Becky Albertalli

Becky Albertalli

8.1/10
43 Kişi
·
76
Okunma
·
0
Beğeni
·
189
Gösterim
Adı:
Becky Albertalli
Unvan:
Amerikalı Yazar, Psikolog
Doğum:
Atlanta, ABD
Becky Albertalli onlarca akıllı, tuhaf ve karşı konulmaz gençle terapi yapma fırsatını elde etmiş bir klinik psikologdur. Ayrıca Washington'da cinsel kimliklerini topluma kabul ettirmede sıkıntı yaşayan çocuklar için bir destek grubunun lider yardımcılığını üstlenmiştir. Zamanını eşi ve iki oğluyla yaşadığı Atlanta'da genç­lik kitapları yazarak geçirmektedir. Daha detaylı bilgiye http://www.beckyalbertalli.com adresinden ulaşabilirsiniz.
"Hiçbir şey başkasının üstünden hakarete uğramanın gizli aşağılanma duygusundan kötü olamazdı."
Becky Albertalli
Sayfa 30 - Pegasus Yayınları
"Ortaokul bitmek bilmeyen bir korku filmi gibi. Pekâlâ, belki bitmek bilmeyen demek doğru değil çünkü bitti ama insanın ruhuna işliyor. Kim olduğun fark etmiyor. Ergenliğin acıması yok."
Becky Albertalli
Sayfa 18 - Pegasus Yayınları
"Bir şeyi düşünmemeye çalışmak, 'Köstebeğin Kafasına Vur' oynamaktan farksızdı. Bir düşüncenin kafasını ezdiğiniz anda, bir başkası su yüzüne fırlayıveriyordu."
Becky Albertalli
Sayfa 141 - Pegasus Yayınları
"Çok sessizsin," dedim.
"Şimdi mi, genel olarak mı?"
"Şey, her ikisi de."
"Senin yanında sessizim," dedi gülümseyerek.
Ben de gülümsedim. "Yani dilinin tutulmasına neden olan şirin çocuklardan biri miyim?"
Direksiyonu sıktı.
"Tek şirin çocuksun."
İnsanların arasındaki okyanustan bahsediyordu. Ve her şeyin tek amacının yüzülmeye değecek bir kıyı bulmak olduğundan .
"Bana kızgın olduğunu biliyorum," dedim.
Sesi çıkmadı.
"Ve şehir merkezi konusunda çok üzgünüm. Gerçekten."
Yine sessizlik.
"Bari bir şey söylesen."
"Geldik. "Arabayı parka soktu. Otopark neredeyse boştu.
"Lanet olası waffle'ını zıkkımlanabilirsin."
Becky Albertalli
Sayfa 291 - zıkkımlanmak? harika çeviri dkdşfkflg
Kitabı okuduğumda Simon nasıl bir karakter ki onu seveyim diye düşünmüştüm ama kitabı okuyunca onun çok komik ve renkli bir karakter olduğunu anladım. Herkese tavsiye ederim.
Hem çerezlik bir gençlik romanı hem de kendimiz dışındaki insanları ve psikolojilerini daha iyi anlayabileceğimiz sıkıcı olmayan bir solukta gülümseyerek okunulabilecek tatlılıkta bir kitaptı. Dili kolay ve anlaşılır, olaylar ise baymadan ilerleyen bir düzeydeydi. Bir bakıyorsunuz kitabın başındasınız bir bakıyorsunuz- puff- kitap bitmiş. Ama ‘aaa ne var bu kitapta’ deyip geçmeyin, ilgi ve saygı gösterilmesi gereken bir konuyu içine alan bir kitaptan bahsediyorum. LGBT destekçisi olun ya da olmayın, isterseniz garip bulun isterseniz LGBT yürüyüşlerine katılın fark etmez bu konuda yapmanız gereken tek bir şey var: Saygı göstermek. Her olayın olduğu gibi bu olayında sizden tek beklediği şey saygıdır. Saygı aslında hayatlarımızın her aynına yaymamız gereken önemli bir durum. İnsanlara, düşüncelerine, zevklerine, haklarına, özgürlüklerine ve tercihlerine saygı göstermeliyiz. Olay sevmek değil anlamak da değil sadece saygı duyup sizin gibi onların da toplumun bir parçası olduğunu hatırlamak. Sizden ellerinize pankart alıp savunun demiyorum tek dediğim sadece saygı duyun. Bu insanların kendi hayatı ve kendi seçimi, bunu unutmayalım. Yaptıkları ya da yapmadıkları seçimlerden dolayı kimseyi yargılamak ne bana ne sana ne de toplumdaki ‘ahlak bekçilerine’ düşmez. İnsanları ırklarına, cinsiyetlerine veya cinsel tercihlerine dolayı sınıflandırmak insanlığa sığmayacak aşağılık bir harekettir.
.
Bu kitap bütün homofobik düşüncelere bir de bir eşcinselin bakış açısı ile bakmanızı sağlıyor. Eşcinsellikten iğreniyor musun, ‘ya olmaz böyle saçmalık bunlar insan mıı?’ mı diyorsun o zaman bu kitabı OKU. Tarafsızca, yargılamadan, empati yaparak oku. Saygı duyarak, onun da insan olduğunu ve duygularını olduğunu görerek oku. Sadece kitabı aç ve oku. Bazen olaylara farklı taraflardan bakmak daha iyi kavramamıza yardımcı olur. Karşındaki kişinin sadece bir insan olması ve senin gibi bir kalbe sahip olması senin gördüğün saygıyı hak ettiğini kanıtlar. Neye inanırsa inansın, kiminle çıkarsa çıksın, ten rengi ve ulusu ne olursa olsun fark etmez; hiçbir şey onun da bir insan olduğunu değiştirmez. Sadece bunu hatırlasak bence yeterli olacaktır.
.
Karakterlerde çok güzel bir üçlüm var: Simon, Leah ve Mavi. Bu üçü dışındakinleri atabilirsiniz dsfhsdkgf. AAA pardon Garret’ı unuttum o olmadan olur mu hiç. Evet favori dörtlüm bunlar yani mfjhb. Leah; eğlenceli, asosyal, biraz içine dönük, tatlı ve kesinlikle kitaptaki tek favori kız karakterim. Sanırım biraz kendime benzettiğim için bu karakteri bu kadar sevdim. Bazı sahnelerde aaa ben değil miyim bu deyip güldüğüm olmuştur, aynı zamanda kendisi Simon´a aşırı kızmamı sağlayan karakterdir. Ya böyle iyi bir arkadaş varken Abby kim acaba? Üzgünüm ama herkes alınırdı. Okumayanlar şu anda ne diyor bu deli diye soruyordur, boşverin siz beni fgjdghjdhg. Neyse, Garret tam kitabın sonundaki bir sahnede maçtaki son golü atan kahraman gibi sevgimi kazanan bir karakterdi. Ayrıca Mavi´nin kimliğini çözmeye çalışmak da aşırı keyifliydi ama itiraf ediyorum bu sefer Sherlock´çuluktan sınıfta kaldım. Sıra son olarak Simon´a geldi. Tatlı çocuktu ya, okuması eğlenceli bir karakteri vardı. Zaten Harry Potter sevgisi ile hemen gözüme girmişti kjgfgjf. Yorumum bu kadar sanırım. Tatlı bir kitaptı, okumanızı öneririm özellikle rs´den çıkmak için birebir.
Kitabın başlarında olsam bile gayet güzel ilerliyor. Çoğu kişi sevmiş umarım benimde beğeneceğim bir kitap olur. Yazarın dili gayet güzel ve okutturuyor, devamını merakla bekliyorum...
Of sanırım bu en geciktirdiğim yorum. Neyse hemen başlıyorum.

Bu kitap… Asla Vazgeçme’den sonra okumayı en en en en çok istediğim kitaplardan birisiydi. Bu yüzden hemen sipariş etmiştim ve sınavların bitimine saklayıp kendime ödül olarak bunu okuyacağımı söylemiştim.

Tabi bu zaman aralığında çok pis kaşınarak gidip bu kitabın fan sayfalarına, kitap için yapılmış çizimlere falan bakarak kitabı okuma hayallerimi artık ne yapıyordum bilmiyorum ama ne olduğunu söyleyeyim size. Spoi yiyip oturdum aşağıya. En sonunda olan bu oldu yani.

Tabi çok sinirlendim ben çünkü yediğim spoi gizemli kişilik Mavi’nin gizemli kişiliğiydi. Yani resmen kitaptaki en merak edilen şey. Tabi çok üzüldüm ben ve şimdi nasıl okunacak bu kitap diye karalara bağladım.

Sonuç olarak okudum ve objektif olmakta zorlanacağım çünkü dediğim gibi kitabı Mavi’nin kim olduğunu bilerek okumak İĞ-RENÇ-Tİ.

Aslında o kadar da değildi ama heyecanlanarak okumak varken her şeyi bilerek biraz sıradan bir gençlik-lise zamanı hikayesi okudum.

Kitapta Leah’ı çok sevdim ve sonradan öğrendim ki kendisi kızmış. Cidden bu benim lanetim falan. Her kitapta cinsiyetini yanlış yorumladığım bir karakter oluyor mutlaka…

Sonuç olarak kurgusu aman allahım böyle bir şey olabilir mi tarzında değildi.

Simon, Martin tarafından şantaja uğruyordu ve sonra Abby’le onun arasını yapmak zorunda kalıyordu. Daha sonra Martin Simon istediğini yapmadı bahanesiyle onun adına çok feci bir şey yazıyordu ve Simon o olaydan sonra zorbalığa uğruyordu ve sonra en YAKIN arkadaşları ona destek olmaları gerekirken gidip onunla konuşmuyordu. Hale bak.

Ben cidden çok sinirlendim çünkü Leah ve Nick, Simon ile aralarına mesafe koyduğunda biz olayı bilmiyorduk henüz ve ben meraklıydım. Ne oldu lan böyle bırakıp gidiyorsunuz çocuğu diye ki, öğrendikten sonra işte rahatlamak yerine sadece daha fazla sinirlendim.

Kitap iyiydi ama beklediğim kadar iyi miydi emin değilim. Ha bilsem bir daha bu kadar beklentiyle başlar mıydım, başlamazdım tabi ama kafa dağıtmak için okunabilir. Dediğim gibi ben spoi kurbanıydım.

Umarım yararlı bir yorum olmuştur.

Biraz buralarda olamayacağım çünkü okuyacak kitabım kalmadı.

Pf.

Dipnot: Ayrıca bu bölüme noldu fhdkfj Yine değişmiş. Konu seçmek falan. İncelemeyi de notlara yazmışım sonradan fark ettim. Ama not kısmı baya hoşuma gitti. Güzel düşünülmüş :')
Simon çok sıradan bir insandır. Arkadaşlarıyla bir şeyler içer. Waffle House'da takılır. Okula gider. Ama bir sırrı vardır. Bir gün okulunun tumblr hesabında anonim olarak paylaşılan gönderi üzerine onunla aynı sırra sahip olan bir başkasını bulur. Ve ona sahte bir  mail hesabından yazar. Adı artık Jacques'tır ve konuştuğu kişi de Mavi'dir.
İnsanların farklılıklar açısından önyargısını kırıp, bilinçlenmesini sağlayacağını düşündüğüm, anlatımı çok akıcı, insanı güldürebilen, düşündüren, bazen de göz doldurtan bir kitaptı. Tüm dünyada cinsel eğilimleri, ırkları, dinleri, farklılıkları dolayısıyla zorbalık gören çok fazla insan var. Bu kitapta da Simon insanların ne tepki vereceğini bilmediği için cinsel eğilimini gizliyordu.
Hepimiz insanız ve farklılıklarımızla güzeliz.
Yarın önyargılardan arınmış, temiz bir dünyada olmak dileğiyle.
Simon’ın cinsel tercihi olan homoseksüelliği anlamlandırması, bu durumu kendisinin, ailesinin ve çevresindekilerin kabul etme şekillerini anlatan bir hikaye. Kurgu güzel. Yazarın karakteri anlatış şekli güzel. Fakat bir yerden sonra bildiğimiz amerikan liselilerin hayatı anlatılıyormuş gibi hissediyorsunuz. Ve bu durum kitabı okurken beni biraz sıkmıştı.
Sıradan çerez niyetine okuyacağınız bir kitap olmuş. Öyle aman aman bir şey beklemeyin. Biraz sıradışı yaşamların hikayesi. Dedim ya okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz.
Okusanız bir şey kazanmazsınız.Ama biraz zaman kaybedebilirsiniz.Benim anlamadığım şu kitabı önerenlerin hepsi Simon'a aşık olacaksınız diyip duruyordu çevremdekiler.Gayet sıradan bir karakter.Galiba bu tür gençlik romanlarını sevmiyorum ya da harbiden bu kitap hoşuma gitmedi.Ve ilk defa bir kitabı sevmediğime dair yorum yapıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Becky Albertalli
Unvan:
Amerikalı Yazar, Psikolog
Doğum:
Atlanta, ABD
Becky Albertalli onlarca akıllı, tuhaf ve karşı konulmaz gençle terapi yapma fırsatını elde etmiş bir klinik psikologdur. Ayrıca Washington'da cinsel kimliklerini topluma kabul ettirmede sıkıntı yaşayan çocuklar için bir destek grubunun lider yardımcılığını üstlenmiştir. Zamanını eşi ve iki oğluyla yaşadığı Atlanta'da genç­lik kitapları yazarak geçirmektedir. Daha detaylı bilgiye http://www.beckyalbertalli.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yazar istatistikleri

  • 76 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.