Albert Sanchez Pinol

Albert Sanchez Pinol

Yazar
8.0/10
79 Kişi
·
185
Okunma
·
5
Beğeni
·
222
Gösterim
Adı:
Albert Sanchez Pinol
Unvan:
Antropolog
Doğum:
Barselona, İspanya, 11 Temmuz 1965
Antropoloji eğitimi alan Piñol, 2002 yılında yayımladığı ilk romanı Soğuk Deri ile büyük bir başarı yakaladı ve kitap iki yıldan fazla İspanya’nın çok satanlar listesinde kaldı. 2005 yılında da Pandora al Congo adlı romanını yayımlayan Piñol, daha sonra Victus (2012) Vae Victus (2015) adlı iki tarihî roman kaleme almıştır. Piñol, eserlerini Katalan dilinde yazmaktadır. Soğuk Deri bugüne kadar otuz yedi dile çevrilmiştir.
En dayanılmazı, kendime çok yakın bulduğum insanlarla aramda büyük bir uçurum olduğunu görmekti. Onlara kin besleyemiyordum. Daha da kötüsü, onları anlayamıyordum. Aydaki insanlarla konuşuyor gibiydim.
En dayanılmazı, kendime çok yakın buldugum insanlarla aramda büyük bir uçurum olduğunu görmekti. Onlara kin beslemiyordum. Daha da kötüsü, onları anlayamıyordum. Aydaki insanlarla konuşuyor gibiydim.
232 syf.
·6 günde·9/10
"Soğuk Deri" konusu hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden elime aldığım ve daha başlarında beklemediğim bir yönde evrilerek beni şaşırtan bir kitap oldu.

Albert Sanchez Pinol, bireyin "öteki" ile ilişkisini fantastik öğelerle harmanlamış. Merak duygusu kitabın sonuna kadar hiç azalmıyor. Satır aralarına yerleştirdiği; siyasal, felsefi düşünceler ve insan psikolojisi ile ilgili tespitleri uzun süre aklımdan çıkmayacağa benziyor. Gerçeküstü öğelerle bezenmiş olmasına rağmen, yazar o dengeyi o kadar güzel ayarlamış ki; kitabı asla fantastik kategorisine koyamıyorsunuz.

İnsanoğlunun "ötekileştirme" huyunun ve insanlık değerlerini sorgulamasının yanında, bazı bölümlerde değindiği savaş kavramı, insanı savaşa neyin ittiği ve savaşın bir anlamı olup olmadığı konusundaki sorgulatmaları en beğendiğim kısımlar oldu. Kitapta beğenmediğim tek şey, ilişkinin toplumsal cinsiyet kalıpları üzerinden kurulmuş olması. Bunun dışında düşündürücü yönü ağır basan, değinemediğim daha birçok konuyu içerisinde barındıran bir kitaptı.
232 syf.
·Beğendi·10/10
Jaguar Kitap’ın Kasım 2018’de yayımlamaya başladığı ve Mayıs 2019’da 4’üncüsünü bastığı Prospero Kitaplığı’nın ilk kitabı olan “Soğuk Deri”yi okudum. Bu ilk kitap basıldığında, serinin adı neden Prospero diye merak etmiştim. Çünkü oldukça tanıdık gelen Prospero sözcüğünü, belleğimi hiç zorlamadan, gayet net bir şekilde hatırlıyordum. Hem de Shakespeare’in pek bilinmeyen ama benim en çok sevdiklerim arasında olan “Fırtına” adlı eserinden...
Shakespeare için Fırtına özel ve önemli bir eserdir, çünkü bir vedadır; dehasını ve edebi gücünü kullanarak, bu vedasını kitabın büyücü olan karakterine, yani Prospero’ya ilmek ilmek işlemiştir. Bu işleyişi en güzel ve en sade şekilde bulabileceğiniz yer, Fırtına kitabının Mitos baskısındaki tanıtım bültenidir. Uzun uzun buraya yazmayacağım, merakı olan dostlar oradan okuyabilirler.
Gelelim Jaguar’a ve neden bu seriye Prospero adını vermiş olduklarına... Bunu kitabın ilk sayfasının alt kenarındaki iki cümle ile ifade etmişler ki hak vermemek elde değil: “Shakespeare’in Fırtına’sında Prospero, kızıyla birlikte on iki yıl yaşamak zorunda kaldığı adadan ayrılırken sihirli asasını ve kitaplarını gömer. Prospero’nun kayıp kitaplarından mahrum kalan insanlığın kendi rüyalarını (ütopya), kâbuslarını (distopya), hayallerini (fantastik) ve geleceğini (bilimkurgu) yazmaktan başka çaresi kalmamıştır artık.” E tabii ki hal ve serinin adının nereden geldiğini belirten açıklama böyle olunca gel de bu seriye başlama...!

.
Şimdi de gelelim “Soğuk Deri”ye ve Pinol’a... Albert Sanchez Pinol, eşine az rastlanır bir yetenek ile, fantastik görünümlü bir felsefe, felsefe görünümlü bir tarih, tarih görünümlü bir macera, macera görünümlü bir korku-gerilim ve korku-gerilim görünümlü bir savaş kitabı yaratmış. İspanyol bir yazar olmasına rağmen, anlatıcıyı cumhuriyetçi ve vatansever bir İrlandalı direnişçi olarak o kadar net bir şekilde dillendirmesi kitabın en çok hayranlık uyandıran yanıydı.
Bitmek bilmeyen aksiyonun içine, psikolojik öğeleri ustaca yerleştirmesi, zaten temponun verdiği kalp çarpıntısını daha da yükseklere taşıyordu. Bu kadar az karakterle bu kadar çok heyecanı yaşatması ve bununla birlikte felsefi ve psikolojik yönden okuru hemen ilk cümlesinden itibaren düşündürmeye sevk etmesi, Pinol’un kendine özgü tarzı ile büyük bir başarıya imza attığını fazlasıyla kanıtlamış.
Kitabı bitirdiğinizde mükemmel derecede oluşturulan “kurgu” açısından aklınızda tek bir soru bile kalmamasına rağmen, kendinizi felsefi yönden birçok soru ile meşgul bulacaksınız. Bunları yazarken bile hala aklımdaki bir soruyla boğuşuyorum: “Haritada nokta olarak bile görünmeyen küçücük bir adada, kendimle zıt karakterde bir insan ile baş başa kalıp yaşam mücadelesi verseydim, ben mi ötekileşirdim, yoksa öteki mi benleşirdi?”

Sevgiyle...
232 syf.
·4 günde·9/10
okurken ıssız bir adadasınızdır. irlanda örneğinde olduğu gibi önce güçsüz ama inançlı, güçlüyken yeterince haklı ve zalimsiniz. dönüşüyoruz, vahşileşiyoruz. kimseye, bizden başka kimseye nefes alma hakkı tanımıyoruz. böyle miyiz acaba hepimiz? gerçeküstü bir hikaye yaratırken, bu denli gerçek - ayakları yere basan bir iç dünyasını kurabilmek müthiş bir başarı.
kitabın derinliğini çokça anlayamadığımı da söylemem gerek. yazarın başka kitapları dilimize çevrilirse muhakkak okuyacağım.
232 syf.
·8/10
Fantastik bir roman. Haritada bile koordinatlarının kesişim noktasında kalan sadece 1.5 km uzunlugunda esrarengiz bir ada.
Adaya bir yıllığına görevlendirilen bir meteoroloji uzmanı ve adada ki fenerde görevli tuhaf bir insan. Akşam olduğunda ortaya çıkan gizemli yaratıklarla hayatta kalma mücadelesi üzerine kurulu bir olay örgüsü.
Kendimi tıpkı fantastik bir film izler gibi hissettim. Kurgu ve anlatım çok güzeldi. Bu türü sevenlere tavsiyemdir.
232 syf.
·3 günde·8/10
Jaguar yayınlarından ilk defa bir kitap okudum kitapta çok yazım yanlışı vardı. Kitaba gelecek olursak bir meteoroloji uzmanının adaya düşmesiyle gelişen olaylar insanı tetikliyor hatta 2.ci bölümden itibaren kitaba yoğunlaşıyorsunuz yarını nasıl geçecek? Ölecek mi? diye sorguluyorsunuz. Devamını iletip spoiler vermek istemiyorum bakalım adada başına neler gelecek
232 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
"Içime umutsuzluğun nasıl dolduğunu, midemdeki bir şatonun nasıl çöktüğünü duyumsuyordum .Ölmek istiyordum."

Antartika yakınlarında, haritada yeri bile seçilemeyen bir adaya gönderilen meteoroloji uzmanı, adadaki fener görevlisi ile birlikte sadece iki kişidirler.Burada var olma mücadelesi içinde düşman gördüğü "öteki"lerle kurulamayan iletişim sonuçlarının korkunçluğu ile başbaşadırlar. Yalnızlık ve ölüm korkusuyla sarmalanmış merak duygusu, kitabın sonuna kadar hiç azalmıyor. Ayrıca kitabı okurken kendinizi hayal gücünüzün derinliğinde, insan psikolojisi ile ilgili tespitlerde ve felsefi sorgulamaların içinde buluyorsunuz.
Kitabı izledikten sonra 2017 yapımlı filmi de izlendi fakat,asla kitaptaki heyecanı yansıtmadı.Fantastik kitap okumayı sevenlerin de dikkatini çekeceğini düşünüyorum.
Şimdiye kadar okuduğum en manyak kitap. Kitabı okurken hem nefret ettim hem çok etkilendim. İnanılmaz rahatsız edici ama bir o kadar çekici bir kitap. Yazarın böyle bir kitabı yazabilmesine hayran kaldım.
232 syf.
·9 günde·8/10
Bir adamın 1900'lerin başında hayatından bıkıp İngiliz meteoroloji biriminin kuzeyin dibinde bir adaya meteoroloji uzmanı olarak bir yıl süreyle gönderilmesiyle başlıyor kitap. Yaşamı irdelemek, kitap okumak için yalnız olacağı adaya vardığında ise çok başka bir durum ile karşılaşıyor. Kendinden önceki uzman ortada yoktur ve adada bir deniz fenerinde yaşayan bir adam vardır. İlk günün gecesi karanlık çöktükten sonra ise hayatında daha evvel hiç görmediği yaratıklar tarafından saldırıya uğrar. Gerilimi ölçülü bir fantastik macera. Kitabın filmini ben kitabı okuduktan sonra izlemek istedim iyi ki de böyle yapmışım çünkü filmi gerçekten yavan, efektleri yetersiz, kitaptaki heyecanı asla yansıtmıyor. Fantastik kitaplar sevenlere duyurumdur.
232 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
“İnsanoğlunun mutsuzluğunu süreklileştiren şiddet sarmallarının yönettiği bir dünyada kalmak istiyor muydum?” dedi ve Antarktika yakınlarında küçük bir adaya gitti,adada yalnızca bir kişi daha var fener görevlisi Batís Caffó,peki bundan emin miyiz? Bu yalıtılmış adada yalnızca ikisinin olduğundan?
.
Albert Sanchez Pinol kelimelerle bir evren oluşturuyor.Ne ara başlayıp ne ara içine çekildiğinizi anlamadığınız bir evren.Çok canlı her detay.Fenerin içinde gibi hissediyorsunuz kendinizi.Karakterler uykusuzluk çektikçe sizin de sinirleriniz geriliyor.Ve en önemli nokta: Sorguluyorsunuz.Ayak bastığınız topraklar sadece size mi ait gerçekten?Belirlediğiniz sınırların ötesinde “ötekiler” ile karşılaşma ihtimaliniz sandığınızdan daha mı düşük ihtimal?
.
Yıldız Ersoy Canpolat’ın muhteşem çevirisiyle.

Yazarın biyografisi

Adı:
Albert Sanchez Pinol
Unvan:
Antropolog
Doğum:
Barselona, İspanya, 11 Temmuz 1965
Antropoloji eğitimi alan Piñol, 2002 yılında yayımladığı ilk romanı Soğuk Deri ile büyük bir başarı yakaladı ve kitap iki yıldan fazla İspanya’nın çok satanlar listesinde kaldı. 2005 yılında da Pandora al Congo adlı romanını yayımlayan Piñol, daha sonra Victus (2012) Vae Victus (2015) adlı iki tarihî roman kaleme almıştır. Piñol, eserlerini Katalan dilinde yazmaktadır. Soğuk Deri bugüne kadar otuz yedi dile çevrilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 185 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 112 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.