7.5/10
16 Kişi
87
Okunma
13
Beğeni
4.474
Görüntülenme

Hakkında

Avram Galanti veya Abraham Galante, Yahudi asıllı Türk eğitimci, siyaset adamı ve Türk milliyetçisi. Soyadı Kanunu ile Bodrumlu soyadını almıştır. 1915 ile 1933 yılları arasında Darülfünun'da eğitimci ve profesör olarak çalıştı. 1944-46 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi listesinden T.B.M.M. 7. Dönem Niğde milletvekilliği yapmış Yahudi asıllı Türk siyasetçi, gazeteci-yazardır. Cumhuriyet döneminde milletvekilliği, Kurucu Meclis üyeliği veya senatörlük yapmış azınlık mensubu parlamenterden biridir. Rodos Rüşdiyesi ve İzmir Sultani İdadisi'nden mezun oldu. Rodos'ta öğretmenlik ve adalardaki Yahudi ve Türk okullarında maarif müfettişliği yapti. Daha sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı ve cemiyetin aktif ve ileri gelen elemanlarından biri oldu. Akademisyenlik yaptı. Cumhuriyetle birlikte kültürel devamlılığı savunduğu ve Harf ve Dil Devrimlerine karşı çıktığı için üniversite kadrosunun dışında kaldı. 1943 yılında Niğde'den milletvekili seçildi. 1961 yılında ölmüştür. Galanti, aynı zamanda yabancı dilde eğitime karşı çıkanların da öncüsüdür. Galanti, bu konuda yazdıkları bağlamında yabancı dilde eğitimi ilk eleştiren ve karşı çıkan kişi olarak bilinir. Döneminde önemli fikir ayrılıklarından biri de Latin harflerine muhalif olmalısıdır. Türkiye Musevilerinin Türkleşmesini de savunmuştur.
Tam adı:
Avram Galanti Bodrumlu
Ünvan:
Prof.Dr.
Doğum:
Bodrum, 4 Ocak 1873
Ölüm:
İstanbul, 8 Ağustos 1961

Okurlar

13 okur beğendi.
87 okur okudu.
5 okur okuyor.
123 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 36.6
Erkek% 63.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Latin harfleri taraftarları bü mütâlâalarımıza belki "madem ki Arapça ve Acemce Türklerin lisanı değildir, bu iki lisandan kelime, tabir ve ıstılah alacağımıza Avrupa li­sanlarından alırız" diye itiraz edebilirler. Bu itiraz, âtideki sebeplerden dolayı doğru değildir. 1- Hars ve medeniyyet sahibi olan bir millet, mazisini unutmağı arzu etmez ise, bir müessese-i ictimaiyye olan li­sanının yazısını değiştiremez. Türkler eski bir harsa ve me­deniyete malik olduklarından, eslaf müteaddit asırlardır yazdıkları âsârın yazısını terk edemezler. 2- Türkçe müteaddit asırlardan beri Arapça ve Acemce ile yoğrulmuş bütün fikrî mahsûlleri de bu iki lisanla meşbûdur. Lâtin harfli Türkçe ile -kelime yapmağa yarayan dokuz harfin lisanımızdan ihracıyla- lisanımız ilerleyemeyeceğinden, terakkimizi temin edecek olan Arapça yazının ibkası (yerinde bırakılması) zarurîdir.
1000Kitap
Falih Rıfkı Atay'a cevap. Geçiş sonrası yazarın dediği gibi de oldu
"Eslafımızın müellefatını unutacağımıza gelince, bu tatbik devresinde eserlerimizi Lâtin harfleriyle bastırmak o kadar güç birşey midir?" diyorsunuz. Asâr-ı eslâfı bastırma­nın maliye nokta-i nazarından güç olup olmadığını elbette benden iyi biliyorsunuz. Asıl güçlük, lisanın tekniği cihetindedir. Harfler tasavvutlu olduktan ve elifbadan dokuz harf ihraç edildikten sonra Fuzûlî, Nef î ve Abdülhak Hâmid'in eserlerini tab ve okumak için enzâr-ı âmmeye (umûmun gözü önüne) vaz' ediniz bakalım. Kaç kişi okuyup anlaya­ cak? Lâtin harflerinin mâzîmizle her türlü alâkamızı neden keseceğini soruyorsunuz. Cevap basit. Çünkü yeni ne­sil, 1300 senelik edebiyatından, tarihinden, İlmî ve fikrî mâzîsinden haberdar olmayacaktır.
1000Kitap
Reklam
Reklam