Anıl Bilge

Anıl Bilge

Çevirmen
8.6/10
337 Kişi
·
732
Okunma
·
0
Beğeni
·
116
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
848 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın bendeki yeri bambaşkadır. Benimle beraber 4 şehir gezdi ve beni geceleri uykusuz bırakarak sayfa sayfa çevirtecek kadar kendine bağladı. Bilenler bilir Zweig benim en sevdiğim yazardır. Ancak Frank amcamız sadece tek bir kitap ile birinci sıraya yerleşti. Kitabın yarılarındayken bir diğer kitabı olan 'Limit' kitabını da sipariş ettim çünkü kötü olacağını gram düşünmüyorum. Gerçekten 800 küsür sayfanın hakkını böyle verebilecek bir yazar daha tanımam. İçerisinde boş bir paragraf bulamazsınız. Her cümle özenle işlenmiş.
Kitaptan çok fazla alıntı yaptığımı biliyorum ama emin olun buraya yazmadığım bir o kadar daha harika olan cümleler vardı.
Konusuna gelirsek insanlığın en üstün ırk olduğunu düşünüyorsanız tüm bildikleriniz paramparça olacak. Çünkü insanlık harici akıllı yaşam formu bulunmakta... Hayır hayır uzayda değil... Dünyamızda, hem de derin denizlerde.
Peki bu varlık bizden bu kadar zeki ise onu nasıl alt edebiliriz? Gerçekten alt etme imkanımız var mıdır? Kitap baştan aşağıya bilimsel gerçeklerle donatılmış ve üstünde çok fazla emek harcanarak yazıldığı belli olan bir kitap. Kitabın en sevdiğim özelliği konuşmaya başladıklarında içlerinden birisi çıkıp "Yav kardeşim çok güzel anlatıyorsun da, ben genetikçi, biyolog felan değilim. Bana şunu çocuğa anlatır gibi anlat." diyor ve kitap iyice muhteşemleşiyor. Tabi tam olarak böyle demiyor da siz neyi kastettiğimi anlayın. :D Biraz fazla uzun bir inceleme olduğunu biliyorum ama emin olun bu kitap okuduktan sonra bile baş köşenizde kalsın isteyeceksiniz. Ben bu kitabı bulmak için çok uğraşmıştım hiçbir yerde baskısı yoktu. En sonunda bir internet sitesinde şans eseri gördüm ve direkt aldım. İyi ki de almışım. Eğer benim gibi denizlere ve genetiğe de merakınız varsa tadından bitmesin diye okumayı uzatacağınız bir kitap olacak. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. ^-^
848 syf.
·25 günde·Beğendi·9/10
Sürü yaklaşık 3 yıl önce keşfettiğim ama baskısı tükendiği için okuyamadığım bir kitaptı. Eylül (2015) ayında yeni baskısı çıkar çıkmaz alıp okudum tek kelimeyle muhteşemdi.
Kitap, Times'ın kitap kapağında da yer alan; "Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi" yorumunu fazlasıyla hak ediyor. Kitabın başından sonuna kadar heyecan ve merak duygusu hiç eksilmiyor. Sayfaları çevirdikçe doğaya, okyanuslara, tüm deniz canlılarına karşı bakış açınız değişiyor.
Frank Schatzing bir çok teknik bilgiyi konuya o kadar güzel yedirmiş ki sıkılmadan daha önce bilmediğiniz bir çok konu hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Ders niteliğinde bir kitap desek yanlış söylemiş olmayız.
Yazara da ilk kitabı olmasına rağmen böyle harika bir iş ortaya koyduğu için şapka çıkartmak lazım.
Kitabı okurken sık sık "Andy Weir'ın Marslı romanı yazıldıktan 1 yıl sonra sinemaya uyarlanmışken, (eleştirmek için söylemiyorum Marslı da okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap) 11 yıl önce yazılmasına rağmen böyle bir kitap neden sinemaya uyarlanmamış" diye düşündüm. Başta petrol şirketleri olmak üzere denizleri ve okyanusları sömüren dev şirketlerin bunda bir parmağı olabileceği de yüksek ihtimal.
Eğer bir gün sinemaya uyarlanırsa, Titanik ve bir çok harika deniz altı belgeselinin yönetmeni James Cameron, Avatar'da ortaya koyduğu doğa sevgisi de göz önüne alındığında harika bir yönetmen olur Sürü filmi için işte o zaman Times'ın "Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi" yorumundaki "gibi" yi kaldırabiliriz.
848 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitabı ilk olarak yazın okumak istemiştim. Fakat kalınlığından dolayı olsa gerek biraz okuyup 'bu kitap bitmez' diyip bırakmışım. :)

İkinci elime alışımda okumadan önce kitabın ön ve arka kapakları başta olmak üzere ilk sayfalarında ve son sayfalarındaki kitap hakkındaki yorumlara bir göz atayım dedim.

İster yetkin yazarlar olsun isterse de meşhur dergilerin olsun kitap hakkındaki yorumlarını görünce açıkçası her ne kadar insanın gözünü korkutacak derecede kalın olsa da sil baştan okumak istedim.

Henüz ilk sayfalardan insanı içine alıp kendi dünyasına alan gerçekten muazzam derecede güzel bir eser.

Dan Brown'un Başlangıç eserinden sonra ilk defa böyle güzel bir bilimkurgu eseri okudum.

Yazarın kitabın sonunda ayırdığı teşekkür kısmındaki kitabı yazmada kendisine yardımcı olanların isimlerine ve karşılarında bulunan rütbelere bile bakaraktan güzel bilgiler içeren bir eser olduğu anlaşılır.

Kişiye kendini okutmaktan çok yaşatan bir eser. İnsan aynı anda hem kitabı okuyor, hem filmini izliyor gibi hem de olayların içinde olup bizzat yaşıyormuş gibi bir izlenim sezdim.

Yazarın üslubu oldukça sade ve akıcı bir yapıya sahip. İçeriği ise baştan sona bir destan gibi efsane.

Birtakım bilim adamı içerisinde laboratuvarı bulanan bir geminin içinde solucanlar, köpekbalıkları ve balinaların etkisiyle açık denizlerin diplerinden dünyaya salınan metan gazının etkisini araştırmaya çalışıyorlar.

Tabi bu araştırma ve incelemelerini yaparken başlarına türlü türlü felaketler gelip bazıları yaşamlarını kaybediyor.

Bunca ekipman ve bilim insanının tek ortak gayesi gezenimizi oluşacak etkiyle felaketin eşiğinden alıp insanlığı kurtarmak.

Peki bu kadar kalın kitabın ana teması neydi, okura hangi mesaj verilmek isteniyor diyecek olursanız, o da bana göre;

İnsanlığın daha kendisine net bir arayış cevabı bulamadan başka yaşam formlarını araştırıp başka gezegenlerde yaşam aramanın anlamsız olduğunu ve bu dünyanın her ne kadar kötü gözüküyor olsa da aslında içinde tüm insanlığı kurtaracak derece iyi insanların bulunduğu mesajını vermekti.

Ben okudum biraz daha aydınlanmış oldum. Dilerim sizlerde okuyup aydınırsınız. Herkese keyifli okumalar dilerim...
796 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
"Muhteşem" diyerek başlamak istiyorum. Gerek denizler ve içindeki yaşam hakkında gerek olay örgüsüyle bir başyapıt olmuş gerçekten. Bir çok deniz canlısını bu kitap sayesinde öğrendim ve hayran kaldım. Kitabı okurken bir yandan google yanda hep açık duruyor. Sizi bir şeyler öğrenmeye, araştırmaya itiyor. Kitabın içinde bir çok filmden bahsediyor. Bilim-kurgu seviyorsanız çok güzel filmler ve onları da izlemenizi tavsiye ederim. Kitap her yönüyle kaliteli, sadece zaman geçirmek için değil bilgi dağarcığınızı genişletiyor aynı zamanda ufkunuzu da açıyor. Doğanın küçük bir parçası olduğumuzu bize çok güzel hatırlatıyor. Kitaba başladığınızda okumadığınız her saat için üzülüyorsunuz, bazen rüyalarınıza giriyor ve kendi teorinizi oluşturmak için kitap size çok güzel fırsatlar tanıyor.
Umarım okursunuz ve benim kadar beğenirsiniz. Keyifli okumalar.
848 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Uzun bir aradan sonra okuduğum ilk kitaptı, on beş gün boyunca okulda elimde gezdirmiştim ve herkese tavsiye etmiştim. Hayatımda bu kadar iyi az kitap okumuşumdur. Özellikle sonu o kadar muhteşem ki keşke unutsam da yeniden aynı zevki alarak ve aynı şaşkınlığı yaşayarak yeniden okuyabilsem diyorum... Kesinlikle okunmalı ki ben de yeniden okuyacağım.
848 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Final ve proje haftasına denk getirdiğim için kendime küfür üstüne küfür ettiğim Sürü'nün incelemesini finaller sonrasına bırakacağıma dair kendime vermiş olduğum sözü tabi ki tutamadım. Bunun belli nedenleri var; sanırım kitabın muazzam güzellikteki detaylarını unutacağımdan korkuyorum, bir de artık tutamayacağım kendimi.

Göz korkutan kitaplar vardır. Klasikler olsun, yoğun anlatıma sahip eserler olsun... Örnekleri çoğaltabiliriz. Sürü neden gözümü korkuttu? Bunun cevabını öğrenmek için halihazırda kalın olan kitabı alıp sayfalarına şöyle bir göz gezdirmeniz yeterli olacaktır. Normalde küçük punto kullanan kitaplar gözümü korkutmaz. Fakat Sürü bu konuda çığır açmış diyebilirim. Göz numaram çok yüksek olmadığı için çok bunaldığımda (evet bazen gözlük garip bir şekilde içime sıcak basıyor adeta) gözlüğü çıkarıp okumama devam edebiliyorum, çok az bir rahatsızlık etkisi oluyor. Sürü'de bu mümkün değildi çoğu zaman. Özellikle hareket halindeki bir araçta okurken ya da kitaptan uzakken. Aldığım ilk zamanlarda erteledim erteledim ve sonunda bulduğum zamana bakın; final haftam. Evet bazen ben de şüphe ediyorum kendimden. Neyse demek ki böyle olması gerekiyormuş diyorum ve kendimi daha fazla sinirlendirmiyorum.

Neden mi bu kadar sinirlendim? Sürü gerçekten dopdolu bir kitap. Konusuna tam anlamıyla bilimkurgu demek doğru olmaz. Ekolojik gerilim gibi bir tür de üretebiliriz. Zaten kitabın sonundaki teşekkürler kısmında Schatzing'in kimlerin kapısını çaldığını görünce yoğun anlatımın sırrını anlıyorsunuz.

Sürü'nün içerdiği bilgilerin detayında kendinizi kaybederken bir de fark ediyorsunuz ki, Schatzing deli gibi karakter yazmış ve bu karakterlerin hepsi birbirinden inandırıcı. Gerek diyalogları gerek iç sesleri derken muazzam karakterler karşılıyor sizi. Evet, karakter sayısı çok fazla, fakat bu durumun ilacının karakterlerle iletişim kurmayı bilmek olduğunu daha önceki bir Stephen King incelememde belirtmiştim. Frank Schatzing de karakterlerini seven ve sayan bir yazarımız, bu belli.

Sürü, bizleri çok net bir şekilde uyaran ve bazı yerlerde çok net bir şekilde suratımıza küfreden bir kitap. Ne yaptığımızı anlamamız için illa sayfalarca kitabın yazılması ve bunun gözümüze sokulması mı gerekiyor? Tamam, iyi ki yazılmış. Keşke göndermelerinin gerçek dünyaya yakın olduğu bir gerçekliği yaşamasaydık. Sürü'nün bizleri nefessiz bırakırken neden suratımıza küfrettiğini açıklamam birazcık içeriğe müdahale olacağından tercih etmiyorum, kitabı okuyacağınızı umut ederek sizleri biraz merakta bırakmamı affetmenizi istiyorum.

Küçük puntoları arasında kaybolmalık bir kitap Sürü. Dikkatimi yoğunlaştırmam gerektiğinden kitaba kısa bir süre ara vermek zorunda kaldım. Bunu da çok üzülerek ve zihnimin bir kısmını sayfalarda bırakarak yaptım, fakat ne gelir elden. Dürüst tavsiyem; kitabı benim yoğun bir dönemde iken elinize almayın. Çünkü Sürü gerçekten bir solukta sonuna ulaşmalık bir kitap. Emin olun gözünüz ne kadar korkarsa korksun bunu başarmak zor olmayacak. Tüyler ürpertici mükemmel bir film izler gibi okuyacaksınız. Yazım aşamasında olan filminin senaryosunun da "Kuzuların Sessizliği"ni beyaz perdeye uyarlayan kaleme emanet edilmesi beni umutlandıran ve mutlu eden bir detay. Durmayın ve Sürü'yü okurken içinde kaybolanlar sürümüze katılın.
848 syf.
·10/10
"İnsanlık, sömürüp kuruttuğu gezegenin gelecek kuşaklar üzerindeki psikolojik etkisini hiç düşündü mü? Bir hayvan türünün, insanın ruh sağlığına olan anlamını kim değerlendirdi. Zihinlerimiz ormanlara, mercan resiflerine, balıklarla dolu denizlere, temiz havaya, temiz nehirlere ve okyanuslara özlem duyuyor. Yine de dünyaya zarar vermeye devam ediyoruz. Eğer doğanın çeşitliliğini yok edersek, henüz açıklamayı bile başaramadığımız karmaşık bir sistemi yok edeceğiz ve bu gerçekleşirse onu yeni baştan yaratmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Bu ağ içinde doğanın hangi parçası olmadan yaşayabileceğimize kim karar verebilir? Doğanın bağlantılarının gizemi ancak bütünlüğü bozulmazsa çözülebilir. İnsanlık bir kez fazla ileri gitti ve yaşam onu yok etmeye karar verdi. "
Sürü, muhteşem bir kurgusu olan ve bilimsel gerçeklerle donatılmış bir eser. Denizler, farklı yaşam formları, uzay, genetik bilimi... Birçok alanda oldukça derin bilimsel bilgiler olaylara başarılı bir şekilde dahil edilmiş. Baştan sona soluksuz ve diken üstünde okuyacağınız bir bilim kurgu - gerilim romanı. Ustaca yapılmış betimlemelerle gerilimin her anını yaşamanızı sağlayan etken sanırım yazarın başarılı bir yönetmen oluşu. Kitabı okurken aynı zamanda oyuncusu olduğunuz bir filmi izliyormuşsunuz izlenimine kapılıyorsunuz.
İnsanoğlu şüphesiz yaratılmışların en şereflisi ancak eskiden beri kainatın sadece insanlık için yaratılmış olduğunu düşünmenin çok büyük bir kibir taşıdığı kanısındayım. Dünyayı hunharca kirletip, kaynakları en savurgan, bencil halimizle tüketirken başımıza gelecek felaketleri öngörmeyişimiz acizliğimizin en açık göstergesi değil mi? Kesinlikle okunması gereken bir eser.
848 syf.
Şu an sevinçten takla atmak istiyorum \o/ Son iki senedir okumak isteyip de uzunluğundan ötürü cesaret edemediğim kitabı sonunda okudum. Bi miktar elimde süründü Allah affetsin ama bitti sonunda :)
Hızımı alamayıp teşekkür kısmını da okumak istedim, son cümle şu:
"Bu kitabı senin için yazdım aşkım, çantanda taşıdığın bardak altlığı parçası üzerinde yazanları düşünerek: Her şey!..ve deniz."

Spoiler vermeden biraz bahsetmeye çalışıyım:
Denizde ters giden bi şeyler var ve dünyanın farklı bölgelerinde bu sorunlar gittikçe yayılmaya başlıyor. Buna birileri dur demeli ama önce sorunun ne olduğunu anlamak lazım. Tabi bunun için de hatrı sayılır araştırmalar yapmak gerekiyor ve envai çeşit biliminsanı yahut bilirkişi bir araya geliyor.
Peki mevzu ne? Orda çarşı karışıyo... Sağ gösterip soldan vuran olaylar olaylar. Başlarda 'aha bi şey olucak' beklentisi sıktı bazen, hatta abim tavsiye ettiği için 'bu muydu yani' diye tip tip baktığım da oldu ama yakalamayı başardı tekrar. Özellikle son 200 sayfayı baya bi heyecanla okudum.

Diğer incelemelerdeki klasikleri de dile getiriyim;
-Gerçekten Times'ın da dediği şekilde "yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi". Hâlâ filme uyarlanmaması çok ilginç ama belki de daha hayırlıdır :)
-Sayfa çokluğundan ve yazıların küçüklüğünden korkmayın. Çoğu yerleri akıp gidiyo ama bazı yerleri de akmasa da damlıyo.. Acele etmeyin bitirmek için (benim gibi ^^).

Bi de bu kitabı okuyup da genel kültürü artmayan da biraz şeydir :) Zaten son 20 sayfasının sözlüğe ayrılmasından ve teşekkür kısmından anlıyosunuz yazarın doğru bilgi verebilmek için nasıl geniş çaplı bi araştırma yaptığını. Ve okuyanın bakış açısına etki edebilecek türde bi kitap bence, bu da bi romanı okumak için dikkate alınması gereken bir sebep diye düşünüyorum.
Demem o ki; okunacak listesine alanlar daha fazla bekletmesin, denizin derinlerine dalsın, orada keşfedilecek çok şey var... :)
848 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap kardeşim tavsiye etti, tamam okurum diye kafamdaki okunacaklar sırasına koymuştum ki satın alıp verdi; hemen oku dedi. Birlikte tatile gidiyorduk, deniz kenarında okumaya başladım. Tanrım! Keşke kışın denizden en uzak köşede okusaydım dedirtti. Kitabı bırakıp her denize yöneldiğimizde ayağıma değen sular içimin ürpermesine sebep oluyordu...
Kurgusu, içeriği, akıcılığı, karakterleri herşeyiyle çok beğendim. Asla unutamayacağım sahnelere şahit oldum. Tek bir satırda bile insanların tarafında olamadım okurken, kitaptaki tüm dostlarımı çok sevsemde.
Kesinlikle tavsiye ederim. Sayfa sayısı, keyif alacağınız yolun uzunluğunun göstergesi olduğunu unutmayın ^.^
848 syf.
·12 günde
Spoiler içerir.

Bu kitabı kütüphanede bulacağımı hiç ummuyordum. Rafta görünce hem sevindim hem de tereddüt ettim. Yazılarının küçüklüğü gözümü korkuttu. Ayrıca bir yorumda evrim propagandası yaptığının söylenmesi biraz soğuk durmama sebep oldu. Merakım ise bunlardan kat kat fazlaydı ve elime almaktan kendimi alıkoyamadım. Yazılarına okudukça alıştım, kitaba dalınca bir süre sonra farketmedim bile. Kitap okuyucuyu kendine çekiyor.

Ben daha çok okyanus altında geçeceğini düşünmüştüm ama sandığım gibi olmaması beni olumsuz etkilemedi. Tabi kitap tamamen okuyanuslarla alakalı o ayrı.

Gerçekten beğendim. Dolu doluydu. Bilmediğim birçok şeyi öğrendim. Mesela internetin okuyanuslar aracılığı ile iletildiğinden bihabermişim. Kitapta çok fazla ilgi çekici konu var ve kültürümü arttırdı: Çevreye verdiğimiz zararın boyutları, petrol şirketleri hakkında, Yurtdışında İslam Dünyasının nasıl algılandığı, kızılderililer gibi yerel halklar, tsunami, okyanuslar ve birçok şehir. Kanada' yı sevdiğimden hakkında daha çok bilgi edinmiş oldum. Yazmayı unuttuğum bir sürü şey var üstelik. Ve bilimsel bilgiler bile anlaşılır şekilde yazılmış.

Bir de kitap boyunca Dan Brown romanı okuyor gibi hissetmekten alamadım kendimi; araştırmasıyla kurgusuyla. Dan Brown' u çok sevdiğimden bu benim için bir artı.

Evrim konusunda ise, bir kitap bunu ve daha zeki canlıların varlıklarını işliyorsa bir yerden sonra dinleri safdışı bırakması gerekebiliyor. Felaket senaryolarında bu tarz şeyler kaçınılmaz olduğu için pek yadırgamadım.

Karakterleri çok özümsedim. Normalde unuturum ama bu kitapta unutulmayacak gibiler. Bakalım, zaman gösterecek. Sonlara doğru biraz klişeleşse de merakla okumaya devam ettim.

Herkese tavsiye ediyorum. Farkındalık oluşturan bir kitap çünkü. Limit' i de bir an önce okumak istiyorum. Şu alıntıyla incelememi noktalayayım:

"Orada, dipte ne bulmayı umuyordun?"
"Hayatı,"

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 732 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 567 okur okuyacak.
  • 34 okur yarım bıraktı.