Yiğit Okur

Yiğit Okur

8.0/10
30 Kişi
·
86
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.740
Gösterim
Adı:
Yiğit Okur
Unvan:
Türk Yazar, Avukat
Doğum:
Erzincan, 1934
Ölüm:
1 Ocak 2016
Yiğit Okur, Türk şair, yazar, avukat. (d. Erzincan, 1934)

1954 yılında Galatasaray Lisesi' nden mezun oldu. 50'li yıllarda Varlık, Yenilik, Mavi dergilerinde şiirleri yayınlandı ve çeşitli roman, oyun çevirileri yaptı. 1958 yılında hukuk öğrenimi için İsviçre'de Cenevre Üniversitesi'ne gitti. 1965 yılında yurda döndükten sonra avukatlık yapmaya başladı. 40 yıllık bir aradan sonra Hulki Bey ve Arkadaşları romanıyla yazın dünyasına geri döndü. O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları adlı romanı 2003 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü aldı. Deniz Taşları romanı ise 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü'ne layık görüldü. 1 Ocak 2016'da yaşamını yitirdi.

Esеrleri

Hulki Bey ve Arkadaşları

Güvercinlеr

O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları

Topal Viktor'un anıları

Piyano

Deniz Taşları

Büyücü

Tutuklanacaklar Listesi

Piç Osman'ın Pabuçları

Sıfırlamak
Geçmiş biraz önceki şimdiydi, gelecek biraz sonraki şimdiydi .. Sadece şimdi vardı ..
Birçok şey belli bir zaman diliminde, belli bir anlam taşırken, başka bir zaman diliminde aynı şeyler aynı anlamı taşımıyor hatta anlamsız kalabiliyordu.
Yiğit Okur
Sayfa 80 - Can Yayınları
Alıştığımız şeyler, alışmadan önce, alışkın olmadığımız şeyler değil midir?
Yiğit Okur
Sayfa 47 - Can Yayınları
"Cumhuriyet'in evladıydı. Devrimlerin bekçiliğine inanmış bir avuç insandan biriydi."
Yiğit Okur
Sayfa 43 - Can Yayınları
Arkadaşlık sadece beraberlik değil, bir duyguydu. Hiç bir duyguyla kıyaslanamazdı... Gerektirdiği özveri sınır tanımazdı... Sevginin nadir bir türüydü; ısmarlanmazdı, satın alınmazdı, inşa edilmezdi... Oluşurdu, genç yaşlarda başlayan karşlıklı elektrik kıvılcımıydı. Kıvılcım ilk taştı, sonra taş üstüne taş koya koya yılların içinde oluşur, dikilir bir daha yıkılmazdı... Herkese de kolay kolay nasip olmazdı...
Binlerce yıldan bu yana insanoğlunun yaratabildiği en dayanıklı üründü: sevgi. Sevgi metreyle ölçülemezdi, kiloyla ölçülemezdi, sıkıştırılmış havanın gücüyle ölçülemezdi. İnsanlık, sevginin ne ölçü birimini ne ölçü gerecini keşfetmişti.
Yiğit Okur
Sayfa 72 - Can Yayınları
Sohbet koyulaşınca, konuşmaları iki zeki insanın fikir düellosuna dönüşürdü. Yaralamamak, öldürmemek koşuluyla. Bu koşullar da nezaketin değil , aklın ürünüydü. İkisinden biri yaralanır yada ölürse,izleyen zaman içinde aynı düzeyde konuşacak kimse bulamayacaklarının bilincinde oldukları için ..
Okul yılları hababam sınıfını hatırlatmadı değil. Yer yer güldürü unsuru katılan hoş bir okuma oldu benim için. Olay galatasaray lisesindeki öğrenciler üzerinden geçiyor. Dönemin izlerini de az da olsa görebiliyoruz.
Hulki Bey Ve Arkadaşları'nın 6,7 Eylül olaylarının paralelinde yaşadıkları hayatlar, İstiklal Caddesi, Galatasaray Lisesi, Beyoğlu'nun arka sokakları her şey ama her şey öyle güzel, sade ve derin anlatılmış ki bu kitapta, böyle bir yazarın nasıl olup da bilinmediğine şok oldum bitirdiğimde. Ama düşününce büyük marketlerde et reyonunun yanında da görmek istemezdim Yiğit Okur kitaplarını ne yalan söyleyeyim. Yine de okuyun okutturun:)
Karaköy'ü, boyacı çocukların hikayesini, çingenelerin iç dünyasını anlatan okurken çok keyif aldığım eğlenceli bir kitap. Burada neden bu kadar az okunmuş anlamadım. Lütfen kütüphanenize ekleyin. Çok büyük bir keyifle okuyacağınıza eminim.:)
Seher karakterinin ruhu, derinliği ve gücü ile çok ilgi çekici. İstanbul'un edebi dokusunu Orhan Pamuk ile birlikte en iyi anlatan yazardır ve bu kitabı yine çok güzel bir kitaptır.
Neden hukukçular kitap okumalıdır? Cevabı bir eşeğin bacak arasında. Popo görünce adaletten vazgeçen hukukçulara, zihnini mizaha satmış beyinlere en iyi adres İsviçre'de bir eşeğin bacak arasıdır. Zira eşeklerin bacak aralarında olan bizim bilinçaltımızda daha kıllıdır.
Kitabımız 1955 yılının 5 Eylül akşamında başlıyor. Geriye dönüşler ve ileriye gidişler ile sürdürülen anlatım toplamda 30 yıllık bir süreç içerisinde geçiyor. Çoklu ana karakterlere ve zaman karmaşasına rağmen akıcı dili, samimiyeti ve gerçekliği sayesinde duygusal bağınızı güçlendiriyor kitap ile.

Kitaba başlarken ana karakterler Hulki Bey ve Katya zannedebilirsiniz ancak Galatasaray Lisesi’nde başlayan dostlukları yıllarca devam eden “arkadaşları” Salih, Cem ve Kamil’in de yıllar içerisinde değişen hayatlarına dahil ediyor yazar sizi. Bu yüzden de çok etkileyici! Okuma boyunca özlediğim arkadaşlık ilişkisi içimi titretti.

Ülkemizin kara tarihi 6-7 Eylül olaylarına da içeriden bir gözle bakmamıza yardımcı oluyor. Gerek kişisel siyasi tarihimize tutulan ışık gerekse olayların beklenmedik gelişmelerle ilerlemesi beni en çok çeken tarafları oldu kitabın.

Kitabı bitirdiğimde, kurguda geçen yerleri ziyaret ettim. Şimdinin Beyoğlu’su ile geçmişinki karşılaşınca daha da hüzünlendiriyormuş insanı meğer. Tavsiyem Afrika Pasajı’na bir uğramanız. Gerisi sizde artık…

Eğer; Türkiye’nin yakın siyasi tarihi ilginizi çekmiyorsa, arkadaşlığın bir diğer anlamının “kardeşlik” olduğuna inanmıyorsanız, eski İstanbul’u merak etmiyor/özlemiyorsanız bu kitabı okumayın!
Bir futbolcu ve magazinel hayatı. Hüzünlendiren bir şeyler var.
Yiğit Okur'un bu kitabında da zaman çok hızlı bir şekilde akıyor. Dili kullanım şekli de oldukça akıcı ama beklentimin altında bir kitaptı.
Yiğit OkurTır Kamyonları

Yiğit Okur’dan okuduğum ilk kitap.On sekiz tane öykü var içinde.Bir çok öyküsününde içindeymiş hissi yarattı.Öyküden ziyade sanki anılarını okuyormuş hissine kapıldım.Yurt dışındaki öğrencilik hayatı ve asıl mesleği olan avukatlık yaparken başından geçmiş olayları okur gibi okudum öykülerini.Hepside gülümseten,güldüren ve düşündüren öyküler.
Ah,o 25 yaşımın aklı. Onu tekrar bulsam ya da gelip o beni tekrar bulsa; lavabo kirli kalsa da, kaygılardan uzak, dünü, bugünü, yarını tek bir anmış gibi yaşadığım Beni dolu düzgün koşturan, her yokuşa dörtnala vurup, inişlerde gemsiz,eğersiz kanatlanan 25 yaşım, güzel yaşım, şair yaşım, sade renkler ışıklar, sesler, kokularla yaşanan…
Hayır, hiçte iyi değildi. Humeyni ‘yle daha da kötü oldu. Yalnız şöyle bir şey var:: Monarşide yalan yoktur En fazla yalan söylenen rejim demokratik rejimdir. Demokraside iktidara talip olanlar kürsüden halka seslenirler; “Siz patates yiyorsunuz. Biz devletin başına geçersek hepiniz biftek yiyeceksiniz.” Devletin başına geçerler, biftek yemeye başlarlar. Halk gene patatese talim eder. Monarşi de ikiyüzlülük yoktur. Monarkı,kral,hükümdar,her neyse der ki:”Ben biftek yemeğe devam edeceğim.Siz de patates yemeğe devam edeceksiniz.İtirazı olan varsa içeri tıkarım.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Yiğit Okur
Unvan:
Türk Yazar, Avukat
Doğum:
Erzincan, 1934
Ölüm:
1 Ocak 2016
Yiğit Okur, Türk şair, yazar, avukat. (d. Erzincan, 1934)

1954 yılında Galatasaray Lisesi' nden mezun oldu. 50'li yıllarda Varlık, Yenilik, Mavi dergilerinde şiirleri yayınlandı ve çeşitli roman, oyun çevirileri yaptı. 1958 yılında hukuk öğrenimi için İsviçre'de Cenevre Üniversitesi'ne gitti. 1965 yılında yurda döndükten sonra avukatlık yapmaya başladı. 40 yıllık bir aradan sonra Hulki Bey ve Arkadaşları romanıyla yazın dünyasına geri döndü. O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları adlı romanı 2003 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü aldı. Deniz Taşları romanı ise 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü'ne layık görüldü. 1 Ocak 2016'da yaşamını yitirdi.

Esеrleri

Hulki Bey ve Arkadaşları

Güvercinlеr

O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları

Topal Viktor'un anıları

Piyano

Deniz Taşları

Büyücü

Tutuklanacaklar Listesi

Piç Osman'ın Pabuçları

Sıfırlamak

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.