Ahmet Şat

Ahmet Şat

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
18
Gösterim
Eğer Mushaf sayfalarını okuyan dudaklarımız onu kalbimize taşımıyorsa oradan da zamanımıza ve mekânımıza/toprağımıza düşürmüyorsa ve bizleri şehrin sokaklarında gezdirmiyorsa nasıl olurda Kur'an okuduğumuzu iddia edebiliriz ki?
Utanmak güzeldir. Utanmayan insan edepsizliği bir yaşam olarak gören insandır. Edep, İslam ahlakı ile yani vahyin kendisi ile kuşanmaktır; semadan gelenin kalbimize, oradan da hayatımıza dökülmesidir. Ve kalbimize düşen tüm ayetler fıtrati muzdan ne kadar uzaklaştığımızı bize gösterdikçe, Ademin çıplaklığı gibi bir utanç dalgası tüm vücudumuzu saracaktır. O zaman saklanmak için büründüğümüz örtünün bizi saklayıp korumadığını göreceğiz. Tüm bunları yani vahyin semadan sokağa inişini gördüğümüzde, işte o zaman Allah'ın ayetlerini okumuş olacağız. İşte o zaman Kur'an nazil oldu diyebileceğiz.
Her insanın hakikat arayışı, bir dinin kapısında son bulur. İnsan içinde yaşadığı kaosu dindirmek için dinin kapısından içeri girdiğinde aslında tüm beklentisi, yaşadığı sıkıntılardan kurtulmaktır. Ruhi arayışın insanı getirdiği son nokta burasıdır. Çünkü arayan insan bu kapının içinde huzur, dışında azap olduğunu anlayıp bilmiş ve itminana ermiştir.
Peygamber, nüzul sürecinde vahyin ilk indiği yerdir. Oradan da tüm insanlığa dalga dalga ulaşır. Hz. Peygambere inen her emir/vahiy, önce kalbine oradan da yaşadığı toprağa temas eder. Onun için ayetlerin bir kısmı Mekkidir diğer bir kısmı Medenidir.
Yani bir ayet Mekkidir derken Mekke'nin sokağına/ toprağına/ kültürüne/ insanına/ zamanına tanıklık etmiştir demek istiyoruz.

Tıpkı Medine sokaklarına düşen ayetler gibi...
Dostoyevski:

"Eğer Tanrı olmasaydı her şey mubah olurdu."

Çünkü dünyevi yaşamda Allah'ı denklemin dışına çıkarırsak/ yok sayarsak, o zaman insanı mutlak olarak iyi olanı yapma konusunda bağlayıcı hiçbir güç kalmaz. Hesap verme endişesi olmadan insanın nefsine sınır koyması beklenemez.
312 syf.
·Beğendi·9/10
“Din İnsandan Ne İster,İnsan Dinden Ne Bekler?” kitabını okudum. Kitap incelememi kısaca şöylece maddeler halinde özetleyebilirim.
1. Kitap, dil ve üslup olarak; sade, anlaşılır, polemiklerden uzak ve naif bir dille kaleme alınmıştır.
2. Temel dini eserlerde gördüğümüz alışılagelen şablon ilmihal ve usulî bilgilerin aksine din ve insan, din ve akıl, din ve ahlak, varlık tasavvuru ve ayrıca kısa dinler tarihi özetiyle İslam ile diğer dinler arasında öz karşılaştırmalı ( comparative ) bir yöntem kullanarak diğer din(ler)in de insandan ne istediğine açıklık getirmiştir.
3. Konuları işlerken, tartışmalı ve dokunulması halinde el yakacak mevzuları, çekincesiz ele alması ve polemiklerden uzak, serinkanlı, mütevazi ve makul bir tonla konuları analizi takdir edilesi bir sonuç doğurmuştur. Böylelikle din temalı eserlerde görmekten usandığımız sığ tartışmalı konular ve bunları işlerken gösterilen münakaşa cümleleri yerine, bu eserde kendiyle ve diniyle “barışık ve barış (SLM) “ halinde olan ve tarzıyla vasattan kopmayan bir eserle karşılaşıyoruz.
4. Kitap, tekmili birden İslam özelinde, dinler tarihi muhtasarı bir eser hüviyeti de taşımaktadır.
5. Kitabın teknik olarak kapak tasarımını beğenmedim ve yayıncıdan kaynaklı hataların, diğer baskılarda düzeltilmesini arzu ediyorum.
6. Kitabın muhtevası ve işleyiş tarzı itibariyle genişletilerek lise ve dengi okullara uygun bir ders kitabına dönüştürülebilme fikri ben de hasıl oldu. Bunu yazara da ilettim. Bu sayede okullarda okutulan kuru bilgi ve alıntılar yerine, dinin insan hayatındaki önemini daha anlaşılır hale getiren ve gençlerin dini okuma, düşünme ve yaşamalarını kolaylaştıran bir katkısı olabilir.

Kitabı kaleme aldığı, “din insandan ne ister?” sorusuna ömrünü adadığı için , bunun karşılığında dinden beklentiyi sadece kurtuluş umudu olarak bize gösteren değerli Yazar kardeşimiz Ahmet Şat’a , kalan ömründe huzur ve öte alemde “kurtuluşu” Rabbim’den diliyorum. Allah razı olsun kardeşim. İyi ki varsın, iyi ki kitabın var…

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.