Attila Şenkon

Attila Şenkon

Yazar
7.7/10
49 Kişi
·
119
Okunma
·
7
Beğeni
·
1262
Gösterim
Adı:
Attila Şenkon
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 21 Ağustos 1962
Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.
“Kırılmıyorsun ya?”
“Kırılmak mı? Karıştırdın galiba. Her şeye kırılan cam çocuk sensin oğlum.”
“Eskidendi o. Yokluğunda değiştim, yenilendim ben.”
Attila Şenkon
Sayfa 20 - Can Yayınları - 2. Basım
Çoğumuz, midemiz ağrıdığında, gözümüz bozulduğunda rahatlıkla doktora gideriz de, ruhi bir açmaza düştüğümüz zaman psikologa gitmeye çekiniriz nedense. Utanırız bundan. Gitsek bile, bunun çevremizce bilinmesini istemeyiz.
Attila Şenkon
Sayfa 30 - Can Yayınları
“Endişemi hoş görün. Bu çok sık başımıza gelen bir şeydir. Okur, kahramanla yazarı hep özdeşleştirmeye çalışır nedense.”
Attila Şenkon
Sayfa 31 - Can Yayınları - 2. Basım
100 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir gün babası küçük oğluna bir kumbara getirir hediye olarak. Çocuk 'aa para mi biriktirecegiz' diye sevinir. Babası cevap verir:
- Hayallerini biriktirmen için getirdim.
Bir babanin çocuğunun hayallerini biriktirebilmesi için verdiği guzel çaba. Şimdilerde bu harekete ve çabaya Montessori yöntemiyle çocuk eğitimi diyorlar. Kitap sayfa sayısı bakımından az, dili akıcı ve keyifli. Yazar kendi yaşamından yola çıkmış ve dönemin siyasi sosyal olaylarına da yer vermekte. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
91 syf.
·1/10
Hayatta herkesin yaptığı birtakım hatalar vardır. Benim en büyük hatalarimdan birisi de by kitabı okumaktı. Emeği geçenlere teşekkür eder, emeklerini daha doğru şekilde değerlendirebileceklerini ümit ederim.
105 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Dinle! Bir masal anlatacağım sana.Kulaklarını aç, yum gözlerini, "dedi yaşlı kadın.Söz arıyormuş gibi sol eline baktı dalgın dalgın.İki yüzük vardı parmağında biri ip, biri altın.
Yumdum gözlerimi.Uykuyu bekler gibi.
"Bir varmış..."diye başladı söze.Yutkundu.
"Hâlâ varmış, hep varmış, " dedi.Umudun diliydi bu, içinde 'yok' yoktu. syf 15
Attilâ Şenkon, Telef'te artık yakınlarının yaşamasından umudunu kesmiş, ölüsüne razı Cumartesi Anneleri'nin nezdinde tüm kayıp yakınlarının sesi olmuş.Öylesine iç kanatıcı ki Telef...Roman demek çok zor doğru tanım ağıt olmalı.Tüm fazlalıklardan arınmış, şiire yakın, kendi içinde ritmi olan bir anlatı çıkmış ortaya.
Bize bir sürpriz de hazırlamış Şenkon...Araştırmacı okuyucu için.️Masalların anlatıcılarına verilen isimler, anlatılan masallarla ilintiliymiş.
Retime; Bir şeyi hatırlayabilmek için parmağa bağlanan iplikmiş.
Nullipar;Hiç doğurmamış manasında kullanılmaktaymış.
Fersude;Hatalı basıldığı için piyasaya sürülmeyen gazeteymiş.
Herfene;Ortaklaşa getirilen malzeme ile yapılan yemek ve eğlenceymiş
Çirok ise masal, hikâye anlamındaymış.
Retime'nin, Sağkız'ın, Nulipar, Fersude'nin Herfene'nin Çirok'un masalları içinizi ne denli yaksa da okuyun derim.Cumartesi anneleri bu ülkenin gerçeği...
Sağkız'ın anlamını bulamadım bu arada!️
100 syf.
·5 günde·6/10
Deneme yazmak için hazırlanan notlarla zoraki bir uzun öykü yazılmış hissi verdi. Okuyucuya verilmek istenen bilgileri diyaloglara sıkıştırması diyalogları doğallıktan uzaklaştırarak samimiyetsizleştirmişti. Örneğin bir insan çocukluk arkadaşı ile yıllar sonra karşılaşınca sorusunu bu şekilde sormaz;"Bolu'daki hemşirelik okuluna gitmek üzere mahalleden ayrıldıktan sonra neler yaşadın?" Bu ve bunun gibi diplomatik ve kasıntı diyaloglar antipati yarattı bende. Bazı hoş ayrıntılar olmasa çekilmezdi.
100 syf.
·Puan vermedi
Neden agliyorsun baba?
Gozlerden yas dokulmedikce,yurekte gokkusagi gorunmuyor da ondan
Simsiki sarildi ogluna.Babasindan ogrendiklerini ogluna aktaran bir kopruydu Isik.Babasi Ziya bu koprunun ucunda durmus,bir yandan torunu Nur'a el salliyor,ote yandan da "Yasam nedir?"sorusununun yanitini aydinlik bir gulumseyisle oglu Isik'a dogru bilgece ufluyordu.
100 sayfalik simsicak bir hikaye kitabi bu.Hizla esen degisim ruzgarlariyla oradan oraya savrulan bircok yanlisin bedelini odemek zorunda kalan acili bir kusagin acili cocuklari olan Isik,Sagkiz,Nedim,Orhan 'la tanistirmak onlarin dunyalarini bize acmak istemis Attilla Senkon.
Sefkatle gecmise bakmak isteyenler durmayip Gokkusagina iki bilet almasini unutmasin
119 syf.
·2 günde·6/10
Benim ilk Attila Şenkon okumam. Bir yazarın Ankara'da Kıtır isimli mekanda yalnız başına oturup kitap yazarken kitabın kahramanlarının hayatlarına dalıyoruz. Sanki yazarla birlikte aynı masada oturan karakterlerle konuşarak kitabını yazan yazar, güncel olaylarla hikayelerini bağlayıp zenginleştirmiş. Biraz Ankara havası almak iyi oldu benim açımdan.
119 syf.
·Puan vermedi
Ankaralı yazar Attila Şenkon’la ve bu kitabıyla tanışmama vesile olan sevgili arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşımın sayesinde, kitabı yazarın kendi sözleriyle dinledim ve çok mutlu oldum.
İyi ki varsın arkadaşım...

‘Yalan Satıcısı’; buram buram Ankara kokan, yakın tarihimizle iç içe, unutturmamak adına yazılmış direnişin, dayanışmanın ve yaşanmışlıkların öyküsü...
Ankara’nın en eski mekanlarından Kıtır’da bir masa da romanına başlayan ana karakter Işık’ın ve o masadaki karakterlerin yaşama dair kurgusu...
Okurken kitaba katılan herkes gibi ben de romanın kurgusunun bir anlatıcısı oldum.
O masa da benden çok şey vardı, ortak dertlerimiz, yalanlarımız, gerçeklerimiz vardı...
Ve bu roman bana yalnız olmadığımı hissettirdi.
Kimi heyecan kimi hüzün duyduğum ve bir solukta okuduğum benim için çok farklı olan bu kitabı, siz okurlara tavsiye ediyorum.

“ ‘Söylenmemiş sözler kuyusu değil miyiz hepimiz?’ diye soruyor Hayri.
‘Bazen saygıdan, bazen kaygıdan, bazen de parasızlıktan... Hep sustuklarımız yüzünden.’ “
İşte kitabın hayata dair en can alıcı sözleri...

KitaplaKalın
88 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
'Her parça herkese uymaz '
der kitabın başı ne de olsa , birbirinden farklı hikayelerin buluştuğu bir kitap.
Hikayenin bir yerinde psikoloğa derdinizi anlatıyorsunuz, bir başka yerinde ise çok sevdiği birisinden ayrılan bir çocuk oluyorsunuz.
Bir diğer yerinde terkedilen bir erkek oluveriyorsunuz.
İşte kitap dediğiniz böyle bir şey zaten oradayken oradasınız.
88 syf.
·4/10
Kitap birbirleriyle bağlantılı birçok hikayeden oluşuyor. Yazarın deyimiyle " her şey ilk öyküyü yazmamla başladı. Bir süre sonra yazmak için masaya oturdugumda kahramanların çocukluklarıyla karşılaştım" dili oldukça güzel olmasına rağmen bana ayrı ayrı öykülerden ziyade karışık ve eksik yazılmış kısa bir roman gibi geldi. Çoğu bölümde kim hangisi anlayamadım. Sonundaki mektup kimden kime , hikayeyle ne ilgisi var anlamlandıramadım. Bir saatte yakın bir sürede bir solukta okunabilecek bir kitap ama bana fazlasıyla eksik ve detaysiz yazılar bütünü gibi geldi.
88 syf.
·1 günde·2/10
Kitap cidden gereksiz. Boş zamanlarda çerezlik olarak okumaya çalışırsanız zamanınızı çöpe atmış olursunuz. Edebi tat alamazsınız. Düz yazı ve biraz betimlemeler ile 4-5 öykünün birleşimi. Bir öyküde eşcinsel mi değil mi sorusu, diğer öyküde kocasının onu aldatması vb. olaylar... Tüm öyküler 100 sayfalık bir kitabı 25 sayfaya düşürmüş hissi yaratıyor. Yazarın dili sade. İlk defa kitabını okuyorum (kitapyurdu teslimat noktasının hediyesi olduğu için bende mevcut. Yoksa asla okumazdım yani)

Yazarın biyografisi

Adı:
Attila Şenkon
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 21 Ağustos 1962
Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 119 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.