Dar koridorun ucunda bir oda keşfetmiştik. Yerden tavana kadar dört duvarı kitaplarla doluydu. Bir gün bu kitapların bizim olacağını bilmeden, kitapların ne işe yaradığını kendi aramızda konuşup durarak, henüz okuyup yazamazken, kitapların müptelası olduk. Her gittiğimizde bu odaya girip boynumuzun uzandığı yerdeki kitapları alıp içlerine bakardık. Uzayıp giden satırlar. Sanki dünyanın yükünü taşıyan kelimeler, öylesine mağrur, öylesine ulaşılmazdı.