Roman genel manada size Yahudilik dini hakkında kavramlar, farklı perspektiften bakış açıları, Yahudilik dininin önemli günleriyle beraber kimi zaman sizi mutlu eden, kimi zaman da sizi sinirlendiren yönlerini açıklama ile başlıyor. Fakat bu açıklamalara daha iyi bir taraftan sahip olmak ve en baştan kelimeleri bilgi haznenize katıp anlamlarını araştırmak için romanın kırmızı bölümünden, tarafından artık adını her ne şekilde isimlendirirseniz size kalmış bir husus. Kırmızı taraftan başlamayı tercih ederseniz söylediğim gibi Yahudilik terimlerini daha iyi kavrayacaksınız ve roman boyu rahat edeceksiniz. Bu kırmızı bölümün ana karakteri ise Jan Wechsler.
Jan Wechsler karakteri "benim" bakış açımdan pesimist bir karakter. Karısına yalan söyleyen, korkak, kimi zaman içgüdüleri ile hareket eden kimi zaman ise korkaklığını kullanarak ortadan kaybolmayı yeğleyen bir karakter. Karısına ve çocuklarına söylediği sırf basit bir yalandan bile karakterin aslında şizofren, kendini başkası gibi gören, kendi benliğini bir bütün olarak unutmuş ve kendini yok sayan bir karakter olarak görebiliriz. Kitapta geçen meşhur uçak yolculuğunda bir "çanta" tüm olayları baştan sona değiştirir. Çantanın içerisinden çıkacak bilumum takılar ve belgeler ile Jan Wechsler'in hayatının değiştiğini ve onun gerçek karakterini öğrenmeye başlarız.
Jan, çantanın değişimi ve "anne" figürünün hayatında kötü bir kaidede olmasına ilişkin sorunları kendi benliğinde yaşarken ve kurgularken, kendini evinde yer alan ofisine kapatır ve çantasında yer alan bu belgeleri incelemeye başlar. Roman kötü ve bedbaht bir roman fakat roman içerisinde ufak detaylarla okuyucu mutlu olabilecek seviyedeyse ne ala. Şahsen roman içerisinde Jan'ın küçük kız çocuğunun ofisine gelip ortalığı karıştırması ve belgeleri dağıtması bile