Mezopotamya dinlerinde insan ruhunun tanrısal bir öz taşıdığı, ancak gerek var edilme amacı gerekse ontolojik konumu sebebiyle hiçbir zaman tanrı ile eşit düzeye ulaşamayacak bir varlık olduğu görülmektedir. İnsan, olsa olsa Tanrı melammusuyla seçilme ve hikmete erişme şerefine nail olabilecek bir varlık olarak her daim tanrıların hizmetinde kabul görebilecektir.