Tolstoy’un daha gençlik yıllarında başlayan kendini suçlama tutkusu, ona Rousseau’dan bulaşmadır. Ama bu suçlamalar, sağlam bir kişiliğe çarpar. Tolstoy kendini neyle suçlarsa suçlasın, bunlarla kişiliğini yıkmaz.
Konfüçyüs örnek aldığı kişiyi düşlerinde görür, sonraki yıllarında onu düşlerinde göremediği zamanlar tedirginlik duyar. Onu görememeyi, kendi başarısızlığının bir belirtisi sayar.