Ahmet Say

Ahmet Say

Yazar
8.6/10
17 Kişi
·
66
Okunma
·
8
Beğeni
·
743
Gösterim
Adı:
Ahmet Say
Unvan:
Müzik Eğitimcisi, Müzik Yazarı
Doğum:
İstanbul, 1935
Ahmet Say, müzik eğitimcisi ve müzik yazarı. Çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuvarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı. Türk piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’ın babası.

1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi.1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleriadlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonraKocakurt romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları'nı çıkarttı.1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.
Ceza günüm doldu, gidiyorum....
Yani hayatta her birşey geçer! Allah can sağlığı versin, tamam mı? Sıkın dişinizi!
Aya giden Amerika'lı ne dedi?
Herif aya tam ayak bastığı anda şunları dedi:
-bu dedi , benimiçin ufaktan bir adımdır. Dedi
, lakin insanlık namına büyük bir adımdır!...dedi
Ahmet Say
Sayfa 30 - milliyet
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Sanatlar içinde en çabuk, en önde götürülmesi gereken müziktir. Çünkü bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi kavrayabilmesidir."
Mustafa kemal atatürk
şirvanlıların dilinde ayaz, kış günü açan hava demekti. nasıl anlatmalı? giyinmiş kuşanmış gelin misali, gökyüzü insanın yüzüne gülüyor demekti.
Olağanüstü olan işte budur; sanatını her zaman başarıya yöneltmiş olmasıdır; ama bunu yaparken müziğinden ödün vermemiştir.
Ahmet Say
Sayfa 62
Böylece özdeyiş doğru çıktı: Büyük hırsızlar küçük hırsızları asarlar. Romalı senatör Cato'nun dediği gibi: Küçük hırsızlar zindana atılıp zincire vurulmuş, resmi hırsızlar ise altın ve ipeklilere bürünmüş... Ama Tanrı'nın son sözü ne olacak? Ezekiel'e dediği gibi yapacak: Prenslerle tüccarları, bir hırsızla bir diğer hırsızı, kurşun ve demir gibi kaynaştıracak ve kent yanıp kül olduğunda ne prens kalacak ne de tüccarlar...

Martin Luther (1524)
335 syf.
·15 günde·7/10 puan
Anadolu müzik kültürünün tarihsel gelişimi, ilk uygarlıklardan başlanarak günümüze kadar genel hatlarıyla anlatılıyor. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet dönemi Klasik Müzik gelişimi ve bestecileri üzerinde durulmuş. Opera, bale, oda müziği gibi sanatsal alanlara ilgi duyanlar ve araştıranlar için önemli bir kaynak kitap olduğunu düşünüyorum. Geleneksel Türk Müziği ve Türk Müzik çalgıları, Türk Askeri Müziği konularında da önemli bilgiler içeriyor. İyi okumalar, bol sanatlı günler :)
388 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Cins denen kişiler çok azaldı. Şimdilerde hemen bütün insanların aynı birkaç yüz sözcükle konuştuğu,tekdüze bir kişiliğe büründüğü izlenimi uyanıyor bende onların ,kendi özgün kişiliğini yitirdiğini düşünüyorum. Bu ne demektir? İnsan kendini ifade etmekte özgür değil demektir. İçinde bulunduğu şu yada bu türlü baskılar karşısında sesi kısılmış demektir. Kendisine aykırı gelen durumlara eyvallah ediyor demektir....
Hayata gelmiş olmanın anlamı kalmıyor demektir. ...
Nereden mi biliyorum?
Bakışlarindan. ..
239 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Nâzım, Yaşar Kemal, Halit Çelenk, Necil Kâzım Akses, Leyla Gencer, Enver Gökçe, Fikret Otyam, Öner Ünalan, Gülten Akın, Tonguç Ok,Ruhi Su, Leylâ Gencer, Muammer Sun,Behçet Aysan, Metin Altıok, Ahmet Erhan,Öner Ünalan....Bu insanlar kim mi? Bu insanlar bu ülkeden geçmiş çoook kıymetli insanlar.Kimi yazar,kimi bilimadamı kimi müzisyen hepsi birbirinden kıymetli insan.Bu güzel insanları bir kitapta buluşturan ne ? Hepsi Ahmet Say adında bir öğretmenin hayatından da geçmiş olmaları.Okurken kendisini çok kıskansam da daha çok hayranlık duydum.Bir sürpriz daha; kitapta bugün bütün dünyanın tanıdığı ve saygı duyduğu müthiş bir piyanistin çocukluğuna da şahit oluyorsunuz.Ahmet Say aynı zamanda Fazıl Say’ın da babası.Daha fazla uzatmıyorum ve yazımın sonuna kitapla ilgili yazarla yapılan söyleşiyi bırakıyorum.Keyifli okumalar dilerim.

http://haber.sol.org.tr/...lari-konustuk-168839
128 syf.
·2 günde
Öncelikle Ahmet Say‘a, Bingöl‘e olan ilgisinden dolayı teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Ne kadar zaman geçerse geçsin Bingöl‘ün kıymetli isimlerinin arasında onu da andığımızı hissetsin. Ancak bu kitabını beğendiğimi pek söyleyemeyeceğim. Kullanılan yöresel ağızdan bağımsız Şanlıurfa Karadeniz yöreleri kullanılmış, Bingöl ağzı namına tek bir kelime bile yoktu maalesef. Başlık parası muhabbetleri geçmiş ama Doğu ve Güneydoğu da belkide başlık parasının söz konusu bile olmadığı tek şehirdir Bingöl. Bazı yerlerde bölgenin hakim olduğu anadil olan Zazacayı "tuhaf sesler" diye nitelendirmesi de açıkçası çok tuhafıma gitti çünkü internetten araştırdığım kadarıyla Zazaca bir kitap bile yazmış, bilemiyorum belkide o zamanlar bilmiyor olabilir diye düşünüyorum. Ve son olarakta aşiret çatışmasından söz etmişti kendileri, ancak bu konuda da Bingöl de başlık muhabbetinde söylediğim gibi bu konuda da öyle şeyler yoktur. 10 bölümlük hikayede sadece ilgimi çeken ve hoşuma giden tek bir kısım vardı o da Sabahattin Ali ödüllü Üç Kişiye Bir Çift Cızlavet idi.
566 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Genel olarak müzik tarihiyle alakalı bilgiler içerse de, felsefe ve sanat tarihi gibi konulara da sıkça değinerek derlenmiş başarılı bir eser. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
292 syf.
·5 günde·7/10 puan
Ahmet Say, 12 Mart döneminde siyasi tutuklu olarak kaldığı Ulucanlar Cezaevi'nde tanıştığı, dolandırıcılık suçundan ceza alan Kocakurt isimli mahkûmun yaşamından bir kesit sunuyor bizlere.

Ahmet Say, Kocakurt için "çetin koşullar altında tanıdığım bir dosttu" ifadesini kullanıyor. Biz de Kocakurt'un hikâyesini okurken bazen hüzünlenip bazen gülüyor, bazen de kızıyoruz içten içe. Kocakurt kendini olduğu gibi anlatıyor. Dışı neyse içi de o. Yeri geliyor köy köy dolaşan bir seyyar satıcı oluyor, yeri geliyor Nişantaşı'nın sosyete camiasına mensup hanımlara olmayan bir defilenin biletlerini satıyor.

Okuduğumuz kitap tam anlamıyla, trajikomik olaylar zincirinin anlatıldığı bir kara mizah örneği. 1950'lerin 60'ların İstanbul'una; Eminönü, Tophane, Aksaray semtlerine hoş bir yolculuk yapıyoruz Kocakurt'la birlikte.

Dönemin gündemine de göndermelerde bulunan kitapta Bebek Davası, Ticani tarikatı olayları, Başbakan Adnan Menderes'in de içerisinde bulunduğu uçağın düşmesi ve enkazdan sağ çıkması, bir futbol maçının sonucuna umudunu bağlayan insanlar, sağ ve sol kavgası, siyasi olaylar, yağ kuyrukları, Almanya umudu, köylerdeki insanların çaresizliği, uyuşturucu batağında çırpınanlar da ustalıkla anlatılıyor.

Yakın döneme farklı bir açıdan bakan ve mizahi bir üslupla yazılmış hoş bir kitap Kocakurt.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Say
Unvan:
Müzik Eğitimcisi, Müzik Yazarı
Doğum:
İstanbul, 1935
Ahmet Say, müzik eğitimcisi ve müzik yazarı. Çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuvarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı. Türk piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’ın babası.

1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi.1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleriadlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonraKocakurt romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları'nı çıkarttı.1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 66 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 86 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.