Arzu Aydonat

Arzu Aydonat

Çevirmen
8.2/10
108 Kişi
·
250
Okunma
·
0
Beğeni
·
41
Gösterim
Adı:
Arzu Aydonat
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1984
1984’te İzmir’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini İzmir Özel Türk Koleji’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli dil okullarında ve özel okullarda eğitmenlik yapmaya devam ediyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitabın ismini ilk duyduğumda ne biçim isim bu, böyle antin kuntin isim mi olur dedim. Sonra konusu ilginç geldi ve kendisi bir ücretsiz kargo tamamlama kitabı olarak elime düşmüş oldu.

Kitap PİKARESK ROMAN (Novela pikaresk) denilen bir anlatı türünün ilk örneği. 1554'te isimsiz yazılmış, iyiki de öyle yapılmış çünkü engizisyon mahkemesi hemen kara listeye almış kitabı.

Kitabın içeriğine gelirsek, Lazarillo isimli kahramanın çocukluğundan başlayıp devam eden; kendisinin, ailesinin ve İspanya'nın içinde bulunduğu açlık ve sefalet, bozuk düzen kahramanın bakış açısından anlatılır.

Küçük yaşta annesinden ayrılarak pek çok efendinin hizmetinde bulunur. Her bir efendiden hayat hakkında pek çok tecrübe edinir. Tecrübe dediysem bu efendiler hiç de öyle dürüst, soylu, iyi insanlar değillerdir. Lazarillo günlerinin büyük çoğunluğunu aç geçirir. Efendileri yiyeceklerini onunla paylaşmaktan hep kaçınırlar ve bir yerden sonra açlık kahramanımızın kafasının zehir gibi işlemesine neden olur. Efendi ondan yemek sakındıkça, o türlü türlü kurnazlıklar sonucu efendiden yemek çalıp karnını doyurmayı başarır. Bir seferinde hizmetinde olduğu papaz her gün çok yemek yemenin günah olduğunu vaaz edip onu aç bırakırken (az yemek vermek değil, hiç yemek vermemek) kendisi tıka basa yer örneğin. 1500'lerden günümüze de çok az değişmiş sanki. Hala yönetenler ve erk sahibi din adamları aynı şekilde davranmaya devam ediyorlar diyebiliriz. ( İlla örnek göster diyen olursa uzaklarda aramayıp, Ramazan ayında her akşam her kanalda aza kanaat edin diye vaaz verip, bize bu sözleri söyleyebilmek için kanaldan milyarlar alan ilahiyatçılara baksın.)

Velhasıl kelam Lazarillo böyle bir yudum ekmek için günlerce bekleyerek, sırtından sopa eksik olmayarak o efendi bu efendi gezip dini sömüren, günahlarının affedileceğini garanti eden belge satan üçkağıtçılarla, günümüzde üfürükçü, büyücü diye tabir ettiğimiz tiplerle, ahlaksız papazlarla büyür ve en sonunda şansı yaver giderek devlet kapısında iş bulur ve onca düzenbazdan öğrendiği tüm şeylerin de yardımıyla çarkın dişlilerinden birisi olur.

Kısa ama akıcı, bol bol ahlaki çöküntüyü hicveden bir eser. Benim gibi, antin kuntin ismi var deyip de okumamazlık etmeyin. :)
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
  "Bu dünyada kendi yüzünü görmeyip başkalarından korkan daha ne kadar insan vardır acaba?"
  Tormesli Lazarillo  Can Yayınları'ndan çıkmış, 81 sayfalık, 16.yüzyıl İspanyol toplumuna ayna tutan bir klasik.
  XVI. yüzyıldaki ekonomik kriz sebebiyle İspanya’nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi, bu durumun bir ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumundaki bu maddi ve manevi çöküntünün ortasında, 1554 senesinde, sonradan pikaresk roman adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği olan Tormesli Lazarillo ortaya çıktı. Din adamlarının ahlaksızlıklarına bolca yer veren bu eser, engizisyonun hışmına uğramamak için imzasız olarak basıldı.

  Sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu bir dünyayı tüm çıplaklığıyla sergileyen Tormesli Lazarillo, dönemin İspanyol toplumuna ayna tutan bir klasik. ( Arka Kapaktan)

  Çevirmenlerin ( Ertuğrul Önalp, Arzu Aydonat) önsözünde yer verilen bilgilerde ;

  İspanya, XVI. yüzyılın ortalarında, Kral II. Felipe’nin saltanatı sırasında Amerika kıtasında, Afrika’da, Avrupa’da geniş topraklara sahip, üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk durumunda olmasına rağmen büyük bir mali kriz yaşamaktaydı. Akdeniz’de ve Kuzey Batı Afrika’da Türklere, Avrupa’da da Protestanlara karşı devamlı olarak sürdürülen savaşlar ülkenin ekonomisini yıpratmakta, gelir kaynaklarını tüketmekteydi. Birbiri ardınca düzenlenen askerî seferler yüzünden tarımda ve sanayideki işgücü eksikliğine bağlı olarak tarlalar ekilmiyor, tezgâhlar çalışmıyordu. Bütün bunlara ek olarak devleti yönetenlerin akılcı bir politika izlememeleri ve harcamalarda kısıntıya gitmemeleri sebebiyle kamu borçları her geçen yıl katlanarak artıyordu. Diğer taraftan saraylarda sıkça düzenlenen baloların harcamalarını karşılamak için devamlı artırılan vergiler fakir halkın sırtına yüklenmekteydi. Üretime katkısı bulunmayan ve nüfusun büyük bir kısmını oluşturan asiller ve kilise mensupları vergilerden muaf olduklarından, ülke ekonomisi bu yükü daha fazla taşıyamadı. Nitekim XVI. yüzyılda başlayan iktisadi kriz XVII. yüzyılda daha da büyüyerek sanayinin ve ekonominin tamamen çökmesine yol açtı. İspanya’nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi. Açlığın ve sefaletin toplumda bir ahlak çöküntüsünü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumunda maddi ve manevi çöküntünün yaşandığı bir sırada, sonradan pikaresk roman (Novela picaresca) adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği Tormesli Lazarillo (Lazarillo de Tormes) ortaya çıktı. Bu romanda anlatılan dönemin İspanyol toplumuydu, yani sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu bir dünya tüm çıplaklığıyla sergilenmekteydi.

 Eserde özellikle din adamlarının yolsuzlukları vurgulandığından, yazar hiç kuşkusuz engizisyonun hışmına uğramamak için ismini gizli tutmuştur. Nitekim Tormesli Lazarillo’nun yayımlanmasından sonra engizisyon mahkemesi, eseri kara listeye dahil etmekte gecikmedi. Bununla birlikte bu yasaklama, kitabın binlerce nüshasının yurtdışından kaçak olarak ülkeye girmesine ve geniş kitleler tarafından beğeniyle okunmasına engel olamadı. Bunun üzerine Kral II. Felipe eserin bazı kısımlarının çıkarılarak ve bazı ifadelerin değiştirilerek yayımlanmasına izin verdi. Böylece eser sansür edilmiş haliyle 1573 yılında Madrid’de baskıya verildi ve bu şekilde yayımlanması XIX. yüzyılın başlarına kadar sürdü.

   Pikaresk roman adını, bu türün ana kahramanlarına verilen İspanyolca bir kelime olan pícaro’dan alır, bu kelime düzenbaz, haylaz, hilekâr veya serseri anlamına gelir. Toplumun alt kesiminden gelen pikaresk romanların ana kahramanları şövalye romanlarındaki ya da pastoral romanlardaki ana kahramanlar gibi faziletli davranışlar sergilemezler. Genellikle hayatlarını dilenerek ya da farklı efendilere hizmet ederek kazanırlar. Ama pícaro, başkalarının malını çalan bir hırsız değildir, o sadece aklını ve becerisini kullanarak ve çoğu zaman da başkalarının saflığından faydalanarak ekmeğini kazanan biridir.

  Tormesli Lazarillo’dan aşağı yukarı yarım yüzyıl sonra, Mateo Alemán tarafından yazılan ikinci pikaresk roman Guzmán de Alfarache (Alfarache’li Guzmán) 1599 yılında baskıya verildi. Ama aradan geçen zaman zarfında İspanya’nın durumu daha da kötüleşmiş, açlık ve sefalet de o derecede artmıştı. Dolayısıyla hayatta kalma mücadelesi veren pícaro’lar daha kurnaz, daha acımasızdılar. Gerçekten de kendisinden sonra gelen pícaro’larla kıyaslandığında çok masum kalan Lázaro, okuyucuda acıma hissi ve sempati yaratmaktadır. Bu yüzden efendilerinin kendisinden esirgedikleri yiyeceği elde etmek için yaptığı şeytanlıklar mazur görülmektedir.

Çevirmenlerden Ertuğrul Önalp, Arzu Aydonat'ın yazdığı önsöz şu şekildedir.
   Kimsenin bilmediği, duymadığı öyle önemli olaylar vardır ki, bunlar hasıraltı edilmemeli ve herkes tarafından öğrenilmelidir; çünkü dinleyenlerin ve okuyanların bunlardan kendileri için bir ders çıkarmaları mümkündür. Bu konuda Plinius şöyle der: “Bir kitap ne kadar kötü olursa olsun içinde mutlaka yararlı bir şey vardır.” Bilindiği gibi herkesin zevki farklıdır, birinin yemeyip bıraktığı bir şeyi bir diğeri çok lezzetli bulabilir. Aynı şekilde bir kimsenin değersiz gördüğü bir olay bir başkası için önemli olabilir. Anlatılanlar çok kötü değilse ve kimseye bir zarar vermiyorsa ifşa edilmemesi için bir neden yoktur. Eğer yazılanlardan bir ders almak, fayda sağlamak söz konusu olmasaydı hiç kimse kitap yazmaya kalkışmazdı. Zahmetsiz yazı yazılmaz, herkes emeğinin karşılığını almak ister; ama emeğin karşılığı her zaman para değildir, bir beğeni ya da övgü de yazarı mutlu etmek için yeterli olabilir. Tullius’un da dediği gibi, “Övgü sanatın teşvikçisidir.”

   Bir kaleyi fethetmek için surlara tırmanan askerin hayatına susamış olduğu düşünülebilir mi? Tabii ki hayır,onun tehlikeye atılmasının esas sebebi takdir edilme, övülme arzusudur. İşte edebiyatta da aynı durum söz konusudur. Bir hatibe, “Ne güzel konuştunuz,” denilecek olsa bu övgü onu rahatsız eder miydi?

  Kitaptan bir alıntı ile size keyifli okumalar dilerim!

  "Haysiyet insanların geride bıraktıkları tek servetleridir."

Keyifli okumalar!
88 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tormesli Lazarillo, Pikaresk roman türünün ilk örneğiymiş. Pikaresk roman, açıklamasında “16. yüzyılda şövalye romanlarına ve kır yaşamını konu alan romanlara tepki olarak ortaya çıkan; toplumun aşağı tabakalarındaki düzenbaz, dalavereci ancak becerikli ve kurnaz bir kahramanın maceralarını işleyen roman türü” olarak anlatılıyor.
İçerik olarak sade ve akıcı olan bu eserde,lazarillo'nun iş bulma serüveni,gerçekçi ve komedi unsurlarıyla birlikte eğlenceli bir şekilde anlatılmış. Yazıldığı dönemin gerçeklerine odaklanan eser,din adamlarına dair ağır eleştiriler içermesi nedeniyle isimsiz olarak basılmış 80 sayfalık, bir oturuşta okuyabileceğiniz bir eser.Tavsiyemdir. Kitaplarla ve sevgiyle kalın.
88 syf.
·Beğendi·9/10
Engizisyon zamanlarında ispanya halkı gerçekten büyük bir buhranın içerisindeydi. Halk, ortaçağın içine hapis edilmişti. O zamanlarda halk sadece şovalye masalları ve incil okuyordu. Aslında Tormesli lazarillo halka yapılan bu baskıyı gözler önüne seren bir kitap. Kitap daha başından bizlere "ister çocuk olun ister yetişkin, hiçkimse size merhamet etmez" diyor. Zaten kitabın temel konusu da bunu üzerine kurulu.Kitap, Tormesli lazarillo'nun daha çocukluk yaşlarında annesi tarafından kör bir dilenciye yaverlik etmesi için verilmesiyle başlar. Kitabın sonuna kadar bir sürü efendi değiştirir Tormesli lazarillo. Ve kitabın sonunda yükselebildiği en yüksek statüye ulaşır( alt sınıf)Tormesli lazarillo ne kadar çalışırsa çalışsın, hiçbir zaman kendi efendisi olamamaz.
Tormesli lazarillo'nun efendilerinden çok bahsetmedim ama yazar, her bir efendide, o zamanki ispanyol halkına ışık tutuyor(hatta belki bu zamana) dini kullanan rahipler mi dersiniz, cimrilikten dinini şartlarını yerine getirmeyen papazlar mı dersiniz, daha niceleri.
Bana göre bir kitap güzel veya kötü değildir. Bu "iyi veya kötü" amacına hizmet eden veya etmeyen olmalı. Her kitabın bir amacı olmalıdır. Bence bu kitap tamamen amacına hizmet etmiş ve hala etmekte olan muhteşem bir eser.
88 syf.
·10/10
16. yüzyılda yazılmış bir roman için sade ve akıcı bir dili var.
Küçük kahramanımız Lázaro'nun ve annesinin çektiği maddi sıkıntılardan dolayı birbirlerinden ayrılmak zorunda kalışı, akabinde Lázaro'nun hayatta kalabilmek için kendine hizmetinde çalışabilecek bir 'efendi' arayış çabaları anlatılıyor.
Bulduğu 'efendilerinden' çektiği sıkıntılar, aç kalmamak adına yaptığı katakulliler Lázaro'yu keskin zekâlı yapıyor.
Ana kurgunun yanında halklar sefalet içinde kıvranırken kilisenin ve din adamlarının bolluk içinde olması hicvedilmiş.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Ben bu kitabı gerçekten çok beğendim. İçindeki kurnazlıklar beni kendine hayran bırakırken sürükleyiciliğiyle bir solukta okumama sebep oldu. Kitap bir kölenin yedi farklı -aslında sekiz sanırım- sahibiyle yaşadığı olayları kölenin ağzıyla müthiş bir şekilde anlatıyor. Her sahipte birbirinden ilginç yaşıyor. Özellikle ilk sahiple yaşadığı olaylar bana apayrı bir keyif verdi. Çünkü o adamla olan diyaloğu, birbirlerine karşı olan uyumları bence diğerlerinden çok daha güzeldi. Vermeye çalıştığı mesajlar, toplumu yansıtış şekli kitabı özel yapan şeylerden birisi tabii.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Tormesli Lazarillo'ya değil de yazara daha çok üzüldüm. Bir kitap yazıyorsun ve tek amacın okuyanların gözlerini açmak, bir fikir edinebilmelerini sağlamak ve dönemin sıkıntılarını tarihe not düşmek. İsim yok, imza yok, maddi kazanç yok, herhangi bir övgü yok. Ama yine de yazıyor: Cimrilik, din tüccarlığı, şarlatanlık, kibir, dolandırıcılık, yalancılık, fuhuş vs. her türlü ahlak dışı hareket. Temelinde ise dönemin ekonomik çıkmazının yarattığı yoğun sefalet ve açlık. Bir de engizisyon var tabii, bunları anlatmanı istemeyen isimsiz kitap basmana sebep olan engizisyon.
88 syf.
·8/10
1554 öncesi yıllar Asiller ve din adamlarının aç gözlulugu , ekonomik kriz, sefalet ve ahlaki erozyon.. zamanın edebiyat kitapları sadece asiller ve popüler kültürü konu alır.

.bu yalancı ekole karşı Sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu dünyayı tüm çıplaklığı ile sergileyen

İspanyol toplumunda bu maddi manevi çöküşün ortasında pikaresk roman adı verilen yeni bir anlatım türü olan Tormesli Lazarillo ortaya çıkar..
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Tormesli Lazarillo 1554’te İspanya’da yayımlanıyor. Ancak yazarı belli değil anonim bir eser. Yazar iyi ki anonim yazmış çünkü eser o dönemde engizisyon mahkemeleri tarafından yasaklı kitaplar listesine alınıyor. Bunun nedeni ise eserde aslında toplumun kinayelerle eleştirilmiş olması, özellikle o dönemde çok moda olan “şeref” kavramının güçlü bir eleştirisi yapılıyor. Bununla ilgili şu sözler hoşuma gitmişti “yoksullar için şeref nedir? Açlıktan ölürken şeref duyabilecek kimse var mıdır?”

Pikaresk roman türünün ilk örneği ve sonraki pikaresk romanların öncüsüdür. Kitap hızlıca yayılırken 16.yüzyılda modern ispanyol edebiyatının başkahramanı haline geliyor. Özellikle Tormesli Lazarillo Avrupa’da modern edebiyatta büyük etki yaratıyor. Miguel de Cervantes ve Quevedo gibi yazarlar dahi, bu hikayenin biçiminden ve iğnelemelerinden esinlenerek eserlerini inşa ediyor.

Tek solukta okuyabileceğiniz bir kitap, sayfa sayısı da oldukça az. 7’den 70’e herkesin okuyabileceği sevimli ama bir o kadar da zekice düşünülmüş ve yazılmış bir kitap. Yazar, eserde yaşadığı dönemi ironik ve kötümser bir dille eleştiriyor. Bu realist roman, kahraman bakışaçısıyla yazılmış ve 7 bölümden oluşuyor. Dili gerçekten çok akıcı ve sade.

Tormesli Lazarillo’nun teması “açlık”. Otobiyografik formatta yazılmış bu eser,Tormes’te yaşayan küçük Lazaro’nun annesinin maddi sıkıntılarla ve daha sonra edindiği efendilerin yanında çırak olarak yaşarken içinde bulunduğu açlıkla mücadelesini anlatıyor. Bu eserde Lazarillo’nun saf ve sönük bir çocuk karakterinden, daha cingöz yetişkin bir karaktere evrilişini görüyoruz.

Bizim küçük kahramanımız Lazaro “yemeğe en çok lezzet katan sos açlıktır” diyor. Peki sizce de öyle midir?
88 syf.
·1 günde·9/10
Bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap. Hikaye çok akıcıydı. Acıklı, üzücüydü de. Yanlış anlamadıysam gerçek bir hikaye. Olmasa ne olur? Yaşadıkları çok acı verici şeylerdi çünkü. Gerçekten Lazaro'nun yaşadıkları aklıma geldikçe yaptığı kurnazlıkları ve şeytanlıkları göz ardı edebilip, yaşadıklarından dolayı böyle davranıyordu diye düşünebiliyor insan. Gerçekten açlık büyük bir imtihan. "Açlığın zekayı geliştirdiği, tam tersi tokluğun körelttiği söylenir" diyor ya Lazaro işte bu yüzden aç kaldığı için efendilerinden türlü türlü oyunlarla ekmek vs. çalıyor. Bir ara bu çocuk hiç gün yüzü görmeyecek mi diye düşünmedim değil. Sonunda hayatını düzene soktu. Tabi insanlar da bir rahat verse keşke. Gerçekten ağzı olan konuşuyor maalesef. Düşünerek konuşan az. Dedikodu konusunu da tatlıya bağlamalarına sevindim. Önsöz de yer alan bir alıntıyla yorumumu bitireceğim.

"Bir kitap ne kadar kötü olursa olsun içinde mutlaka yararlı bir şey vardır"

Yazarın biyografisi

Adı:
Arzu Aydonat
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1984
1984’te İzmir’de doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini İzmir Özel Türk Koleji’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli dil okullarında ve özel okullarda eğitmenlik yapmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 250 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 160 okur okuyacak.