Zehra Tapunç

Zehra Tapunç

YazarÇevirmen
7.5/10
47 Kişi
·
147
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.601
Gösterim
Adı:
Zehra Tapunç
Unvan:
Türk Yazar, Öğretmen
Doğum:
Mersin
Mersin’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Bölümü’nü bitirdi. Bir süre Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Sekiz yıl uçuş hostesliği yaptıktan sonra 1996 yılında öğretmenliğe başladı. Evli ve iki çocuk annesi olan Tapunç, İngilizce ve İtalyanca bilmektedir.
"O iğrenç şeyi yemeyeceksin herhalde Özge!" Özge elindeki kahverengileşmiş patateslere baktı. Gerçekten de yenecek gibi değildi ama daha önceki günlerde aldıkları da bunlardan farklı değildi ki. Kantinci her zaman ona kenarda beklettiği sandviçlerden verirdi zaten. Özge de hiç ses çıkarmadan alır, yemeye çalışırdı. Yine de arkadaşına bunun farkında değilmiş gibi davranmayı tercih etti.
- Neden? Nesi var ki?
-Bir benimkine bak, bir de şunlara... Patatesler yanmış, üstelik buz gibi. Sandviç de eminim bayattır. Meyve suyuna bakayım Tahmin etmiştim. Buna da soğuk içecek demek için bin şahit lazım.
Özge, gözleri öfke kıvılcımları saçan arkadaşına hayranlıkla baktı. Kızıl, dümdüz ışıltılı saçlarının bir yansıması gibi yüzüne serpiştirilmiş çilleri, yuvarlak çerçeveli gözlüklerinin arkasından bakan yeşil gözleri ve ufak tefek bedeniyle kendisinden ne denli farklıydı. "Boş ver" dedi, omzunu silkerek.
- Benim için yeni bir durum değil ki bu. Hadi gel, voleybol maçını izleyelim. Ver şunları bana Melis, lütfen...
Melis arkadaşının itirazını duymadı bile. Kendi elindekileri kantinin önündeki banka bırakıverdi. Sandviçi ve meyve suyunu arkadaşının elinden kaptığı gibi kantine koştu. Özge de arkasından Melis'in elindeki sandviç bozuntusunu öğle teneffüsünün kalabalığından bunalmış haldeki kantincinin burnuna dayadı.
- Bunu herhalde çöpe atacaktınız. Yanlışlıkla arkadaşıma vermişsiniz, dedi seyrek saçlı, gözlüklü adama. Adam, gözlüklerinin üzerinden bir Melis'e bir de sandviçe baktıktan sonra,
- Ah, özür dilerim. Çok yoğun olunca böyle yanlışlıklar oluyor işte. Hemen yenisini hazırlıyorum. Şu meyve suyunu da vereyim. Çay bile bundan daha soğuktur. Kantincinin yardımcısı genç kız, utangaç bir gülümsemeyle meyve suyunu aldı ve buzdolabından yeni bir tane çıkarıp uzattı.
- Gördün mü? diye fısıldadı Melis, Özge'ye dönüp. Nasıl da özür diledi. Midene yazık değil mi senin? Bedavaya mı alıyorsun? Hem bunu sen söyleyemez miydin sanki?
- Ben söylesem değiştirmezdi ki. Her seferinde böyle veriyor. Sürekli kavga mı edeceğim?
- Sana sürekli kavga et diyen yok. Hatta kavga et diyen bile yok. Az önce benim söylediklerimi sen söyleyeceksin. Yalnızca bir kez, sonra gerekiyorsa kavga edeceksin, ki gerekmeyeceğinden eminim.
Sesini çıkarmadı Özge. Melis haklıydı haklı olmasına da, onun dediklerini yapmaya yürek isterdi. O yürek de Özge'de yoktu. Hiç üşenmeden yeniden kızarttığı patatesleri sosisli sandviçin içine yerleştirmekte olan kantincinin yüzüne çekinerek baktı. Bir daha Melis olmadan kantinden alışveriş yapmamaya karar verdi. Çünkü adam bu yapılana kesinlikle kızmış olmalıydı. Belli ki Melis'ten korktuğundan sesini çıkarmamıştı. Özge'yi yalnız bulacak olursa bunu kesinlikle ödetirdi. Okulun spor salonunda bir kenara oturmuş, bir yandan yemeklerini yiyip diğer yandan maçı izlerlerken Melis'in eleştirileri bitmek bilmiyordu.
- Senin neyin var anlayamıyorum. Niçin her şeye evet demek zorunda olduğunu düşünüyorsun?
- Sorun istemiyorum.
- Peki böyle yaptığında sorunsuz yaşıyor musun? İçim rahat Başkaları üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih ediyorsun. Hayatında hiçbir şeye itiraz ettin mi sen?
- Hatırlamıyorum.
- Hatırlamazsın tabii. Bence hayır kelimesi senin ağzından hiç çıkmamıştır. Yuvadan beri arkadaşız. Ben hiç duymadım.
92 syf.
Uçak yoğun kar yağışı yüzünden başka bir havaalanına, Portland'a inmişti. hava koşulları düzelene kadar burada bekleyeceklerdi. Shelly'nin Noel için sadece dört günlük izni olduğu için Seattle'a arabayla gitmek çok daha iyi bir fikirdi.
416 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Güzel bir kitaptı. Romantik tarzda sevenlerin hoşlanacağı bir kitap.
Becca, erkek arkadaşı tarafından terk edildikten sonra ve aynı zamanda işsiz kalınca çöpçatanlık şirketi kurar ve milyarder erkeklere evlenebilecekleri gelinleri bulur. Son 2 işi biraz sıkıntılı geçer ve bu arada işini yaparken aşık olur.
iyi okumalar.
557 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Yazımı ve kurgusu ne kadar basit olsa da sürükleyici bir roman. Mantığında her zaman nasıl davranması gerektiğini bilen ama 'kalbindekilere' engel olamayan Franny'le onun yaptıklarıyla hayatı şekillenen küçük kızının hayatları anlatılmaktadır. Ağlamak ve biraz da mutsuzluğa bulanmak isteyenlere tavsiye edilir.
272 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
İki sevgilinin ilişkilerinin bitmesiyle ortak aldıkları evin ne olacağı sorunuyla baş başa kalmasıyla başlayan bir hikaye... Francesca evini çok sevmektedir ancak maddi bir çıkmazda olduğu için evin tamamını almadığından dolayı evi pansiyonerlere kiralamaya karar verir. Her biri farklı mesleklere ve yaşam tarzlarına sahip olan pansiyonerlerle yaşamaya çalışan bir kadının hikayesi anlatılır. Beni en çok etkileyen şiddet bağımlılığı olmuştu. Keyifle okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
272 syf.
·Beğendi·8/10
Tipik bir D.Stell klasiği idi. ben onun kitaplarını bizim akşam kuşağı dizilerine benzetirim. Sıradan insanlar, bolca dram, arada güzel sürprizler veee mutlu son. Yine de bu da diziler kadar bağımlılık yapıyor. Seviyorum okumayı
416 syf.
·1 günde·1/10
Yaşadığı son başarısız ilişkinin ardından kendisini erkeklerden uzak tutan bir çöpçatanın müşterisine ayarlamaya çalıştığı bir erkeğe ilgi duyup ondan uzak durmak istemesi ama sonunda pes etmesi. Epi topu 40 sayfaya sığacak bu hikayeyi uzat demişler yazara. O da 413 sayfa boyunca gerekli gereksiz ne bulursa yazmış. Sıkıntıdan ölebilirdim. Belki de öldüm, farkında değilim.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Kurgu, doku, her şey harika. Efes'te gezdim, yaşadım, olaylara tanıklık ettim. Apelles'in resimlerini resmen gördüm. Zehra Hanımın ve kitabının önünde saygıyla eğiliyorum.
448 syf.
·Beğendi·8/10
Gayet güzel okuması keyifli bir kitap özellikle okurken beni çokça acıktırması ve Singapur u Çin i hatta tüm Asya ülkelerini seyahat etmiş gibi hissettirmesi bu kitabı farklı kılıyor. Bu kitabı okurken kendimi Seyahatname oluyormuş gibi hissettim tabii kurguya diyecek lafım yok Zengin insanların ihtişamlı hayatını mükemmel bir dille anlatmış yazar.Tebrikler.
352 syf.
·8 günde·7/10
Ortaokul lise yıllarımda çok okuduğum Danielle Steel romanlarından biriydi yine. Okuması kolay, mutlu sonla biten, genelde zengin hayatları konu alan çerezlik bir roman daha. Kısa sürede bitmesi de okunmasının kolay olmasından.
448 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Asya'nın en zengin ailelerinin eğlencesi bitmez hayatlarına bakmak,jet sosyete kadınların birbirlerinin arkasından çevirdiği dolapları öğrenmek,çok tatlı birkaç aşk hikayesi okumak istiyorsanız kesinlikle bu kitaba BAYILACAKSINIZ!! Ben ki bir Asya sever olarak romanı büyük bir hevesle okudum.Paranın aşkın önüne engeller koyabildiğini ama bu engellerin pes etmeyecek kadar çok seviyorsanız aşılabileceğini çok güzel anlatıyor.Bir ilk roman olmasına rağmen başarılıydı.Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okumak istiyorum.Ve kitabın filmi de çıkacak yakında:)))

Yazarın biyografisi

Adı:
Zehra Tapunç
Unvan:
Türk Yazar, Öğretmen
Doğum:
Mersin
Mersin’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Bölümü’nü bitirdi. Bir süre Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Sekiz yıl uçuş hostesliği yaptıktan sonra 1996 yılında öğretmenliğe başladı. Evli ve iki çocuk annesi olan Tapunç, İngilizce ve İtalyanca bilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 147 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 170 okur okuyacak.