20. yüzyılın sonlarında, ilaç sanayisindeki büyük gelişimin de yardımıyla, toplum içinde depresyonun sanıldığından çok daha yüksek oranda olduğu fark edildi. Depresyon durumu toplum içinde her yerde ve her zaman en az yüzde 15 - 25 gibi çok büyük bir nüfusu canından bezdiren bir sıkıntı olarak karşımızda duruyor. Ancak bu bozukluk, hastaların bir bölümünde kendiliğinden iyileşmeler olması, bir bölümünün de farmakolojik nedenlerle açıklanamayacak surette ve sürede ilaç tedavisinden yararlanarak iyileşivermesi, öteden beri dikkati çeken bir noktayı yeniden gündeme getirmiş bulunuyor.