Abraham Galante

Abraham Galante

Yazar
7.6/10
7 Kişi
·
21
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.264
Gösterim
Adı:
Abraham Galante
Tam adı:
Avram Galanti Bodrumlu
Unvan:
Prof.Dr.
Doğum:
Bodrum, 4 Ocak 1873
Ölüm:
İstanbul, 8 Ağustos 1961
Avram Galanti veya Abraham Galante, Yahudi asıllı Türk eğitimci, siyaset adamı ve Türk milliyetçisi. Soyadı Kanunu ile Bodrumlu soyadını almıştır.

1915 ile 1933 yılları arasında Darülfünun'da eğitimci ve profesör olarak çalıştı.

1944-46 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi listesinden T.B.M.M. 7. Dönem Niğde milletvekilliği yapmış Yahudi asıllı Türk siyasetçi, gazeteci-yazardır.

Cumhuriyet döneminde milletvekilliği, Kurucu Meclis üyeliği veya senatörlük yapmış azınlık mensubu parlamenterden biridir.

Rodos Rüşdiyesi ve İzmir Sultani İdadisi'nden mezun oldu. Rodos'ta öğretmenlik ve adalardaki Yahudi ve Türk okullarında maarif müfettişliği yapti. Daha sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı ve cemiyetin aktif ve ileri gelen elemanlarından biri oldu. Akademisyenlik yaptı. Cumhuriyetle birlikte kültürel devamlılığı savunduğu ve Harf ve Dil Devrimlerine karşı çıktığı için üniversite kadrosunun dışında kaldı. 1943 yılında Niğde'den milletvekili seçildi.

1961 yılında ölmüştür.

Galanti, aynı zamanda yabancı dilde eğitime karşı çıkanların da öncüsüdür. Galanti, bu konuda yazdıkları bağlamında yabancı dilde eğitimi ilk eleştiren ve karşı çıkan kişi olarak bilinir.

Döneminde önemli fikir ayrılıklarından biri de Latin harflerine muhalif olmalısıdır.

Türkiye Musevilerinin Türkleşmesini de savunmuştur.
Arap şairi "Şeref, tarlaları sürmek ile değil, mızrak ile elde edilir" demiştir. Ziraat ile ilgili bazı Arapça kelimelerin aslı Aramcadır. Mesela, ekkar: çift süren, haris: ekin eken, natur: bağ bekçisi, ender: harman bu kabildendir.
Hamurabi, Musa ve Muhammed, üçü de Samidirler; üçünün koydukları kanun hükümleri, Samice yazılmıştır. Samiler, Asya'nın güney batısında; Akdeniz, Toroslar, Dicle nehri ve denizlerle çevrili bulunan Arap yarımada­sında yaşamışlardır.
Avrupa’da, Arapça’nın tahsiline 16. asırda başlanmıştır. Fransa, yukarıda söylendiği vechle on yedinci asırda Kolber’in delaletiyle sair Avrupa memleketlerinden evvel -velev ki Fransa’nın haricinde olsun- Türkçe’nin tahsili lüzumunu hissetmiştir.
Abraham Galante
Sayfa 232 - Yeditepe Yayınevi, 1. Basım (Mayıs 2005)
Samilerin ana dili, Asıl Samicedir. Günümüzde izi kalmamış olan bu dil, Akadca (Babilice ve Asurice), Kenanca (Fenikice, Punice,Moabitçe, İbranice), Aramca (Süryanice), Güney Arapçası, Habeşçe ve Kuzey Arapçası gruplarına ayrılmıştır.
...
-“Efendi, dedi, bugün Salı günü olduğunu unuttum. Böyle bir günde İstanbul şehri Türkler’in eline düşmüştür. Rumlar için bir matem günüdür. İşte bu sebepten dolayıdır ki, Salı günü seyahate çıkmam ve hiç yeni bir işe başlamam.”
Bu sözler üzerine, bizim kayıkçının sözleri hatırıma geldi. Biçare adamcağız, Salının uğursuzluğunun menşeini bilse idi, o gün sefere çıkmaktan korkmaz ve Salının Türkler için pek uğurlu olduğunu anlar idi.
Abraham Galante
Sayfa 205 - Yeditepe Yayınevi, 1. Basım (Mayıs 2005)
«Dünyayı altüst eden mucizeler yaratma ve kendini koruma gücüne sahipsen durma göster, kurtar kendini; böylece milletini de kurtaracaksın. »
Ricaut’a göre, konseyin toplandığı odanın bitişiğinde bulunan Sultan bir mucize konusu seçmiş, Sabetay’ın çırılçıplak soyunup en usta okçulara hedef olmasını, derisi ve eti yaralanmadan oklara karşı koyabilirse onun Mesih olduğunu kabul edeceğini beyan etmişti.
Sultanın bu teklifi karşısında Sabetay beklenen Mesih olduğunu inkâr etti, basit bir haham olduğunu, olup bitenlerin Yahudilerin icadı olduğunu ve kendisine Mesih unvanını verenin onlar olduğunu açıkladı. Ricaut’un dediğine göre, Sabetay’ın saf ve samimî yanıtından tatmin olmuş gibi gözükmeyen Sultan onun İslam dinine geçmesini emretti
Kuzu bayramı. Bu bayram 22 Adar’da kutlanırdı. Her sene özel bir törenle bir gece ilk kez bir kuzunun yendiği bir bayramdı. O halde bu töreni oluşturan neydi? Evli iki erkek ve iki kadından oluşan en az dört kişi kuzu bayramına iştirak etmelidir. Bu sayı artırılabilir ama daima evli karşı cinslerden oluşan çift sayıdan oluşmalıdır. Şık giyimli ve mücevherlerini takmış kadınlar sofrayı hazırlarlar. Yemekten sonra eğlenceye başlanır ve belirli bir anda büyük mumlar söndürülerek ortalık karartılır. Kuzu bayramının anlamından kaynaklanan aşkı en uzun yaşatmayı bilenler o gecenin kahramanıdır. Bu bayramdan sonra doğan çocuklar tarikatın kendisi kadar aziz sayılırlar. Bu bayram dört gönül bayramı olarak da bilinir.
Derler ki vergilerini veren, vazife-i askeriyesini îfâ eden, Türkiye’nin herhangi bir ferdi Türk sayılır. Bu küflenmiş ve pas tutmuş bir düşünüştür. Çünkü, vergileri verdiren, vazife-i askeriyeyi ifa ettiren kanundur. Kanun korkusu olmasa, dünyanın hiç bir tarafında hiçbir kimse gönül rızası ile vergi vermeye ve askerliğe gitmeye şitab etmez. Bir memleket her şeyden evvel, evladının ruhi merbutiyetiyle yaşar. Tehlike zamanında, bir memleketi kurtaran o ruhun yüksekliğidir ki, en kuvvetli ordulardan daha yüksek ve daha müessirdir.
Abraham Galante
Sayfa 170 - Yeditepe Yayınevi, 1. Basım (Mayıs 2005)
Salı’nın uğursuzluğunun menşei, milli bir matemin sene-i devriyesinin müruru zaman ile halk arasında aldığı şekilden ileri geliyor. Mesele gayet basittir. Bizans İmparatorluğunun payitahtı olan İstanbul şehri, bir Salı günü Türklerin eline düşüyor. Kocaman bir imparatorluğun mevcudiyetine hatime (son) veren bu vak’a; tabiidir ki Rumlar için bir matem günüdür. Halbuki, Türkler için bir bayram günüdür. Çünkü, böyle bir günde, büyümekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ve Asya kısımlarının ortasında kalmış olan ve dünyanın en güzel bir vaziyetinde bulunan İstanbul şehri fethedilerek payitaht ittihaz edilmiştir.
Abraham Galante
Sayfa 207 - Yeditepe Yayınevi, 1. Basım (Mayıs 2005)
Milletlerin ve ülkelerin tarihlerinde akıl almaz arızalar vardır.Sonuna yaklaştığımız şu 20’inci asırda bizimde başımıza böyle tarihi kazalar gelmiştir.Bunlardan biri, bin yıldan beri kullandığımız yazının yasaklanıp değişitirilmesi ve yerine Latin yazısının kabul edilmesidir.Bugün bu inkılap herkese tâbii geliyor ve. Bu değişim bir oldu bitti olarak kabul ediliyor.Peki, bunun getirdikleri ve götürdükleri nelerdir;bilançosu menfi mi, müsbet mi olmuştur?Orasını pek düşünen yok?
246 syf.
·9 günde·5/10
Avram Galanti; gazeteci, profesör (1915-1933 yılları arasında Darülfünun'da eğitimci), milletvekili (1943-1946 Niğde’den) ve araştırmacı-tarihçi kimliğiyle Osmanlı Devletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne önemli katkılarda bulunmuş bir şahsiyet imiş.
.
Avram Galanti’ye yakınlığı olan Yusuf Habib Gerez; onun genç yaşta nişanlandığını, ancak çalışmalarının aksadığını görünce nişanı bozmaya karar verdiğini anlattığını ve “Çalışma hayatı beni mutlu ediyor. Azizim Gerez, kim ne derse desin sen yoluna devam et, kimseden de takdir bekleme, çalışmalarını baltalamak isteyenlere aldırma. Bu çetrefil yolda durmadan ilerle. Bu dünya ölümlü, geriye kalan eserler, bizleri ancak yarınlara ulaştırır.” dediğini bizlere aktarmış.
.
Kitaba gelecek olursam, çok fazla eskimiş Arapça ve Osmanlıca kelime var. Bazılarının yanlarına günümüz Türkçesi karşılığı da konulmuş. Bazen kafa karıştırsa da, yazılanları anlamanıza engel olmuyor.
.
Bu kitaptan da öğrendiğim çok farklı bilgiler oldu. Değişik konulara temas etmiş. Farklı bir anlatım dili var.
.
Yazar, yabancı dilde eğitime karşı çıkanların öncüsü ve inceleme yazılarında da Türkçe’nin ve dilin önemine farklı açılardan değerlendirmeler yaparak değiniyor. Musevilerin Türkleşmesi ve Türkçe konuşması gerektiğini savunuyor. Birlik ve beraberlik ruhuyla aynı duyguları paylaşabilmenin yegane yolunun dil birliği olduğundan bahsediyor. Bir dil ile aynı zamanda kültürel değerlerinde öğretildiği, mesela Fransızca öğretilen bir okulda yetişenlerde Fransız hayranlığı oluşacağını anlatıyor.
.
Avrupa devletlerini; Asya ve Afrika’ya medeniyet getirdiğini iddia eden fakat yalancı, ahlaksız, düzenbaz, para kazanmak için her şeyi yapabilecek karakterde oldukları yönünden ciddi eleştirileri ve değerlendirmeleri var.
.
Emperyal güçlerin amacı ve yöntemleri 100 yıl öncesinde de aynı veya benzer olduğunu anlıyorum. 100 yıl öncesinde Osmanlı Devletinin toprağı olan Mısır, İngiltere ve çıkar ortağı Fransa ve başka Avrupa devletlerinin güç sahasına geçtiğinde, para kazanma amaçlarını tatbik edebilmek için yalanlarla dolu aldatmaca taktikleri uyguladıkları: basın ve yayın kuruluşları aracılığıyla “biz size MEDENİYETİ getirdik” naraları ve ellerinden gelse alfabeyi ortadan kaldırmak, yerli halkı (Mısır’lıyı) Avrupa vatandaşı karşısında her türlü haksız ve suçlu görmek! Eğitimsiz cahil birbirini anlayamayan ve devlet millet şuurundan uzaklaşmış sömürülen bir toplum yaratmak...
Günümüzde de “Biz DEMOKRASİ getiriyoruz” diyenler çok mu farklı?..
.
Öğrendiğim farklı bir konu da, salı günü hurafesi hakkında. Aslında Rumlar, salı gününü, Türklerin İstanbul’u fethettiği gün olduğu için matem günü olarak sayıyorlarmış. Türklere de bu salı gününün sallandığı ve uğursuz olduğu şeklinde yanlış bir inanç olarak geçmiş. Halbuki, Türkler için bir bayram günü olduğunu anlatıyor.
.
İyi okumalar dilerim.
CacavS
CacavS Sabetay Sevi ve Sabetaycıların Gelenekleri'ni inceledi.
168 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kendisi de sefarad kökenli yahudi bir aileye mensup olan Abraham Galante 1873 yılında Bodrum'da doğmuş. Sabetay Sevi konusunu en fazla araştıran ve en iyi bilenlerden biri. Bu kitabı 1935 yılında Fransızca olarak yayınlamış. 1995 yılında tesadüfen bir sahafta bulunan kitap Türkçeye çevrilmiş. Konu ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir çalışma.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abraham Galante
Tam adı:
Avram Galanti Bodrumlu
Unvan:
Prof.Dr.
Doğum:
Bodrum, 4 Ocak 1873
Ölüm:
İstanbul, 8 Ağustos 1961
Avram Galanti veya Abraham Galante, Yahudi asıllı Türk eğitimci, siyaset adamı ve Türk milliyetçisi. Soyadı Kanunu ile Bodrumlu soyadını almıştır.

1915 ile 1933 yılları arasında Darülfünun'da eğitimci ve profesör olarak çalıştı.

1944-46 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi listesinden T.B.M.M. 7. Dönem Niğde milletvekilliği yapmış Yahudi asıllı Türk siyasetçi, gazeteci-yazardır.

Cumhuriyet döneminde milletvekilliği, Kurucu Meclis üyeliği veya senatörlük yapmış azınlık mensubu parlamenterden biridir.

Rodos Rüşdiyesi ve İzmir Sultani İdadisi'nden mezun oldu. Rodos'ta öğretmenlik ve adalardaki Yahudi ve Türk okullarında maarif müfettişliği yapti. Daha sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı ve cemiyetin aktif ve ileri gelen elemanlarından biri oldu. Akademisyenlik yaptı. Cumhuriyetle birlikte kültürel devamlılığı savunduğu ve Harf ve Dil Devrimlerine karşı çıktığı için üniversite kadrosunun dışında kaldı. 1943 yılında Niğde'den milletvekili seçildi.

1961 yılında ölmüştür.

Galanti, aynı zamanda yabancı dilde eğitime karşı çıkanların da öncüsüdür. Galanti, bu konuda yazdıkları bağlamında yabancı dilde eğitimi ilk eleştiren ve karşı çıkan kişi olarak bilinir.

Döneminde önemli fikir ayrılıklarından biri de Latin harflerine muhalif olmalısıdır.

Türkiye Musevilerinin Türkleşmesini de savunmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 43 okur okuyacak.