Ahmet Say

Ahmet Say

Yazar
8.8/10
9 Kişi
·
31
Okunma
·
5
Beğeni
·
572
Gösterim
Adı:
Ahmet Say
Unvan:
Müzik Eğitimcisi, Müzik Yazarı
Doğum:
İstanbul, 1935
Ahmet Say, müzik eğitimcisi ve müzik yazarı. Çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuvarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı. Türk piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’ın babası.

1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi.1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleriadlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonraKocakurt romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları'nı çıkarttı.1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.
Olağanüstü olan işte budur; sanatını her zaman başarıya yöneltmiş olmasıdır; ama bunu yaparken müziğinden ödün vermemiştir.
Ahmet Say
Sayfa 62
Ertesi gün konserde çalması gereken bir keman ve piyano için sonatını geceleri saat 11 ile 12 arasında besteler; aceleyle kemanın notalarını kağıda döker, ama ne piyano için notaları yazmaya ne de partneriyle prova yapmaya zaman kalmıştır; konserde partisini ezbere çalar; kafasında nasıl bestelemişse öyle.
Ahmet Say
Sayfa 63
"Ve onun (Osmin'in) öfkesi giderek büyüdüğü için, orada aryanın bitmekte olduğu sanılacağından, bambaşka bir tempoda başka bir tondaki allegro assai ile en iyi etki yaratılmalıdır. Çünkü, böylesi şiddetli bir öfkeye kapılmış bir insan, her türlü kuralı, ölçüyü ve amacı aşar; o artık kendini tanıyamaz haldedir; işte müzik de aynı şekilde kendini tanımaz halde olmalıdır." (26 Eylül 1781)
Ahmet Say
Sayfa 66
Mozart'ın aktif ve tutkulu bir mason örgütü üyesi olduğu gerçeği herkesçe bilinir; ancak anlamı yerli yerine oturtulmaksızın yalnızca bu gerçek üzerinde durup geçilir. Masonluk 18'inci yüzyılın büyükçe bir bölümü boyunca daha çok Avrupa'nın güneyinde, insancıl yaklaşımların geliştirilmesine ve feodal koşulların burjuva özgürlükçü ilkelere göre uygulanmasına adanmış bir tür dünyevi tarikat özelliğindeydi. Üstelik masonluğun bu tür etkinlikleri, Avrupa'nın çoğu ülkesinde henüz şiddetle bastırıldığı bir dönemde sürdürülüyordu. Masonlar, feodal sınıf ve inanç ayrıcalıklarına olduğu kadar, şoven dar kafalılığa da karşı çıkıyor, yeni bir hümanizm ilkesini savunuyordu: Uygar insanlığın dayanışması, köleliğin yok edilmesi ve dünya barışının sağlanması. (...) [Mozart'ın yer aldığı ilk mason locasının adı "Illuminati"ydi. Bu İtalyanca sözcük, "Aydınlanma" demektir -ç.n.]
Ahmet Say
Sayfa 41
(...) Mozart bu türden aşırı hızlı tempolara karşı çıkmış, hızlı bir parçayı ruhsuz bir biçimde çalıp bitirmenin, her ayrıntıyı yaşamla doldurmaktan daha kolay olduğunu söylemiştir.
Ahmet Say
Sayfa 81
335 syf.
·15 günde·7/10
Anadolu müzik kültürünün tarihsel gelişimi, ilk uygarlıklardan başlanarak günümüze kadar genel hatlarıyla anlatılıyor. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet dönemi Klasik Müzik gelişimi ve bestecileri üzerinde durulmuş. Opera, bale, oda müziği gibi sanatsal alanlara ilgi duyanlar ve araştıranlar için önemli bir kaynak kitap olduğunu düşünüyorum. Geleneksel Türk Müziği ve Türk Müzik çalgıları, Türk Askeri Müziği konularında da önemli bilgiler içeriyor. İyi okumalar, bol sanatlı günler :)
388 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Cins denen kişiler çok azaldı. Şimdilerde hemen bütün insanların aynı birkaç yüz sözcükle konuştuğu,tekdüze bir kişiliğe büründüğü izlenimi uyanıyor bende onların ,kendi özgün kişiliğini yitirdiğini düşünüyorum. Bu ne demektir? İnsan kendini ifade etmekte özgür değil demektir. İçinde bulunduğu şu yada bu türlü baskılar karşısında sesi kısılmış demektir. Kendisine aykırı gelen durumlara eyvallah ediyor demektir....
Hayata gelmiş olmanın anlamı kalmıyor demektir. ...
Nereden mi biliyorum?
Bakışlarindan. ..
239 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Nâzım, Yaşar Kemal, Halit Çelenk, Necil Kâzım Akses, Leyla Gencer, Enver Gökçe, Fikret Otyam, Öner Ünalan, Gülten Akın, Tonguç Ok,Ruhi Su, Leylâ Gencer, Muammer Sun,Behçet Aysan, Metin Altıok, Ahmet Erhan,Öner Ünalan....Bu insanlar kim mi? Bu insanlar bu ülkeden geçmiş çoook kıymetli insanlar.Kimi yazar,kimi bilimadamı kimi müzisyen hepsi birbirinden kıymetli insan.Bu güzel insanları bir kitapta buluşturan ne ? Hepsi Ahmet Say adında bir öğretmenin hayatından da geçmiş olmaları.Okurken kendisini çok kıskansam da daha çok hayranlık duydum.Bir sürpriz daha; kitapta bugün bütün dünyanın tanıdığı ve saygı duyduğu müthiş bir piyanistin çocukluğuna da şahit oluyorsunuz.Ahmet Say aynı zamanda Fazıl Say’ın da babası.Daha fazla uzatmıyorum ve yazımın sonuna kitapla ilgili yazarla yapılan söyleşiyi bırakıyorum.Keyifli okumalar dilerim.

http://haber.sol.org.tr/...lari-konustuk-168839
566 syf.
·Beğendi·8/10
Genel olarak müzik tarihiyle alakalı bilgiler içerse de, felsefe ve sanat tarihi gibi konulara da sıkça değinerek derlenmiş başarılı bir eser. Herkesin okumasını tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Say
Unvan:
Müzik Eğitimcisi, Müzik Yazarı
Doğum:
İstanbul, 1935
Ahmet Say, müzik eğitimcisi ve müzik yazarı. Çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuvarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı. Türk piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’ın babası.

1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi.1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleriadlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonraKocakurt romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları'nı çıkarttı.1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 45 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.