Ali Nahit Babaoğlu

Ali Nahit Babaoğlu

YazarÇevirmen
8.5/10
33 Kişi
·
84
Okunma
·
4
Beğeni
·
368
Gösterim
Adı:
Ali Nahit Babaoğlu
Unvan:
Psikiatrist doktor
Doğum:
İstanbul, 1936
Ölüm:
İstanbul, 15 Temmuz 2011
1936 İstanbul doğumlu, İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olup Almanya'da psikiyatri eğitimi almıştır. Gizler ve Gizemler adlı çalışmasıyla ezoterik ve batıni oluşumları tarihsel perspektifi bağlamında incelemiştir.
Gün boyu karşı konulamayan uyku atakları vardır. Kişiler durdukları yerde uyuklamaya başlar. Üstelik bu uykular derin, dinlendirici ve kalitelidir. Ancak bir uyku nöbeti, bir sonraki uyku atağını engellemez; yani kişi “yeterince uyudum, artık uykum yok” diyemez.
Büyük düşünür Bertrand Russel’ın sosyal fobisi ünlüdür. George Washington’un da dişlerinden ötürü ileri yaşlarında sosyal fobi geliştirdiğine ilişkin öyküler vardır.
Mikst episod: Gerek manik, gerekse depressif episodlar belirtilerinin bir arada ya da birbirini izleyerek görüldüğü dalgalarla seyreden bir episod türüdür. Bu sürenin en az bir hafta sürmesi gereklidir. Kişi çok hareketliyken depressif içerikli düşünceler buna refakat eder ya da konuşmalarında depressif unsurlar belirgindir. Ya da depresyondayken hızlı bir geçişle birden manik bir tablo sergilemeye başlar. Bu bozukluk mesleki işlevselliği, olağan gündelik yaşamı ağır şekilde bozar.
Fobi bazı durum ya da canlı, cansız şeylerden korku duymak demektir. En yaygın olanı agorafobidir ki bunu yukarıdaki maddede görmüştük. Bu başlı başına ayrı bir fobi türüdür. Diğer fobiler basit ya da özgül fobi olarak adlandırılır. Yüksek yerlerde bulunmak, uçakla seyahat etmek, köpek, fare ya da kedi gibi, yılan, çıyan gibi ya da at, eşek gibi hayvanlardan panik düzeyinde korkmak, kan görmeden korkmak, enjeksiyon yapılmasından korkmak ya da böyle bir durumla karşılaşacağı beklentisiyle kaygılar içinde olmak; bu beklenti içinde anlamsız, belirgin, aşırı ve sürekli korku duymak bu özgül fobinin belirtisidir. Fobik uyaranla karşılaşma her zaman anksiyete tepkisi doğurur ve bu da bir panik atağı biçimini alabilir. Çocuklarda bu anksiyete ağlama, huysuzluk, donakalma, sıkıca sarılma şeklinde kendini gösterir. Kişi korkusunun anlamsız ya da en azından aşırı olduğunu bilir. Fakat uçak korkusunda olduğu gibi bu korkuyu rasyonalize eder, savunur. Fobik uyarandan olabildiğince kaçınır ya da büyük bir sıkıntıyla buna katlanır. Kaçınma anksiyete belirtileri yaşayacağından, çekinme kişinin olağan günlük işlerini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozabilir. Buna rağmen korkusundan vazgeçmez. Fobik bir panik yaşayacağına ilişkin belli bir sıkıntı vardır.
Fobiler konularına göre tipler halinde toplanabilir. Belli başlı tipler şunlardır: Hayvan tipi genellikle çocuklukta başlayan bir fobi tipidir. Küçük hayvanlar, böcekler, yılan, akrep gibi gerçekten tehlikeli olabilen hayvanlar ile kedi, köpek gibi evcil hayvanların, hatta at, sığır gibi büyük hayvanların doğurduğu anksiyeteler vardır. Kişilerde belirgin bir rasyonalizasyon çabası vardır. Gene de kendi korkularıyla dalga geçmeye çalışırlar. Panik objesi olan hayvanla kendi aile bireyleri arasında bir özdeşleşme bu fobinin nedenidir. Yoğun davranışçı tedavi ya da analitik tedaviyle ve zorlukla çözülebilir.
Doğal çevre tipinde korkuyu fırtına, yağmur ve kar, yüksek yerler ya da su gibi doğal çevredeki faktörler başlatır. Bu tip fobiler de genellikle geç çocuklukta başlar. Analitik çalışmalarda bu fobilerin, kişideki biyolojik değişimlerle ilgili olduğu kanısına varılmaktadır. Yani çocukta cinsel olgunluğa ilişkin belirtiler ortaya çıkarken fobi objesiyle değişiklik arasında alegorik bir bağlantı kurulmakta ve fobi yerleşmektedir. Fobiye çarpıntı, baş dönmesi ve tansiyon düşme ya da çıkması gibi psikosomatik belirtiler de eşlik edebilir.
Kan-enjeksiyon-yara tipinde de korkuyu kan, yara ya da enjeksiyon gibi bedensel bir tıbbi işlem görülmesi başlatır. Bu tip çoğunlukla aileseldir ve korkuya güçlü vazovagal reaksiyon eşlik eder; kişi sararır, düşecekmiş gibi olur, hatta düşer. İleri yaşlarda ortaya çıkması çok nadirdir ve ancak tepkiseldir. Annede ya da babada da, daha hafif şiddette de olsa bu fobi bulunmaktadır. Tedavisi çok zordur.
Durumsal tip fobide korkuyu, toplu taşıma araçlarında bulunmak, köprüler, asansörler, uçak, araba içinde olmak ya da araba kullanmak, kapalı yerlerde durmak gibi özel bir durum başlatır. Bu fobide başlangıç yaşı olasılığı iki kez doruğa ulaşır. Birinci doruk çocukluktadır. İkincisi ise 20’li yaşların ortalarında olur. Bu tip bazı ailelerde çok daha fazla görülmesi ve cinsiyetler arası dağılımı bakımından, agorafobi ile birlikte olan panik bozukluğa benzer. Bu da geç buluğ çağında ortaya çıkan bir fobidir ve kadınlarda bir parça daha fazla olur.
Diğer tip: Korkuyu diğer bazı uyaranlar başlatır. Bu uyaranlar soluğun kesilmesinden, kusmaktan ya da bir hastalığa yakalanmaktan korkmaya neden olur. Çocuklardaki masal kahramanlarından korkma tepkisi bunlardan biridir. Eve girmekten, ya da evden çıkmaktan korkma, yabancılardan korkma, tanıdık bazı simalardan korkma buna örnektir. Belirli hastalıklardan olan korku da çok yaygındır. Kişinin kendisine belli bir hastalığın bulaşacağından ya da zaten bir hastalığı olduğundan korkması da vardır. Boşluk fobisi, yani duvarların ve kendisine destek olabilecek olan yapıların olmaması durumunda düşecek gibi olma, karakteristik bir korkudur. Çocukların yüksek seslerden korkması da buna örnek teşkil eder. Kıllı eşyalardan, mesela fırçalardan korkma da, çocuk yaşlarında başlayan ve ileri yaşlara kadar süren bir korkudur. Bıçak, çatal gibi kesici ve delici nesnelerin uzak tutulmasını isteyen ve bunlardan kaçınan fobikler de vardır. Bu da daha çok ikincil bir durumdur. Kişinin genellikle saklı intihar korkuları, intihar fikirleri vardır.
344 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Ayrılma-Bireyleşme süreci nedir? Şöyle diyor Mahler, "Bireyin psikolojik doğumuna, yani özellikle bebeğin kendi bedeninin deneyimleri ve deneyimlediği dünyanın başlıca temsilcisi olan birincil sevgi nesnesi açısından bir gerçeklik dünyasından ayrı ve onunla ilişkili olma duygusunun kurulması sürecine, ayrılma-bireyleşme süreci adını veriyoruz (s. 25). Bu süreç iki koldan yürür ilki olan Ayrılma, anneden ayrı oluşun ruh içi(imgesel) farkında oluşu iken ikinci kol Bireyleşme, bu ayrı oluşun farkındalığına koşut olarak gelişen, ötekinden yani nesneden ayrı, benzersiz, biricik, tek olan özneyi yaratmadır. Bireyleşme kolu, algı, bellek, bilme yetisi ve gerçeğin sınanmasıyla ilerler. Klinik gözlemler ile bu süreç kendi içinde dört alt evreye ayrılıyor bunlar şöyle;
(1) Farklılaşma 5-9 ay
(2)Alıştırma 9-14 ay
(3)Yeniden Yakınlaşma 15-24 ay
(4)Bireyliğin Pekişmesi ve Coşkusal Nesne Sürekliliği 24-36 ay
Her bir alt evre belirtilen süre zarfı içinde vuku bulmak yerine yaşam boyu devam eder ve sınıflamanın sebebi ise ayrılma-bireyleşme sürecinin büyük psikolojik başarılarının bu ilk 3 yıl içerisinde gerçekleşmesidir. Bireyin bundan sonraki yaşamı, bu temelin türevlerini oluşturur. Ancak A-B sürecinin iki öncülü vardır 0-5 aylık süre içerisinde; normal otistik evre ve normal ortakyaşamsal(simbiyotik) evre. Bu evrelerin ne ifade ettiğine bakalım. Normal otistik evre ilk haftaları kapsıyor, bu evrede insan yavrusu ilkel varsanısal bir yönelim bozukluğu içerisindedir. Annesi emziriyor, kakasını çişini temizliyordur ama gereksinimlerinin doyumu onun tümgüçlülüğünün ürünüdür[rahim içi yaşamda olduğu gibi], canlı veya cansız hiçbir nesnenin niteliği ayırt edilemez, libido yatırımı iç organlar üzerinedir ve tedricen çevreye doğru genişler. İnsan yavrusu, ortakyaşamsal evreye geçişi de bu sayede sağlar yani bebek dış uyaranları ilkin algılayamazken azar azar onlara tepki vermeye başlar. Yavrunun, dünyayla karşılaşmasında yaptığı ilk şey dengeyi sağlamaktır, çünkü işler artık rahim içindeki gibi yürümüyordur. İlk ayın sonlanışıyla yavrunun "otistik kabuk"u, onun içgüdüsel uyarı engeli çatlamaya başlar ve ortakyaşamsal evreye geçiş sağlanır. İnsandaki kendini koruma içgüdüsü atropiye uğradığından "ben" dış dünyaya, gerçekliğe, uyumu sağlamak amacıyla birincil sevgi nesnesini yani anneyi kullanır, yerinde bir deyimle ona muhtaçtır. Diğer hayvan yavrularının, hayatta kalmayı sağlayan içgüdülerine karşılık insan yavrusunda, annenin "eşduyumu" vardır. Henüz gelişmemiş ego'ya annenin ego'su destek olur. Yavru için simbiyotik yörünge oluşmuştur artık, o ve annesi erimiş, kaynaşmış ikili bir birliktir, henüz kendilik ve nesne temsilleri ayrışmamıştır. A-B sürecinde göze görünecek olan, ben ve ötekinin farklı şeyler olduğu gerçeği tedricen anlaşılmaya başlanmamıştır. Yavrunun temel mekanizması bölme(spliting) dir. A-B sürecinin ilk evresi olan farklılaşmanın ilkel halini simbiyotik evrede görebiliriz. Simbiyotik evrede, haz veren/iyi ve hoşnutsuzluk yaratan/kötü ayrımı kurulur ancak her iki nitelikten hangisi olursa olsun bu nitelik yalnızca bebeğe ya da yalnızca anneye ait değildir, yavrunun iyi ve kötüsü, salt iyi ve salt kötüdür. A-B sürecinin başlamasıyla kendilik ve nesne imgeleri de ayrışmaya başlar.
A-B sürecinin ilk evresi Farklılaşmada bebeğin kısmi devinimsel gelişimi, onu anneden kararsızlık duyguları eşliğinde uzaklaşma denemeleri yapmaya iter. İyi ve kötü deneyimlerin depolama alanı genişlemiştir, kendilik ve nesne arasında sınırlar oluşmaya başlamıştır, çocuk annenin yüzüne dokunarak, onu sıkıp mıncıklayarak, üzerindeki giyisileri yoklayarak ötekini keşfetmeye başlar. Bebek öteki ve ben'in ayrı oluşunu anladıkça artık öteki'lerin farklı olduğunu da anlamaya başlar. "8 ay kaygısı" olarak da bilinen "yabancı kaygısı", simbiyotik evrenin sonlanışıyla bebekte görülen araştırıcı davranış görüngülerinin, anne olmayan öteki'ni de kapsamasıyla başlar. Yavru, simbiyotik evrede dansa tutuştuğu annesini tanıdıkça zamanla anne olmayan öteki nesneyi görsel ve dokunsal olarak incelemeye başlar.
Daha önce belirtildiği gibi her bir evrenin ucu açık olduğundan evreler iç içe gelişir. Alıştırma alt evresinin ana özelliği "Özerk işlevlerin, özellikle de devingenliğin, alıştırmalarına yapılan yatırımın, zaman zaman anneye karşı ilgi tezahürlerinin neredeyse yok olmasına varacak düzeyde artışı(s. 96)." dır. Dönem çocuğunun dik durmaya başlamasıyla birlikte narsistik doyum artar. Çocuk, "dünyaya ve kendi büyüklük ve tümgüçlülüğüne aşık olmuş gibidir(s. 98)." Çocuk canlı ve cansız tüm nesneleri keşfetmeye yoğunlaşmıştır. Asıl alıştırma dönemindeki çocuklarda görülen "kararma" durumları ise annenin yokluğunu hissettiklerinde, keşif sırasında ondan fazla uzaklaştıklarını duyumsadıklarında, kaşifin içinde duyduğu merak ve ilginin sönmesini ifade eder. Kaşif nesne yitimi korkusu duyar. Bir tür anneye dönüş başlar Yeniden Yakınlaşma evresinde. Çocuğun, alıştırma alt evresinde edindiği devinimsel gelişim onu kendi tümgüçlülüğüne hayran kılmıştı ve dışarıdakini araştıran tavrı aynı zamanda bir ürküntü de yaratmıştı, artık, birincil sevgi nesnesinden ayrı oluşun getirdiği yaralanabilirlik-zedelenebilirlik korkusu onu anneye itiyordu. Çocuk yeniden yakınlaşma krizinde, simbiyotik evredeki eşini aramakla kendi öznelliğini sunmak arasındadır. "Yeniden yakınlaşma mücadelesinin kökeni, çocuğun bir yandan beninin hızlı olgunlaşması sonucunda ayrı oluşunu kavramak zorunda kalması, öte yandan hala kendi ayaklarının üzerinde duramayacak durumda ve daha yıllar boyunca ailesine muhtaç olmasından kaynaklanan insan türüne özgü ikilemdir (s. 268)." Çocuktaki çift değerlilik çatışmasına karşın olgunlaşmayla gelişen bireysel kriz çözümleri görünmeye başlar. Fakat "Bu yeniden yakınlaşma krizlerinin klinik sonucu; 1)libidinal nesne sürekliliğine doğru gelişim, 2)daha sonraki hüsranların[stres travmalarının] nicelik ve niteliği, 3)olası şok travmaları, 4)hadım edilme kaygısının derecesi, 5)Oidipus kompleksinin akıbeti ve 6)ergenlikteki gelişim krizleri tarafından belirlenecektir. Tüm bu etmenler bireyin bünyesel yapısı çerçevesinde işler (s. 139)." Dördüncü altevre olan Bireyliğin Pekişmesi ve Coşkusal Nesne Sürekliliğinde, çocuğun zaman duygusunun gelişimine bağlı olarak haz ilkesinin gerçeklik ilkesine doğru kayması, sözlü iletişim, kendilik ve nesne temsilleri arasındaki ayrılık gibi gelişim görüngüleri ön plandadır. Temel iki gelişimsel görevden bahsedilir "1)kesin ve kimi bakımlardan yaşam boyu sürecek bir bireyliğe ulaşmak, ve 2)belli bir nesne sürekliliği derecesine ulaşmak (s. 140)"
Mahler öncülüğünde, New York Master Çocuk Merkezinde 38 kişilik bir örneklemle yürütülen, psikanalitik perspektiften insan gelişiminin "unutulmayan ve anımsanmayan" ilk yıllarını aydınlatmayı amaçlamış araştırmanın içeriğine değindim. Metis - Ötekini Dinlemek, benim için insanı kavramaya başlanacak eşsiz bir seri.

İçindekiler;
Sunuş: İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu Üzerine - Yavuz Erten

Birinci Kısım - Ayrılma-Bireyleşmeye Genel Bir Bakış
1 Giriş
2 Araştırma Ortamının Evrimi ve İşleyişi

İkinci Kısım - İnsan Ortakyaşamına ve Ayrılma Bireyleşme Sürecinin Altevrelerine Dair
Giriş
3 Ayrılma-Bireyleşme Sürecinin Öncülleri
4 Birinci Altevre: Farklılaşma ve Beden İmgesinin Gelişimi
5 İkinci Altevre: Alıştırma
6 Üçüncü Altevre: Yeniden Yakınlaşma
7 Dördüncü Altevre: Bireyliğin Pekişmesi ve Coşkusal Nesne Sürekliliğinin Başlangıcı

Üçüncü Kısım - Beş Çocuğun Altevre Gelişimleri
Giriş
8 Bruce
9 Donna
10 Wendy
11 Teddy
12 Sam

Dördüncü Kısım - Özet ve Değerlendirmeler
13 Özellikle Farklılaşma Açısından Altevrelerdeki Çeşitlemeler
14 Ayrılma Kaygısının, Temel Ruh Halinin ve İlkel Kimliğin Epigenezi
15 Çekirdek Kimlik ve Kendilik Sınırlarının Oluşumu Üzerine Düşünceler
16 Yeniden Yakınlaşma Krizinin Anlamına İlişkin Sonuç Değerlendirmeleri

Ekler
Veri Çözümlemesi ve Ardındaki Mantık:
Sistemli Klinik Araştırmada Bir Vaka İncelemesi
Ek A Elde Edilen Veriler
Ek B: Bir Araştırma Mantığı
Ek C: Bazı Araştırma Stratejileri

Kaynakça
Kavramlar Sözlüğü
224 syf.
·Beğendi·9/10
Çok keyifli ve farklı bir eser olmuş. Ben bu tarz kitapları seviyorum. Hem eğleniyor hem öğreniyorum. İlginç bilgilere şaşırıyorum. İyi okumalar. Var olun
224 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Psikiyatri hakkında genel bilgi bir sahibi olmak için muhteşem bir kitap. Kitabımız dört bölümden oluşuyor; psikiyatri nedir? Psikiyatrik bozukluklar ve tanıları, psikiyatrik bozukluklarda tedavi yöntemleri, psikiyatri ve hukuk. Kitabımız 50 soruyu cevaplıyor ve bu 50 soruda eğer bunun üzerine bir tahsilat yapmıyorsanız bütün sorularınızı cevaplayacağını hatta yeni sorular akla getireceğini düşünüyorum. Özellikle duygu durum bozukluklarını, davranış, kişilik bozukluklarını, fobiler ve uyku durum bozukluklarını bilmemiz gerektiğini düşünüyorum kitabı da oldukça başarılı buldum.
320 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10
Yaklaşık üçte birini Jung'un yazdığı bu kitapta psikoloji, mitoloji ve sanat iç içe geçmiş halde. Okuru adeta bir labirente sokuyor ve çıkış yolunu bilmesine hatta göstermesine rağmen olası tüm yolları neden sonuç ilişkisiyle, kolektif bilinç ile harmanlayarak muhteşem bir yolculuğa çıkarıyor. Jung'un psikolojiye olan katkılarını yadsıyamayacağınız bu kitabı da çok seveceğinize eminim.
224 syf.
·20 günde·Puan vermedi
50 SORUDA PSİKİYATRİ
Kitap psikiyatri adına baştan sona tüm bilgileri içermektedir. Şizofreniden bağımlılığa, obsesif kompulsif bozukluğundan, matematik hastalığından manik depresyona, cinsel bozukluklardan ölü seviciliğe, mazoşistten uyku problemlerinr kadar neler neler var, aman tanrım dedim
Hastalıkların belirtileri, sonuçları,grup psikiterapi, aile psikiterapisi, katarsis ardında yaşanan psikolojik durumlar, psikoloji bölümünde okuyormuş edasıyla tıp terimleri kullanılmıştır. Bu da yetmemiş olacak ki tedavi için birtakım ilaçlardan da bahsedilmiştir. Psikiyatriye gittiğimizde nasıl bir ortamla karşılacağımızı anlatmış, bir oturacağımız koltuğun rengi eksik kalmış Okurken biraz yordu beni, ancak bitirdikten sonra elbetteki bilgi birikimime fayda sağladı. Ama anlamadığım bir şey var ki güzel tıp terimleri kullanmış iyi güzel de yineye gene denilmesi, bu nasıl gözden kaçmış sorarım yazara, muhtemelen kapkalın kitap yazınca buna dikkat etmedi.
224 syf.
·8 günde
Psikiyatri nedir? Psikiyatri Uzmanı kimdir? Şizofreni, anksiyete bozukluğu, cinsel bozukluklar, uyku bozukları kişilik bozuklukları gibi pek çok temel konuda bilgi veriyor. Psikoterapi modellerinden de ayrıntılı bahsedilmiş.Yalnız dili ağır ve teknik terimler olduğundan anlaşılması biraz güç bir kitap oldu benim için.
224 syf.
·9/10
Psikiyatri hakkında genel bir bilgi düzeyine erişmek isteyenler için uygun bir kitap. psikiyatri nedir diğer bilim dalları ile ilişkisi nedir. hangi bozukluklarla ilgilenir, hangi tedavi yöntemleri kullanılır gibi konularda genel açıklamalar var. özellikle psikoterapi çeşitleri detaylı anlatılmış.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Nahit Babaoğlu
Unvan:
Psikiatrist doktor
Doğum:
İstanbul, 1936
Ölüm:
İstanbul, 15 Temmuz 2011
1936 İstanbul doğumlu, İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olup Almanya'da psikiyatri eğitimi almıştır. Gizler ve Gizemler adlı çalışmasıyla ezoterik ve batıni oluşumları tarihsel perspektifi bağlamında incelemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 84 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 183 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.