Aşçı İbrahim Dede

Aşçı Dede'nin Hatıraları yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
4
Okunma
2
Beğeni
979
Görüntülenme

Hakkında

Asıl adı Halîl İbrâhîm’dir. 1243/1828 yılında İstanbul’un Kandilli semtinde doğdu. Aşçı İbrâhîm Dede sanıyla tanındı. Babası Mehmed Ali Efendi, annesi Behiye Hanım’dır. İlk eğitimini Kandilli Mahalle Mektebi ve Şehzadebaşı’ndaki sıbyan mektebinde tamamladı. 1257/1841 yılında Süleymaniye Rüşdiyesi’ne kaydedildi. 29 Cemâziyülâhir 1263/4 Haziran 1847 tarihinde Ordular Ruznamçe Kalemi’nde memur olarak göreve başladı. Bir süre Kara Halîl Efendi’den İzhâr dersleri aldı. Halveti şeyhlerinden Hasan Efendi ve Kızıl Dede Efendi’ye intisap ettikten sonra Mesnevî sohbetlerine katıldığı ve çok etkilendiği Kasımpaşa Mevlevihanesi postnişini Kadri Dede’ye mürit oldu. Osmanlı-Rus Harbi sebebiyle 1272/1856 yılında Erzurum’a tayin edildi. Aynı yıl ordunun Erzincan’a nakledilmesi sebebiyle Erzurum’dan ayrıldı. Erzincan’da Terzi Baba’nın halifeleri vasıtasıyla Nakşiliğin Halidiye koluna bağlandı. 1276/1860’ta hilafet ve icazet aldı. Bu arada görevi sebebiyle Erzurum’a gidip geldi. Erzincan’da iken görevinden istifa ederek İstanbul’a döndü. Derviş Paşa’nın çiftliğini idare etmek üzere 12 Zilkade 1288/23 Ocak 1872 tarihinde Şam’a gönderildi. 1309/1892 yılında Şam’da baş gösteren kolera salgını yüzünden tekrar İstanbul’a döndü. 16 Zilkade 1310/1 Haziran 1893’te tekrar vazifesi gereği Şam’a gönderildi. Burada üç yıl kaldıktan sonra Edirne’ye tayin edildi. 1314/1897 yılında hac farizasını ifa etti. 1323/1906 yılında rahatsızlığı sebebiyle emekliye ayrıldı ve İstanbul’a dönerek doğum yeri olan Kandilli’ye yerleşti. Aşçı Dede’nin Mecmua’nın sonunda yer alan otobiyografisinden 1323/1906 yılında hayatta olduğu anlaşılmaktaysa da ölüm tarihi ve mezarı belli değildir.

Okurlar

2 okur beğendi.
4 okur okudu.
3 okur okuyor.
10 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
cezbe
Kitapta bu cümleyi okuyunca değişik bir hâl oldu: "Kusurumuzla beraber kabul buyurulursa, bu sene-i mübârekede ziyâret-i harem-i şerîf niyetindeyiz ya hû!"
Sayfa 802 - Kitabevi
Din
" Şeyh-i Ekber Kuddise sırruhu’l-azîz hazretlerinin Futûhât’ta muhabbet bâbında buyururlar: ‘Çaylak denilen kuş, dişisiyle beraber Hazret-i Süleyman aleyhisselâmın kubbe-i sa’âdetleri üzerinde kendilerine yuva yapıp oturup erkek çaylak, dişisine esnâ-yı muhabbette arz-ı aşk u muhabbet için demiş ki “Sana olan aşk u muhabbetim o dereceye varmıştır ki eğer desen ki şu kubbeyi Süleyman aleyhisselâmın üzere yık, hemen hedm ederim.” Bunun bu sözünü kubbenin içinde Süleyman aleyhisselâm işitip mezkûr çaylağı huzuruna çağırır. Hazret-i Süleyman aleyhisselâm der ki “Ne söz söylüyordun, yani bî-edebâne nasıl söz idi ki söylüyordun?” Derhâl çaylak der ki “Kerem ve lutuf buyurun, arz edeyim. Şöyle ki seven ve sevgi için bir lisan vardır ki onu kimse söylemez, illâ ki âşık ve ehl-i muhabbet söyler. Ben dahi arkadaşım olan dişi çaylağa arz-ı aşk u muhabbet edip söyledim. Zira âşıklar üzerine yol yoktur, illâ ki o lisân-ı aşk u muhabbet ile tekellüm ederler ki gayrıları edemez. Onlar ilim ve akıl lisanıyla söylemezler” dedi. Süleyman aleyhisselâm güldü ve onu azarlayıp cezalandırmadı azizim.’”
Edebiyat
Reklam