Attila Şenkon ile "Telef" adlı romanı ile tanışmış oldum. Tavsiye üzerine faydalı bir tavsiye oldu.
Kitap malum takımın lisesinin önünde toplanan Cumartesi Annelerinin ağıtlarından ilhamla yazılmış altı masaldan oluşuyor. Her masal, kaybolan gençlerin ardından yakılan bir ağıt niteliğinde.
Her hikaye ayrı bir acı, ayrı bir anne dramı. Bir anneye hayatında yaşatılabilecek daha kötü bişey olabilir mi bilemiyorum.
"Kemiklerine bile razıyız kayıplarımızın" Bu kadar kısa bir cümle o kadar çok şeyi barındırıyor ki içinde, her ne kadar ateş düştüğü yeri yaksa da annelere yaşatılanlar her bir insanın içine içine oturacaktır, oturmalıdırda, insanız dimi.
Diğer kitaplarını şuan bilmiyorum ama bu kitaptaki anlatım şiir gibi, değişik bir anlatım ve değişik bir kalem diyelim hüzünlü bir okuma ama okunması gereken bir eser.
Analar ağlamasın....
İlk defa okuduğum bir yazar. Kısa şiir tarzında kolayca biten çerezlik ve düşündürücü bir eser. Çok uzun süre okumalarınız arasına sıkıştırabilirsiniz.
"Dinle! Bir masal anlatacağım sana.Kulaklarını aç, yum gözlerini, "dedi yaşlı kadın.Söz arıyormuş gibi sol eline baktı dalgın dalgın.İki yüzük vardı parmağında biri ip, biri altın.
Yumdum gözlerimi.Uykuyu bekler gibi.
"Bir varmış..."diye başladı söze.Yutkundu.
"Hâlâ varmış, hep varmış, " dedi.Umudun diliydi bu, içinde 'yok' yoktu. syf 15
Attilâ Şenkon, Telef'te artık yakınlarının yaşamasından umudunu kesmiş, ölüsüne razı Cumartesi Anneleri'nin nezdinde tüm kayıp yakınlarının sesi olmuş.Öylesine iç kanatıcı ki Telef...Roman demek çok zor doğru tanım ağıt olmalı.Tüm fazlalıklardan arınmış, şiire yakın, kendi içinde ritmi olan bir anlatı çıkmış ortaya.
Bize bir sürpriz de hazırlamış Şenkon...Araştırmacı okuyucu için.️Masalların anlatıcılarına verilen isimler, anlatılan masallarla ilintiliymiş.
Retime; Bir şeyi hatırlayabilmek için parmağa bağlanan iplikmiş.
Nullipar;Hiç doğurmamış manasında kullanılmaktaymış.
Fersude;Hatalı basıldığı için piyasaya sürülmeyen gazeteymiş.
Herfene;Ortaklaşa getirilen malzeme ile yapılan yemek ve eğlenceymiş
Çirok ise masal, hikâye anlamındaymış.
Retime'nin, Sağkız'ın, Nulipar, Fersude'nin Herfene'nin Çirok'un masalları içinizi ne denli yaksa da okuyun derim.Cumartesi anneleri bu ülkenin gerçeği...
Sağkız'ın anlamını bulamadım bu arada!️
Attilâ Şenkon’dan okuduğum 5.kitap Telef. İlk defa kitabını okurken boğazım düğüm düğüm oldu :(
Hatırladığımız kadar güçlü,
Unuttuğumuz kadar suçluyuz demiş Attilâ Şenkon.
Ara ara açıp unutmamak için tekrar okunmalı.
Cumartesi annelerinin acısını yürekten anlatan, acının tarifini yapan bir kitap. Ne çok hayata püf denildi ve mum gibi söndürüldü. Attila bey konuya çok güzel değinmiş.
Masalsı anlatımıyla, yer yer şiir dilinede yer veren; Oğuz Atay, Attila İlhan gibi yazarlara göndermeler yapan, alt kültürde bizleri farklı metinlere de götüren bir çırpıda yazılmadığı kesin ancak bir çırpıda okunuveren derin acıları, telef olmuş hayatları anlatan bir yapıt "TELEF" @attilasenkon kaleminize sağlık.
"Meğer gerçek yalnızlık,
insanın rüyasını anlatacağı kimsenin
kalmamasıymış."
“Yaprağa düşen çiyin sesini işaret belledim. Taşa tutunan yosunu, küf kokusunu... Sabır ve dirençle böyle bekledim yeniden güneşe çıkacağım günü.”
"Murathan Mungan: Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi, sanki hakikatin sırrına ermiş gibi, masala inanmayan gerçeğe inanır mı?"
#telef
@iletisimyayin
#masal
#gerçek
@attilasenkon
Telef Atilla Şenkon'un kalemiyle tanismama vesile olan bir kitaptı.
Masalsı bir anlatımla cumartesi annelerini konu ediniyor. Kitabin başında özellikle bunların masal olduğunu vurgulayan Atilla Şenkon (Mungan alıntısı ile) kitabin sonuna gelince hepsinin gerçekliğini yüzünüze tokat gibi vuruyor.
Okunması gereken, anlaşılması gereken bir kitaptı. Büyük ihtimalle de Atilla Şenkonla ilk tanışıklığımız olarak kalmayacak.
Okunmalı, okutulmalı.
Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.