İçimden acaba dedim, çevirisi de Ahmet Mithat’ın çevirileri gibi olayın akışına ve finaline göre gelişme kısmı kurgulanmış çevirilerinden mi yoksa metnin orijinaline bağlı kalınarak yapılmış bir çeviri mi diye çok merak ettim doğrusu. 5 Şubat 2017 sonrası yazarın başka bir kitabıyla 3.5 yıl aradan sonra birlikteyiz.

Kitap, beklenenin aksine oldukça zayıf kalıyordu. Tabi artık etle tanışmış bir canlıyı otla beslemeye devam edemezsiniz, benimki de o çeşit bir durum işte. Kurgular artık zayıf kalıyor çünkü polisiye roman kurgularında çok daha iyilerini okuduğum için, okuduklarım ne kadar güzel olsa da istediğim tadı alamıyorum ve zayıf geliyor. Gene de fena değil be, yaşı Valide Sultan’dan büyük bir kitap okuyoruz şurada sonuçta.

Bayramın ilk gününü güzel geçirdiğinizi temenni ediyorum. Diğer günleriniz de bugünü aratmayacak kadar güzel geçsin. Böylelikle bu ayı da 34 kitapla tamamlamış olduk. Cümleten keyifli okumalar, mutlu akşamlar dilerim. Esen kalın efendim..
236 syf.
·3 günde·7/10 puan
Amerikalı polisiye yazarı William Irish'den okuduğum ilk kitap ilginç hikayesi ve ismiyle Bir'e On Vardı oldu. Orijinal ismi daha farklı aslında ancak hikayeye uyduğunu söyleyebilirim, çünkü birkaç saatlik hadiseleri anlatırken sürekli bir saate bakma durumu mevcut. Annesi öldükten sonra kendini kaybeden ve alkole yenilen yazarın yazdıkları pek normal şeyler değil esasında. İlk kez okumak istedim böyle fazla bilinmeyen kitaplar ilgimi çekiyor. Çeviri biraz sorunlu geldi bana, bizdeki deyimleri cümlelere yedirmeye çalışmışlar ancak eğreti durmuş ben yemedim. Yazarın dili basit ve açıklayıcı, hatta birçok noktayı uzatmadan kısa kesiyor. Bazen heyecan verici olsa da, bazen sönük geçiyor kitap. Bir noktadan sonra hadi bitsin dediğim oldu. Hikayeye gelirsek polisiye olmasına rağmen ortada hiç polis, dedektif, avukat, savcı gibi mesleklerden kimse yok. Bricky adında bir genç kız Quinn adında bir gençle tesadüfen tanışır ve aynı kasabadan çıkarlar. İkisinin en büyük istekleri memlekete dönmektir ama bazı engeller vardır. Quinn fırsattan istifade zengin bir adamın parasını çalmıştır ve pişmandır ancak parayı iade etmeye gittiğinde adamın cesediyle karşılaşır. Bricky tek umudunun Quinn olduğunu görünce ona yardım etmek ister ondan sonra cinayeti çözmek için bulaşmadıkları bela kalmaz. İki sıradan insan şüpheli bir cinayeti çözmeye çalışıyor, hatta kendilerini temize çıkarıp sabah otobüsüne yetişme derdindeler. Dedektif olmadıkları halde nasıl bu kadar ipucu buluyorlar gerçekten şaşırtıcı. Bu gençlerdeki bal arı kovanında bile yok, bir şekilde sıyrılıp kurtuluyorlar. Sherlock Holmes mezarında ağlayıp ters dönmüştür, sen ayak işleri yapan alt tabakadan bir vasıfsızsın neyine senin cinayet çözmek. Bazıları günler, haftalar ve aylar alırken bunlar her nasılsa bir gecede tüm esrarı ortaya çıkarıyor. Tamam insan biraz zekiyse bu tip şeyleri kolay kavrayabilir ancak bana biraz abartı geldi. Onun dışında New York şehrinin nasıl bir felaket ortamı olduğu güzel anlatılıyor. Amerikan filmlerini izliyor hissini almak mümkün. Bir saat kulesi var ki kitabın özeti niteliğinde. Öyle muhteşem değil ama aşırı vasat bir kitap da değil. Vakit geçirmek için okunabilir. Belki ben en iyi kitaplarından birini okumamış olabilirim bilemiyorum. Ama polisiye kitapların hastasıyım diyorsanız bir göz atmanızda yarar var.
214 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
İçinde güzel 4 adet hikaye barındıran bir polisiye roman. İlk olarak meşhur Jessica Jones, hüküm çok gizlenmek için girdiği kılık olan Maggie Brown iken Maddox ve Teddy tarafından kaçırılır. Sevgilisi Nick Romano ve menejeri Morgan King tarafından aranırken pek çok olay yaşanır. Acaba Jessica bu işten sağ salim kurtulabilecek midir? Sonra Paine adındaki bir adam hak ettiği parayı almak için eski işverenine gider ama yanlış anlama sonucunda 4 kişiyi öldürür. Karısı ile trende buluştuğunda onu şok edecek gerçek ile karşılaşır. Karısı Doris'i öldüm adamın oğlu, babasını kurtarmak için bir plan yapar. Kadının sevgilisinin üzerine cinayeti yıkmak için çalışır ve işler acayip bir hal alır. Bu hikayenin sonu da sürpriz işte doludur. Johnny Donovan namuslu bir hayat yaşamak ister ama mafya olan Domuz onu kaçırır. Karısı Jean da adamın karısını kaçırır. Eğer kocası ölmüşse o da kadını öldürecektir. Ama Johnny çıkar ve eve gelir. Peki ne olacaktır? Sıkılmadan bir solukta okunan bir roman.
233 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Efsane kitaplardanmış. Bu kitapta 6 farklı yerde 6 farklı olayı 6 farklı şekilde anlatılmış buluyoruz. Üstelik bunlar da birbirinden bağımsız kurgular.
Eskileri her zaman severim. Çünkü eserler şuan ki gibi para için değil de gerçekten faydalı eserler verelim mantığıyla yazılmış gibi gelmişlerdir her zaman ..
236 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Bu ayın 39 ve son kitabını da okuduk. Kasım ayına kadar birkaç gün kendimize istirahat verelim de dinlenelim artık dedik. Kitap kurgu olarak pek yavan kalmış desem haksızlık etmiş olmam. Belli bir senaryo var aslında ama çok yetersiz, bu senaryo ile mükemmel yahut ona yakın yorumlar haksızlık olurdu. Olayın kahramanı olan kadın ve erkek bir anda polise, savcıya, dedektife dönüştü ama polisiye bir kitapta ne polis ne de vakayı araştıran var. Bu yüzden zayıf bir kitap olarak değerlendirdim. Mutlu günler dilerim..
268 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Bir kadın yakın bir arkadaşı ile vedalaşıp ortadan kaybolur. Ancak niyeti pek de iyi değildir. Önce Bliss adında bir adama yaklaşır ve adam tam nişanlandığı gece terastan direk ölür. Sonrasında Mitchell, Ferguson ve Moran olmak üzere 3 isim daha. Ölenler hep en sonunda bir kadınla görülmüştür ancak bu kadın birinde sarışın diğerinde kumral, bazısında da esmerdir. Ancak dedektif Wanger hepsinin aynı kadın olduğunu düşünmektedir. Mister Corey, hem Bliss hem de Ferguson'un dostudur ve kadını bir yerden çıkarmak üzeredir. En sonunda Watson da tehlikeye girer ama katil onu öldüremez. Çünkü Wanger onun yerine geçmiştir. Katil Julie Killien'dir ve kocasını öldürdüğünü düşündüğü isimleri öldürerek intikam almak istemiştir. Ancak Jack Killien'in katili beklenmedik bir isimdir. Acaba Wanger onu alacak mıdır? Julie bundan sonra ne yapacaktır? Keyifle okunan bir roman.
304 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Son derece güzel bir psikolojik polisiye roman.
Alberta ile Kirk Murray evlidir ancak Kirk'in Mia adındaki bir kadınla ilişkisi vardır.
Alberta bu durumda Mia'dan hesap sormak için evine gider ancak kadın öldürülmüştür ve kocası Kirk cinayetin baş zanlısı olarka yargılanıp idam cezası almıştır.
Kocasının masum olduğuna inanan Alberta elde ettiği bazı ipuçlarından yola çıkarak kendi tahkikatını başlatır ve bazı sonuçlara ulaşır.
Güzel bir yazardan güzel bir kitap.
360 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Oldukça güzel bir polisiye roman. Louis adında zengin bir adam, mektup yoluyla evleneceği kadını bulur ve gelmesini bekler. Ancak gelen kadın gönderdiği resimdekinden çok farklıdır. Yine de evlenen Louis, bir süre sonra kandırıldığını ve parasının çalındığını anlar. Bir dedektif tutar ve en sonunda kendisi bulur. Ancak kadın onu sevdiğine ikna eder ve Louis yoluna taş koyan dedektifi öldürür. Acaba kadın Louis'i gerçekten seviyor mudur ve sonsuza kadar mutlu olabilecekler midir? Soluksuz okunan bir roman.
235 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Usta yazardan güzel bir psikolojik polisiye roman. Helen, kocası tarafından terk edildikten sonra bir trene biner ve Patricia Hazard ve kocası Hugh ile tanışır. Yolculuk esnasında kaynaşırlar ancak bir kaza sonucu ikisi de ölür. Herkes Helen'i Patricia zannetmektedir. Hugh'un ailesinin yanında yaşamaya başlar ve ölen adamın kardeşi Bill ile aralarında bir yakınlık doğar. Ancak kabusları sona ermemiştir. Gerçek kocası bir gün ortaya çıkar ve Helen'e şantaj yapmaya başlar. Hatta zorla evlenir. Tek çözüm şantajcıyı öldürmektir ama bunu yapmak için gittiğinde adamı ölü bulur ve yakınlarda Bill vardır? İkisi de adamı kendisinin öldürmediğinden emindir? Acaba şantajcıyı kim öldürmüştür? Duyguları çok güzel yansıtan bir roman. Keyifle bir solukta okunan bir roman.

Yazarın biyografisi

Adı:
William Irish
Tam adı:
Cornell Woolrich
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
New York, ABD, 4 Aralık 1903
Ölüm:
New York, ABD, 25 Eylül 1968
04.12.1903 tarihinde New York'ta doğdu. Columbia Üniversitesi'nde gazetecilik okumaya başladı, ancak eğitimini 4 sömestrden sonra bıraktı.

Yazarlığa başlayan Woolrich, Raymond Chandler ve James M. Cain ile birlikte “kara roman” türünün yaratıcıları arasında yer aldı. Bazı kitaplarının filme çekilmesinden sonra Hollywood'a taşındı. Bu filmlerden Alfred Hitchcock’un yönetmenliğinde, başrollerini James Stewart ve Grace Kelly’nin paylaştıkları Rear Window (Arka Pencere) büyük başarı kazandı. Bir yapımcının kızı ile yaptığı evlilikten sonra adı bazı eşcinsel ilişkilerde geçince daha sonra New York'a, annesinin yanına döndü.

Annesinin ölümü ve ününün azalması yazarı derinden etkiledi. Alkole düşkünlüğü ve bir bacağını kaybetmesi durumunu daha da kötüleştirdi. Yaşamının sonlarında yazmayı bıraktı ve değişik otellerde yaşamaya başladı. 1968 yılında öldüğünde ancak 40 kilo geliyordu. Mirasında yazar olmak isteyen gençler için Columbia Üniversite’ne annesinin adını taşıyan 1 milyon dolarlık bir burs bıraktı.


ESERLERİ

Cornell Woolrich adı altında
1926 Cover Charge
1927 Children of the Ritz
1929 Times Square
1930 Young Man's Heart (otobiyografik)
1931 The Time of Her Life
1932 Manhattan Love Song
1940 The Bride Wore Black (aka Beware the Lady)
1941 The Black Curtain
1942 The Black Alibi
1943 The Black Angel (Ortadaki Adam)
1944 The Black Path of Fear
1947 Waltz into Darkness (Sonsuz Vals)
1948 Rendevouz in Black
1950 Savage Bride
1951 Marihuana
1951 You'll Never See Me Again
1958 Hotel Room
1959 Death is my Dancing Partner
1960 The Doom Stone
1987 Into the Night (daha sonra Lawrence Block tarafından tamamlandı)


Cornell Woolrich adı altında Yayınlanan Öyküler
1942 It Had to Be Murder
1944 The Black Path of Fear
1944 Rear Window
The Book that Squealed
1947 Cocaine (film: Fall Guy)
1947 The Boy Cried Murder
He Looked Like Murder


William Irish adı altında
1942 Phantom Lady (Turuncu Şapkalı Kadın)
1942 It Had to Be Murder (1944 yılında Rear Window olarak kendi ismi altında yayınlandı)
1944 Deadline at Dawn (Bire On Vardı)
1948 I Married a Dead Man (Bir Ölü ile Evlendim)
1951 Stranglers Serenade


George Hopley adı altında
1945 Night has a Thousand Eyes (Gecenin Gözleri Vardır)
1950 Fright

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.