Anıl Bilge

Anıl Bilge

Çevirmen
8.9/10
165 Kişi
·
300
Okunma
·
0
Beğeni
·
3
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
848 syf.
·25 günde·Beğendi·9/10
Sürü yaklaşık 3 yıl önce keşfettiğim ama baskısı tükendiği için okuyamadığım bir kitaptı. Eylül (2015) ayında yeni baskısı çıkar çıkmaz alıp okudum tek kelimeyle muhteşemdi.
Kitap, Times'ın kitap kapağında da yer alan; "Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi" yorumunu fazlasıyla hak ediyor. Kitabın başından sonuna kadar heyecan ve merak duygusu hiç eksilmiyor. Sayfaları çevirdikçe doğaya, okyanuslara, tüm deniz canlılarına karşı bakış açınız değişiyor.
Frank Schatzing bir çok teknik bilgiyi konuya o kadar güzel yedirmiş ki sıkılmadan daha önce bilmediğiniz bir çok konu hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Ders niteliğinde bir kitap desek yanlış söylemiş olmayız.
Yazara da ilk kitabı olmasına rağmen böyle harika bir iş ortaya koyduğu için şapka çıkartmak lazım.
Kitabı okurken sık sık "Andy Weir'ın Marslı romanı yazıldıktan 1 yıl sonra sinemaya uyarlanmışken, (eleştirmek için söylemiyorum Marslı da okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap) 11 yıl önce yazılmasına rağmen böyle bir kitap neden sinemaya uyarlanmamış" diye düşündüm. Başta petrol şirketleri olmak üzere denizleri ve okyanusları sömüren dev şirketlerin bunda bir parmağı olabileceği de yüksek ihtimal.
Eğer bir gün sinemaya uyarlanırsa, Titanik ve bir çok harika deniz altı belgeselinin yönetmeni James Cameron, Avatar'da ortaya koyduğu doğa sevgisi de göz önüne alındığında harika bir yönetmen olur Sürü filmi için işte o zaman Times'ın "Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi" yorumundaki "gibi" yi kaldırabiliriz.
848 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitabı ilk olarak yazın okumak istemiştim. Fakat kalınlığından dolayı olsa gerek biraz okuyup 'bu kitap bitmez' diyip bırakmışım. :)

İkinci elime alışımda okumadan önce kitabın ön ve arka kapakları başta olmak üzere ilk sayfalarında ve son sayfalarındaki kitap hakkındaki yorumlara bir göz atayım dedim.

İster yetkin yazarlar olsun isterse de meşhur dergilerin olsun kitap hakkındaki yorumlarını görünce açıkçası her ne kadar insanın gözünü korkutacak derecede kalın olsa da sil baştan okumak istedim.

Henüz ilk sayfalardan insanı içine alıp kendi dünyasına alan gerçekten muazzam derecede güzel bir eser.

Dan Brown'un Başlangıç eserinden sonra ilk defa böyle güzel bir bilimkurgu eseri okudum.

Yazarın kitabın sonunda ayırdığı teşekkür kısmındaki kitabı yazmada kendisine yardımcı olanların isimlerine ve karşılarında bulunan rütbelere bile bakaraktan güzel bilgiler içeren bir eser olduğu anlaşılır.

Kişiye kendini okutmaktan çok yaşatan bir eser. İnsan aynı anda hem kitabı okuyor, hem filmini izliyor gibi hem de olayların içinde olup bizzat yaşıyormuş gibi bir izlenim sezdim.

Yazarın üslubu oldukça sade ve akıcı bir yapıya sahip. İçeriği ise baştan sona bir destan gibi efsane.

Birtakım bilim adamı içerisinde laboratuvarı bulanan bir geminin içinde solucanlar, köpekbalıkları ve balinaların etkisiyle açık denizlerin diplerinden dünyaya salınan metan gazının etkisini araştırmaya çalışıyorlar.

Tabi bu araştırma ve incelemelerini yaparken başlarına türlü türlü felaketler gelip bazıları yaşamlarını kaybediyor.

Bunca ekipman ve bilim insanının tek ortak gayesi gezenimizi oluşacak etkiyle felaketin eşiğinden alıp insanlığı kurtarmak.

Peki bu kadar kalın kitabın ana teması neydi, okura hangi mesaj verilmek isteniyor diyecek olursanız, o da bana göre;

İnsanlığın daha kendisine net bir arayış cevabı bulamadan başka yaşam formlarını araştırıp başka gezegenlerde yaşam aramanın anlamsız olduğunu ve bu dünyanın her ne kadar kötü gözüküyor olsa da aslında içinde tüm insanlığı kurtaracak derece iyi insanların bulunduğu mesajını vermekti.

Ben okudum biraz daha aydınlanmış oldum. Dilerim sizlerde okuyup aydınırsınız. Herkese keyifli okumalar dilerim...
796 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
"Muhteşem" diyerek başlamak istiyorum. Gerek denizler ve içindeki yaşam hakkında gerek olay örgüsüyle bir başyapıt olmuş gerçekten. Bir çok deniz canlısını bu kitap sayesinde öğrendim ve hayran kaldım. Kitabı okurken bir yandan google yanda hep açık duruyor. Sizi bir şeyler öğrenmeye, araştırmaya itiyor. Kitabın içinde bir çok filmden bahsediyor. Bilim-kurgu seviyorsanız çok güzel filmler ve onları da izlemenizi tavsiye ederim. Kitap her yönüyle kaliteli, sadece zaman geçirmek için değil bilgi dağarcığınızı genişletiyor aynı zamanda ufkunuzu da açıyor. Doğanın küçük bir parçası olduğumuzu bize çok güzel hatırlatıyor. Kitaba başladığınızda okumadığınız her saat için üzülüyorsunuz, bazen rüyalarınıza giriyor ve kendi teorinizi oluşturmak için kitap size çok güzel fırsatlar tanıyor.
Umarım okursunuz ve benim kadar beğenirsiniz. Keyifli okumalar.
848 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Final ve proje haftasına denk getirdiğim için kendime küfür üstüne küfür ettiğim Sürü'nün incelemesini finaller sonrasına bırakacağıma dair kendime vermiş olduğum sözü tabi ki tutamadım. Bunun belli nedenleri var; sanırım kitabın muazzam güzellikteki detaylarını unutacağımdan korkuyorum, bir de artık tutamayacağım kendimi.

Göz korkutan kitaplar vardır. Klasikler olsun, yoğun anlatıma sahip eserler olsun... Örnekleri çoğaltabiliriz. Sürü neden gözümü korkuttu? Bunun cevabını öğrenmek için halihazırda kalın olan kitabı alıp sayfalarına şöyle bir göz gezdirmeniz yeterli olacaktır. Normalde küçük punto kullanan kitaplar gözümü korkutmaz. Fakat Sürü bu konuda çığır açmış diyebilirim. Göz numaram çok yüksek olmadığı için çok bunaldığımda (evet bazen gözlük garip bir şekilde içime sıcak basıyor adeta) gözlüğü çıkarıp okumama devam edebiliyorum, çok az bir rahatsızlık etkisi oluyor. Sürü'de bu mümkün değildi çoğu zaman. Özellikle hareket halindeki bir araçta okurken ya da kitaptan uzakken. Aldığım ilk zamanlarda erteledim erteledim ve sonunda bulduğum zamana bakın; final haftam. Evet bazen ben de şüphe ediyorum kendimden. Neyse demek ki böyle olması gerekiyormuş diyorum ve kendimi daha fazla sinirlendirmiyorum.

Neden mi bu kadar sinirlendim? Sürü gerçekten dopdolu bir kitap. Konusuna tam anlamıyla bilimkurgu demek doğru olmaz. Ekolojik gerilim gibi bir tür de üretebiliriz. Zaten kitabın sonundaki teşekkürler kısmında Schatzing'in kimlerin kapısını çaldığını görünce yoğun anlatımın sırrını anlıyorsunuz.

Sürü'nün içerdiği bilgilerin detayında kendinizi kaybederken bir de fark ediyorsunuz ki, Schatzing deli gibi karakter yazmış ve bu karakterlerin hepsi birbirinden inandırıcı. Gerek diyalogları gerek iç sesleri derken muazzam karakterler karşılıyor sizi. Evet, karakter sayısı çok fazla, fakat bu durumun ilacının karakterlerle iletişim kurmayı bilmek olduğunu daha önceki bir Stephen King incelememde belirtmiştim. Frank Schatzing de karakterlerini seven ve sayan bir yazarımız, bu belli.

Sürü, bizleri çok net bir şekilde uyaran ve bazı yerlerde çok net bir şekilde suratımıza küfreden bir kitap. Ne yaptığımızı anlamamız için illa sayfalarca kitabın yazılması ve bunun gözümüze sokulması mı gerekiyor? Tamam, iyi ki yazılmış. Keşke göndermelerinin gerçek dünyaya yakın olduğu bir gerçekliği yaşamasaydık. Sürü'nün bizleri nefessiz bırakırken neden suratımıza küfrettiğini açıklamam birazcık içeriğe müdahale olacağından tercih etmiyorum, kitabı okuyacağınızı umut ederek sizleri biraz merakta bırakmamı affetmenizi istiyorum.

Küçük puntoları arasında kaybolmalık bir kitap Sürü. Dikkatimi yoğunlaştırmam gerektiğinden kitaba kısa bir süre ara vermek zorunda kaldım. Bunu da çok üzülerek ve zihnimin bir kısmını sayfalarda bırakarak yaptım, fakat ne gelir elden. Dürüst tavsiyem; kitabı benim yoğun bir dönemde iken elinize almayın. Çünkü Sürü gerçekten bir solukta sonuna ulaşmalık bir kitap. Emin olun gözünüz ne kadar korkarsa korksun bunu başarmak zor olmayacak. Tüyler ürpertici mükemmel bir film izler gibi okuyacaksınız. Yazım aşamasında olan filminin senaryosunun da "Kuzuların Sessizliği"ni beyaz perdeye uyarlayan kaleme emanet edilmesi beni umutlandıran ve mutlu eden bir detay. Durmayın ve Sürü'yü okurken içinde kaybolanlar sürümüze katılın.
848 syf.
·36 günde·Puan vermedi
36 gün... şu an sevinçten takla atmak istiyorum :D son iki senedir okumak isteyip de cesaret edemediğim kitabı sonunda okumuş bulunmaktayım. Bi miktar elimde süründü Allah affetsin ama bitti sonunda ve o nasıl bitiş Frank Bey, o nasıl teşekkür :) Hızımı alamayıp teşekkür kısmını da okumak istedim, son cümle şu:
"Bu kitabı senin için yazdım aşkım, çantanda taşıdığın bardak altlığı parçası üzerinde yazanları düşünerek: Her şey!..ve deniz."
Bunu 'ay çok romantik değil mi' diye paylaşmıyorum bu arada, 'adamdaki ilhama bak, vay be' dediğim için paylaşmak istedim :)

*Spoiler/süprizbozan bizi bozar, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz..

Denizde ters giden bi şeyler var ve dünyanın farklı bölgelerinde bu sorunlar gittikçe yayılmaya başlıyo.. Buna birileri dur demeli ama tedavi için teşhis konulması gerek. Tabi teşhis için de tahliller yapılmalı ve bu o kadar kolay olmiycak malesef. Peki teşhis ne dersiniz? Orda çarşı karışıyo arkadaşlar, ne teoriler üreticeksiniz ama sonuç sizi de şaşırtıcak eminim.. Tedavi mi? İnanır mısınız, o kısımda da olaylar olaylar.. Son 200 sayfada göz kırpmayı gereksiz bi eylem olarak düşünebilirsiniz.
Başlarda 'aha bi şey olucak' beklentisi sıkabiliyo bazen. Hatta abilerim tavsiye ettiği için 'bu muydu yani' dercesine baktığım oldu ama arada yakalamayı başarıyo tekrardan.

Diğer incelemelerdeki klasikleri de dile getiriyim;
-Gerçekten Times'ın da dediği şekilde "yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi". Hâlâ filme uyarlanmaması çok ilginç ama belki de daha hayırlıdır :)
-Sayfa çokluğundan ve yazıların küçüklüğünden korkmayın, çoğu yerleri akıp gidiyo ama bazı yerleri de akmasa da damlıyo.. Acele etmeyin bitirmek için (benim gibi ^^)

Bu kitabı okuyup da genel kültürü artmayan bizden değildir, yani kitabı okumamıştır. Zaten son 20 sayfasının sözlüğe ayrılmasından ve teşekkür kısmından anlıyosunuz yazarın doğru bilgi verebilmek için nasıl geniş çaplı bi araştırma yaptığını. Ve kısmen de olsa okuyanın bakış açısına etki edebilecek türde bi kitap.
Yani bence roman okuyan insan bu kitabı da okumalı. Hayırlı okumalar efenim..
848 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap kardeşim tavsiye etti, tamam okurum diye kafamdaki okunacaklar sırasına koymuştum ki satın alıp verdi; hemen oku dedi. Birlikte tatile gidiyorduk, deniz kenarında okumaya başladım. Tanrım! Keşke kışın denizden en uzak köşede okusaydım dedirtti. Kitabı bırakıp her denize yöneldiğimizde ayağıma değen sular içimin ürpermesine sebep oluyordu...
Kurgusu, içeriği, akıcılığı, karakterleri herşeyiyle çok beğendim. Asla unutamayacağım sahnelere şahit oldum. Tek bir satırda bile insanların tarafında olamadım okurken, kitaptaki tüm dostlarımı çok sevsemde.
Kesinlikle tavsiye ederim. Sayfa sayısı, keyif alacağınız yolun uzunluğunun göstergesi olduğunu unutmayın ^.^
848 syf.
·46 günde·Beğendi·10/10
Merhaba 1K dostlarım :) Kitap 800 sayfadan fazla ve puntolar ufak. 45 günde okuyabildim. Ama iyi ki de okudum. Çok uzun zamandır kütüphanemde bitmesin diye sakladıklarımdandı. İnsanoğlunu var olduğundan beri din, dil, ırk, kadın, erkek, çocuk demeden birbirine kıyıyor. Doğaya doğada yaşayan canlılara yaptıkları için ise söyleyebilecek söz bile yok. İşte bu kitap doğanın insanlara karşı verdiği mücadele. Yazar çok güzel bir dille anlatmış. Macera kitabı olarak değil, belgesel misali okudum. Deniz canlıları ve mücadeleleri ile ilgili bir sürü şey öğrendim. Ama tek başına yapılan katliamları durdurmaya maalesef yetmiyor. Bilinçlenmemiz, 1 dk olsun düşünmemiz için mümkün olduğu kadar kişiye okutmamız gereken kitaplardan biri. Sevgiyle kalın.
848 syf.
·17 günde·10/10
"Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi!" kitap bunu kesinlikle kanıtlıyor. Kitabı bitirdiğimde derin derin nefes aldığımı hissettim. :)
Kitabın orjinal baskısının bin küsür sayfa olduğunu okumuştum bir yerde. Herhalde onbinlerce sayfa olsada; böyle bir kitap asla heyecanını yitirmez. Süper bir bilimkurgu eseri. Kitabı okuduktan sonra okyanuslara bakış açınız değişecek.
848 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Kitabı bitirmem biraz uzun sürdü (14 gün) Bu kadar uzun sürmesinin sebebi kesinlikle kitapla alakalı değil. Yazı puntosu çok küçük olmasıydı 846 sayfa yazıyor ama bu puntolarla daha fazla sayısına tekabül ediyor. Kitabı okurken sanki film izler gibi gözümün önünde canlandı her şey. Adeta bir Hollywood filmi izler gibiydim. Kitap bilim kurgu kitabı olmasına rağmen yazar öyle bilgiler veriyor ki kafamın içinden acaba’mı dedim. Kitap kesinlikle okuduğum en mükemmel bilim kurgu kitabı. Kitap kesinlikle çok büyük bir bilgi birikimi ile yazıya dökülmüş. Kitabın kalın ve puntoların küçüklüğü gözünüzü korkutmasın, bilim kurgu sevenlerin çok beğeneceği bir kitap.
848 syf.
·Puan vermedi
Sayfa sayısı sizi korkutmasın Kitabı okumaya başlayınca sayfalar akıp gidiyor, ve bir de bakıyorsunuz ki kitap bitmiş. Sürükleyici ve güzel.. Ama tabi bir de artık bu kitabı okuduktan sonra doğaya ve yaşama bakışınız değişebilir. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 300 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 315 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.